<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Sabahattin Ali Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Değirmen</title>
<description>Hiç sen bir su değirmeninin içini dolaştın mı adaşım? ..  Görülecek şeydir o… Yamulmuş duvarlar, tavana yakın ufacık pencereler ve kalın kalasların üstünde simsiyah bir çatı… Sonra bir sürü çarklar, kocaman taşlar, miller, sıçraya sıçraya dönen tozlu kayışlar… Ve bir köşede birbiri üstüne yığılmış buğday, mısır, çavdar, her çeşitten ekin çuvalları. Karşıda beyaz torbalara doldurulmuş unlar…  Taşların yanında, duman halinde, sıcak ve ince zerreler uçuşur. Halbuki döşemedeki küçük kapağı kaldırınca aşağıdan doğru sis halinde soğuk su damlaları insanın yüzüne yayılır…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/degirmen-77-siiri/</link>
<guid>2321029</guid>
<pubDate>2017-02-07T14:45:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Üzüntülüydüm</title>
<description>Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm. </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzuntuluydum-siiri/</link>
<guid>2321030</guid>
<pubDate>2017-02-07T14:45:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Kırlangıçlar</title>
<description>Şehrin kıyısında, ufacık bir derenin kenarında, dalları suya sarkan ihtiyar bir söğüt ağacı vardır. İlkbaharın başlangıçlarında bu söğüdün dallarına bir dişi kırlangıç gelip kondu; derenin bir başından bir başına yıldırım gibi uçan, beyaz göğüslerini suya dokundurarak şeffaf kanatlı küçük böcekleri yakalayan diğer kırlangıçlara bakmaya başladı. Başını hafif hafif sallıyordu. Derin düşüncelere daldığı belliydi. Söğüdün dalları hışırdadı. Bir erkek kırlangıç geldi, dişinin karşısındaki dala kondu.  Kırlangıçlar arasında pek teklif yoktur. Uzun uzadıya takdim filan edilmeden konuşmaya başladılar ve pek az sonra da ahbap oldular.  Evvela havadan, sudan bahsedildi. (İki kişi birbirlerini yeni tanıdıkları zaman havadan sudan bahsetmek adettir.)  Fakat biraz sonra erkek bir iki dal ileri geldi, dişi daha az çekingen bir hal aldı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirlangiclar-22-siiri/</link>
<guid>2321026</guid>
<pubDate>2017-02-07T14:44:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Kürk Mantolu Madonna</title>
<description>Sonra, bir şey arıyormuş gibi gözlerini yüzümde gezdirerek: "Berlin'de yalnızsınız değil mi? " dedi. "Ne gibi? " "Yani... Yalnız işte... Kimsesiz... Ruhen yalnız... Nasıl söyleyeyim... Öyle bir haliniz var ki..." "Anlıyorum, anlıyorum... Tamamen yalnızım... Ama Berlin'de değil... Bütün dünyada yalnızım... Küçükten beri... " </description>
<link>https://www.antoloji.com/kurk-mantolu-madonna-siiri/</link>
<guid>2321027</guid>
<pubDate>2017-02-07T14:44:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Tasavvur</title>
<description>İçimde ona karşı tarifi imkansız bir şefkat vardı. Yatağında nasıl uzandığını, nasıl ağır ağır nefes aldığını, saçlarının yastığa nasıl serildiğini tasavvur ediyor ve hayatta bu manzarayı görmekten daha büyük bir saadet olamayacağını düşünüyordum.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tasavvur-5-siiri/</link>
<guid>2321028</guid>
<pubDate>2017-02-07T14:44:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Ayran</title>
<description>Köyden istasyona giden yol, eriyen karlarla diz boyu çamurdu. İki mızrak boyu yükselen güneş, tarlaları hala örten karların üzerinde pırıltılarla ve göz kamaştırarak yanıyor, fakat yoldaki pis su birikintilerine vurunca donuk sarı bir renk alıp boğuluyordu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayran-7-siiri/</link>
<guid>2321022</guid>
<pubDate>2017-02-07T14:43:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Köprünün Geceleri</title>
<description>Bir saat, ta uzaklarda ikiyi çaldı... Şehir artık kâbuslu bir uykuya daldı... Sarınarak ben de eski bir pardesüye, Sağa, sola yıkılarak indim köprüye...  Ne dizimde kuvvet, ne cepimde para... </description>
<link>https://www.antoloji.com/koprunun-geceleri-siiri/</link>
<guid>2321023</guid>
<pubDate>2017-02-07T14:43:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Köprünün Çocukları</title>
<description>Güneş karşı dağlardan çıkarken yavaş yavaş Köprüde görülüyor hararetli bir telaş Kemerlerden geçerken zerzevat kayıkları Sislere gömülüyor Marmara açıkları.  Yeni gelen bir vapur çalıyor tiz bir düdük </description>
<link>https://www.antoloji.com/koprunun-cocuklari-siiri/</link>
<guid>2321024</guid>
<pubDate>2017-02-07T14:43:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Firar</title>
