<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Semina İdil Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Suya Anlat</title>
<description>Küçükken anneme kâbus gördüğümü söylediğimde “Suya anlat!” dediğini hatırlıyorum. O günden beri ne zaman kâbus görsem suya anlatır, suyun akışının içimdeki tüm huzursuzluğu alıp götürdüğünü hayal ederim. Fakat bugünkü, şu ana kadar gördüklerimden daha korkunçtu benim için. “Demek ki insan yirmi iki yaşında gördüğü kâbustan, beş yaşında gördüğüne kıyasla daha çok etkilenebiliyormuş..” diye düşündüm kendi kendime. Yine de suya anlatmayı alışkanlık edindiğim için hemen yataktan kalkıp lavaboya gittim. Musluğu açtım; önce elimi, yüzümü yıkadım. Sonra birkaç saniye kadar suyun akışını izledim. Sanki “hadi anlat artık şunu da kapat musluğu..!” der gibi akıyordu su. Bir süre daha bakıştık… En sonunda “O kâbusun tüm etkisini üzerimden al, götür.” demekle yetindim ve hızlıca musluğu kapattım. Anlatamadım... Sanki anlatsam, onu gerçekten de yaşanmışçasına kabul edecekmişim gibi hissettim. O an niyetim, kâbusun etkisinden kurtulmak değil; varlığını inkâr etmekti. Oysa beş yaşındaki ben, suyla konuşurken onun varlığını hiç inkâr etmemişti ki…  Sonra odama geri dönüp yatağımın üzerine oturdum ve karşımdaki duvara öylece bakmaya başladım. Çok geçmeden bu durum bir bakışmaya dönüştü. Şimdi duvar da bana bakıyordu. Aylardır yalnız yaşadığım için nesnelerle bakışmak hatta onlarla konuşmak doğal bir alışkanlık hâline gelmişti artık benim için. Bir süre sonra duvar da tıpkı su gibi söze girdi: “Gezmeye gidecektin bugün, hazırlanmıyor musun?” “Gidemem.” dedim. “Çok kötü bir kâbus gördüm.” Gezmeye gitmekle kâbus arasında nasıl bir ilişki olduğunu duvar da anlamamış olacak ki cevap vermedi. İşte yine duvar olmuştu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/suya-anlat-siiri/</link>
<guid>3684450</guid>
<pubDate>2025-04-30T22:31:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Küçük An’ların Küçüğü</title>
<description>Küçük an’ları yakalamayı, akışta soluklanmayı seviyorum. Detaylar, bütünden daha çok hoşuma gidiyor; içlerinde kaybolsam da bazen.. Ötekine olan merakımın, ben bana yetmediğinden değil; aksine ben, benden taştığından kaynaklandığını sanıyorum. Bazen bir çocuk oluyorum, bazen yaşlı bir teyze.. Ah, sokak kedisi de sıklıkla… Bazen yaprak, bazen ağaç, bazen… Şu kısacık hayatta bir tek “ben” olmaya mahkûm edilmek haksızlık, diyorum kendi kendime. Haksızlığı yapanı tanımıyorum ama onu da seviyorum içten içe.. İşte bu yüzden her şeyi ve herkesi azar azar tadıyorum. Sıra kendimi tatmaya gelince kaçmaya meylettiğim oluyor, bir kez tadarsam bir daha başkası olmayı beceremeyecekmişim gibi hissediyorum. Beni kana kana içmeden bardaktan taşırıyorum böylece.. Sonra kurduğum bu oyuna kendimi inandırıp yeniden küçük an’lara ve insanlara yayılıyorum. Yayıldığım insanlarla sohbet ettiğim de oluyor.. “Nasılsın?” sorusuna, “İyiyim.” diyorum ve tebessüm etmekle yetiniyorum sadece. Bazıları “Ben de iyiyim.” diyor, bazıları aksini söylüyor.. İyiyim diyenleri kıskanıyorum, “Bir insan nasıl kendisine mahkûm kalıp da iyi olabilir? Acaba onlar da mı benim gibi bir oyun içerisindeler?” diye düşünüyorum. Diğerlerine de “Ben, seni tadarken bu kadar iyi hissediyorum da; sen, senken nasıl iyi hissetmiyorsun?” diyesim geliyor, diyemiyorum. Bir şey anlamayacaklarını zannediyorum.. Gerçi anlaşılma ihtiyacı da duymuyorum ki.. Küçük an’larda küçük kalmayı seviyorum, hepsi bu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kucuk-an-larin-kucugu-siiri/</link>
<guid>3684444</guid>
<pubDate>2025-04-30T22:12:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Pulsar</title>
