<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Şenay Tek Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Herşey</title>
<description>İnsan birşeydir.. Herşey olmaya çalışırsa, hiçbir şey olamadan tamamlar gider hayatını.. Bu ara çok dağıldım..Toplanmak için kendime  vakit ayırmaya  ihtiyacım var sanırım..Sizde benden yoruldunuz..Gözleriniz dinlensin azıcık... </description>
<link>https://www.antoloji.com/hersey-28-siiri/</link>
<guid>3839449</guid>
<pubDate>2026-06-05T23:16:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Sır</title>
<description>Yeryüzünde görevli olarak seçilmiş ruhların sadece maddi alemde değil, manevi alemdede hocalarının  olduğuna inananlardanım... Maalesef ki benim  maddi alemde bir hocam olmadı...Manevi alemim ise hak getire...Tamda bu durumu kendi kendimle istişare ederken,"Belkide yola girecek kadar temiz olmadığımdandır " diye bir sonuca varmışken,  Bu minvalde  Şah Hatayî mahlasıyla şiirler yazan Şah İsmail'in aşşağıdaki şiiri  karşıma çıktı, sizinlede paylaşmak istedim; Arif isen bir gün seni seslerler.. Bülbül deyu gülistanda beslerler.. Bir gün seni rehberinden isterler.. Kimin izni ile girdin yola sen..? Özün eğri ise yola zararsın.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sir-592-siiri/</link>
<guid>3839397</guid>
<pubDate>2026-06-05T20:40:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Ben ki</title>
<description>Ben ki; yeni çağın acemisi, eski çağın hamalıyım Ne ser üstündeki şapka, ne ayaklar altındaki halıyım </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-ki-48-siiri/</link>
<guid>3839396</guid>
<pubDate>2026-06-05T20:39:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Kara Kıştan</title>
<description>Kara kıştan sonra elbette yaz var.. Kalpten kalbe varan sessiz niyaz var.. Haberi gitmesin duymasın sakın.. Katlime verdiği, gizli cevaz var... Yüreğe musallat  ince bir sızı.. Gece gündüz düşümde, hep gülen yüzü.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kara-kistan-siiri/</link>
<guid>3839395</guid>
<pubDate>2026-06-05T20:38:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Aşk</title>
<description>Onun,ihtimamla  tutunarak tırmandığı yokuş.. Anasının sevgi ile belediği beşik, Hergün defalarca üzerinden geçtiği eşik, Halk hikayelerinde hayran olduğu aşık olaydım.. Bahçesindeki ağacın tepesine tünemiş bir kuş.. Mabedine yürürken, sâfiyâne adımladığı kaldırım, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-ask-75-siiri/</link>
<guid>3839241</guid>
<pubDate>2026-06-05T14:52:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Bilemezsin</title>
<description>Ervâhı ezelde, lehvi kalemle nasibine yazıldıysa eğer, sen ona kavuşasın diye alt üst olur tüm dengeler ... Sen dert geldi sanırsın... "Eyvah" dersin... Gelen nasibindir, bilemezsin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bilemezsin-369-siiri/</link>
<guid>3839240</guid>
<pubDate>2026-06-05T14:51:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Deniz</title>
<description>Herkes, yaşamının bir döneminde  deniz kadar hırçın, deniz kadar derin, deniz kadar kendi başına buyruktur aslında...Fakat denizin de  yorulduğu, durulduğu, sakinleştiği,hiç olduğunu anlayıp pes ettiği bir nokta da var elbet... Denizin  yorulduğu  o  noktaya kıyı demişler.. Tüm denizleri kıyılara demirlemişler... </description>
<link>https://www.antoloji.com/deniz-555-siiri/</link>
<guid>3838964</guid>
<pubDate>2026-06-04T22:14:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Reklamlar</title>
<description>Reklamların bile "kirlenmek güzeldir" sloganıyla yapıldığı bu kirli dünyaya uyumlanmak için ayaklarını ve ayakkabılarını kirletme... Temiz yollar temiz ayaklarla yürünür...Bir yolda yürürken ayakların ve ayakkabıların kirleniyorsa,menzile vardığında  eşikten içeri giremezsin... "Ayakkabılarını çıkart , öyle gir içeri" derler adama... Maharet yola çıkmakta değil...Herkes yola çıkıyor..Maharet, menzile tertemiz ayaklarla ayakkabılarla varmakta...maharet, bu kirli dünyada tertemiz kalmakta...kaldı ki burası dünya...Ne kadar koşarşan koş ne kadar yol yürürsen yürü, burada bir şeyler hep yarım kalacak...Bu yüzden yolu yavaş yürü...Başın önde yürü...Paçalarını katla yürü...Eteğini topla yürü..Ne sen yoldan usan, ne yol senden usansın,Ne de yanındaki  yolcular senden utansın.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/reklamlar-24-siiri/</link>
