<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Sancar Can Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ben İnsan Müsveddesi Değilim.</title>
<description>Zaman zaman beni yoklayan karanlık duyguların birindeyim yine. Ruhum çekilmiş gibi, hiçbir şey yapmak istemiyorum, içimde hiçbir istek yok. Yaptığım şeyler bile belki “mış gibi yapmak” tan öte bir şey değil. Adeta zamanını doldurmaya çalışan ölü bir bedenim. Hayatın bir avuntu, bir oyalama ya da kendini kandırma – artık her ne boksa – olduğu hissi üzerime çöküp duruyor. Hayatın gerçeği bu olamaz diyorum ama günbegün ansızın bu düşünce benliğimi sarmalıyor. Ve hayatımın geri kalan birçok anında ne yaparsam yapayım ya da her kime dönüşürsem dönüşeyim bu duyguyla yüzleşeceğimi, en çok da bu duyguyla savaşacağımı biliyorum. Mutlu bir anımı yakalayıp o anda donsam… O anın içinde kaybolsam, tüm karamsar duygularımı silip atsam… İçime bir zehir gibi bu karamsar duyguları akıtıp giden her kimse/neyse lanet okusam… Ben lanet okumayı bilmiyorum ki… Biliyor muydum?  Günler sanki hep böyle geçip gidiyor. Birbirinin aynı olan günler… Gün artıkları mı demeliyim yoksa? Bir iyi, bir kötü günler… Bir tarafta her şeyi bir kenara bırakıp ayağa kalkan ve hayata devam etmek zorunda olduğunu bilen benliğim; bir tarafta beni boğup duran, üzerime karabasan gibi oturan başka bir benliğim. Nihayetinde hiçbir şey yapmak istemeyen, hayatın içinde asılı bir ben…  Hiçbir şeyi boş veremiyorum, hiçbir şey yokmuş gibi davranamıyorum, yaşadıklarımı unutamıyorum. Ben bir insandım, insan müsveddesi değildim ki bunları başarabileyim. Bir kalbi kırıp hiçbir şey olmamış gibi davranamazdım; bir insanı mutsuzluk içinde bırakıp hayatıma kaldığı yerden devam edemezdim; birini sömürüp, kullanıp vicdanım yokmuş gibi yaşayamazdım; birine yok yere en ağır sözleri söyleyip iyi bir insanmışım gibi nefes alamazdım; beni seven, değer veren birini manipüle edip psikolojisini zorlayıp terk edip gidince kendimi haklı çıkaramazdım. Haksız yere bunların herhangi birini olurladığımda ben bir insanmışım gibi nasıl ortalıkta dolaşabilirdim? Bunların hiçbiri haklı olunsa da nasıl yapılabilirdi? İnsan olma gururuna/onuruna sahip biri, iyi bir insan kalbi bunları yapamazdı ki.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-insan-musveddesi-degilim-siiri/</link>
<guid>3725387</guid>
<pubDate>2025-08-15T00:32:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Fotoğrafın Ardından</title>
<description>Not: Yukarıdaki fotoğraf Nisan 2022’de çekilmiştir.  İçimde ne kadar da çok acı biriktirmişim. Kendimi düşlerin içine ya da bu iç dökümlerinin arasına salışımın başka bir sebebi olamazdı. Hayat, tüm acımasızlığı ve bencilliği ile en büyük hakikat mi bana, nefes alıp tükettiğim her an mı, benim görünen halim mi sahici olan? İçimde benden bozma yılgın, bıkkın bir hayalet dolaşıp duruyorken eğreti gerçeklerin kime yararı var? Bu hayalet, bu hayaletin var ettiği gerçekler bu dünyanın gerçekleri değildi ki… İşte yaşadığım en büyük açmaz da bundan ötürü değil miydi?  