<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Serap &#199;akalır Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Başka Bir Dünya Mümkün mü?</title>
<description>BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN MÜ?  Bir araştırmacı gazetecilik çalışması olan “Başka Bir Dünya Mümkün mü?” kaynak eser niteliği taşıyor. Kitapta; özellikle neoliberal politikaların hayata geçirilmeye başlandığı 1980’den bu yana küreselleşen eşitsizliğin yol açtığı sefalet ve ekolojik yıkım, tarihsel süreciyle gözler önüne seriliyor. “Kanlı gülden acı çikolataya küresel eşitsizliğin hikâyesi” alt başlığıyla, akademik eserlerden ve medya haberlerinden yararlanılarak kaleme alınan kitabın dramatik etkisi insan hikâyelerinde yatıyor. Okuyanların “akıcı ve çarpıcı” olarak nitelediği kitabın yazarı Serap Çakalır, samimi üslubuyla, herkesi "farkında olmaya" ve tüketim alışkanlıklarını sorgulamaya çağırıyor.  Fikret Başkaya’nın önsözüyle, e-kitap olarak yayımlanan googlebooks'dan ücretsiz indirilebilir veya yazarından öğrenilebilir. (Not: Burada link paylaşımı site kuralları gereğince kabul edilmiyor.)  </description>
<link>https://www.antoloji.com/baska-bir-dunya-mumkun-mu-siiri/</link>
<guid>3246218</guid>
<pubDate>2021-04-23T16:26:00+03:00</pubDate>
<author>Serap Çakalır</author>
</item>
 <item>
<title>Ona hoşuna gitmeyen bir şey söyleyin!</title>
<description> Muhatabınızı tanımak için, hoşuna gitmeyen bir şey söyleyin. Siz böyle kast etmemiş olabilirsiniz, önemli olan onun nasıl algıladığı... Fikre odaklanıp, konuyu kişiselleştirmeden mantıklı bir argümanla karşılık veriyorsa konuşulabilir, olgun bir insandır. Onunla en sert tartışmalardan bile korkmayın, her seferinde birbirinizi daha iyi tanıyacak, ilk anda kırılsanız bile bu duygunuzu soğukkanlılıkla gözden geçirebileceksiniz. Sonunda birbirinizi kaybetmek istemediğinizi anlayacak ve arkadaşlığınızı güçlendirerek devam ettireceksiniz.  Eğer muhatabınız konuyu kişiselleştirmeye ve incinmeye yatkın biriyse, fikre odaklanıp makul bir yanıt vermesi imkânsızdır. Hemen sizde açık arayarak, gerekirse en ilgisiz şekilde bel altından vurarak incitmeye çalışmakta sakınca görmeyecektir. Tonlarca kitap devirmiş, rafine zevkler edinmiş hatta isminin önüne unvanlar eklemiş olsun, ruhen çocuk kalmıştır. Sizin kast ettiğinizle onun anladığı arasında dağlar vardır, egosu yaralandığında neler yapabileceğinin sınırı yoktur. Böyle insanlardan uzak durun, uzaklaştığınızı anlayınca özür dilese bile, özrünün ne anlama geldiğini bilmiyordur, ilk fırsatta tekrarlayacaktır. Yaşına başına da bakmayın; söz ve davranışlarıyla sonuçları arasında bağlantı kuramayacak üç yaşında bir çocuktur o. Çocuk nihayetinde çocuktur, sevimlidir, ama büyüklerde bu tip bir çocukluk pek sevimsizdir. Hayal kuran, yılmadan hayallerinin peşinden giden, çocuksu saflığını ve ışığını korumayı başarmış o hoş yetişkinlerle karıştırmayın lütfen.  Çocuk yetişkinlerden biri de, zarar vermeyen ama sözüne de güvenilmeyen tiptir. En bariz hatalarında bile asla yanlışını kabul etmez, en alakasız örneklerle yaptığını mazur göstermeye çalışır. Karşısındakinin zekâsını dikkate almadan kendini savundukça batar, gülünç duruma düştüğünün ve güvenilirliğinin zedelendiğinin farkında olmaz. Kendisini dürüst ve iyi bir insan olarak görür, iyi olmasına iyidir de karşısındakinin saygısını kaybetme ve sonuçta zararlı çıkma pahasına saçmalamayı sürdürür. Bu tip insanları ikna etmeye çalışmak boşunadır, kendisinden hoşlansanız bile, uzun soluklu bir yola çıkmak için uygun kişi olmadığını bilin; plan yapmışsanız da yol yakınken iptal edin gitsin! </description>
<link>https://www.antoloji.com/ona-hosuna-gitmeyen-bir-sey-soyleyin-siiri/</link>