<description>evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir yıldız kaydı da masal başladı sanmıştık kendi beşiğimizi sallarken tıngır mıngır kendi içimizde. oysa o çoktan kopup da gövdesinden gökyüzünde başıboş </description>
<link>https://www.antoloji.com/pulsar-2-siiri/</link>
<guid>3684410</guid>
<pubDate>2025-04-30T20:57:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Düş Elementleri</title>
<description>yüzümü ısıran zamansız rüzgârla sanılanın aksine koşabilmekken dileğim gönlümün gördüğünü gözüm görmezken düşecek korkusuyla tutarken ellerimi hayatın ertelenmişlikleri taşa değdim, tökezledim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dus-elementleri-siiri/</link>
<guid>3658947</guid>
<pubDate>2025-02-09T14:00:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Arşipel'in Ellerinde</title>
<description>yaşamdan kaçak ürkek bir balıktır ruhum çekerken ölmeye küreklerini başlar erkenden örmeye ağlarını balıkçıların açıkta eylenmenin açlığıyla koşarken bilmediği bir aşka başlar yeniden her kürekte biraz daha sonuna yavaşça yaklaşmaya. </description>
<link>https://www.antoloji.com/arsipel-in-ellerinde-siiri/</link>
<guid>3550851</guid>
<pubDate>2024-02-06T20:43:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Ayla Balıklarının Alfabesi</title>
<description>ay ışığı saatleri uçuşan saçlarımıza gebe bakire sandığımız gümüş tekerleğin leydisi aslında bilmem kaçıncı kez kendini doğuruyor nefret sularına akıtıp da kanını sancılar içinde. getir ellerini küçük kız, korkma avuçlarımdan ki gösterebileyim sana uzayan uzuvlarımı </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayla-baliklarinin-alfabesi-siiri/</link>
<guid>3550850</guid>
<pubDate>2024-02-06T20:42:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Dört Yirmi Bir Kuşları</title>
<description>saat dört yirmi bir sabah desen değil geceye çoktan geç kalınmış kovuşturulmuş duygularla sevişen günün aşağılık yetimi saat dört yirmi bir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dort-yirmi-bir-kuslari-siiri/</link>
<guid>3550849</guid>
<pubDate>2024-02-06T20:39:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Çirkin Ördek Yavrusu Yoktur!</title>
<description>Çirkin Ördek Yavrusu Yoktur! / Travmalar Tramvayı ve Ünlemli Makinistler  ötekileşmiş sıfatlardan arda kalıp başka isim bilmeyenlerin başkalaştırdığı bizler yasakladıkları tüm sesler ve başkaldırmaya gelince iş, </description>
<link>https://www.antoloji.com/cirkin-ordek-yavrusu-yoktur-siiri/</link>
<guid>3550847</guid>
<pubDate>2024-02-06T20:36:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Leylaların Çöle Düşmesi Tehlikeli ve Yasaktır!</title>
<description>Leylaların Çöle Düşmesi Tehlikeli ve Yasaktır! / Travmalar Tramvayı ve Ünlemli Makinistler  şair çocuklar da doğurur en şiirinden sonra bir sokağa fırlatıp -ki namussuzluk değildir bu- şiire hayatı öğretmeli! </description>
<link>https://www.antoloji.com/leylalarin-cole-dusmesi-tehlikeli-ve-yasaktir-siiri/</link>
<guid>3550846</guid>
<pubDate>2024-02-06T20:30:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Gece Napolyon'dan Uzundur!</title>
<description>Gece Napolyon'dan Uzundur! / Travmalar Tramvayı ve Ünlemli Makinistler  duyduğum ilk sesinizden “uyusun da büyüsün..”ler... napolyon öfkeli bir adamdır ama haksız da sayılmaz, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gece-napolyon-dan-uzundur-siiri/</link>
<guid>3550845</guid>
<pubDate>2024-02-06T20:26:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Sezar Salata Tuzsuz Olmaz!</title>
<description>Sezar Salata Tuzsuz Olmaz! / Travmalar Tramvayı ve Ünlemli Makinistler   sezar uzaktan akrabam olur ikimiz de sevmeyiz normal yolları farklı olmak uğruna o doğurgana acı çektireceğiz! </description>