Ve ben nasıl yaşayabilirdim ki bu gerçeklerle? Hayat, gerçekleri boğup duran binlerce yaşayan ölüyü bağrında çoğaltıp durmuyor muydu? Gerçeği bulmak için yaşamın koynuna atılan bizler, yalanlarla oynamaktan başka neye yarıyorduk ki? Peki, yıllar geçtikçe içimde acıyla çoğalacak bir fotoğraf, hangi gerçeği vuracak yüzüme? Her baktığımda bu fotoğraf hangi acıyla gösterecek yüzünü bana? Bir fotoğraf, hangi acıyla parçalayıp dururdu ki yüreğimi, benliğimi, var ettiğim her şeyi… Bir fotoğraf, en çok hangi acılı gerçeği saklardı? Baktıkça en çok nasıl canımı yakardı ya da en çok neyle mıh gibi içime oturup kalırdı? Bir anlık mutluluğu anımsattığı için mi ya da artık o mutluluktan çok uzakta olduğunu haykırdığı için mi?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-fotografin-ardindan-siiri/</link>
<guid>3725385</guid>
<pubDate>2025-08-15T00:30:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Artık Hiçbir Şey Aramıyorum.</title>
<description>Bir solukta her şey yaşanıp bitmiş gibi… Her şey ama her şey… Geçmiş, kuytu bir yerlere hapsolmuş, geçmiş inşa ettiğim kendimle yüzleşmişliğim. Oysa, anlatacak, yazacak o kadar çok şey var ki… Birçok şey dilimde bir düğüm olsa da, satırlar yazılmayı bekliyor. Yaşadıklarımın bir düş olduğunu sayıklayıp durmanın bir anlamı yok. Bu kendimi bulma yolculuğumun sahteliğine aldanmanın da. Sahte bir şeyler yoktu benden yana. Kendimi bulma yolculuğum tastamam burada sona erdi işte. Kendimi buldum ve her şey bir nihayete erdi.  Birçok şey bölük pörçük olsa da; her deneyim, her anı bir araya geldiğinde büyük bir resmin parçaları gibi. Zaten bu yaşamda tam olan ne vardı ki… Bu belirsizlik içinde, kaybolmuş hikayelerimi gün yüzüne çıkararak, geleceğe dair umutlarımı yeşertiyorum. Ama bir umudun içinde bin çaresizlik… Her yaşanmışlık, ruhumda derin izler bıraktı ve belki de bu izler, beni ben yapan unsurlardı.  “Şeyler” hep bir “şeyler” vardı tamamlanmayı bekleyen, bir o kadar eksik ve bir o kadar da tamamlamaya çalıştıkça eksilen. Hayatın karmaşasında kaybolmuşken, her an bir şeyler peşinde koşmak işkenceye dönüşüyor. Artık hiçbir şeyi aramıyorum, derin düşüncelerin ve duyguların içinde yitip gitmiş bir ruhu sürüklüyorum benliğimde. Olmayan bir yaşamın içinde belki de hepten düş olduğuna inandığım bu sayıklamanın pençesinde hiçbir şey yok… Yalnızca zamanın geçişini izlemekle yetiniyorum, bu sessiz çığlıklarla dolu varoluşumun anlamını bulmak artık imkansız geliyor. Ama içimde bir umut kırıntısı, belki bir gün yeniden “şeyler” anlam kazanır diye fısıldıyor ve öte yandan da biliyorum ki hiçbir şey sonsuza kadar benimle olmayacak, hiçbir şey sonsuza kadar içinde beni taşımayacak… </description>
<link>https://www.antoloji.com/artik-hicbir-sey-aramiyorum-siiri/</link>
<guid>3725384</guid>
<pubDate>2025-08-15T00:29:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Koca Bir Yanılsama Mıydı Zaman?</title>
