<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Selam Aykut Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Lastik ayakabım</title>
<description>Ama benim çocukluğum başkaydı,
Yoksulluk daha küçücük yaşta kapımı çalmıştı.
Benim de vardı onlar gibi hayallerim,
Ama hayat erkenden büyütmüştü beni.
Belki onlar o günü çoktan unuttular,
Ama o gülüşler hâlâ hafızamda duruyor.
Bir çocuğun kalbine dokunan küçücük bir alay,
Bazen bir ömür boyunca insanın içinde yaşıyor.
Bugün büyüdüm, nice yollar aştım,
Yoksulluğun soğuk yüzünü çoktan tanıdım.
Ama o günkü çocuğu hiç unutmadım,
Lastik ayakkabılarıyla okul yolunda yürüyen kendimi...
Ayaklarımda lastik ayakkabılar vardı,
Ama yüreğimde dünyalara sığmayacak hayaller saklıydı.
Onlar ayakkabılarıma güldüler,
Oysa ben o ayakkabılarla koca bir hayata yürüdüm. </description>
<link>https://www.antoloji.com/lastik-ayakabim-siiri/</link>
<guid>3902670</guid>
<pubDate>2026-11-06T23:55:00+03:00</pubDate>
<author>Selam Aykut</author>
</item>
 <item>
<title>Kırılırdım</title>
<description>Bazen çok kırılırdım sana,
Ama belli etmezdim hiçbir zaman.
İçimde fırtınalar koparken,
Yüzümde bir tebessüm taşırdım.
Sen beni hep mutlu sanırdın,
Oysa ben içimde kaç kez yıkılırdım…

Söylediğin bazı sözler vardı,
Günler geçse de içimden çıkmayan.
Sen belki bir anlık söyleyip unuturdun,
Ben gecelerce o sözlerle baş başa kalırdım.
Bir cümlen içimde koca bir yara açardı,
Ben yine de sana güzel bakmaya çalışırdım.

Ben senden uzaklaşmadım,
Kırıldığım yerden bile sana tutundum.
İçimde binlerce sitem biriktirdim,
Ama hiçbirini sevgimin önüne koymadım.
Sen belki suskunluğumu kabulleniş sandın,
Oysa ben her susuşumda biraz daha yoruldum.

Bazen bir mesajını beklerdim,
Telefonun ekranına kaç kez bakardım.
Bir sesin gelsin, bir kelime söyle diye
Kendi kendime bahaneler uydururdum.
Senin için sıradan bir gün geçerken,
Ben senin bir dakikalık ilgine saatlerimi verirdim.

Ben senden çok şey istemedim,
Ne dünyayı ayaklarıma sermeni
Ne de her an benimle ilgilenmeni…
Biraz düşünmeni istedim,
Biraz da benim kalbimden bakmanı.
Çünkü ben de insanım,
Benim de kırılan, yorulan bir tarafım var.

Biliyor musun, en çok neye üzülürdüm?
Sana anlatmak istediğim şeyleri anlatamamaya…
Bir derdimi açsam yanlış anlaşılmaktan,
Bir sitem etsem seni üzmekten korkardım.
Kendi içimde kendimi sustururdum,
Sen üzülme diye ben üzülmeyi seçerdim.

Bazen sana kızardım,
Sonra kendi kendime seni savunurdum.
Belki yorgundur, belki canı sıkkındır,
Belki de farkında değildir derdim.
Herkesin sana bir bahanesi olurdu,
Ama benim kırgınlığıma bir çare bulunmazdı.

Keşke bir kez olsun gözlerime baksaydın,
Gülüşümün ardındaki yorgunluğu görseydin.
Keşke sustuğumda ne düşündüğümü sorsaydın,
Her şey yolunda mı diye bir kez merak etseydin.
Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey
Uzun cümleler değil, gerçekten önemsendiğini bilmektir.

Ben seni severken kendimi de unuttum,
Kendi kırgınlıklarımı hep sona bıraktım.
Senin bir tebessümünle içim aydınlanırken,
Bir sözünle gecelerce karanlığa gömüldüm.
Ne garip bir şeymiş sevmek;
İnsanın en mutlu olduğu yerde
En derin yaralarını taşıması…

Belki de sen hiçbir zaman bilemeyeceksin,
İçimde kaç defa kendimle savaştığımı.
Kaç kez sana söyleyeceklerimi yutup,
Sırf aramız bozulmasın diye sustuğumu.
Ben her defasında kalbimi ikna ettim,
Ama kalbim her defasında aynı yerden incindi.

Bazen bir yabancıya bile anlatamayacağım
Kadar çok şey biriktirdim içimde.
Dışarıdan bakınca her şey normaldi,
Oysa içimde söylenmemiş cümleler,
Yarım kalmış beklentiler,
Cevapsız kalmış sorular vardı.
Benim en büyük yorgunluğum,
Sana anlatamadığım kendimdi.

