<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Samet Kalabak Şiirleri
</description>
 <item>
<title>İronik Bir Ayrılık Meselesi</title>
<description>Bordo şarabın deminde öptüm dudaklarından. Sana göre aylardan Eylül'dü, bana göre bağbozumu. Kuzgun kuzgun sokulurken uykusuz cümlelerinin kapısına, puhuların vardıyasına açılıyordu kapılar. Sana göre geceydi, bana göre tek hece. Ruhumun şenşakrak odalarına yaktığım bir ikı mum aydınlığında bir iki haz hecesi, bir iki tutku kelimesi, bir iki aşk cümlesi birike birike Eylül'ün günlüğüne yerleşiyorlardı. Sana göre sıradan bir romantizmdi, bana göre dehşetli bir ihtiras. Ayın aydınlık yüzünü mesken edinmiş bir iki nota, bir iki kadeh, bir iki fasıl birike birike ayrılığın güncesine yerleşiyorlardı. Sana göre mevsimlerden ayrılıktı, bana göre son bahar. Artık bir ayrılığa daha yer yok yüreğimde Eylül geliyor nasıl olsa. Öyle beylik laflar etmeye de gerek yok, Eylül bu, adamı tam orta yerınden ikiye ayrırır. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ironik-bir-ayrilik-meselesi-siiri/</link>
<guid>3031290</guid>
<pubDate>2019-08-27T21:16:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Uykusuz Kelimeler</title>
<description>Aydınlık örtüyor kelimelerin görünürlüğünü, Geceleri daha bir belirginleşiyor acılarımın okunaklığı, Üstelik ayı da sildim, attım defterimden, Artık bir hatrı yok kelimelerimin belleğinde. Çürümüş parmaklarıma bağışlanan bir kalem, Nasıl gebeyse kelimelere, </description>
<link>https://www.antoloji.com/uykusuz-kelimeler-siiri/</link>
<guid>2906840</guid>
<pubDate>2018-10-30T00:03:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Aşkın Anatomisi</title>
<description>İstinye'de bir istiridye içinde saklıydı gözlerin, suya eğilmiş gözlerimle buldum onları. Usulca kalktım oturduğum rıhtımdan, sokuldum, sokuldukça denize sokulan ellerime hırçındı dalgalar, çığlık çığlığaydı martılar, geçit vermediler rıhtımdan öteye ve, ve gülümsedim umarsızca, ellerimle, bir tek ellerimle yırttım denizi ve  indim gözlerini keşfetmeye. Gözlerinin etrafında gözlerine uzanıp kalmış cesetler; kimi henüz taze livor mortis, kimi bir hayli olmuş rigor mortis, ama hepsi, hepsi algor mortis! Kimisinin elinde, kimisinin dilinde hep şiir mortis! Bir kulaç atsam, cesetleri aşsam gözlerine ulaşsam, çalsam yüreğimden yüreğine bir yürek dolusu aşk. Sen emzirsen, ben uyutsam, sana emeklese, bana yürüse ve biz beraber büyütsek bedenlerimizdeki bu yürek dolusu aşkı. Yüzünün coğrafyasında gözlerinden sonra dudaklarını keşfettim, dudakların ilk cümlesiydi sevişmelerimizin. İhtirasın bedenlerimizde vücut bulduğu saatler akreple yelkovan evlerine dağılırdı. Galata'dan sarhoş döner ama hep ayık sevişirdik. Emirgan'da, gözlerinin kahvesinde, kahvenin telvesinde görürdüm Tarabya'ya çıkan yolumuzu. Bilirdim, canın rakı çekerdi ve demlenmiş sohbetlerimizle Tarabya'da fasıl ederdik. Şimdilerde di'li geçmiş cümlelerimle yalnızlığıma kaldırdığım her kadehte anlıyorum ki  yalnız içilen her rakı, hikâyesi yarım kalanların aynasıymış. Senden ayrı tek başıma büyüttüğüm şiirler şimdi düşman bana, sana adanmış kelimeler her gece çengelli harflerinde asıyorlar beni. Rıhtımdaysam yeni bir şiire daha yer yok kadehimde, çünkü zaten kadehim ağzına kadar sen dolu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/askin-anatomisi-7-siiri/</link>
<guid>2899706</guid>
<pubDate>2018-10-14T00:36:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Düş'sel Sancılar</title>