<description>Zaman benim koynumda yaşıyor, zihnimde, benliğimde. Bir kuşun cıvıltısında, masmavi bir gökyüzünde, yağmurun usul usul yağışında, bir çocuğun gülüşünde, rüzgârın fısıltısında, inandığımızı sandığımız Tanrı’nın ellerinde, masum olan ne varsa her şeyin yitirilişinde, benim artık tüm kayıpları önemsemediğim ruhumda… Esiri olduğum her anın içinde benimle yok olup gidiyor. Zaman, bir yanılsama olarak benim benliğimde tükeniyor. Bir yanılsama olarak tüm yaşamda var oluyor.  Küçücük bir çocuk olduğum zamanlardan büyüdüğümü sandığım her anımda. Ve yaşlandığımı varsaydığım her saniyemde. Minik bir kıvılcım oluyor zaman, yaşamış olduğum her anın içinde sönüp giden geçmişimde. Belki de göremeyeceğim geleceğimden hep bir kaçışım, kendimden, kendi gerçekliğimden vazgeçişim. Belki de kaçarken zamanın tam ortasında kendime yakalanışım. Zaman, bekleyip de hiç gelmeyeceğini bildiğim sevgilim benim, içimde yarım kalan ve hep anacağım bir hayalet sevgili.  Koca bir insan oluşum, koca koca zamanları tüketişim. Koca bir insan oluşum, çocukluğumu geride bırakışım. Zaman, bir geride bırakılış oyunu, tüm kurguların yokluğunda. Zaman, benim içinde yaşadığım bir tutku. Bu tutkunun soyluluğunda kendimi arayışım, hep arayışım ama hep kayboluşum.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/koca-bir-yanilsama-miydi-zaman-siiri/</link>
<guid>3725382</guid>
<pubDate>2025-08-15T00:28:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Yerlerde Kaybolup Gelemeyecek Birine.</title>
<description>Aslında hiçbir şey saklı kalmıyor mu? İçimin kuytularında gizlenen gözyaşlarım, bir zehir gibi dilimden dökülen umarsız duyguların arasında yitip gittiğim bu sözcüklerim her şeyin birer tanığı mı? Kendimi mi aldatıyordum her zamanki gibi… Bir sır değildi benim seni sevmem, yıllardır atmıyor dediğim, artık bir şeyler hissetmiyor dediğim kalbimin bir mahpus yaşadığı gizli olan bir durum değildi… Acı bir gerçeklikten kaçmak ne kadar mümkündü ki?   Aniden bir şeyler depreşiyordu içimde; nereden ve nasıl doğduğu belli olmayan bir dize, bir melodi, bir bakış, bir film karesi, başka bir anı yüreğimi delip geçiyordu. Sanki geçmiş ve gelecek tüm anılarımı senin için yaşamış gibiydim. Bu aptalca bunalımı daha ne kadar devam ettirebilirdim? Artık acımasızca anımsadığım bir geçmişim olamazdın sen. Geleceğimden kopartılıp atılan, geleceğime çok görülen bir fotoğraf parçası olamazdın. Hayatıma hiç girmemiş, seni hiç tanımamış mıydım? Yoksa zihnimde var ettiğim bir düşlem miydin? Zaman, seni bana bir yanılsama mı kılacaktı? İşte böyle binbir sorunun kıskacında ben, senin yarattığın acılar denizinde bir başımayım. Ve sen bir yerlerde kaybolmuş, kendi yalan gerçekliğinde yaşamaya çalışıyordun. Sahi, bunu nasıl becerebiliyordun, becerebiliyor muydun?  Kendinden alıkoyduğun beni, hayatımın acılarına dönüştürmüştün. Tüm gerçekliklerden, kabullenemediğimiz her ne varsa hepsinden daha büyük bir acı… Belki de hayatına varlığınla bir anlamsızlık biçerken, kendi elinle varlığını hayatının en ürkünç anlamsızlığı yaparken en büyük acıyı, acıları sen yaşıyordun ve hep yaşayacaktın. Bir gün ardında savurduklarını, kırıp döküp dağıttıklarını, yaşattığın hayal kırıklıklarını, belki de en çok aptallıklarını anımsayıp benim artık geçmişe emanet ettiğim düşlerimi anlayacağın zaman gelecek mi? Bu düşleri anlamlandırdığında yaşadığın salt pişmanlık olacaksa bunun bir önemi olacak mı? Sen, geçmişimde acı bir hatıra olarak kalmak dışında bir anlam ifade etmeyecek miydin? Binbir zorlukla kalbimden dökülen bu satırları yıllar sonra okuduğumda sadece gülüp geçecek miydim? Yoksa bir türlü içimden söküp atamadığım acımasız bir burukluk olarak hep benimle mi sürüklenecekti?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-yerlerde-kaybolup-gelemeyecek-birine-siiri/</link>
