<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Selman Faris Karak&#246;se Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Şehirler ve Prenses</title>
<description>Sığınaklardaki tedirginliklerden kurtulduğum zamanlardı Kalabalıklar içerisinde yalnız bir ışığın peşinde sürüklenirken düştüm Koca bir yamaçtı, tutunacak sevda yoktu Yamaçların sonunda şehirler vardı Şehirler gün yüzüne küsmüştü Gün yüzüne aşklarım hasret kalmıştı </description>
<link>https://www.antoloji.com/sehirler-ve-prenses-siiri/</link>
<guid>874668</guid>
<pubDate>2008-01-02T00:06:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Kendimi Senin Hayatından Kovuyorum</title>
<description>Bu zamana ağlamak ve kanarcasına hasret. Tutamadığım hayallerin kıyısında, Gözlerin gibi büyük bir ummana dalarken Yitirdim ayık hüsranları. Ardımdan kalan; susuşun kadar kahreden, Gülümseyişin kadar gözü yaşlı </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendimi-senin-hayatindan-kovuyorum-siiri/</link>
<guid>634381</guid>
<pubDate>2007-01-17T00:42:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Toz, Duman, Gözyaşı</title>
<description>Bu şehirden bir rüzgar yol alır önce… Toz kaldırır ve gider… Toz dokunur senden ırak mısralara Bir kağıda dökerim o şehri, Ellerinde rüzgar gülü olan iki çocuk çizerim evimizin kapısına.. Biri Dalya gibi açılır sabah güneşinde, biri Tufan gibi bakar, </description>
<link>https://www.antoloji.com/toz-duman-gozyasi-siiri/</link>
<guid>563949</guid>
<pubDate>2006-10-21T01:02:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Senin İçin Yaşamayı Affettim – Zûleyha</title>
<description>I Seni sevebilmemin kuytusuna sığınmışken son kez olsun... Merhaba...  Kısa lafın uzunundan geçen bir ömür alırım yanıma, Bir bakakalırım, bir takılırım mazinin hasılası dökülürken. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-senin-icin-yasamayi-affettim-zuleyha-siiri/</link>
<guid>521107</guid>
<pubDate>2006-08-17T23:10:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Senlilik ve sensizlik…. Sessizlik… susuzluk</title>
<description>Senlilik ve sensizlik…. Sessizlik… susuzluk Ve bilmezsin ki gülüşlerim sessizliğe düşerdi… Bilmezsin ki.. benim sensiz kalmışlığımda ağladığımı. Çokça yağmurlarla kavga etmişliğimden haberin yoktu. Beni tanıyana kadar…. Aşk yoktu Ola ki bir an, ansızın, anılmadığım bir vakitti </description>
<link>https://www.antoloji.com/senlilik-ve-sensizlik-sessizlik-susuzluk-siiri/</link>
<guid>331267</guid>
<pubDate>2005-11-10T01:17:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Kalabalıklardayım</title>
<description>Ben sevmeyi unutalı yıllar oldu desem inanırmısın...  Çok zaman geçmişti ki Hiç bilmediğim bir zamanda, hazırlıksızken çıkmıştın karşıma Hani sınavlarımız kötü geçince her zaman deriz “Sorular Çalışmadığımız Yerden Çıktı”... Sen sınav kağıdına sadece adımı ve numaramı yazıp çıkacağım </description>
<link>https://www.antoloji.com/kalabaliklardayim-siiri/</link>
<guid>276326</guid>
<pubDate>2005-07-01T03:55:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Sus, Kır, Yak</title>
<description>Dile sus geldi Ki sessizliğin boynu büküldü, Garip mahsun kaldı, Dile gelenler birbir kaçtı, Aşk kelimelerine yetim denildiyse, Suskunluğa kahır denildiyse, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sus-kir-yak-siiri/</link>
<guid>266289</guid>
<pubDate>2005-05-30T21:35:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Sabrettim İşte</title>
<description>İsmini yazıyorum ismimle birlikte Ve ismini süslüyorum çiçeklerle güllerle Bir resmin bile yok elimde, Yok işte gözlerim gözlerinde, Ne de sözlerim sözlerinde. 2 yıl geçmiş aradan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sabrettim-iste-siiri/</link>
<guid>263097</guid>
<pubDate>2005-05-21T00:50:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Bildiğim Yer</title>
<description>Bir gün başımı alıp gideceğim buralardan.  Herkes kadar eski, herkes kadar yeni bir yerlerlere. Hiç kimsenin konuşmadığı, sadece gönülleriyle muhabbet ettikleri bir yerlere, Güneşin sadece bir kez doğduğu ve sadece bir kez batacağı, Hiç kimsenin olmadığı ama aslında Çevrende herkesin olduğu bir yerlere. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bildigim-yer-siiri/</link>