<description>Düş'sel Sancılar  Geceyi yırtacak kadar beyaz, Düşlerimi düşürecek kadar siyah bir şahin vardı Meleğin yeryüzündeki gölgesinin gözlerinde. Giderken öyle bir eda, </description>
<link>https://www.antoloji.com/dus-sel-sancilar-siiri/</link>
<guid>2899701</guid>
<pubDate>2018-10-14T00:25:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Takvim Yaprakları (bugün)</title>
<description>Takvim Yaprakları/Bugün  Bir takvim yaprağı düşerken, "kendisini terk eden bir kalbin," vedasını yazar arka sayfası. Biliyorum, aklımıza mıhlanmış bir çok takvim yaprağı var ihtiraslarımıza dair. Bazı geceler, saçlarından düşer takvim yaprakları yastığına; sonra, gecelerin ihanete bulanır, sen bana soyunursun, benle sevişir, benle uyanırsın; sonra, utanırsın kendinden, yanındakinden, en çok da takvim yapraklarından. Ben kanepemde, televizyon açık, sigaram yanık, önce gözlerimle birlikte başım düşer, ardından ellerim, en çok da ellerim düşer saçlarına sana uyuduğum gecelerde. Sabahları çok güç oluyor senden uyanması, uyanınca gün boyu sana yanması. Alışmak, acıların hafiflemesi demek değilmiş; alışmak, her takvim yaprağı düşerken acılarına sarılmakmış. Herkesin günleri aydın, benimse rüyalarım. Perdelerim kapalı, gözlerim kapalı, bir tek, bir tek rüyalarım açık. Böyle olunca gitgide uzuyor gecelerim seninle. Uyanınca yangınım herkese sıçrıyor. Kime dokunsam, kime sarılsam, kimi sen sansam yakıyorum. Hangi işe elimi atsam, hangi kalabalıkta senden kaybolsam mutlaka bir takvim yaprağı düşüyor önüme. Biz, biz'i öldürüyoruz, galiba biz bunu bilmiyoruz. Kimseler bilmiyor. Biz bunu hak etmiyoruz. Yaşanmışlıklar kabul görmezken beyhude edilişini, bir takvim yaprağının arka sayfasına ekliyorum: "Kendisini terk eden bir kalbin vedası," çok ayıp bir terk ediş, çünkü, bir tarihin yıkılışı, çok büyük bir kayıp!!!  Samet KALABAK </description>
<link>https://www.antoloji.com/takvim-yapraklari-bugun-siiri/</link>
<guid>2899693</guid>
<pubDate>2018-10-14T00:05:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Şiirmeden</title>
<description>ŞİİRMEDEN  Şiirmeden gittin be kadın; Her yer kelime, her yer cümle yığını, Dağınığım bugünlerde, darmadağın! Elim varmıyor şiirlemeye, </description>
<link>https://www.antoloji.com/siirmeden-siiri/</link>
<guid>2899685</guid>
<pubDate>2018-10-13T23:51:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Kardeşim (söyleşi)</title>
<description>KARDEŞİM  +Kardeşim, yine efkârlısın, yine, yine aynı mesele mi? +Hani dün, dün birinden bahsetmiştin, ne oldu? +Yine mi eski defterleri açtın?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kardesim-soylesi-siiri/</link>
<guid>2899679</guid>
<pubDate>2018-10-13T23:40:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Kırmızı (şiir)</title>
<description>KIRMIZI (ŞİİR)  Kaç şiir sürdüysem yaralarıma, geçmedi hâlâ… Göğsümde bir kırmızı, kıpkırmızı, Pıhtı atıyor kalbime, Kalbime yüksek dozda sen gerek. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirmizi-siir-7-siiri/</link>
<guid>2899667</guid>
<pubDate>2018-10-13T23:32:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>İmha</title>
<description>Delik deşik uykularımı,  Islanmış gözlerimi, Yırtılmış, paçavra olmuş gecelerimi, Hep bir ambulans'ta can veren düşlerimi, Sıyrılmış aklımı ve terk edilmiş kalbimi imha ediyorum bu gece! Yarın çok geç, bu gece ölmem, yarın da üzerimi kürek-kürek örtmem gerek! </description>
<link>https://www.antoloji.com/imha-4-siiri/</link>
<guid>2899635</guid>
<pubDate>2018-10-13T23:15:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Tutkularım</title>