<guid>3725379</guid>
<pubDate>2025-08-15T00:27:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Benim Sandığım Her Şey.</title>
<description>Yorgun gözlerimi dolaştırdığım şu suskun gecede ben olmayan, benim olmayan ne çok şey var… Ben sandığım bir yığın yabancı heyyulalar, bir eğreti gibi üzerime yapışan benliğime sinmiş peşimsıra gelen fahişe günahlar, </description>
<link>https://www.antoloji.com/benim-sandigim-her-sey-siiri/</link>
<guid>3725378</guid>
<pubDate>2025-08-15T00:26:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Hayat Yiyiciye.</title>
<description>Bütün içten gülümsemelerimi, bütün yaşanmış güzel şeylerle birlikte sende bırakmışım meğer. Bir hayatı sende bırakmışım, kendi hayatımı… Ve binbir hayat yiyici olarak sen bu hayatı da yiyip bitirmişsin, hiçe dönüştürmüşsün. Kötü ya da çirkin bir iz bıraktım mı sende? Kötü ya da çirkin olarak nitelendirilecek bir şey yaptım mı ki?  Ardında bir şeyleri anımsamaya çalıştığımda nedense bu giriş cümlelerimle ve sonu gelemeyecek bir yığın soru ile karşılaşıyorum. Gitgide silinip giden sen, zihnimin kıvrımlarında sadece acı bir tecrübeye dönüşüyorsun. Yaşam; bir yorum olduğu kadar benim yaşadıklarıma biçtiğim bir anlamdı. Sen anlamsız kötü bir tecrübe miydin, benim hep iyi niyet taşlarıyla yorumladığım? Ne yazık ki ve ne acı ki artık bunların da öneminin kalmayacağını bileceğim. Ruhum duyarsızlaşıyor, kalbim soğuyor. Varlığın bir hayale dönüşüyor, yüzün unutulmayla karşılığını bulmuş bir silüete… Hayatımda bir zamanlar böyle biri vardı diyeceğim ve ne çok sevmiştim diyeceğim. “Bir zamanlar…” Bu zaman dilimi içime içime haykırdığım bir çığlık, duyulmayan ya da duyulmayacak olan.  Bir sevginin nasıl acıyla, acımasızlıkla, bir aşağılanmayla son bulmak zorunda kaldığını hatırlayacağım. Sevmek kötü bir şey olabilir miydi? Sevmek, yanlış kalplerde ya da kendini tanımayan kendinden kaçan benliklerle bir zehre dönüşüyordu. Güzel bir şey, kıymetine erişmeyince her şey gibi değersizleşiyordu. Sizi seven bir insanı onun sizi sevdiği gibi ya da onun sevdiği kadar sevmek zorunda değildiniz elbette. Ama ona bir kıyım, bir zulüm yapmaya da hakkımız var mıydı? Sevgi, her kalpte farklı farklı açan çiçekler gibiydi. Her kalbin farklı bir çiçeği vardı. Ama sanırım bazı insanların kalplerinde çiçeklere yer yoktu; bazı insanlar belki de bir hayat yiyici kalbi taşıyordu ya da sevgi yiyici mi demeliydim? Kendimizi bu yiyicilerden korumayı öğrenmek de mi edinmek zorunda olacağımız bir tecrübeydi?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-hayat-yiyiciye-siiri/</link>
<guid>3725376</guid>
<pubDate>2025-08-15T00:25:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Kaybolmayacak Zamana Adanmış Bir Mektup 2</title>
