<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Safiye &#220;nl&#252; Şiirleri
</description>
 <item>
<title>4..3..2..1.. Kayıt! !</title>
<description>Fragman seslendirmeleri için bir ajansa kayıt oldum geçen yılın son günü, yeni yıl ruhuyla.. formda ekli fotoğrafımdan dolayı bir sonraki gün aşk-ı memnu dizisinde figüran olarak rol teklifi aldım. Daha önce düşünmediğim bir şeydi bu hem heyecanlandım hem de bir istek duydum ne menem bir şeydi bu oyunculuk.  Dizi neredeyse çocukluk yıllarıma denk gelecek yaşlarda okuduğum bir romanın günümüze uyarlanmış hali ve benimde takip etmeye çalıştığım bir dizi. Düşündükçe içimde coşkum arttı, dizi oyuncularının hepsiyle tanışacak,  reyting rekorları kıran bu dizide bir karede olsa bende yer alacaktım. Bu harika bir histi. Yeniliklere açık beynim tecrübe etmemi ve bu fırsatı değerlendirmemi öngördü... Fotojenik olduğumu biliyorum ama oyunculukta başka bir meziyet tabi ki, ayrıca oyuncu olmak gibi bir derdimde yok ama bu cazip teklifte beni tetikliyordu doğrusu.. Tabi çekim işgününe denk geldiği için reddetmek zorundaydım, sonra benim balıklama dalmak istediğim bu teklifi eşimin fikrini almadan kabulde edemezdim ve öylede yaptım.. Paylaştım.. her zaman olduğu gibi eşim bu konunun bütün olumsuz yönlerini masaya yatırarak benim sanat hayatımı başlamadan bitirmek istedi.. &#61514; Önce kızmış ve yersiz bulmuştum endişesini, hayatımda karşıma çıkmış bir fırsattı bu, ne vardı ki ayrıca bunda, bir kare görünüp, başrol oynamayacaktım neticede yada işi gücü bırakıp bu sektöre atlayacakta değildim…boğa burçları hep böyledir ateş grubunun alevini  toprak atarak söndürür ama iyide olur hani ben uçarken ayaklarımdan aşağı çeken biride olmalı, denge yani bir nevi.. &#61514; </description>
<link>https://www.antoloji.com/4-3-2-1-kayit-siiri/</link>
<guid>1409851</guid>
<pubDate>2010-06-17T11:46:00+03:00</pubDate>
<author>Safiye Ünlü</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk</title>
<description>İyi bir televizyon izleyicisi olamadım hiç, çeşitliliğine sevindiğim diziler, acitasyon yapıyor diye kızdığım yarışmalar, hiçbir sonuca ulaşmayan kısır tartışmalar, kim kiminle nerede ne yapıyor sorularının adresi magazinler… her şeyin suyunu çıkartan her türlü programı bulmam mümkün olduğu halde hem de.. :)  Çok sesliliği ve seçenekleri sevmeme rağmen, İstiklal Marşıyla kapanan tv günlerini özledim dersem yalan olmaz. İşten ve sosyal yaşantımdan zaten çok zor arttırdığım zamanımı da kıymetli buluyor, böyle kolay harcamak istemiyorum anlayacağınız.. Kitap okuyormuşum gibi izlediğim bir iki dizininde hakkını yememem gerek,, İşte o iki dizininde olmadığı bir akşam, kumandayla haşırneşir olmak, kanepede tembellik yapmak istedim…  her zamanki gibi izlemeye değer bir şey bulamadım.. National Geographic kanalında görmeye alışık olduğum hayvanlar aleminden farklı bir konu AŞK.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-1925-siiri/</link>
<guid>1409836</guid>
<pubDate>2010-06-17T11:24:00+03:00</pubDate>
<author>Safiye Ünlü</author>
</item>
 <item>
<title>Eylül...</title>
<description>Eylül, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 9. ayı olup 30 gün çeker. Arapça eylûl, Süryanice 'üzüm' anlamındaki aylûl'den (üzüm ayı)  gelmektedir.  Hristiyanlar bu aya 'İstavroz ayı', 'Haç ayı' ya da Karadeniz'de değiştirilerek 'İstavrit ayı' derler. Avram Galanti Bodrumlu yaptığı araştırmalar ile Türklük İncelemeleri kitabında Akadlıların altınca ayı olduğunu ve sevinçten haykırmak anlamına geldiğini savunmuştur. Eylül adının İngilizce karşılığı olan 'September', Latince 7 anlamına gelen 'septem' den gelir. Eylül, M.Ö. 153 e kadar, eski Roma takviminde 7. ay idi.  Bilimsel bir giriş oldu doğrusu.. &#61514; hani bilinse de olur bilmese de, ayrıntıları severim ben. Bakın Eylül sevinçten bağırmak anlamına da geliyormuş, belki istavrit ayı da olması nedeniyle sevinçten bağırıyorlardır aynı zamanda eskiden ne dersiniz? </description>
<link>https://www.antoloji.com/eylul-339-siiri/</link>
