<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Şamil Akay Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Abim.</title>
<description>Şayet ahirette bana ''yaşadığın dünyada iyi ve temiz insan tanıdın mı? '' diye sorsalar. Kendimden emin bir şekilde "Yirmibeş sene önce tanımaya fırsatım olmadan doğumda ölen adını taşıdığım abimdir" derim. Bu sabah annem kahvaltıda anlattı; ölüme giderken Babamın serçe parmağını sıkıca tutmuş. Hayata tutunur gibi! çünkü bilirsinizki çocuklar için hayat; Baba'dır. çünkü babalar çocuklarının tek kahramınıdır. ama ölüm Allah'tan gelmişse ne yazıkki bir baba bile önüne geçemiyor.. ve öldüğümde... Mezarlıktaki günahkar imamın, "Merhum Şamil Akay'ı nasıl bilirdiniz? " sorusuna. "Dünyayla başa çıkabilen, </description>
<link>https://www.antoloji.com/abim-18-siiri/</link>
<guid>2095611</guid>
<pubDate>2015-02-13T23:54:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Gönül Yorgunluğu</title>
<description>Sulugöz bir insandım ben olur olmadık şeyleri kendime dert edip ağlardım hep. Gözyaşlarımı boşuna tüketmişim. Şimdilerde ağlanacak o kadar şey varken gözümden tek damla yaş sızmıyor. Büyüdükçe öğrendik; ne olursa olsun dik durabilmeyi, gözden bir damla yaş düşmeden de ağlanabileceğini... Ondandır bu uykusuz gecelerimiz, gece yarılarına hatta sabahın körüne kadar kırpmadan tavanı izlemelerimiz, yorgun düşüp kendini uykuya teslim eden gözlerimiz yok artık.  Haa bide; ya gönül yorgunluğu derseniz; ''keşke göz yorgunluğu gibi o da kapayabilseydi uykuya gözlerini'' </description>
<link>https://www.antoloji.com/gonul-yorgunlugu-3-siiri/</link>
<guid>2088301</guid>
<pubDate>2015-01-25T12:07:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Size Sevgiyi Yanlış Öğretmişler</title>
<description>Size sevgiyi yanlış öğretmişler, o yüzden sevgisizlikten ölüyorsunuz.  Yalnızlıktan değil. Misal; Başlangıçta dünyaları uğruna değişmezsiniz, bitişinde müşteri bol evlerde işçi olarak tabir edersiniz. Misal; Kollarında huzur bulduğunuzu, yaşadığınızı anladığınızı haykırırsınız göğe, yere. </description>
<link>https://www.antoloji.com/size-sevgiyi-yanlis-ogretmisler-siiri/</link>
<guid>2088056</guid>
<pubDate>2015-01-24T16:55:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Şimdi Bir Katilim Ben</title>
<description>Şimdi bir katilim ben. Duygularımı öldürdüm gözümü kırpmadan Çınar ağacının gölgesine gömdüm yaşama sevincimi Korkumun gırtlağına yapıştım yine de ölmedi En çabuk ölen mutluluk oldu, mücadele bile edemedi. Midemdeki kelebekler çoktan öldü İçimde acıdan başka bir şey kalmadı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/simdi-bir-katilim-ben-siiri/</link>
<guid>2088055</guid>
<pubDate>2015-01-24T16:54:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Hakkınızı Helal Edin;</title>
<description>Hakkınızı helal edin;  Gidiyorum.Hepsinin özünde, hepsinin temelinde korkularımla yüz yüze gelmeyi öğreniyorum. Başka bir dilde bana "beklentilerin neler? " diye sorduklarında, tereddüt etmeden "bir beklentim yok, yolun kendisi bir şey değiştirmiyor, yok olmayı sadece." dedim. O başka dilde olmasa da evrensel olan bir dilde yüzüme tokat gibi fırlatılan bakışta, acımasızlığın bilinçsizce tükettiği son şansım vardı. Kullandım.Uzun zamandır gitmek istiyordum. Yeni başlangıçlar dense de mantığımda bitişlerin acısını sindirmeye çalışmak belki de..ağzımda pas tadıyla. Gidiyorum