<description>09.04.2024  …  Bu sana yazdığım ikinci ve belki de son mektup… Zamanla birçok şey öylesine anlamsızlaşıyor ki, zamanın eskitmediği ve yabancılaştırmadığı hiçbir şey kalmıyor ve biz bu hayatın içinde bilmeden acı bir hikâyenin kahramanı oluveriyoruz ve savrula savrula anlamsızca kendimize bir yol arıyoruz, neden aradığımızı bilmeden ve belki de hiç bulamayacağımız bir yol. Ve bu uğurda kırık dökük bir yığın şey… Ama şunu söylemeliyim ki, zaman hala bende hiçbir şeyi eskitemedi, hiçbir şeyi anlamsızlaştıramadı. Olan biten her şeye rağmen kalbim inatla bir kuşun kanat çırpınışlarını hissediyor. Senden uzakta olmanın hiçbir önemi yok, hayatımda bir daha olacağının ya da olmayacağının da bir önemi yok, senin ya da benim bu bencil ve acımasız hayatın kıyısında bir yerlerde yeniden buluşacağımızın hiçbir önemi yok. Benim en derinlerimde hissettiğim sevgi paha biçilemezdi… Belki de hayatım boyunca içimde bir yerlerde hep taşıyacağım bir sevgi.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaybolmayacak-zamana-adanmis-bir-mektup-2-siiri/</link>
<guid>3579351</guid>
<pubDate>2024-05-08T11:18:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Bir "düş" İçin Ağıt</title>
<description>Not: Bu yazı, son bir ithaftır.  Artık hiçbir şey bulamadığım bir yaşamın içinde sen, bir belirip bir yok olan varlığınla bir düş olarak gezinip duruyorsun. Öyle acı, öyle acımasız bir düş ki. Benim inatla bulmaya çalıştığım ama senin inatla kaçtığın bir düş.  Tüm yaşamımda hiç bitmeyecek bir düş ve biliyorum ki belki de sen bu düşü benim anladığım gibi anlamayacaksın. Birbirinden farklı anlam dünyalarımızla belki de durmadan boş yere birbirimizi yaralayacağız. Hoş, bir günahım var mıydı ki benim yaralayacak? Bir günah mıydı içimde yeşeren/yeşerttiğin duygular… Anlam dünyamız ve düşlerimiz, sahi birbirinden çok mu uzaktaydı?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-dus-icin-agit-siiri/</link>
<guid>3534577</guid>
<pubDate>2023-12-15T13:36:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Biliyorum</title>
<description>Hiçbir şeyin bir çare olamayacağını biliyorum, mutlu olmak için kendimi olabildiğine zorladığımı da… Böylesine duygularımı açık seçik döküşümün anlaşılmazlığını da… Belki de bunu yaparken kendimi daha da bir açmazın içine attığımı da… İmalarda boğulup durduğumu da… Kalabalıklar arasında gülücükler saçışıma karşın yazdıklarımı okuyan insanların şaşkınlığını da… Tüm cümlelerimin, bu acınaklı sözcüklerimin birileri tarafından karşılık bulduğunu da… </description>
<link>https://www.antoloji.com/biliyorum-509-siiri/</link>
<guid>3512234</guid>
<pubDate>2023-10-01T23:58:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Hayatımın Son Zamanlarına Dair.</title>
<description>Her şeyin eskisi gibi olmasını o kadar çok isterdim ki, eskisi gibi aynı hayatın içinde yan yana olunan o zamanları, her şeyin daha güzel olduğu o zamanları, belki de sadece benim için kıymetli olan o zamanları… Ama, bu zamanları sil baştan yaşayamayacak o kadar çok sonu acıya çıkan eylem ve söz bıraktık ki. Bazılarını hiç unutamayacağım.  “Bıraktık” diyorum. Belki hiçbir şeyin sorumlusu ben değilim ama birilerini suçlamanın bir anlamı yok. Bu, hiçbir şeyi değiştirmeyecek ya da yaşanılanları geriye döndüremeyecek.  Hayata mutlu olmak için gelip de kendine bu kadar mutsuzluk hediye eden biz kadar kimse yoktur sanırım. Mutlu olmak için çabalarken daha fazla mutsuzluğun içine hapsolmak, bu benim alınyazım mıydı? Ya da sonun böyle olmasına sebep senin kendini mutsuzluğa kaderlemen miydi? Bir önemi var mıydı artık?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayatimin-son-zamanlarina-dair-siiri/</link>