Ve şunu bilmeni isterim;
Benim sana olan sevgim,
Hiç kırılmadığım anlamına gelmiyordu.
Benim sana gülümsemem,
Her şeyi affettiğim anlamına gelmiyordu.
Ben sadece seni kaybetmekten değil,
Seni severken kendimi anlatamamaktan da yoruldum.

Belki bir gün dönüp geçmişe bakarsın,
Benim sustuğum anları hatırlarsın.
Bir zamanlar yüzümde gördüğün o gülüşün
Arkasında neler sakladığımı anlarsın.
O zaman belki fark edersin;
Ben senden sevgisizlik istemedim,
Sadece sevginin içinde biraz olsun
Kendime ait bir yer aradım.

Ben senden uzaklaşmadım…
Bunu hiçbir zaman yanlış anlama.
Ben kırıldığım hâlde yanında kaldım,
İncindiğim hâlde sana güzel baktım.
Ama insanın içinde öyle yaralar vardır ki
Ne anlatmaya kelime yeter
Ne de saklamaya bir ömür…

Ve benim sana söyleyemediğim
En ağır cümle belki de şuydu:

Ben seni kaybetmekten korktuğum için
Kendimde kaybolduğumu bile fark etmedim.
Sen benim gülüşüme inandın,
Ben ise o gülüşün altında
Kimsenin görmediği bir ömür adadım </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirilirdim-siiri/</link>
<guid>3902649</guid>
<pubDate>2026-11-06T23:00:00+03:00</pubDate>
<author>Selam Aykut</author>
</item>
 <item>
<title>Hayatımda Yer Bulamadım</title>
<description>Ben seni unutmak için değil,
Seninle yaşayamadığım hayatı kabullenmek için savaşıyorum.
Bir yanım sana doğru koşarken,
Diğer yanım gerçeklerin önünde diz çöküyor.
Ben en çok da bu iki yanımın arasında yoruluyorum.
Ne seni sevmekten vazgeçebiliyorum,
Ne de seni sevmekle bir gelecek kurabiliyorum.
İşte benim en büyük çaresizliğim bu;
Kalbimde sana koca bir ömür ayırmışken,
Hayatımda sana ait bir yarın bulamıyorum.
Biz yanlış insanlar değildik belki,
Yalnızca yanlış bir zamanda karşılaştık.
Sen gönlüme geldiğinde ben hayatın yükünü taşıyordum,
Sevdamız filizlenirken gerçekler önümüze duvar örüyordu.
Biz birbirimize kavuşmayı düşlerken,
Hayat bize birbirimizden vazgeçmeyi öğretiyordu.
Bir gün gideceğim hayatından,
Belki sessizce, belki de son bir kez dönüp bakarak.
İçimde sana söyleyemediğim binlerce cümle,
Dilimde yarım kalmış bir veda olacak.
Sen belki gidişimi yalnızca bir ayrılık sanacaksın,
Oysa ben seninle yaşayamadığım bir ömrü geride bırakacağım.
Sana kızgın değilim, zamana da…
Ama keşke biraz daha erken karşılaşsaydık.
Keşke hayat bizi bu kadar yormadan tanısaydık birbirimizi,
Keşke sevgimizin önüne bu kadar engel çıkmasaydı.
Belki o zaman seni bir hatıra gibi değil,
Ömrümün geri kalanında yanımda taşırdım.
Şimdi içimde iki ayrı acı büyüyor;
Biri seni kaybetmenin korkusu,
Diğeri seninle bir geleceğim olmayacağını bilmek.
Sana yakın oldukça ayrılık daha çok canımı yakıyor,
Uzaklaşmayı düşündükçe kalbim sana daha çok bağlanıyor.
Ben hangi yöne dönsem seninle karşılaşıyorum,
Hangi yolu seçsem biraz daha kendimden eksiliyorum.
Ve bir gün gerçekten gidersem,
Sakın sevgim bitti sanma…
Belki de ilk kez, seni sevdiğim kadar
Kendi içimdeki yaraları da düşünmek zorunda kalacağım.
Çünkü bazı vedalar sevgisizlikten doğmaz,
İnsan bazen en çok sevdiği kişiden
Sevmeyi bıraktığı için değil,
Sevmeye devam etmenin acısına dayanamadığı için uzaklaşır.
Ben seni yanlış sevmedim…
Yanlış bir zamanda, zor bir hayatın içinde sevdim.
Sen benim kalbime sığdın,
Ama hayatımın şartlarına sığmadın.
Şimdi kaderin karşısında susuyorum,
İçimde sana ayrılmış o koca ömrü taşıyorum.
Belki bir gün ikimiz de başka hayatların içinde olacağız. Ama benim içimde, seninle yaşanması mümkün olmayan bir hayatın hatırası kalacak.
Çünkü ben sana kavuşamadığım için değil yalnızca,
Seninle yaşayabileceğim bütün o güzel günleri
Daha yaşayamadan özlediğim için üzgünüm </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayatimda-yer-bulamadim-siiri/</link>
<guid>3902647</guid>
<pubDate>2026-11-06T22:57:00+03:00</pubDate>
<author>Selam Aykut</author>
</item>
 <item>
<title>Anne Yüreği</title>
<description>Anne yüreği
Bir gün Amcam dan  yüzüme indi bir tokat,
Hâlâ bilmem neydi  günahım, neydi suçum? Çocuktum belki yapmişim bir yaramazlık
O küçücük bedenimle haykırıyordum,
Kırılsın beni döven eller, diyordum.
Öyle ağladım ki gözyaşım bile tükendi,
Hıçkırıklarım kaldı, sesim içime gömüldü.
Annem aldı beni ellerinden
Oğlumu öldürdünüz diye haykırdı çaresizce.
Sırtımda, yüzümde beş parmağın izi,
Bir annenin yüreğinde dinmeyen sızı.
Yıllar geçti, amcam bile unutmadı o günü,
Ben ise hâlâ unutamadım çocukluğumun hüznünü.