<guid>3838460</guid>
<pubDate>2026-06-03T20:57:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Yusuf</title>
<description>Yaraların kabuk bağladığı gün, Gözlerin teslim olup ağladığı gün, Umudun, içindeki acıyı dağladığı gün, Kaderinin çiçeklenmeye tenezzül ettiği gündür... Kışların bahara evrildiği gün, Önündeki engeller devrildiği gün, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yusuf-61-siiri/</link>
<guid>3838432</guid>
<pubDate>2026-06-03T19:29:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Anadolu</title>
<description>Nedendir bilmem, son günlerde içimde ince bir hüzün var..Sanki ait olmadığım bir toprakta kök salıyorum...Şehir boğuyor  beni..Köye gitmek için hazırlık yaptığımız yazları özlüyorum..Bostanların kenarlarında kendiliğinden büyüyen  Pembe köy güllerinin kokusu vuruyor ara ara burnuma..Değirmenin önünde çağlayarak akan  suyun şırıltısını duyuyorum bazen ..Babannemle kozalak topladığımız çubuklu düzlüğü...Heybeden çıkardığımız kömbenin kokusu.. çobana katmak için damdan çıkardığımız danalarımızın sağa sola koşuşu...Babannemin küçük evde çökelek bastığı tulumun ekşi  kokusu...sacdan yeni inmiş köy ekmeğine sarılı tereyağı ve çökeleğin o enfes tadı..Babannemin kıvır kıvır duran kınalı saçı..Köydeki leçekli teyzeler, sekiz köşe kasket takan amcalar..Ve daha neler neler  geliyor aklıma... sezen aksun'un "geridön" şarkısı çınlıyor bu ara  kulaklarımda...Başımın iki yanında sallanan örüklerimi..Babannemin avuç içlerimi öpüşlerini...Dedemin türkü söyleyerek  atını nalladığı söğüdün dibini...Dereden su getirmek için  kullandığım çatallarımı...Yürürken gıcırdayan lastik ayakkabılarımı... Ve daha bir çok şeyi anımsıyorum an be an.... Betonun icadı insanlık tarihine atılmış en büyük kazıkmış bence...Keşke hep  doğal kalsaydı herşey...Yetiyordu eskiden insan insana... Ben  çocuk olduğumuz günleri  özlüyorum...Yada çok olduğumuz günleri..Ama en çokta Anadoluyu..Evet evet, En çok anadoluyu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/anadolu-342-siiri/</link>
<guid>3838433</guid>
<pubDate>2026-06-03T19:29:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Garip</title>
<description>Garip, kimseye küsmez... Onun küsmeside kızmasıda kendinedir.. Yerli yersiz isyan etmez, konuşmaz.. Onun nazı da niyazı da şikayeti de rabbinedi </description>
<link>https://www.antoloji.com/garip-457-siiri/</link>
<guid>3838431</guid>
<pubDate>2026-06-03T19:28:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Sen Kaldın</title>
<description>Yitip gitti ne varsa dünümden kalan... Bir sen kaldın içimde, birde boşluğun... Bitip gitti nefsimle tüm arzularım, Bir sen varsın aklımda,birde hoşluğun... Dünüm bugünüm yarınım hepsini yaktım... Bir tüm hayatıma, bir sana baktım... </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-sen-kaldin-26-siiri/</link>
<guid>3837545</guid>
<pubDate>2026-06-01T13:18:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Köyde Yalnız</title>
<description>Bir bayram öncesi, babannemle dedem köyde yalnız bayram geçirmesinler diye, babam benide yanına alarak köye gitmeye karar vermişti.. Aslında babamın niyeti sadece bayram geçirmek değilmiş..Beni de şenlik olayım diye babannemlerin yanına bırakmakmış... (Bunu yıllar sonra idrak ettim).. Ben altı yaşıma henüz girmiştim...Annem ise kız kardeşime hamileydi..Yola çıkmak üzere   kapıdan çıktığımızda, bahçede  annem babama yalvarmaya başladı...Aralarında bir itiş kakış yaşandı... Annem bir taraftan kolumdan tutup, kendisine doğru çekiyor, diğer taraftan; "O daha çok küçük...Lütfen götürme" diye  yalvarıyordu... annemle babam tartıştılar..Babam annemi itti, annem düşmedi ama ayağındaki terliği çıktı, geriye doğru sendeledi..Artık bir yandan ağlıyor, diğer taraftan yalvarmaya devam ediyordu...Annemi dâhi öpmeye fırsat bulamadan, babam kolumdan çekti, evden uzaklaştık.. yola çıktık..Geriye dönüp baktığımda annem ağlıyordu..Aradan asırlar geçse o görüntüyü asla unutamam..