<guid>3498296</guid>
<pubDate>2023-08-12T16:57:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Belki De.</title>
<description>Duygularımı koparıp koparıp attığım bu satırlarımdan başka hiçbir şeyim ya da hiç kimsem yok belki de.  Ne kadar kussam da benliğimin yaralarını hep acıya çıkan bu sözcüklerle, belki de bir anlama kavuşamayacağım ya da daha da anlamsızlaşacağım. Anlamsızlık, yoklarken durmadan beni, gitgide kayıp ve sefil bir yolculuğun kıyısında demir alacağım. Uzatırken elimi inatla, çırpınırken tüm iyi niyetimle dipsiz bir boşluğun içine düşeceğim. Ruhum büyük bir boşluğu sahiplenirken mutsuzluğu demleyeceğim. Belki de bundan sonra hep bitimsiz bir yasın içinde kendimi tüketeceğim.  Kulaklarım uzaklardan cılız bir ses duyacak. Umudun cılız sesini. Ama biliyorum ki umut devasa bir hayaldi artık. Mutluluk, uzak bir düştü. İnandığım her şey yok olmuş, öldürmeyen acılarla bir başına kalmış bir cehennemdi kanıksadığım. Ben, büyük bir suç işlemiş de kefaretimi mi ödetiyordum kendime. Vicdanım giymişken kefenini, benliğime bir suçlu olduğumu nasıl söyleyebilirdim? Hakikaten bir suçlu muydum ben? Yoksa asıl vicdanına kefen giydirenler arasında kaybolup kim ya da ne olduğunu kavrayamayan bir zavallıya mı dönüşmüştüm? Tüm güzel şeyler, tüm sevgiler, tüm umutlar bir karanlığın içine hapsolduğu için mi suçluydum? Günahkar olan ben miydim?  Hep fazlası olduğum bu yaşamda ayrık otu olup durdum. Bir yabaniydim ya da anormal mi? Belki de başkaları gibi sevmesini de bilmiyordum, benim değerlerimin esamesi de okunmuyordu. Ben yaşama konusunda diğerleri gibi hesap kitap yapmayı da beceremiyordum. Bunların hepsi bir suç muydu? Bir oyuna dönüştürülen bu hayatın içinde aslında ne istediğini bilmeyen körler ve sağırlar arasında kalmış bir ucubeden başka neydim ki? Her şey sevgisizliğe ve ahlaksızlığa kurban edilmemiş miydi?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/belki-de-196-siiri/</link>
<guid>3471230</guid>
<pubDate>2023-05-18T13:35:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>İçimde Bir Ölüm Çılgınlığı.</title>
<description> Dipsiz bir suskunluğun içine gömülüp kaldım en sonunda. Kendi sesimi bile duyamıyorum artık. Kendine küsmüş, kimsesiz bir çocuğun çığlığı var içimde. Bir daha yaşanmayacağını bildiğim kaybettiğim bir oyuna </description>
<link>https://www.antoloji.com/icimde-bir-olum-cilginligi-siiri/</link>
<guid>3471229</guid>
<pubDate>2023-05-18T13:34:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Kaybolmayacak Zamana Adanmış Bir Mektup</title>
