<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Şaban Eroğlu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kibrit Çöpü</title>
<description>Sonra sesin bitiyor; yol bitiyor, gidecek bir yerim kalmıyor. Son kibrit çöpüyle bir sigara yakmışız ve o son sigarayla devam ediyoruz. Acılar, ölümler birbirine ekleniyor. Cümlelerimiz ayrı yerlerde, parmaklarımız hiç birleşmiyor. Farklı yüzlere gülüyoruz, farklı yalnızlıklarda asıyoruz yüzümüzü. Biz seninle hiç aynı bardaktan içmedik çayımızı. Ya da bir rakı masasında tokuşturup kadehlerimizi, şerefe, diyemedik. Sen rakının tadı gitsin diye ağzından, peynire uzandığın zaman izleyemedim seni. Kör olmamak ve seni görememek arasındaki zıtlık canımı yakıyor. Ve o son kibrit çöpünü senin yakmış olman, canımı yakıyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kibrit-copu-21-siiri/</link>
<guid>2207221</guid>
<pubDate>2016-01-02T22:22:00+03:00</pubDate>
<author>Şaban Eroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Birkaç İşlem</title>
<description>cesaretimi topladım seni sevdiğim yerleri ellerimi topladım koyacak yer bulamadım ellerini bulamadım açık bir çay koydum aramız da açık elimden bir şey gelmiyor hiçbir şey gelmiyor sen her an daha uzağa gidiyorsun cesaretimi topladım yağmur çarptı yüzüme </description>
<link>https://www.antoloji.com/birkac-islem-siiri/</link>
<guid>2207218</guid>
<pubDate>2016-01-02T22:21:00+03:00</pubDate>
<author>Şaban Eroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Şarkısı</title>
<description>Bir şarkı yaktım, dudaklarıma sıkıştırdım. Oturdum ve gün boyu seni düşündüm. Bir kafede gün boyu oturdum seninle ama sen yoktun. Elini tuttum, baş parmağında yara bandı vardı ve bu benim oldukça canımı yakıyordu. Sen bir şey hissetmiyordun, seni nasıl sevdiğimi bile hissetmiyordun o an. Ellerin küçücüktü, avuçlarıma aldım. Bırakma, dedim. Bırakırsan bu dünyanın amınakoyarım beni bırakma. Ama bıraktın ve ben hiçbir bok yapamadım sevgilim. Sadece hatırlıyorum.. Ellerini hatırlıyorum, parmağında yara bandı vardı. Gözlerini hatırlıyorum, mavi değildi ama gökyüzü gibi bakardın. Bulutsuzdu, kendimi çok net görebiliyordum. Şimdi karanlıktayım, ben değil, hiç kimse göremiyor beni. Ayaklarını hatırlıyorum, bana gelirken hiç yorulmazdın. En azından aklımda öyle kalmış, belki de söylemezdin bana yorulduğunu. Giderken bile söylemedin.. Geçen gün rüyamda gördüm seni. Gülümseyip, sevgilim, dedin bana. O an dünyanın bütün özgür kuşlarını serdin önüme. Bak, dedin. Bak bu serçe, sözünde durur. Serçem bildim seni. Aslında dünya, uyandığımız zaman kirleniyor. Sen beni sevmediğin zaman kirleniyor dünya.  Ben papatyaları severim, bilirsin. Seni de severim, hatta en çok seni severim. Bu yüzden hiçbir papatyaya sormadım, güvendim sana. Sorsaydım belki onlar da yalan söylerdi, bunu bilemeyeceğiz hiçbir zaman. Tek bildiğim, ben seni özledim. Bir rakı masasında değil üstelik.. Bildiğin çalışma masamda özledim, sol kenarında fotoğrafının olduğu masa hani.. Gerçi benim seni özlemem için bir masaya, rakıya ya da sana ihtiyacım yok. Ben seni nefes aldığım her an özlüyorum ve biraz kızıyorum sana.  Geçen gün sana bir mektup yazdım ama orada kızdığımı söylemedim. Sevdiğimi de söylemedim hatta hiçbir cümle, hiçbir harf kullanmadım. Ağladım ama kimseye söyleme, sana gözyaşlarımı gönderdim. Eğer silmek istersen buyur, lacivert ayakkabılarımın sol kısmına anahtar bıraktım.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-sarkisi-2-siiri/</link>
