<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Saygın Doğaroğlu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Zamansız Gidenin Ardından</title>
<description>Pos bir bıyık hareketinden ibaretti gülümsemesi Bir gamzesi, teninden koyu kahve gözleri Ara sıra dumanlı Bazen yorgun bakışları Sahip olduğu sıfatın ötesinde baba yarısı  </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamansiz-gidenin-ardindan-siiri/</link>
<guid>2436341</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:32:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Şiirin Doğası Üzerine</title>
<description>Doğa her gün kendi şiirini yazıyor. Satır satır akıyor bulutlar. Her yağmur damlası toprakta kendi dörtlüğünü oluşturuyor. Ölçülü olmaya itiyor insanı mısralarını oluştururken. Sonra bir nefes geliyor bilinmezden şiir kokuyor esintileri. Güneşi öyle bir parlıyorki gizli özne bırakmıyor insanın içinde. Öyle bir yapısı varki haykırdığında boşluğa kendi sesinle cevap veriyor sana   Şiirin felsefesi doğadır. Ne ekersen onu biçersin unutma. Toprağa ne verirsen hayatının ileriki sayfalarında onu okutur sana. Onu unutursan öyle bir hatırlatırki kendini, ismini heceleyemezsin. Kinci değildir ama. Herşeye rağmen bir damla sevgini görse, en güzel ve rengarenk betimlemeleri yaşatabilir sana.  Hele birde yazmaya başlarsan yaşadığını hissedersin. Toprağı toğrağa anlatmak bir sözcüğü kendisine ekmek ve emeğinle sulamaktır. En güzel meyvelerini işte o zaman tadarsın. Sen üzerine basa basa sevdiğini yazarsın o senin etrafında döner. Yeşilini anlatmaya kelimelerin gücü yetmesede o, sevgini anlayınca hayat verir sana. Gül kokusuyla bedenini kucaklayıp mavisiyle serinletir ruhunu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/siirin-dogasi-uzerine-siiri/</link>
<guid>2436340</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:31:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Sürgünün Açan Çiçeğidir Gözyaşı</title>
<description>Kan çiçekleriydi aslolan Ama nar çiçekleriydi söylenen Yeşeren dallarda açılan İsyan edercesine çatlayan Damla damla Kızıl kızıl </description>
<link>https://www.antoloji.com/surgunun-acan-cicegidir-gozyasi-siiri/</link>
<guid>2436339</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:30:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Beklemek</title>
<description>Bir kış günü hiç bu kadar soğuk olmamıştı Üşüdüm önce sigaramın dumanında Yalnızlığımın peşine düştüm Umutlarımın idamını seyrettim Gözyaşlarımın intiharını gördüm Yanaklarım seyirci kaldı dudaklarım çaresiz </description>
<link>https://www.antoloji.com/beklemek-224-siiri/</link>
<guid>2436338</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:25:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ellerine Sağlık Sevgilim</title>
<description>Sevgilim Karnım toktu aşka Ama öyle güzel hazırlamışsın ki sofrayı Kıyamadım sana  Tabakta kuru bir pişmanlık </description>
<link>https://www.antoloji.com/ellerine-saglik-sevgilim-siiri/</link>
<guid>2436334</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:24:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>İlk Gözağrısı</title>
<description>Yeni doğmuş bir bebeğin  İlk gözlerini açışı gibi sevdim seni İlk seni gördüm Seni tanıdım Nefesin ilki sende güzeldi  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilk-gozagrisi-4-siiri/</link>
<guid>2436332</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:23:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Mey</title>
<description>Söyle bakalım nasıl içilir içki? Zifiri gecelerde yârin gülen, ısıtan gözlerine bakarak mı? Yoksa soğukta ısınma niyetiyle mi?  Nasıl çıkar içkinin tadı? Meyhanede dostlarla mı? </description>
<link>https://www.antoloji.com/mey-17-siiri/</link>
<guid>2436331</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:22:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ölümün Kıyısı</title>
<description>Annemin gözyaşlarına sakladım Son nefesimi  </description>
<link>https://www.antoloji.com/olumun-kiyisi-2-siiri/</link>