İçim burkulmuştu... Annem ağlıyordu..Ben annemi öpememiştim...Babannemleri çok seviyordum..Ama anneme de dayanamıyordum...köye varana kadar gizli gizli ağladım.. Ertesi gün bayramdı...Babannem bavulumuzu açtı..Annem benim için iki tane bayramlık elbise, bir kaç tanede toka  almıştı..Hiç unutmam, bir tanesi kırmızı bir elbiseydi..Beyaz puantiyeleri vardı..beli kuşaklı, kolları kısaydı ve karpuz kolluydu...Diğeri ise beyaz bir elbiseydi..üzerinde meyve desenleri vardı..Göhsündeki boncuk detayları çok güzeldi... </description>
<link>https://www.antoloji.com/koyde-yalniz-siiri/</link>
<guid>3836683</guid>
<pubDate>2026-05-30T15:02:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Sesin</title>
<description>Bazı ruhlar evvelden âşinâdır birbirine.  Milyonlarca sese söze maruz kalırsın.. ama sen, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sesin-58-siiri/</link>
<guid>3836679</guid>
<pubDate>2026-05-30T14:52:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Balım</title>
<description>İflah olmaz yaralarıma merhem senmisin..? Derdime derman olan son dirhem senmisin..? Zerreden kürreye her bir pârem, Kendimden bile sakladığım çârem senmisin...  Bulutlardan damla olup düşen senmisin... </description>
<link>https://www.antoloji.com/balim-28-siiri/</link>
<guid>3836676</guid>
<pubDate>2026-05-30T14:48:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Cemre</title>
<description>Bazı insanlar cemre olur düşer gönlümüze, Ama nasibimiz değildir, yazılmazlar kaderimize . Sevmek nasip olur, fakat kavuşmak imkansızdır.. Çünkü bazıları kaderimiz, bazıları imtihanımızdır.. Velhasıl kelam; </description>
<link>https://www.antoloji.com/cemre-230-siiri/</link>
<guid>3836675</guid>
<pubDate>2026-05-30T14:47:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Kaç Şehir</title>
<description>Kaç okka cennet eder yüreğin... Kaç kamyon sevabın bedelisin.. Kaç sırat daha geçmem gerek, Kaç bin ömrün ederisin..  Kaç tane çöl aşmalı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kac-sehir-siiri/</link>
<guid>3836674</guid>
<pubDate>2026-05-30T14:46:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Bilmesende</title>
<description>Bir şiirin, senin olabilmesi için seni düşünerek yazılmış olması gerekir..Sana yazılmış olması gerekir.. Sen bilmesende.. Bu yüzdendirki; Şairlerin kendilerine ait şiirleri olmaz..Şairlerin yazdıkları başkalarına aittir.. Yazılan kişiler, kaç tane şiiri olduğunu bilmese de... Öyle işte. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bilmesende-10-siiri/</link>
<guid>3836672</guid>
<pubDate>2026-05-30T14:45:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Senden Önce</title>
<description>Senden önce yeterdim kendi kendime, Senden sonra tükendim de az oldum... Çekildim sıkıştım beden bendime.. Bulandım duruldum ve öz oldum...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/senden-once-128-siiri/</link>
<guid>3836668</guid>
<pubDate>2026-05-30T14:44:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 <item>
<title>Gidiş</title>
<description>Bizki; kullandığımız eşyanın ömrü bittiğinde, onu evimizden çıkarırken hüzünlenen, hatta eşya ile helalleşen bir milletlik.. Bizki; suyu içmeden önce besmele çekip bardağı öpen, yaradandan ötürü yaradılana saygı gösteren bir medeniyettik... Bizki; karıncanın üstüne bastığımızda onun ezilmeyeceğini, çatır çatır kırılacağını bilen bir medeniyettik... Şimdi ise bırakın çöpe eşya atarken hüzünlenmeyi; kapının önüne eşimizi çoluğumuzu çocuğumuzu, huzur evine anamızı babamızı koyuyoruz da, yinede hüzünlenmiyoruz... Bunu kendimizde hak görüyoruz.. Bırakın; kullandığımız eşyaya teşekkür etmeyi, ona hürmet etmeyi, hayatımızdaki insanlara saygı duymuyoruz hürmet etmiyoruz... Bırakın; karıncaları kırmaktan imtina etmeyi, yaradanı kırıyoruzda, dönüp bakmıyoruz.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gidis-159-siiri/</link>
<guid>3836671</guid>
<pubDate>2026-05-30T14:44:00+03:00</pubDate>
<author>Şenay Tek</author>
</item>
 </channel>
</rss>