<description>Tutkularım uğruna öyle güzel günahlarım var ki duysa, bilse, günah günahlığından utanır. Kimisi kırmızı ve siyah, kimisi erotizm ve romantizm, kimisi aşk ve şehvet, kimisi Fransız müziği ve şarap. Ve hepsi şiiri vücuduna sürmüş tehlikeli kadınlardı. Hepsi birbirinden dehşet! Yani kısaca, cehennemde yanarken tebessüm edeceğim günahlarım var benim!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/tutkularim-7-siiri/</link>
<guid>2899611</guid>
<pubDate>2018-10-13T22:40:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Maça Kızı</title>
<description>Biz erkekler kadına her ne kadar kupa gözüyle baksak da aslında görmek istediğimiz hep maçadır, çünkü etek düşünce geriye kalan maçaya bürünmüş bir çift naylon çoraptır. Gecenin sessizliğini bozan, karanlığını yırtan yine maçaya bürünmüş bir çift topuklu ayakkabıdır. Belki de maçanın asil tarafına denk düşüyor aşkla pişti olan bakışlarımız. Erotizme boy gösteren estetik bir dekolte, tutkulu bir kadının ne ilk, ne de son kurşunudur, çünkü kadın en üryan haliyle bile son kozunu maçaya bürünmüş sesinde saklar.  Sinek beyinleri ezelim, onara hep çakalım, yobaz karolara blöf atalım, rest çekelim, ironiyi kim yerse oyunu onda bırakalım, çünkü aşk bazen kupadır, bazen de maça ama hep maça kızının koynunda uyanan kazanır. Samet KALABAK  </description>
<link>https://www.antoloji.com/maca-kizi-13-siiri/</link>
<guid>2899607</guid>
<pubDate>2018-10-13T22:25:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Ruhumdan Üfledim Herkesi</title>
<description>Ruhumdan üfledim herkesi. Bir sonbahar  gibi, Dalında titreyen son yaprak misali, Kim varsa, ne varsa, herşeyi; Herkesi silkindim üzerimden. Yalnızım, mutluyum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruhumdan-ufledim-herkesi-siiri/</link>
<guid>2899578</guid>
<pubDate>2018-10-13T21:39:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Yalnız Bir Senfoni - Majör Bir Aşk</title>
<description>YALNIZ BİR SENFONİ - MAJÖR BİR SŞK  Maskeli balo sanki, gizemli bir suret karşımdaki. Asil ve afili, siyah ve gerçek. Siyahların içinde bir ışıltı, Adeta ışıldayan bir ateş böceği. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalniz-bir-senfoni-major-bir-ask-siiri/</link>
<guid>1959661</guid>
<pubDate>2014-01-26T21:45:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Kendimden Geriye</title>
<description>KENDİMDEN GERİYE  Avucumda bir sonbahar saklıyorum; Aylardan Eylül, Günlerden sen, Ve ben Eylül, Eylül diye yanarken </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendimden-geriye-siiri/</link>
<guid>1958193</guid>
<pubDate>2014-01-23T00:23:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Şahmeran</title>
<description>Tam saatli zamanlardan biriydi birkaç dakika önce. Karşıma oturdum, iki kafadar sustuk öyle, kendime bile diyecek tek bir lafım kalmamış. Kulak verdim geceye, gecenin sessizliğine, yine o kederli sesiyle eti, kemiğe bulamıştı. Zaman, ürkek bir kuşu saklıyordu kendi içinde; üzgün, yorgun, biraz da yaşlıcana bir kuş. Sesini duymak istercesine pervaneleşsin isterken yelkovan, hece, hece geçiyordu bu gece zaman. Zaman kekemeydi, guguk, guguk ederken benliğimi düşünceye meyletti. Düşlerime tebelleş olmuştu kalleşçe gidişin!   Ruhun, bedenini terk etmiş potansiyel bir suçlu! Seni, Sensiz bırakmış her bedende insanlığı soyunduğundan! İki uçlu dilin: konuşurken zehirli, öpüşürken sihirli; Kifayetin, her gömlek değiştirişinde özüne meyilli… </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahmeran-18-siiri/</link>
<guid>1920226</guid>