<link>https://www.antoloji.com/sezar-salata-tuzsuz-olmaz-siiri/</link>
<guid>3550844</guid>
<pubDate>2024-02-06T20:22:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Birliğin Meyvesi (7)</title>
<description>Birliğin Meyvesi / Gölgelerin Savaşkı (7)  kitap senin olduğundan kutsal ve şiir de senin olanınsa dolaylı da olsa kutsaldır. ama bu dünyada tehlikeli sözler bunlar </description>
<link>https://www.antoloji.com/birligin-meyvesi-7-siiri/</link>
<guid>3550756</guid>
<pubDate>2024-02-06T11:29:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Epistrofh (6)</title>
<description>Epistrofh / Gölgelerin Savaşkı (6)  kızıllığım ne bir elmadan ne de bir ordudan gelir, kızıllığıma sebep olan yalnızca bu renktir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/epistrofh-6-siiri/</link>
<guid>3550755</guid>
<pubDate>2024-02-06T11:26:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Şiranın Şarkısı (5)</title>
<description>Şiranın Şarkısı / Gölgelerin Savaşkı (5)  bir yıldızın kuyruğuna bağlanmış kayan hayatıma üç dilek önce öldürüp bir hiçliği içimde keşkesiz... </description>
<link>https://www.antoloji.com/siranin-sarkisi-5-siiri/</link>
<guid>3550753</guid>
<pubDate>2024-02-06T11:22:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Süveyda Tepesi (4)</title>
<description>Süveyda Tepesi / Gölgelerin Savaşkı (4)  ayrılıp gelmişsem yanına çalmışsam kapını yarınlara bil ki düşümün götürdüğü yerdeyim. sonunu gördüğüm bu yolun </description>
<link>https://www.antoloji.com/suveyda-tepesi-4-siiri/</link>
<guid>3550752</guid>
<pubDate>2024-02-06T11:19:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>İpi İzleyen Yolcu (3)</title>
<description>İpi İzleyen Yolcu / Gölgelerin Savaşkı (3)  bizi iz’e bağlayan görünmez ipler anneyi çocuğa, tohumu suya ve seni bana düğüm, seni beni kukla eden </description>
<link>https://www.antoloji.com/ipi-izleyen-yolcu-3-siiri/</link>
<guid>3550751</guid>
<pubDate>2024-02-06T11:15:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Kurbanın Kanı (2)</title>
<description>Kurbanın Kanı / Gölgelerin Savaşkı (2)  izlerim düş halinde ve oturmuşum bir taşa dünyanın temelindeki köşe taşına kana kana içsinler diye beni </description>
<link>https://www.antoloji.com/kurbanin-kani-2-2-siiri/</link>
<guid>3550749</guid>
<pubDate>2024-02-06T11:11:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Gölgeler Kapısı (1)</title>
<description>Gölgeler Kapısı / Gölgelerin Savaşkı (1)  titrek bir çığlıkta kopar telim kalem ucunun kağıda bastonun toprağa karın karına, karanlık nidaya </description>
<link>https://www.antoloji.com/golgeler-kapisi-1-siiri/</link>
<guid>3550540</guid>
<pubDate>2024-02-05T14:16:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Uzak Yakın Renkler</title>
<description>dualarımın hecesine sakladığım aşk bir elimde terazinin diğerinde aydınlanmamış beddualar bin ağızdan söylerken aydınlıkta karanlığa susanlar ya da susayanlar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzak-yakin-renkler-siiri/</link>
<guid>3550501</guid>
<pubDate>2024-02-05T12:20:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 <item>
<title>Son Anahtarı</title>
<description>boş bir kağıtta sıralanmış çamaşır ipleri ve ipe astığım kaderimin oldurmazlığı olduran eğri büğrü dizeleri içi boş ve sapı var tüm hayatlarım kimisi doldurur boşluğu karalayarak kimisi sayar içinden metronom gibi </description>
<link>https://www.antoloji.com/son-anahtari-siiri/</link>
<guid>3550498</guid>
<pubDate>2024-02-05T12:12:00+03:00</pubDate>
<author>Semina İdil</author>
</item>
 </channel>
</rss>