dediğimde, kimse bana gitme demedi. Geride bıraktıklarımın ve gelecekte olanların arafında donup kalmış bir zamandayım. Varolan yaşamımı geride bırakıp, bilmediğim bir yere varma niyetiyle gidiyorum. Yıllardır içimde tuttuğum duyguların ağırlığıyla gidiyorum. Valizime otuzkilo sınırlaması getiren düzene karşı, kaybettiğim her şeyi sığdıramadığım gerçeğiyle haykırıyorum. Henüz hazırlamamış olsam da. Peşimden gelenlerle birlikte gidiyorum. Hatta kendimden çok, en çok onları yanımda götürerek gidiyorum. Yüzün geliyor aklıma hoşçakal diyebiliyorum. Sesler var kulağımda, tiz sesleri ayırt edebiliyorum. Bir nefes var soluğumu yakan, daha derinden içime çekiyorum.Patlak bir fren sesinde kaybolmuş, hafızasını sevmediğini unutmuş alzeimera tutuluyorum. Büyüyen dalların, çekilen ellerin aralarından, hiç birinde iz bırakmadan geçiyorum. Gidiyorum işte çocuk. Herkes gider bilirsin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hakkinizi-helal-edin-4-siiri/</link>
<guid>2088053</guid>
<pubDate>2015-01-24T16:53:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Ağla.</title>
<description>ağla oğlum, ağla sen bu gece. hakkındır. hayatın hep başkalarına göre şekilleniyor, mutlulukların hep yarım. en güzel anın iki, bilemedin beş saniye sürüyorken en umutsuz günlerin sürekli tekrar ediyor. ağla işte oğlum sen, bunlar için ağla. yirmi yıldır başında varlığı da yokluğu da zarar olan babanı bahane et ağla, senden bi halt olmaz diyenleri haklı çıkaran zamana söver gibi ağla, ne olduğunu bile bilmediğin bir kavganın ortasına, "bi dakika beyler" diyerek gir, dayak ye ağla, şuan senden başka kimsenin bulunmadığı bu parkta üşüdüğün için ağla, telefonun şarjı bitmek üzere olduğu için ağla, ışıkları yanan evlere doğru bak ve "meğer ne çokmuş lan herkes" diye söylen öyle ağla. hatta vicdan yap, dünya üzerindeki bütün kötülüklerin, zulümlerin sebebi senmişsin gibi düşün, ne yapıyorum ben diye ağla, gerekirse ülke ekonomisini, dış ilişkileri falan al araya. oda olmadı, ünlü bir çiftin magazin sayfalarındaki ayrılık haberini bahane et ağla. hayatının içine edildiğini kimseye belli etme, gözyaşlarının sebebi bunlarmış gibi ağla.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/agla-120-siiri/</link>
<guid>2086955</guid>
<pubDate>2015-01-22T01:50:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Hoşçakalın</title>
<description>Yazacak bir aşkım, anlatabileceğim destansı hikayem yok. Kelimelerim sürekli tekrara düşüyor. Bir şeyleri yaşarken, biriyle tanışırken bile o hep sıradanlık hissi. Ruhum uyanık değil, duygularım ölüm uykusuna yatmış gibi. Her şey sıradan değil, acı çekerken bile içimde o yoğun kargaşa. Tükenmişlik sendromu mu, yok oluş mu dersiniz bilemem. Popüler olmak, herkes tarafından tanınmak, ilgi odağı olmak değil, bu dünyaya iz bırakmak için mücadelem. Yalanlardan, sahtelikten, samimiyetsizlikten kirlenmiş bu dünyayı şiirle temizlemenin hayallerini kuruyorum. Ve bu yüzden, sahte aşk sözleri yazıp duygu sömürmek yerine bizzat çektiğim-cekeceğim- acıları dile getirmek istiyorum. Hayatıma yeni bir sayfa açana kadar, bir acıyı yazarak güzelleştirmek isteyene kadar, hayal gücüme sarılacak bir şeyler bulana kadar şiir yazmayacağım. Hoşçakalın. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hoscakalin-41-siiri/</link>
<guid>2086724</guid>
<pubDate>2015-01-21T19:28:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Hayatınız Çok Mu Karanlık?</title>