<guid>2207219</guid>
<pubDate>2016-01-02T22:21:00+03:00</pubDate>
<author>Şaban Eroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kırık</title>
<description>Her gün yeni bir kırık ekleniyor vücuduma. Bir de kulakta kemik yok diyorlar. Var. Beni sevmediğini söylediğini duyduğumda kırıldı çünkü. Hissettim ben. Bekleme, dediğinde gözlerimin rengi, yanına gidecekken yollar kırıldı. Kalp hep kırıktı, hayaller, neşe, yaşamak hep kırıktı. Onların sağlam olduğu bir zaman hiç olmadı. Açıkçası ' oldu ' diyebileceğim hiçbir şey olmadı. Olması gerektiği gibi oldu hep, benim istediğim gibi hiç olmadı. İşte en sonunda; yok olduk, hayal olduk, hiç olduk, olmadık. Ve kemiklerimizden fazla kırıldık.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirik-68-siiri/</link>
<guid>2207220</guid>
<pubDate>2016-01-02T22:21:00+03:00</pubDate>
<author>Şaban Eroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Görelilik</title>
<description>Biliyorsun.. Gideli çok daha fazla oldu fakat ben daha fazla gittim kendimden. Ve bir çok kişi geçti çirkin ruhumdan. Keynes'e göre; gidişinin ekonomiye bir zararı yokmuş. Yanına gelmem için paraya, pula ihtiyacım da yokmuş, gülmen yeterliymiş. Diğer iktisatçıları boş ver, onları pek dinlemedim. Arkadaşlara göre; boş vermeliymişim, geçermiş, unuturmuşum. Anneme göre; hayırlısıymış. Babama göre; şarap içilmeliymiş. Ablama göre; artık üzülmemin kimseye etkisi yokmuş. Bana göre.. Bana göre, ben bu dünyaya bir şeyleri unutmak için mi geldim? sevmek ve terk edilmek ve alkol ve ölmek ve.. Bana göre canım.. Bana göresi yok, sen beni sevmiyorsun ve ben annemi, babamı ve kendimi dinliyorum. Hayırlısı deyip, şarap içip, seni düşünüyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gorelilik-siiri/</link>
<guid>2207216</guid>
<pubDate>2016-01-02T22:20:00+03:00</pubDate>
<author>Şaban Eroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Var Yok</title>
<description>aynı şarkılarda dolaşıyoruz ben seni özlüyorum aynı notalara basıyoruz arnavut kaldırımlarında sen karşıya geçiyorsun bana bir şimşek çarpıyor ben karşıdayım sen yoksun buraya çok yağmur yağdı ben çok ıslandım ama hiç ağlamadım çünkü sen varsın </description>
<link>https://www.antoloji.com/var-yok-28-siiri/</link>
<guid>2207217</guid>
<pubDate>2016-01-02T22:20:00+03:00</pubDate>
<author>Şaban Eroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Merhaba Bayan</title>
<description>Merhaba bayan! Ritimli yollardan geldim, ellerimde nakaratlarını taşıyarak bütün aşk dolu şarkıların. Parmak uçlarınızda ölmeye geldim bayan. Yerin altından gelen bir rüzgar vardı yanı başımda dün gece uyurken oysa ama bu gece ölmek istedim bayan, parmak uçlarınızda. Özellikle işaret parmağınızın ucunda, sesini duyuramayan bir kuş gibi, dalına nokta konan bir kuş gibi ölmek istedim. Size sadece kendim geldim, bir kaç nakaratı da beraberimde getirdim. Hayallerim kırıldı yolda, nefesim kesildi. Ruhuma bir kurşun sıktılar, hislerimi işte o delikten düşürdüm. Ben kimseyi sevmiyorum artık. Yalan söyleme. Peki, bayan. Bu nakaratlara fazla tuz katmayalım, hepsi büyük yaralara sahip. Eşlik edelim ölmeden önce, saygı duruşunda ağlayalım, nefesimizi tutalım, sesimizi keselim. Sadece yaşlarımız aksın; ben parmak ucunuzda.. Bana bir kağıt verir misiniz? Teşekkürler bayan. Hayır, kalem vermeyin. Ben mektuplara ağlamayı seviyorum, gözyaşlarımın yanımda kurumasını istemiyorum. Başka bir şehirde buharlaşsınlar, benden uzakta. Peki. Öyleyse, geceyi beklemeyelim bayan. Beni şehir dışı bir yol kenarında öldürün. </description>