<description>14 Ağustos 2022 Saat 02.23  Uyuyamadığım bir gecenin koynunda kalbim büyük bir üzüntü içindeyken yazıyorum bu satırları sana. Şimdiye kadar olamadığım en yalın ve en açık cümlelerimle içimdekileri anlatmaya çalışacağım. Bunu becerebileceğimi ümit ediyorum.  Hiçbir üzüntümün sebebi sen değilsin. Öncelikle bunu söylemek istiyorum. Omuzlarında kaldıramayacağın bir yükü taşıdığını ve ne yapacağın konusunda bocalayıp durduğunu görüyorum. Bana ne hissettiğini, ne düşündüğünü, iç dünyanda nelerle savaştığını bunları anlatamadığını da biliyorum. Anlatamadıklarının, anlattıklarından çok daha fazla olduğunu sezinliyorum. Ve anlatamadıklarının da sandığından daha fazlasının farkında olduğumu bilmeni istiyorum. Ama anlatamadığın şeyleri öngörü haline getirip sana dile getirmemin bir önemi yok, anlatmak istemediğin ya da anlatmaktan kaçtığın şeyleri ancak sen anlattığında bir anlamı olacak çünkü. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaybolmyacak-zamana-adanmis-bir-mektup-siiri/</link>
<guid>3430621</guid>
<pubDate>2023-01-03T12:03:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Yaşamı Yaşadığını Var Sanmak</title>
<description>Her şeyin sonundaymışım gibi, tükenip gidiyorum tüm öksüz ve başıboş sözcüklerimle birlikte. Kendimle birlikte taşıdığım başka hiçbir şeyim yok, sadece bu dizeler, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-yasami-yasadigini-var-sanmak-siiri/</link>
<guid>3430620</guid>
<pubDate>2023-01-03T12:02:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Ölümlü Birinden Ölümsüz Zamana Son Notlar …</title>
<description>17 Kasım 2022. Saat 03.41  Duygularımı bir bir, bir zehir gibi akıtırken bu kusmalara son noktayı koyunca saat kaça ulaşır bilmiyorum. Bu satırlarla her şeyi anlatmaya yetecek gücüm var mı ya da bölük börçük bu halimi anlatmaya sözcükler yeter mi kestiremiyorum. Ezberlenmiş, bildik cümlelerle içimi dökmek; isteyeceğim son şey ama hep aynı bitimsiz acılar yoklayıp duruyor beni. Çaresizce kimsenin bilmediği, anlamadığı ve hatta umursamadığı bir gizdökümü yaşarken eksik bir şeylerin kalacağından eminim. Hayatım boyunca hep eksik ve yarım bir insan olmadım mı zaten? Belki de bu zamanın yarattığı tüm insanlar gibi.  Uzun zamandır mutsuz bir şekilde uyandığım bu kaçıncı böylesine bir gece… Bunu da ben anlamlandıramıyorum. Zamanla bir şeylerin düzeleceğine dair bir inancım kalmadı. Doğrusu, bir umut kırıntısı ile kendimi kandırmaktan da çok yoruldum. Bir türlü zamana da ayak uyduramadım, uyduramayacağım da. O, hızla akıp giderken ve ben de bu gecelerle arsızca boğuşup dururken hep kendimden parça parça bir şeyler çaldım.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/olumlu-birinden-olumsuz-zamana-son-notlar-siiri/</link>
<guid>3417088</guid>
<pubDate>2022-11-21T21:14:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Sadece Ben Mi?</title>