<guid>1395938</guid>
<pubDate>2010-05-20T16:53:00+03:00</pubDate>
<author>Safiye Ünlü</author>
</item>
 <item>
<title>Herkesin bir makamı var...</title>
<description>Benimki Rast mesela.. :))  Oğlum Rehavi… Eşim Irak… Babam Hicazdı… Gülmeyin…! ! ! Bunu şimdi bulmadım, yıllardır düşünürüm.. Musiki Cemiyetindeki hocam “Hangi tür müziği severseniz ruhunuz ve kişiliğiniz öyle şekillenir” derdi. Her ne kadar bize sadece icra etmekle kalmayıp,  hissetmemizi sağlamak için söylemiş olsa da,  bu bana, hayatım boyunca her konuda hep yaptığım gibi  bu mevzuyu da  kendimce irdeleme ve hatta hicivleştirme fırsatı verdi… </description>
<link>https://www.antoloji.com/herkesin-bir-makami-var-siiri/</link>
<guid>1395922</guid>
<pubDate>2010-05-20T16:38:00+03:00</pubDate>
<author>Safiye Ünlü</author>
</item>
 <item>
<title>Yan Odadan Gelen Melodi!</title>
<description>…İskelede buzlu badem satıyorlar,  insanların içinde yürürken İstanbul’u  içime çekiyorum, bütün birbirine karışmış kokular, sesler, bu telaş, gökyüzünün maviliği ve batarken insanı hüzünlendiren kızıllığı, gelip geçen vapurların su üstündeki izleri...  Bazı şeyler unutulmaz,  yanınızdayken bile hatırladığınız biri gibi..  “Aşk yan odadan gelen melodiyi birlikte söylemektir, artık melodiyi duymasanız da aynı yerden devam ettiğinizi fark etmektir.” “Sanki kaybolmuş gölgenize, bir yerlerde rastlamaktır.” </description>
<link>https://www.antoloji.com/yan-odadan-gelen-melodi-siiri/</link>
<guid>1393039</guid>
<pubDate>2010-05-14T15:22:00+03:00</pubDate>
<author>Safiye Ünlü</author>
</item>
 <item>
<title>Hep Seni Yazdım Uzaklara</title>
<description>Adres aramaktan nefret ederim. Hele sadece açık adres bilgileriyle aramak..! Tarif iyidir… Hani market arkası, cami yanı bildik bir yerden tarif rahatlatır insanı elinle koymuş gibi buluverirsin aradığın yeri. Yabancı filmlerde enteresan gelir adresler bana 148 caddenin kuzeyi der biri diğeri gider eliyle koymuş gibi bulur.. bizde tarif olmazsa olmaz..  &#61514; Bir yayınevi sahibiyle randevum var, editörlüğünü yaptığım şiir kitabı için yardım alacağım, hani hatır işi gidiyorum. Hatırı sayılırda bir yazar kendisi aynı zamanda da yayınevinin sahibi, ama tanışmak bu güne nasipmiş. Ortak dostumuz tavsiye etti, rica minnet gidiyorum yani… kendim için olsa isteyemezdim, tanıyan bilir beni, eşime dostuma açamayacağım kapı yoktur. Sağolsun çocukluk arkadaşım kendiside yazar olan dostum ayarladı randevuyu, Galata kulesinin dibinde indim taksiden... tarif o noktadan yapılmıştı çünki… Galata kulesiyle ilgili inanışı duymuşunuzdur, buraya birlikte çıkan çiftler muhakkak evlenirlermiş. Hani aklınıza koyduğunuz biri varsa, hazırda hikayeden haberi yoksa, çok merak ediyorum… hiçte görmedim… gibi  faseryalarla bir uğramanızda fayda görüyorum…&#61514; </description>
<link>https://www.antoloji.com/hep-seni-yazdim-uzaklara-siiri/</link>
<guid>1393034</guid>
<pubDate>2010-05-14T15:17:00+03:00</pubDate>
<author>Safiye Ünlü</author>
</item>
 <item>
<title>Kapıları açık tutmak gerek!</title>
<description>-yaa anlatsana İlhan abi şu Ayşe halanı ziyaretini! bak safiş bayılacaksın -safiye hanımın kafasını şişirmeyelim şu güzel gecede… -estağfurullah,  doğrusu merak ettim bende,  “şimdi efendim, aslen Trabzon, Sürmeneliymişiz biz,  ben bilmem oraları. Yıllarca yurtdışında yaşadım, aslında yabancılaştım kendi memleketimede epeyce. İnsan yaşlandıkça daha bir  dönüyor özüne sanki. Babam Sürmene’de yaşayan halamdan bahsetti bana yıllar önce, yüzbeş yaşındaydı ben gördüğüm vakit. Hem baba memleketi görmek, hem de yaşayan akrabaları tanımak için kameramı aldım düştüm yollara. Uzun bir yolculuktan sonra, nihayet sora soruştura buldum Ayşe halanın, babamın köyünü. Fakat eve gelene kadar gördüklerim beni büyüledi adeta. Sol taraf masmavi deniz uçsuz bucaksız, sağ taraf yeşilin neredeyse bütün tonlarını görebileceğiniz göz alabildiğince orman. Dik tepeler, bakarken şapkanız düşer hani &#61514; tabii kare kare çektim bütün gördüklerimi, malum malzeme bol. Otu, börtü böceği bile bir başka buraların. Tipik Karadeniz yerleşimi burburunden uzak evler, sahip oldukları arazinin hemen yanına yada içine yapılmış evler.  Patika bir yoldan çıktık halanın evine, yorucu bir yokuşki sormayın, ama biz çıktıkça hissedilen oksijen ciğerlerimize öyle işledi ki yorulduğumun farkına bile değilim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kapilari-acik-tutmak-gerek-siiri/</link>