<guid>3187420</guid>
<pubDate>2020-11-15T16:44:00+03:00</pubDate>
<author>Serap Çakalır</author>
</item>
 <item>
<title>Hayaloğlu ve Ölü Dostluklar</title>
<description>Dün akşamüstü, her gün yaptığım gibi, sırtlandım deniz çantamı, yüzmek üzere yola koyuldum. Sığda yüzemediğim için, herkes gibi evime yakın kıyıdan denize giremiyorum; bu yüzden Güzelyalı’nın girişindeki eski Karayolları kampının iskelesinden bırakıyorum kendimi dalgalara. Kamp bu yıl özel şahıslara devredilmiş; yerli-yabancı kampçılar, karavancılar, izciler kalıyor. Girişe doğru, çadırlara yakın yerdeki ağaçların altında barımsı bir yapı var. Orada gündüzleri hiç kimseyi görmediğim için aslına bakarsanız bar olduğunun da farkında değildim. Düne kadar..  Kampa vardığımda saat beş buçuk dolaylarındaydı. Girer girmez, barımsı yerin amfisinden yükselen bir  şiirle irkildim. O da ne! Yusuf Hayaloğlu’nun “Ah Ulan Rıza” şiiri bu! Üstelik kendi sesinden. Baktım; barmen bölmesinde, karşılaştıkça selamlaştığım, barın ortaklarından, kır saçlı adam oturuyor. Müzikçalara şiir cd’sini koyan da belli ki o.  Dayanamadım, plaja inecek yerde, barın çevresini dolaşarak adamın yakınına gittim. “Geçen yıl Boğaz’da katıldığım tekne gezintisinde bu şiiri Yusuf Hayaloğlu’nun kendisinden dinlemiştim,” dedim. “Ya, ne güzel! Baştan alayım sizin için öyleyse,” dedi, sonra beni bara davet etti: “Gelin oturun.” Geçtim, bar taburelerinden birine, yüzüm kampa dönük oturdum ve Şair’in, “Neden hala gelmedi…Yoksa..” diye başlayan sesini dinlemeye koyuldum. Bu arada, adını bilmediğim “barmen”in kahve ve sigara teklifini reddettim, yalnızca şiiri dinlemekti niyetim..Hayaloğlu’nun etkileyici sesinde içli dizeler yol alırken, ağlamak üzere olduğumu hissedip, güneş gözlüklerimi taktım.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayaloglu-ve-olu-dostluklar-siiri/</link>
<guid>1137584</guid>
<pubDate>2009-03-06T18:58:00+03:00</pubDate>
<author>Serap Çakalır</author>
</item>
 <item>
<title>Teğelli Kalpler</title>
<description>Aşık olmuş terzinin biri ipektenmiş sevdiği görünürde aynıymış kalıpları terzi usta; işinin erbabı pekâlâ bilir ya olmayacağını aşktan gözleri kamaşmış </description>
<link>https://www.antoloji.com/tegelli-kalpler-siiri/</link>
<guid>1053550</guid>
<pubDate>2008-10-30T17:37:00+03:00</pubDate>
<author>Serap Çakalır</author>
</item>
 <item>
<title>Kaç sevda sığar gönlümüze</title>
<description>Kaç sevda sığar gönlümüze bir öykü eder mi hayatımız gururdur onur sandığımız kılıç çekeriz kendimize  elveda deriz; </description>
<link>https://www.antoloji.com/kac-sevda-sigar-gonlumuze-siiri/</link>
<guid>990782</guid>
<pubDate>2008-07-23T11:17:00+03:00</pubDate>
<author>Serap Çakalır</author>
</item>
 <item>
<title>Kaç şiir sığar ömre</title>
<description>Emre’ye   Kaç şiir sığar ömre, kaç şiir gibi gün kaç kez doğar insan, kaç kez gelir ölüm şiir gibi yaşamalı; öyle zengin </description>
<link>https://www.antoloji.com/kac-siir-sigar-omre-siiri/</link>
<guid>990780</guid>
<pubDate>2008-07-23T11:15:00+03:00</pubDate>
<author>Serap Çakalır</author>
</item>
 <item>
<title>Tililili...</title>
<description>1982`de sekiz Akademi Ödülü kazanan 'Gandhi' filmini üçüncü kez izledim. Ben Kingsley`in muhteşem performansıyla canlandırdığı Gandi`nin bağımsızlık mücadelesini izlerken bu kez bir başka etkilendim. Neden mi? Anlatayım.  İngiltere`den bağımsızlık savaşının kazanılıp ülkenin kanlı Hindu-Müslüman iç savaşına sürüklendiği günlerde bir Hindu, Gandi`nin yolunu keserek, Müslümanlara ödün verdiği gerekçesiyle, ona öfkeyle bağırır.  Gandi`nin cevabı şu olur: 'Ben Müslümanım.'  </description>
<link>https://www.antoloji.com/tililili-siiri/</link>
<guid>884397</guid>
<pubDate>2008-01-19T13:21:00+03:00</pubDate>