<guid>2436330</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:21:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Umudun Basamakları</title>
<description>Sokaklar karanlık Sokaklar soğuk Biz yerin altından sıcaklık getirmeye çalışırız Işığı ararız karanlıklarda Ellerimiz nasırlı Gözlerimiz kömür karası </description>
<link>https://www.antoloji.com/umudun-basamaklari-siiri/</link>
<guid>2436328</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:20:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Uyurken</title>
<description>İçimde beni günden güne eriten bir şeyler var. Biliyorum dışa vurmazsam öldürecek.  Şimdi uyumaktasın, belki sabah hatırlamayacağın bir rüyanın koynunda, ya da bir kâbusun ortasında. Ama ne olursa olsun başucumda gözlerin kapanmakta. Zihnime gülümsemekte hayalin. Aklıma ipotekli bedenime sürgün bir sevdasın biliyorum. Çığlığıma tepkisiz kalıyor duvarlar seni ben gibi sarmadıkları için. Duman gözlerimi yaşartırken tenine değmeden içime akan gözyaşımdan genzim yanıyor. Yasaklı bir aşka tavan arasında gömülü bir ölüyü andırırken bedenim, sen uyuyorsun.  Sahi ben senin uyuduğuna da şahit olmuştum. Bir dağın ortasında açan yemyeşil bir tomurcuk gibi açarken gözlerin yüreğimde başını yaslamıştın bana. Bedeninle üzerimi örtercesine uzanmıştın seni sarmaya korkan kollarımın altında. Saçlarının kokusu cenneti getirirken ben, ömrümün saniyelerini nefesinle sayıyordum. Tuhaftı, tanrının yarattığı bir varlığın yanında tanrıyı unutmuştum o an. Ama sen uyumuştun.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-uyurken-89-siiri/</link>
<guid>2436326</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:18:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Hazandan Bozma Dizeler</title>
<description>Son bahar geldi çocuk Hüzünlüsün Ağlamaklı gözlerin, damlıyorsun sanki Titriyorsun, kaçmıyor gözümden Yalnız gibisin birazda Çekiliyor güneş kahverengi teninden </description>
<link>https://www.antoloji.com/hazandan-bozma-dizeler-siiri/</link>
<guid>2436325</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:17:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Gül</title>
<description>Aşkın eşiğinde durmuş öylece düşünmekteydim. Dışarı mı yoksa içeri mi adım atmalıyım bilmiyordum. Bahçede ne zaman açtığını bilmediğim bir güle gözlerim kaydı sonra. Bir şey anlatmaya çalışır gibiydi. Toprağa isteyerek düşmediğini ve karanlıkta kaldığını anlatmaya başladı. Karanlıktı güneş ışığı yoktu ve büyümek için muhtaçtı başka ellerden dökülen suya. Başka eller diyor olmasaydı belki de hiç çıkamayacaktım oradan. Yemyeşil bir dal haline geldiğimde kim bilir belki de tomurcuk sunamayacaktım gözlerinizin önünde.  Oldu ama sonra, nasıl ne zaman bilmiyorum. Tomurcuğu gördünüz. Açarken keyifle seyrettiniz. Sabrettiniz. Ve sonunda kokum dağıldı günlerinize, ellerinizle buluştu kimi zaman ya da sevgilinizin saçlarına yakıştırdınız beni. Şiirler yazdınız şarkılar söylediniz rengime. Çok çeşit gördünüz benden, kırmızıydım bazen ya da sarı, beyazı çok sevdiniz belki, belki de pembe süsledi en sevdiğiniz şiirin üzerini. Bazen canlı sevdiniz beni bazen kuruttunuz. Ama ben kuru olduğum halde küsmedim size. Serdim gözlerinizin önüne tüm güzelliğimi.  Baharın geldiğini size haber verirken mutluluğumun fakında mıydınız?  Yaşamaya muhtaç bir ele bırakırken içinizi yansıttığım için bana nasılda teşekkür edercesine baktığınızın farkındaydım ben oysa. Yinede çekinmeden söylediniz ama sevdiğiniz kişiye beni soluncaya kadar seveceğinizi. Oysa soldurmamak elinizdeydi fark edemediniz. Beni sevdiğiniz için katlandınız dikenlerime. Hâlbuki ellerinizi kanatmak değildi hiçbir zaman niyetim. Ben sadece sizi sevsin diye beni dalımdan ayırıp verdiğiniz kişinin günün birinde nasıl canınızı yakabileceğini hatırlatmak istedim ama anlamamakta ısrarlıydınız.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gul-529-siiri/</link>
<guid>2436323</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:13:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Gecenin Seyri</title>