<guid>1393028</guid>
<pubDate>2010-05-14T15:10:00+03:00</pubDate>
<author>Safiye Ünlü</author>
</item>
 <item>
<title>Ötenazi</title>
<description>…. -merhaba, ben karşı komşunuzun kız kardeşi safiye -memnun oldum, girin buyrun.. oğlum aradı bilgim var, balkondaki size ait çanak anteni alacakmışsınız.. -evet kardeşime lazım olmuş, ona göndereceğiz.. -sizi rahatsız ettim kusurabakmayın.. -rsiz kusurabakmayın görüntüm için </description>
<link>https://www.antoloji.com/otenazi-24-siiri/</link>
<guid>1393022</guid>
<pubDate>2010-05-14T15:06:00+03:00</pubDate>
<author>Safiye Ünlü</author>
</item>
 <item>
<title>Ne şanslı bir insanım…!</title>
<description>Yorgun çıkmıştım işten, biraz kafam dağılsın diye,  artık indirim yazılarıyla,  çam ağaçları ve yeniyıl süsleriyle dolu vitrinlere bakınarak yürümek istedim, kuru keskin bir soğuk yakamı kapattım herkes grip son günlerde  dikkat etmeli…  Köşedeki market işi büyütmüş yeni dekorasyon yaptırmış yerleşiyor telaşlı.. durakta insanlar bekliyor.. sigara satan adam üşümüş ellerini ovuşturuyor küçük tezgahının başında.. çakmak satan adam yine aynı yerinde, o hep orda yıllardır… bacakları yok..! küçük bir tezgahı var çakmaklar, çiklet satıyor hava soğuk o kaldırım taşlarının üzerinde duruyor.. kaç para kazanır ki….? bacakları niye yok …? kiminle nasıl gelir oraya her gün..? metroya kadar düşündüm… nasılda kızgındım bitmeyen işlerime, yetmeyen maaşıma… unuttum! Metro kalabalık her zamanki gibi, şanslıydım oturacak yer buldum… </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-sansli-bir-insanim-siiri/</link>
<guid>1393013</guid>
<pubDate>2010-05-14T14:53:00+03:00</pubDate>
<author>Safiye Ünlü</author>
</item>
 <item>
<title>Dudeyi!</title>
<description>bu sene leyleği havada gördüm … &#61514;  tatil dönüşü daha bavulumdan telaşlarımı çıkarmadan düştüm yine yollara. … Karadeniz deyince akla farklı bir coğrafya geliyor. Oysa Karadeniz’in farkı sadece coğrafi özelliklerinden değil. Ayrıcalıklı doğal yapısı bir yana, binlerce yıldır çeşitli kültürlere kucak açmış bu bölgede yaşayan yöre insanının 'coğrafyası' da bölgenin kendisi gibi renkli, sürprizlerle dolu. Karadeniz farklı bir kültür; doğasıyla, mimarisiyle, insanıyla, deniziyle tüm ülke coğrafyasından içerisinde renkli bir yaşama ev sahipliği yapıyor. İnsan yaşadıkça seviyor bu memleketi; dimdik yamaçlarda çay toplayan, arıcılık, yaylacılık yapan çalışkan Karadeniz insanının da yapısı bu coğrafyaya uymuş sanırım. … Karadenizliyim derim sorulduğunda ama bu gezimde anladım ki hafif yavan kalmış Karadenizliliğim, Karadeniz’in bir şehrinde doğmak ve büyümek Karadenizli yapmıyormuş insanı bunu anladım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dudeyi-siiri/</link>
<guid>1393010</guid>
<pubDate>2010-05-14T14:51:00+03:00</pubDate>
<author>Safiye Ünlü</author>
</item>
 <item>
<title>Gazoz Kapakları</title>
<description>11-12 yaşlarındayım, bütün oyunların dışarıda arkadaşlarla oynandığı günler… çok güzel bir Karadeniz şehri, deniz kıyısında bir mahalle… komşulukların hakkıyla yaşandığı, hangi evde hangi yemek pişer, muhakkak komşuya birer tabak düşer, yollanan tabaklar boş gönderilmez  günler.. paylaşımların zirve yaptığı zamanlar, herkesin birbirinin derdini, sırrını, kocayla kavgasını kolayca konuşabildiği, güvendiği zamanlar.  tatlıların, ramazan yufkalarının birlikte açıldığı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gazoz-kapaklari-2-siiri/</link>
<guid>1393003</guid>
<pubDate>2010-05-14T14:35:00+03:00</pubDate>
<author>Safiye Ünlü</author>
</item>
 </channel>
</rss>