<guid>263090</guid>
<pubDate>2005-05-21T00:27:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Bana Kalan Yalnızca Umutsuzluğum</title>
<description>Burada sevdiğim yok... mavi bulutlarda gitmiş... Yazın en mutlu sıcağında terk etmişler beni. Yapayalnız kalmışım bir başıma. Yaralı gibi sere serpe... Bu şehir beni bitiremez demiştim bir zaman önce, yanılmışım. Sevdiğimden uzağım şimdi. Burada yalan sevgiler içinde bunalmışım. Nerede şimdi bilmem ki, gözlerimi daha da bir canlı açtığım günler? </description>
<link>https://www.antoloji.com/bana-kalan-yalnizca-umutsuzlugum-siiri/</link>
<guid>263085</guid>
<pubDate>2005-05-21T00:18:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Hikaye</title>
<description>Bu bir hikayedir bakarsın, hikayelerde başka bir şehre gider,  Bir yaz günü başlamıştır sevda masalı ve en güzel yerinde yarimde gider.  Yolcudur, yoluna gider... Hancıdır, hanına gider... Aşıktır, aşkına gider... Gider aşkına ama bir şeylerde gider, anlamazsın... </description>
<link>https://www.antoloji.com/hikaye-30-siiri/</link>
<guid>263084</guid>
<pubDate>2005-05-21T00:15:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Tükeniş</title>
<description>Rüyalarımdan artakalan bir mavi ve güneşin pencereme değdiği an. Perdeden sızan birkaç ışık hüzmesi tadında, aşkın kollarındayım. Toz duman olmuş attığım adımların izleri. Nereye gidiyorum? Cebimde iki satırlık bir şiir, Aklımda, güneşin merhaba dediği an. Parçalarımın uçuştuğu bu tatlı yalnızlık mı? ... </description>
<link>https://www.antoloji.com/tukenis-24-siiri/</link>
<guid>262563</guid>
<pubDate>2005-05-19T00:46:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Sarı Işıklı Sokak Lambaları</title>
<description>Ağaçlar şiir okuyor, hafif bir rüzgarın eşliğinde... Sarı ışıklı sokak lambalarının altında, bir sokak kadar sakin. Gölgem, boyumdan asi. Karanlıklar daha bir dertli bu gece. Sadece ayak seslerim yankılanıyor sokakta Ve meraklı bir kedinin bakışları. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sari-isikli-sokak-lambalari-siiri/</link>
<guid>262562</guid>
<pubDate>2005-05-19T00:44:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Akasya Sokağı</title>
<description>Bakıyorum da zamana, vakit nasıl geçmiş. Şunun şurasında yaşımız kaç... Ama En son ne zaman bakmışız ki takvime Ve biraz düşünmüşüz, “Ne olacağız? ” diye, Kim bilir ne zaman... </description>
<link>https://www.antoloji.com/akasya-sokagi-siiri/</link>
<guid>262561</guid>
<pubDate>2005-05-19T00:40:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Gezgin, Anka ve Kaf Dağı</title>
<description>Bir zamanlar çok uzaklarda diye bahsedilen bir yerde bir Gezgin yaşarmış. Sırtında ağır bir çanta ile diyar diyar gezip köylerde konaklar, erenleri dinler ve gün ışığıyla yol çıkıp, tan ağırınca bir kuytuya çekilirmiş.   Aklından hiç eksiltemediği, bir hikaye varmış... “Zümrüd-ü Anka ve etekleri bulutların üstünde olduğu rivayet edilen Kaf Dağı” Her insanın mizacına göre bir hayali olur ya, Gezginin hayali, bu dağı ve Zümrüd-ü Anka’yı bulmaktan öte hiçbir şey değilmiş. Gel zaman git zaman, Gezginin bu merakı gizli bir sevdaya dönüşmüş. Nasıl tuhaftır ancak yaşayan bilir; sadece masallardan duyduğun bir şeylere sevdalanmak... Gezgin bu, aradığını illaki bulacak.  Bir gün yolu içerisinde yalnızca erenlerin yaşadığı bir köye düşmüş. Konaklamış,  Güzel bir şeyler olacak ya... Oranın erenleri yamaçları insan yüzüne benzeyen, zirvesine hiç kimsenin ulaşamadığı, en tepesinden suyunun hayat verdiği rivayet edilen Yorgun Nehirin kaynadığı bir dağdan bahsediyorlarmış. Bir ümit belirmiş Gezginin içinde. Oradaki her bir kimseye sormuş bu dağın adını, ancak sorduğu herkes sadece gezginin gözlerinin içine bakıp susmayı tercih ediyorlarmış. Bu durumu çok garipsemiş gezgin, gizem arttıkça, içerisindeki sevda aşka dönüşmüş. En sonunda dayanamayıp köyün en yaşlı ve en bilgili erenini yanına varmış. Son bir ümitle sormuş: “Ey Erenlerin En Bilgilisi! Bir masaldır alıp başını gidiyor, ola ki en büyük ümidi burada yakaladım. Nedir bu dağın ismi? ” Eren Gezginin gözlerinin içine bakmış... bakmış... bakmış... ve yüreğinde bir kor haline dönüşen aşkı görünce cevap vermiş: </description>