<description>Dolunay vuruyor yerde yatan cesedin üzerine Tanıyan var mı duyan gören Polis soruyor çevredekilere  Kimlik yok Eşkal tanınmaz halde </description>
<link>https://www.antoloji.com/gecenin-seyri-siiri/</link>
<guid>2436322</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:11:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Cevapsız</title>
<description>Bu şehrin yağmurları ilk defa beni yalnız başıma ıslattı. Seni sordu bana gümüş rengindeki bulutlar önce. Dilim varmadı gittiğini anlatmaya. Ama onlar anladı. Bulutlar karardı ve sensiz ağlayamadığımı anlayınca yaşlarını üzerime bıraktılar. Sanki sahipsiz bir ölüyü yıkar gibi. Issız bir adamdı ıslak kaldırımlarda görülen. Elleri boş, yüreği çaresiz, saçları buram buram hüzün kokan. Geçmişimde çamurlu ayak izleri vardı, pantolonumdakinden beter. Yağmur yetmedi izleri silmeye. Rüzgâr içimdeki kasırgayı fark ettiğinde gücünden utandı.   Güneş göründü sonra belli belirsiz. Seni sordu sessizce. O artık yok diyemedim. Nazlı nazlı süzülen ışıklarıyla kurutmaya çalıştı sonra beni, ama nafile… Sırılsıklam sensizdim. Ürkek bir kuş gibi ışığına sığındığımda öldüresiye bir acıyla boğuştuğumun farkına varmamıştı henüz. Benden binlerce yıl uzaktaydın yani boştu ellerim ne tutacağı ne de tutunacağı bir şey vardı, bu yüzdendi yerli yersiz titremelerim. Görmedi kimse. Sensiz neye benziyorum, nasıl bir ünlem işaretiyle biten bir cümle anlatabilir beni bilmiyorum.  Gökkuşağı çıktı sonra galiba. Eğer sensizliğe alışmaya çalışan gözlerim beni yanıltmıyorsa. Bir şey ters gidiyordu bir eksiklik vardı anlayamadım ilk bakışta. Sonradan fark ettim bir rengini yitirmişti gökkuşağı. Benim gibiydi, bütünlüğünü yitirmiş, yarım kalmış. Yani ölmemiş, hayatta hala ama eskisi gibi canlı değil. Yaşamıyor belki de. Hayatta ama yaşamıyor.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cevapsiz-24-siiri/</link>
<guid>2436320</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:10:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>En Derin Nefes</title>
<description>Vakitsiz esen rüzgar Kimsesiz bir nefes olur içimde Herşey başladığı yerde mi bitiyor yoksa Öksüz kalmış şiirler Sımsıcak dudaklarına muhtaç  </description>
<link>https://www.antoloji.com/en-derin-nefes-siiri/</link>
<guid>2436321</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:10:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Gece Gelme</title>
<description>Bin asırlık hayallerimi bir gecede elimden almayı  başardın Gözlerin gözlerime hiç bu kadar uzak olmamıştı Adının her hecesi yüreğimde atarken Başka bir ismi fısıldayabildin kulaklarıma  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-gece-gelme-siiri/</link>
<guid>2436319</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:08:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ankara</title>
<description>Ilık çukurova gecesine  Elele hoşçakal deyip Ankara sabahına gözlerimizi açtık otobüsün camından Rüyaların zihnime yansıdı Başın omzuma yaslı  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ankara-332-siiri/</link>
<guid>2436318</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:07:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Alacakaranlık Senfoni</title>
<description>Bana ve gözlerime emanet bu gece Bulutların mavisi kızıla dönerken Yeni bir güne uyanmaya hazırlanırken Tenimde, derinlerde Dünün mirası Acıdan artakalan bir gülümseme </description>
<link>https://www.antoloji.com/alacakaranlik-senfoni-siiri/</link>
<guid>2436317</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:06:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Şehir Uyuyor</title>
<description>BİR ŞEHİR UYUYOR   Bir şehir uyuyor sevgilim Ben kız kulesinden bakıyorum sana Yıldızlar karanlıktan çıkıp sana koşarken Ben tüm mesafeleri aşıp </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-sehir-uyuyor-2-siiri/</link>
<guid>2436316</guid>
<pubDate>2018-01-29T00:04:00+03:00</pubDate>
<author>Saygın Doğaroğlu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