<author>Serap Çakalır</author>
</item>
 <item>
<title>Kızıl Sarmaşık</title>
<description>şimdi tam zamanı ormanın duymanın çıtlayıp yere düşen sesini yaprakların yapraklar kızıl sarı  şimdi tam zamanı ormanın </description>
<link>https://www.antoloji.com/kizil-sarmasik-siiri/</link>
<guid>851492</guid>
<pubDate>2007-11-21T15:35:00+03:00</pubDate>
<author>Serap Çakalır</author>
</item>
 <item>
<title>Mavi Adam ve Gazal</title>
<description>Mavi bakışlı yüreği nakışlı küçük dev adam geçince sevdadan bilemedi önce sevinsin mi kurtulduğuna </description>
<link>https://www.antoloji.com/mavi-adam-ve-gazal-siiri/</link>
<guid>686271</guid>
<pubDate>2007-03-14T02:31:00+03:00</pubDate>
<author>Serap Çakalır</author>
</item>
 <item>
<title>Maviye Acıktı Gözlerim</title>
<description>(Bütün suç üçgen güneşte)    Sahurdan sonra, tavanarasındaki çalışma odama çıktım. Ahşap eğimli tavanın bitimindeki üçgen pencere önce simsiyahtı, sonra lacivert oldu, derken oda aydınlandı.. En sonunda kitaplığıma üçgen bir güneş kondu ve bir süre orada asılı kaldı.  O kadarla kalsaydı iyiydi, ama beni baştan çıkardı. Oysa geceden randevulaşmıştık bilgisayarımla, neler neler yazacaktık bize kalırsa. Anlayacağınız, bütün suç onda!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/maviye-acikti-gozlerim-siiri/</link>
<guid>587639</guid>
<pubDate>2006-11-22T11:11:00+03:00</pubDate>
<author>Serap Çakalır</author>
</item>
 <item>
<title>Sarmaşığımdan Öğrendiklerim</title>
<description>Tutunulacak aşktan başka ne var ki...  * * *  Geçen gün, yirmi yıldır benimle birlikte yaşayan sarmaşığımı seyrederken çok duygulandım. Nelere tanık oldu, nerelere yoldaşım oldu bunca zaman içinde..Vefalı sarmaşığım benim, yapraklarından bazıları sararmış, demek ki su vermeyi unutmuşum..Gittim öptüm yapraklarını, gönlünü almaya çalıştım. Zekâsına da hayranım onun, duvarda ilerlerken, kendine göre yol bulma şeklini; örneğin, zemine göre kaç milim/santim uzunlukta 'ayak' çıkaracağını ve nerede hangi kavisi vereceğini nasıl da biliyor.Tutunduğu yere de öyle akıllıca ve sıkıca yapışıyor ki, sökmeniz çok zor..Sökmek gerektiği yerde duvarın sıvası dökülüyor. Sarmaşığım zekâsıyla beni şaşırtıyor ve kendine hayran bırakıyor. Bitkilerin Gizli Yaşamı adlı kitabı okuduğumdan beri, onlarla ruhsal alışverişim bambaşka. Bitkilerim beni böyle rahatlatıyorlar ya, ben de onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorum elimden geldiğince..Ha bir de, sevdikleri müzikleri dinletiyorum mesela. Kabakların Bach sevdiğini siz hiç duymuş muydunuz? Ruslar bitkiler üzerinde müzikle deney yapmışlar; hard rock dinletilen bitkiler müzik kaynağından uzağa kaçmaya çalışırken, klasik müzik dinletilenler müzik kaynağına yaklaşıp, onu adeta sevgi ve minnetle kucaklamışlar.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sarmasigimdan-ogrendiklerim-siiri/</link>
<guid>587626</guid>
<pubDate>2006-11-22T10:57:00+03:00</pubDate>
<author>Serap Çakalır</author>
</item>
 <item>
<title>Yaz Aşkımı SÜRMANŞET</title>
<description>Gün  hazırlanıyor doğumuna tanyeri kızıl lacivert sirenler tiz sesleriyle bağırıyorlar Odysseus`a </description>
<link>https://www.antoloji.com/yaz-askimi-surmanset-siiri/</link>
<guid>587618</guid>
<pubDate>2006-11-22T10:49:00+03:00</pubDate>
<author>Serap Çakalır</author>
</item>
 <item>
<title>Entelektüel Aşüftenin Kursağında Kalan Hevesi</title>
<description>0  Mavi bir ayak sesi duydum sanki yüreğim ağzıma geldi yoksa o mu </description>
<link>https://www.antoloji.com/entelektuel-asuftenin-kursaginda-kalan-hevesi-siiri/</link>
<guid>587601</guid>
<pubDate>2006-11-22T10:33:00+03:00</pubDate>
<author>Serap Çakalır</author>
</item>
 </channel>
</rss>