Ot biçtim, odun topladım, hayvanlara baktım,
Küçük yaşta hayatın her yükünü sırtlandım.
Çalışmak ayıp değildi, bunu bilirdim,
Ama bir kez olsun çocukluğumu yaşamak isterdim.
Arkadaşlarım oyun oynarken sokaklarda,
Ben ekmek arardım dağlarda, ovalarda.
Benim oyuncaklarım taşlar, dikenlerdi,
Çocukluğumun hatırası yorgun ellerimdi.


Bin dokuz yüz doksan dört, sonbaharın soğuk bir günü,
Eylül müydü, ekim miydi, unutmadım o hüznü.
Yağmur yağıyordu, köyümüzü terk ediyorduk,
Birkaç giysi, yorgan, battaniyeyle yola çıkıyorduk.
Bir zamanlar evimiz olan o topraklardan,
Ayrılıyorduk sessizce, gözlerimiz yaşlarla dolarken.
Nereye gideceğimizi bilmeden yürüyorduk,
Bir çocuk olarak yuvamızı geride bırakıyorduk. Üşüyen bedenimiz sızlayan yüreğimizdı göz yaşıyla yürüdük yürüdük karanlığa. </description>
<link>https://www.antoloji.com/anne-yuregi-4-siiri/</link>
<guid>3902619</guid>
<pubDate>2026-11-06T21:19:00+03:00</pubDate>
<author>Selam Aykut</author>
</item>
 <item>
<title>Gece Yolcusu</title>
<description>Gece karanlığı çökmüş dağların üstüne,
İnce ince yağmur yağıyor sessizce.
Sis dağlardan ovaya ağır ağır inerken,
Ben yine o geceye dönüyorum istemeden.
Hatırlıyorum…
Eski bir evin önünde durmuşum,
Elimde yarım kalmış bir çanta,
Kapının eşiğinde son kez arkama bakmışım.
İçeride bir saat işliyormuş,
Benim içinse zaman o anda durmuş.
Bir ses vardı o gece,
“Gitme,” demeye yaklaşan ama susan.Ben de sustum.
Bazen insanın hayatını değiştiren şey Söylenen bir söz değil,
Söylenemeyen tek bir kelimedir.
Kapı kapandı.
Yağmur biraz daha hızlandı.
Ben yürüdüm…
Ayaklarım çamura bata çıka,
Arkamda bıraktığım ev küçüldü,
Ama içimde bıraktığı boşluk büyüdü.
O günden sonra yağmur ne zaman yağsa
Aynı kapının önünde buluyorum kendimi.
Aynı soğuk taş, aynı karanlık,
Aynı yarım kalmış veda…
Yıllar geçti.
O ev belki çoktan değişti,
O sokak belki beni hatırlamıyor.
Ama insanın hafızası garip;
Bir koku, bir yağmur, uzaktan gelen bir kapı sesi
Yıllarca sakladığın acıyı
Bir anda avuçlarına bırakabiliyor.
Şimdi yine sırılsıklam bir yolcuyum.
Ayaklarım buz kesmiş,
Omuzlarımda gecenin ağırlığı var.
Ama beni üşüten bu soğuk değil.
Ben hâlâ o kapının önündeyim.
Hâlâ söylenmeyen o kelimenin içinde,
Hâlâ dönüp bakmadığım son bakışın peşinde…
Ve anlıyorum artık:
Bazı insanlar hayatımızdan gitmez.
Sadece sesleri susar,
Yüzleri uzaklaşır,
Ama bıraktıkları boşluk
İçimizde yaşamaya devam eder.
Benim içimde kalan da
Bir insan değil yalnız…
Bir gece,
Bir kapı,
Bir veda
Ve söyleyemediğim
Koca bir “kal” kelimesi.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gece-yolcusu-4-siiri/</link>
<guid>3902604</guid>
<pubDate>2026-11-06T21:05:00+03:00</pubDate>
<author>Selam Aykut</author>
</item>
 </channel>
</rss>