<link>https://www.antoloji.com/merhaba-bayan-5-siiri/</link>
<guid>2207214</guid>
<pubDate>2016-01-02T22:19:00+03:00</pubDate>
<author>Şaban Eroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>E Yazdım</title>
<description>gülüşündeki imlâ bozukluğunda vurdum kendimi bizim kaderimizde bir yazım yanlışı var fotoğraflarda bile gülmüyoruz yırtık bir karenin içinde kalmışız acılarımızı toplayamıyoruz ve biz ayrı şiirlerde yaşıyoruz seninle </description>
<link>https://www.antoloji.com/e-yazdim-siiri/</link>
<guid>2207213</guid>
<pubDate>2016-01-02T22:18:00+03:00</pubDate>
<author>Şaban Eroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Bilinmeyenler</title>
<description>Gün geçtikçe her şey dağılıyor kafamda. Ölümün başlangıç çizgisinde patlatılacak tabanca kafama dayanmış. Beynimin dağılmasını hayranlıkla izleyeceğim, her tarafa savrulacaksın, bunu hayranlıkla izleyeceğim. Vücudumun üzerinde bir yük olmadan daha hızlı koşacağıma eminim. Nereye koşacağımı bilmiyorum. Olay yerinden hızla uzaklaşan bir katil olacağım o an. Kendimi, kendime güvenli hissettirecek bir yere saklayacağım ve orada kalacağım.  Ölülerin günleri ne kadar aydındır? Bu konuda şüphelerim var. Kalbimde kalan şüpheler var. Aklımı geride bıraktım. Fakat hislerim ölmedi. Hislerimin ölmemesi mükemmel. Tanrı'nın, insanların daha önceden ne yapacağını bilmesi gibi bir şey bu. Kaderle kesişmek gibi bir şey.. Kötü yanıysa seni hâlâ barındıracak olmam. Gecenin üzerinde yuvarlanacak olmam ve merdivenleri inerken düşecek olmam.. Senle olacak düşüncelerimin, lanet olasıca düşüncelerimin olmayacak olması.. Ama acımayacağım artık. Kim bilir? Belki boşlukları dolduramayacağım ve bende bir boşluk olmayacak. Bunu ben bilirim. Senin anlamayacağın şeyler var. Senin bilemeyeceğin şeyler var.  Seninle kavuşmamız gereken bir şey var. Sen bunu da bilemeyeceksin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bilinmeyenler-3-siiri/</link>
<guid>2207210</guid>
<pubDate>2016-01-02T22:17:00+03:00</pubDate>
<author>Şaban Eroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Seviyorum</title>
<description>- Seni seviyorum çünkü yaşamak güzel şey.  İçinde yaşamak geçen her cümlede, senden bir şeyler hissediyorum. Yanıldığımı sanmıyorum. Yaşamak güzel, senle. Şimdi hangi şarkılarda geziniyorsun bilmiyorum ama, hepsinden geçmişssin, belli.  - Seni seviyorum çünkü bu elimde değil.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-seviyorum-1314-siiri/</link>
<guid>2207211</guid>
<pubDate>2016-01-02T22:17:00+03:00</pubDate>
<author>Şaban Eroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ara Soğuk</title>
<description>- Düşündükçe soyutlaşıyorum hayattan.  Mutlu bir tablonun içinden izliyorum insanları. Derken, aklıma esiyor, seni anımsıyorum. Etrafımı kapatan şey, koşarak uzaklaşıyor, yutuyorum soğuğu. Geceyi, gökyüzünü, rüzgarı yutuyorum.. Üşüyor gibi oluyorum. Derken, aklıma sen geliyorsun.. Canımı yakıyorsun.. Kurak bir mevsim gibi ısınıyorum.  - Hayatı akışına bırakmak, yolunu kaybetmektir.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ara-soguk-siiri/</link>
<guid>2207212</guid>
<pubDate>2016-01-02T22:17:00+03:00</pubDate>