<description>İki candarma İdris’i aralarına almış götürüyorlardı.  İdris ayaklarına basamayacak haldeydi. Candarmalar çok dövmüşlerdi, fakat seke seke yürümeye çalışıyordu.  Bayram namazında İmamköy Camii’ni bastığını ve orada namaz kılanları soyduğunu en nihayet itiraf etmişti.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-firar-siiri/</link>
<guid>2321025</guid>
<pubDate>2017-02-07T14:43:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Köprüde Sabah</title>
<description>Gece, yavaşça siyah mantosunu sürükler Vapurlar, şimdi suya bırakılmış kütükler, Ufuk, banyo edilen bir fotoğraf camıdır..  Dağlar dudaklarını boyar pembe bir tüyle Köprüde fersiz gözler açılır üzüntüyle </description>
<link>https://www.antoloji.com/koprude-sabah-siiri/</link>
<guid>2280575</guid>
<pubDate>2016-09-21T10:24:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Kurbağanın Seranadı</title>
<description>bir paçavra yırtıldı kamıslar arasında bak sevgilim,haddini bilmeyen bir kurbaga, basladı yosunlarla serenatlar çalmaya  ıstırap ses haline gelmis yaygarasında senelerce tozlu bir rafta uyuyan keman </description>
<link>https://www.antoloji.com/kurbaganin-seranadi-siiri/</link>
<guid>2199964</guid>
<pubDate>2015-12-12T00:34:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Babam İçin</title>
<description>Allahım! .. İşte bugün, Şu zavallı ömrümün En matemli bir günü.  Elim böğrümde kaldım, Ben bugün haber aldım: </description>
<link>https://www.antoloji.com/babam-icin-13-siiri/</link>
<guid>2110593</guid>
<pubDate>2015-04-02T13:18:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Ey Gönül</title>
<description>Ey gönül, kuşa benzerdin, Kafesler sana dar gelir; Bir yerde durmaz gezerdin, Hapislik sana zor gelir.  Ey gönül, acayip huyun, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ey-gonul-126-siiri/</link>
<guid>2099526</guid>
<pubDate>2015-02-25T13:32:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Hapishane Şarkısı 2</title>
<description>Ey gönül, kuşa benzerdin, Kafesler sana dar gelir; Bir yerde durmaz gezerdin, Hapislik sana zor gelir.  Ey gönül, acaip huyun, </description>
<link>https://www.antoloji.com/hapishane-sarkisi-2-siiri/</link>
<guid>1584789</guid>
<pubDate>2011-07-13T22:53:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Yetmez mi?</title>
<description>Aşk seni harab etmez mi?  Takatını tüketmez mi? Sendeki ateş bitmez mi? Yetmez mi gönül, yetmez mi?  Aşkına yoktur enzade, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yetmez-mi-11-siiri/</link>
<guid>230019</guid>
<pubDate>2005-02-03T09:07:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Son Mektup</title>
<description>Ey yar, bu mektubu aldığın demde Kara topraklara verdim kendimi... Herşey bana engel oldu alemde, Bir çoşkun nehirdim, yıktım bendimi.  Benim gönlüm doğusundan deliydi; </description>
<link>https://www.antoloji.com/son-mektup-27-siiri/</link>
<guid>230018</guid>
<pubDate>2005-02-03T09:06:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Koşma</title>
<description>Sevip sevip yarı ele kaptırmak Kara bahtın bana eski işidir. Ömrümdeki yıllar kadar yar sevdim Her biri bir başkasının eşidir.  Canlar verdim her birinin yoluna, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kosma-14-siiri/</link>
<guid>230017</guid>
<pubDate>2005-02-03T09:04:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Kızkaçıran</title>
<description>Dağlar dik, çeşmeler kuru Yarimin benzi çok sarı Ölüm var, dönülmez geri Yürü yağız atım yürü...  Dağlar geçilmiyor kardan </description>
<link>https://www.antoloji.com/kizkaciran-siiri/</link>
<guid>77673</guid>
<pubDate>2003-02-19T16:07:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Eskisi Gibi</title>
<description>Seneler sürer her günüm,  Yalnız gitmekten yorgunum; Zannetme sana dargınım, Ben gene sana vurgunum.  Başkalarına gülsem de, </description>
<link>https://www.antoloji.com/eskisi-gibi-2-siiri/</link>
<guid>66975</guid>
<pubDate>2002-11-26T03:40:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 <item>
<title>Ruhumun Dalgaları</title>
<description>Ruhumun dalgaları, koşup kabarmayınız. Her damlanız tutuşan göğsüme birer bıçak. Kalbim bir kayadır ki, nerdeyse yıkılacak, Hayalden köpüklerle kalbimi sarmayınız.  Dümdüz olsam diyorum, ve kumlu  bir sahili </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruhumun-dalgalari-siiri/</link>
<guid>64312</guid>
<pubDate>2002-10-31T09:37:00+03:00</pubDate>
<author>Sabahattin Ali</author>
</item>
 </channel>
</rss>