<description>Hayatınız çok mu karanlık? Yorucu, sıkıcı, hüzünlü, boş ve acı verici. Durmadan beyninizin içini kemiren sorular. Bıkmadan yorulmadan sizi kovalayan hayat hırsızları. Kim mi onlar? Dertler. Kim mi onlar? Acılar. Ne mi çalıyorlar sizden? Ömrünüzü. Tam kurtuldum derken yine paçanızdan tutup aşağıya çekiliyorsunuz. Karanlığa. Dibe. En dibe. İnsan hiç karanlıkta boğulur mu? Boğuluyor işte. Nefes almakta güçlük çekiyorsunuz. Kalbiniz ağrıyor değil mi? Şimdi “O”nu düşünün. “O” dediğimde her birinizin aklına başkası geldi. Kiminin annesi, kiminin babası, kiminin kardeşi, arkadaşı, can dostu, sevgilisi, kimininse kaybettiği “O” kişi. Başrol farklı, oyun aynı. “O”nu düşününce birden düşünceleriniz değişti mi? Karanlığın içinden süzülen bir ışık parçası gibi çıktı karşınıza. Karanlık bir yolun sonundaki çıkışı gösteren ışık gibi. Sizi çıkardı o dipsiz kuyudan.Ciğerlerinize dolan o oksijenle değil de, “O”nunla kendinize geldiniz. Belki nefret ediyorsunuz ama bir o kadar da özlüyorsunuz değil mi? Buna ister inanın isterseniz de inanmayın, ama siz “O”nun hayaliyle yanarken, o başkalarının yüreğinde serinliyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayatiniz-cok-mu-karanlik-siiri/</link>
<guid>2086441</guid>
<pubDate>2015-01-21T01:09:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Vasiyetimdir;</title>
<description>vasiyetimdir: 'mezarımı derin kazın.' söylediklerimden çok sustuklarım yakıyor canımı. yazdıklarımdan çok yazamadıklarım incitiyor parmaklarımı. yaşadıklarımdan çok yaşamadıklarım öldürüyor beni. sırtımda taşıdığım yükler ve içimde öldürdüğüm insanlarla gireceğim o mezara. bundandır vasiyetim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/vasiyetimdir-42-siiri/</link>
<guid>2086440</guid>
<pubDate>2015-01-21T01:08:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Zor Günler;</title>
<description>Zor günler;  “Zor günler, insanın dostlarını ayıklayabilmesi için var.” Zor zamanlarınızda kimse yanınızda olmaz ve daha da kötüsü sizinle siz ilgilenmek zorunda kalırsınız. Mutlu olmak adına, mutsuzluğunuzu paylaşacak tek bir insan olmaz çevrenizde, işte bu yüzden de, kimseye güvenemeyeceğinizi anlarsınız. İçinizdeki sıkıntı sizi öylesine yorar ve öylesine çıkmazsa sürüklemeye çalışır ki, eğer tutunacak bir şeyleriniz yoksa da, dipte bulursunuz kendinizi. Sonra nemi olur? Hiç bir şey… Sadece yanınızda olduğunu söyleyenlerin, aslında yanınıza hiç gelmediklerini görürsünüz.Çünkü etrafınız hep yanındaymış gibi gözüküp, aslında hiç yanında olmayanlarla doludur. Mesela  “Seni hiç kaybetmek istemiyorum” diyenlerin de, zor zamanlarınızda sizden bir bir gittiklerine şahit olursunuz. Sonbahar depresyonu dedikleri bu olsa gerek. Aslında depresyon değildir bu, bu sizin bir zamanlar değer verdiğiniz ve yalnızlıklarında yanında olduğunuz kişilerin, sizi bıraktıklarını içinize hazmedemediğiniz duygudur. İşte o zaman devreye şu söz girer. “Canları cehenneme…” Ama zordur bunu söylemek, çünkü alışık olmadığınız bir kelimeyi kalbinizden söylemek, söyleyebilmek, dilinize zor gelir. İşte o zaman sizi anlayacak ve içinizdeki her şeyi iki kelimeye sığdıracak bir kelimeyi alırsınız kalbinizin literatürüne. “Hadi Eyvallah…” Sizinle her şeyini paylaşan insanların, aslında sizden başkalarıyla da onları konuştuklarını bilirsiniz. Bu zamanlarız da siz, çok