<author>Şaban Eroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Katıldığım Bir Hayattan, Diskalifiye Olmaktır Seni Kaybetmek.</title>
<description>Katıldığım bir hayattan, diskalifiye olmaktır seni kaybetmek. - Dayandığım ağacın yıkılması gibi, sensiz kalmak. Şarkıların yalnızlığımla orantılı can yakması denen bir şey mevcut damarlarımda. Şimdi seni en çok seven yerimden vuracağım kendimi ve notalara boğulacak kainat. Belki de hüzünlü şarkılarla gömüleceğim, aldırma sen. - Gökyüzünde bir şeyler görmeye mahkumum. Baktığım yerde seni görüyorum, diyemeyeceğim. Çünkü ben seni baktığım gökte görüyorum. Bir tarafının başımın üzerinde yer aldığı aşikâr. Seni bitirmek saçma. Bir sigara bitince yakılabilir belki ama ben ateş bulamıyorum. - Aradığım mutluluk meşgul, çalıyor hayatımdan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/katildigim-bir-hayattan-diskalifiye-olmaktir-seni-kaybetmek-siiri/</link>
<guid>2207207</guid>
<pubDate>2016-01-02T22:16:00+03:00</pubDate>
<author>Şaban Eroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Notaların Azizliği</title>
<description>Kaldığım yerler aslında hep bir şarkının başlangıcıydı. Her notada içime bir kurşun gibi işliyordun. Anlamayan birine göre belki de sıyırmıştın. Aşık olmayan birine göre ‘’ unutursun ‘’ gibi bir durum bu. Ve sen kimsenin bulamayacağı yerdeydin. Çünkü yakın mesafeden ellerime iki el ateş ettin. Bu, beni bir uzay mekiğinin içine koyuyordu. Yıldızların arasında gibiydim. Fakat tüm yıldızlar, senden kopmuşlardı, bunun farkındaydım. Dünya, bana çok küçük gözüküyordu. Aslında sen yanımda olmadığında benim dünyam da yok sayılırdı. Sonuna nokta konmamış bir cümle gibiydim. Bir tarafı açık ve kelime kaybetmeye itilmiş..  Devrilen şeyler; her zaman binalar, vazolar, devletler değilmiş, bunu öğrendim. Çünkü benim umutlarım devrildi ve bunun altından kalkamadım. Kimi zaman sakladım, saklamaya çalıştım bunu kendimden. Kalabalıktan gelen tüm seslere kulak tıkamak gibi.. Fakat ben sadece denedim bunu, olmayacak bir şeyi denedim. Oysa ben hep ölmeyecek şeylerimiz olmasını diledim. Yırtık bir mazinin üzerine dikiş atmak, sakat bir martıyı iyileştirmek, kurumuş bir denizi sulamak istedim.  Günlerce büyük insan topluluklarının içinde büyük bir yalnız ve küçük bir ayrıntı gibi saklandım. Kimse beni keşfedemedi. Aradım.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/notalarin-azizligi-siiri/</link>
<guid>2207208</guid>
<pubDate>2016-01-02T22:16:00+03:00</pubDate>
<author>Şaban Eroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kalibre</title>
<description>Annemin dualarının kalibresi dışındayım zaten gecede daha seyrek oluyor göz kırpışlarım ben artık çok yoruldum kim ne derse desin yalnız, ben çok kötüyüm, biri anneme söylesin </description>
<link>https://www.antoloji.com/kalibre-3-siiri/</link>
<guid>2207206</guid>
<pubDate>2016-01-02T22:15:00+03:00</pubDate>
<author>Şaban Eroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Çarşamba</title>
<description>karıncalar işe gitmedi bugün ben çok yorgunum bir duble rakı söyledim yağmur başladı üstelik beyaz hayaller kurdum biraz zaman geçti ve ben çok yaşlandım sen uzağa attın adımlarını  </description>
<link>https://www.antoloji.com/carsamba-14-siiri/</link>
<guid>2207205</guid>
<pubDate>2016-01-02T22:14:00+03:00</pubDate>
<author>Şaban Eroğlu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