<description>Yalnızca bana mı oluyor, bu tükenmişlik, bu boşunalık, bu anlamsızlık bulantıları? Yalnızca ben mi saklıyorum benliğimin acılarını dudaklarımda ya da bu satır aralarında… Ya da aslında bağırmak mı istiyorum anlaşılmayan şeyleri. Anlaşılmayan ne vardı oysa… Her şey apaçık ortadayken hayat, neden kapkara bir alınyazısı? Hayır, her şey ben gibi büyük bir bilmece mi bir türlü çözemediğim?  Yalnızca benim mi zihnimin kıvrımlarında dolaşıyor susmak bilmeyen birinin ağdalı sözcükleri… Durmadan içinde konuşup duran, kendini aşağılayan, yargılayan, zaman akıp giderken zamana yetişemeyen, her şeyi eksik bıraktığını hisseden, yaptıklarıyla yetinmeyen… Bir ben miyim? Bir ben miyim bu sefil, acınası yalnız? Her seferinde kendi sürgününde aynı duygularla doğan bir zavallı olmak… Bir ben miyim bu zavallı?  Kendi elleriyle kaderini var eden ama yarattığı kaderi beğenmeyip bu kaderi yeni baştan çizecek gücü olmayan bir tek ben miyim? Peki, nereye, kime, hangi zamana doğru? Ölüme kadar sürmeyecek sonu olmayan bir hayatı mı yaşıyorum? Bu da mı apaçık ortada?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sadece-ben-mi-siiri/</link>
<guid>3417083</guid>
<pubDate>2022-11-21T21:06:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Tüm Zamanlar Sende Kaybolsun…</title>
<description>Not: Bu yazı bir ithaftır…  Zaman akıp giderken bir gölge gibiyiz her birimiz, asla benzerini bulamayacak gölgeleriz belki de. Kim için ne için bu iç çekişler, bekleyişler, o masum gözlerdeki hüzünler? Ya bu okunaksız satırlar, daha öncekiler gibi istemeden kuytu bir köşeye fırlatılıp atılmayacak mı? Ya bu her seferinde kelimelerle kendimize çelme takmalarımız. Aslında ne yaptığını bilmeyen yolunu kaybetmiş göçebeleriz de bu yaşam sığınağında. Durmadan birini ya da bir şeyleri beklediğimiz bir yaşam sığınağı…  Kim bilir, belki bir gören ya da bir duyan yoktur bizi. Ya da umut etmeye devam mı etmeli? Umut etmeye değer miyiz sence?  Her şey ödünç bir koşuşturmadan ibaret. Aldığımız nefes, bu kelimeler gibi ödünç değil miydi? Biz her şeyi boşuna mı harcadık bunca zaman? Olmayan bir sevgiyi mi aradık? Olmayan bir şey nasıl olur da içimizde yeşerirdi ki? Neyi yanlış yaptık öyleyse? Tüm zamanları sadece bizim mi sandık? Tüm zamanlar hangi sevgiyle sonsuzluğa ulaşırdı? Neyi, kimi seveceğimizi de mi bilemedik?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/tum-zamanlar-sende-kaybolsun-siiri/</link>
<guid>3417080</guid>
<pubDate>2022-11-21T21:04:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Sen’li Şiirler I</title>
<description>Karanlık sözcüklerle demlediğim içimdeki boşluğu tam da seninle uzaklara sürümeye başlıyorken bir yanılsama mıydı her şey? Bir yanılsama mıydı içimdeki çocuksu uyanış? Uğruna feda ettiğim tüm lanetli sözcükler, Şimdi her zamankinden daha fazla üşüşüyor benliğime… </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-li-siirler-i-siiri/</link>
<guid>3417081</guid>
<pubDate>2022-11-21T21:04:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 <item>
<title>Benim Güzel Kittym Ve Mikail</title>
<description>Bu şehir ve bu gece, her zamankinden farklı ağarıyor bıkkın içimin karanlığında. Loş ışıklar, gecenin sessizliği, belli belirsiz uçarı silüetler, kulağıma çalınan ezgiler, bir alçalıp bir yükselen mırıldanmalar, elimdeki bir kadeh rakının anlayamadığım acımsı tadı, bir türlü susmak bilmeyen iç sesim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/benim-guzel-kittym-ve-mikail-siiri/</link>
<guid>3417077</guid>
<pubDate>2022-11-21T21:02:00+03:00</pubDate>
<author>Sancar Can</author>
</item>
 </channel>
</rss>