<link>https://www.antoloji.com/gezgin-anka-ve-kaf-dagi-siiri/</link>
<guid>262559</guid>
<pubDate>2005-05-19T00:37:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Yabancı 2 - Ben, Gözlerimi Kandırdım</title>
<description>Sırrına ermişçe.. Uzak diye bir şey yoktu. Korkmak vardı yanlız, gecenin dağdağsına  binaen... Korkularım artmıştı... gülümsemelerime ters izdüşümler sağladığından mıdır nedir? Anladığım tek şey neden yaşadığımdır. Bir figanla bütün sığınmışlıklarım ayan beyan ortaya çıkmış ki, ne gam ne gaflet bu anlatamam... bütün içime atmışlıklarım çıkmıştı, mahrem olan mabedimi çıkartmıştım ki ortaya, hata bununla eşdeğer bi konuma sahip olabilir miydi? Al işte bir soru daha... ki dokunulmayan ellerime dokunulmuştu, dokunulmayan yıldızıma </description>
<link>https://www.antoloji.com/yabanci-2-ben-gozlerimi-kandirdim-siiri/</link>
<guid>261967</guid>
<pubDate>2005-05-17T01:22:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Yabancı</title>
<description>Uzağın tanımını yapması için gönderilmişti belliki... yada yakındaki uzak kavramlarını hiçe sayması için bir fırsat verilmişti de, onu mu kullanıyordu?   İsmi, üç vakte kadar dilde hazır bulunması gereken bir giz sitemiyle parlıyordu. Yani ismini söylemekten hep çekinmiş bir hali vardı. Bilinen sadece görünen kadardı. Peki ya kimdi bu? Bildik bir şeyler için mi buradaydı? Yoksa vasatın üstüne çıkamayacak bir meşgale ile mi yola çıkmıştı? ! ... başına ne haller geleceğini tahmin bile etmeden.  Bilinen sadece görünen kadardı, görmek istediğimiz kadar olamadı hiç bir şey, ona dair olan, her zaman bir açmazın eşiğindeyken duygularım. Aslında bu sorgulamaları yanlızca ben yapıyordum ve suallerimin cevabını, hiç bir zaman bakamadığım gözleri taa kulaklarıma fısıldıyordu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yabanci-45-siiri/</link>
<guid>261965</guid>
<pubDate>2005-05-17T01:18:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Susmak Sonum Olur</title>
<description>Kendimi çok sessiz hissediyorum ve böylece ağlama hakkımı saklı tutuyorum. Bir bilene sorduğun vakit, kendini sessiz hissetmenin pek hayra alamet olmadığını söyler.  Dosyalar arasında kalmış manşet haberleri, biraz süsleyip yeniden yedirmeli, yada başka bir tabirle susmak saatlerce konuşup konuştukların arasında bir dirhem anlaşılır bir şey bulunanamaması olabilir mi? Belki de bulduklarım, bulacaklarımın garantisidir deyip, inzivai şekilde gözden, gönülden uzaklaşmak beklentisi mi?  Mateminde davullar, zurnalar çalmalı şu vakit gülüşlerimizin. Geçmişimizin bahtiyarlığı, pişmanlıklarımıza yenik düşerken... Vakit, o vakit olur ki; hayıflanmak revadır sözcüklere. Coşkunluğumuz kadar, suskunluğumuzda destansılaştırılmalı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/susmak-sonum-olur-siiri/</link>
<guid>261962</guid>
<pubDate>2005-05-17T01:14:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Sigara İçimlik Vakit</title>
<description>Sonra kar mı yağdı bilmem. Lakin yaz vakti soğuk kesti bedenimi ansızın, Üşüdüm ve sarılacak bir şeyler aradım. Ayaz, yorgan misali çöktü üzerime. Güneş tutuldu, gecenin karanlığına hürmeten...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-sigara-icimlik-vakit-siiri/</link>
<guid>261961</guid>
<pubDate>2005-05-17T01:09:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 <item>
<title>Masumca</title>
<description>Gerisi yazılmayalar. Sen gittin ve yanlızlığı o zaman anladım, Yalın bir düş oldu bütün hatıralarımız. Gittin ve geride bir avuç dolusu kan, Bir ağız dolusu küfür, Bir ömür dolusu anı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/masumca-siiri/</link>
<guid>260692</guid>
<pubDate>2005-05-12T20:21:00+03:00</pubDate>
<author>Selman Faris Karaköse</author>
</item>
 </channel>
</rss>