<pubDate>2013-10-13T01:48:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Kanadı Kırık Bir Kalp</title>
<description>Kendime bile tek bir kelime duyuramadığım, Korkunç bir sessizlik bu konuşamadığım. Sen gönlüme yara açarken milim milim, Ve gözümden yüreğime kanarken, Ellere yar oluşundur damla damla yandığım.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kanadi-kirik-bir-kalp-siiri/</link>
<guid>1914541</guid>
<pubDate>2013-09-26T23:33:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Uykusuz Heceler</title>
<description>Gecenin ölüm dilimleri sararken gözlerimi,  Düşlerimden düş düş düşen gözlerin, Ağır ağır karışıyor kısacık ölüşlerime…  Süt beyaz, kar beyaz, gül bembeyaz; Aslında hepsi senin yanında biraz kirli beyaz. </description>
<link>https://www.antoloji.com/uykusuz-heceler-siiri/</link>
<guid>1770509</guid>
<pubDate>2012-09-23T18:25:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Gülümse</title>
<description>Bazen tutsak olduğun aşktan sürgün edersin kendini, kendi içinde müebbet yersin ve kabullenirsin yenilgini. Dil'i mühürlenmiş sevdaların vardır, işte bu da onlardan biridir. İsyan edersin, ama konuşamazsın... Susarsın... Sadece susarsın… Çünkü hepimiz muhteşem bir döngü içerisinde seyirciyiz hayata, sadece o döngü içerisinde sevdiklerimiz yer değiştiriyor ve bize düşen, gelen gideni, bazen hüzünle, bazen tebessümle seyretmek. Ve her yolunda gitmeyen beraberlikler yolumuzdan edemez bizi, gidenin ardından hayat her şeye rağmen gülümseyerek devam ediyor…   Ne yaparsan yap çabaların sürekli boşa gider. Ne zamanı yenebilirsin, ne de sevdanı. Unutma, her kabulleniş bir yenilgidir. Ve hatırla, her vazgeçiş bir özgürlüktür... Eğer giden gittiyse; önce kabullenmeyi, sonra vazgeçmeyi bileceksin. Çünkü her dert esaretin bedelidir. En ağır yük derdini taşımaktır, derdine kölelik etme… Uzaklaş dertlerinden ve yalnızlığında özgürlüğü yaşa. Ten inzivaya çekilirken doğru yolda ilerler. Ruh ise dinlenirken uzaklaşır tüm kötülüklerden. Herkeslerden uzaklarda, kendi kabuğunda, gözlerdeki bakış aramaz bile gidenin yokluğunu. Başa dönersin ve bir başka huzur yaşarsın.  İkinci bir şansı vererek, ikinci bir hayat kur kendine. Mesela pencereni aç, ondan kalan fotoğrafları uçak yapıp savur pencerenden dışarıya, çocuklar bulsunlar, yüzüne bıyık yapsın gülsünler, sen de onlara gül… O’ndan gelen hediyeleri sokaktaki çocuklara ver, o’na dair her ne varsa her şeyi unut… Her kabulleniş bir yenilgidir. Her vazgeçiş bir özgürlüktür... Eğer giden gittiyse; önce kabullenmeyi, sonra vazgeçmeyi bileceksin. Çünkü her dert esaretin bedelidir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gulumse-273-siiri/</link>
<guid>1770463</guid>
<pubDate>2012-09-23T16:48:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Beni Hatırla</title>
<description>Lime lime edilmiş yaşanmışlıklarım,  Bir de olay mahallinde terk edilmiş, Üzeri çiğnenmiş, cesedim var benim!  Faili firari aşkların kurbanıyım ben. Ne ilk sevişen, ne de son katledilen. </description>
<link>https://www.antoloji.com/beni-hatirla-209-siiri/</link>
<guid>1770457</guid>
<pubDate>2012-09-23T16:37:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 <item>
<title>Adam Gibi</title>
<description>İçimde bir keman sesi, Sen mi ağlıyorsun neyin nesi? Sesin var, sen yoksun, göremiyorum. Nerelerdesin kalbimin neşesi? Bu paranoyaklıkta neyin nesi?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/adam-gibi-75-siiri/</link>
<guid>1770453</guid>
<pubDate>2012-09-23T16:26:00+03:00</pubDate>
<author>Samet Kalabak</author>
</item>
 </channel>
</rss>