şeyler görürsünüz. Mesela yalnızlığı görürsünüz, mesela değer verip zaman ayırdığınız kişilerin, sizi sadece kullandıklarını görürsünüz. Daha bir çok şey görürsünüz. Bir kadının zor zamanlarında öyle her adam bulunmaz, mesela siz bulunursunuz, çünkü size göre kadın, koca bir şiirden ibarettir. Başkalarına göre de, başka şeyler. Kimse şiir yazan adamı sevmez, sadece yazdıklarında kendisinden bir şeyler bulursa, okur ve beğenir. Sadece budur, bundan fazlası değildir. İşte bu zor zamanlarınızı iyi değerlendirin ve kalbinizde size ağırlık verenleri temizleyin. Temizleyin ki, size gerçekten değer veren insanlara yer açılsın. O yüzden hak edenlere, “canı cehenneme” demekten ziyade, Ben gidiyorum senden, “hadi Eyvallah” demek daha iyidir. Ben gidiyorum senden, sizlerden. Hade Eyvallah... </description>
<link>https://www.antoloji.com/zor-gunler-24-siiri/</link>
<guid>2086439</guid>
<pubDate>2015-01-21T01:06:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Umutsuzluğun En Dibinden..</title>
<description>Kafam bir mengene arasında sıkıştırılıyor, gözlerim yuvarından akıyor gibi.delirmeme ramak kaldı.. bu ölüm çırpınışlarımı görmeyecek kadar kör ve bu yalnızlık çığlıklarımı duymayacak kadar sağırsınız. dedim ya, kafamdaki tüm intihar metotlarını eziyorlar gibi, aklımdan geçenleri, rüyalarımda gördüklerimi dile getiremiyorum, acılarımı umutsuzluklarımı, kaybettiklerimi ve hayal kırıklıklarımı içime atıyorum. Yazmaya bile korkuyorum. Yani onları yazmaktan korkmak değil, birileri okusun istemiyorum. vücudumun her hücresine kadar hissettiğim bu acıyı yazmak istiyorum fakat kafa derimin altında her saniye beynimi kemiren böcekler yazmama engel oluyor, yazamıyorum ama yaşıyorum ve yaşadıklarıma bir Allah birde başımı vurduğum duvarlar şahidimdir. gecenin karanlığından ve umutsuzluğun en dibinden söyleyeceklerim bu kadar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/umutsuzlugun-en-dibinden-siiri/</link>
<guid>2086437</guid>
<pubDate>2015-01-21T01:05:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Sonra Mı? Geçmedi İşte.</title>
<description>Sonra mı? geçmedi işte. vücudumun son hücresine kadar bu acıyı hissetmek inanın umrumda değildi. asıl içimi acıtan bu acıyı kimseye anlatamayacak kadar kimsesiz olmamdı. evet yalnızdım, inkar etmenin bir anlamı yoktu. İşte sonra kimse kalmadı. Hiç kimse. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sonra-mi-gecmedi-iste-siiri/</link>
<guid>2086438</guid>
<pubDate>2015-01-21T01:05:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgili Günlük;</title>
<description>sevgili günlük, bugünde ölmedim. ama belim, biraz daha büküldü.. gün geçtikçe ağırlaşıyor acılarım.. taşımakta güçlük çekiyorum. sevgili günlük işin doğrusunu söylemek gerekirse, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgili-gunluk-18-siiri/</link>
<guid>2086436</guid>
<pubDate>2015-01-21T01:03:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Biraz Olsun Anlasanız, Yeter.</title>
<description>Herkesin anlatmak için yanıp tutuştuğu ama ağzını bile açamadığı hikayeleri var. Az önce ayağımı yerde duran bir eşyaya çarptım. Ağladım sonra. Hani bilirsiniz onu. Hani zaten vurmuşsunuzdur en dibe. Zaten olmayacak her türlü şey başınıza gelmiş, sizi yerden yere vurmuş, canınızdan bezdirmiştir. Ama ufacık, saçma sapan bir şey sizi böyle paramparça eder birden. O ana kadar çok güçlü kalmışsınızdır da, her şeyin bütün suçlusu o eşyaymış gibi söverek ona odanın ortasında ağlarsınız. Çocuk gibi. Benimki de böyle bir hikaye işte. Fazla anlatmaya halim yok. Fazla anlatmaya gücüm yok. Biraz olsun anlasanız, yeter. </description>
<link>https://www.antoloji.com/biraz-olsun-anlasaniz-yeter-siiri/</link>
<guid>2086434</guid>
<pubDate>2015-01-21T01:02:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Devasız Ağrı.</title>
<description>Gece diye bir şey olmasaydı keşke. Sol yanının en çok acıdığı vakittir gece, aklından dertleri bir türlü atamadığın andır gece. Kısacası ne bok oluyorsa koduğumun gecesinde oluyor. Uyandım, telefonuma baktım cevapsız çağrı yok. Yüreğime baktım, bir devasız ağrı. Saat sabaha doğru 04:21 idi her gece tam şu saatlerde, sol tarafımda bir acı hissediyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-devasiz-agri-siiri/</link>
<guid>2086433</guid>
<pubDate>2015-01-21T00:58:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>24 Saat, Bu Acı İçin Fazla Uzun</title>
<description>Bazı geceler saç diplerime kadar acı çekiyorum. Kafa derimin altında her saniye beynini kemiren böceklerin olduğunu hissediyorum. inanın 24 saat, bu acı için fazla uzun.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/24-saat-bu-aci-icin-fazla-uzun-siiri/</link>
<guid>2086432</guid>
<pubDate>2015-01-21T00:57:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Eskiden Her Şey Çok Güzeldi..</title>
<description>Eskiden her şey çok güzeldi. Hatta aşk bile. Yanlışlıkla birbirlerine çarptıktan sonra yere düşen kitapları toplarken aşık olma devri bitti.  Şimdi yanlışlıkla birbirine çarpsa birbirlerini öldürecek duruma geldi dünya. İphone o iphone senden pahalı diyerek karşısındakini küçümseyen baba parası yiyen insanlar çıktı ortaya. Ve, Değişti düzen, bozuldu insanlık.. Adını bile bilmediği adamın koynunda sabahlayan biri için, </description>
<link>https://www.antoloji.com/eskiden-her-sey-cok-guzeldi-siiri/</link>
<guid>2086430</guid>
<pubDate>2015-01-21T00:56:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgili Küllük;</title>
<description>Sevgili küllük;  ...ağzına kadar doldun ama acılarım, hala sigara yakmamı istiyor, tikrek ellerim ve güçsüz yüreğim bir sigarayı daha yakamayacak kadar aciz. sevgili küllük, işin doğrusunu söylemek gerekirse 'ben çok yoruldum'.. Dipnot; Bu benim hayatım.tutamadım ellerimden kaydı.sigaraya başladığımda tam 2 liraydı </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgili-kulluk-6-siiri/</link>
<guid>2086427</guid>
<pubDate>2015-01-21T00:52:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Kuşlara İyi Bakın..</title>
<description>Canım yanmıyor artık, Ruhum nasır tuttu... Hissizlik ne kötü bir şey Yaşamayı unutturuyor... Tuzsuz yemek gibi Şekersiz çay gibi </description>
<link>https://www.antoloji.com/kuslara-iyi-bakin-2-siiri/</link>
<guid>2086426</guid>
<pubDate>2015-01-21T00:49:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 <item>
<title>Ne Hissediyorum Biliyor Musun?</title>
<description>Ne hissediyorum biliyor musun Kırılmış bir bardak düşün İpi kopmuş bir uçurtma Etinden ayrılmış bir tırnak Sönmüş bir yıldız Düşün işte </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-hissediyorum-biliyor-musun-siiri/</link>
<guid>2086425</guid>
<pubDate>2015-01-21T00:47:00+03:00</pubDate>
<author>Şamil Akay</author>
</item>
 </channel>
</rss>
