<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ramazan Yıldız Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Mestane Gönül</title>
<description>Bakışı şehla
Gülüş muallâ
Adımı arşın
Yüksekten ala

Sözleri sukut
Tuttuğu yakut
Döner mestane
Fakire umut

Duruşu vakar
Kalplere akar
Manevi şifa
Ateştir yakar

Dilinde ezkar
Kazancı hep kar
Yağma malları
Pazarda satar

Elde emekler
Uzağı bekler
Herkes memnun ki
Makbul dilekler

Dertleri dinler
Sonsuz istekler
Bastonlu derviş
Sabırla bekler

Hizmet koşturur
Sel sel coşturur
Gözler görmeli 
Gönlü ne hoştur

Pervane olmuş
Sararmış solmuş
Sevda sinede
Kederden yolmuş

Bir nehir çağlar
İçlidir ağlar
Uzar ufukta
Aşılmaz dağlar

Darende mamur
Gönüller samur
Rahmeti boldur                         
Dinmez yağmur

Şiiri derya
Sinede sevda
Alın secdede
Sırdaşı Mevla
    
Kalesi zengi
Bulunmaz dengi
Yürür yolda
Endamı Selvi

Öteye nazır
Huzurda hazır
Defterler almaz
Kalplere kazır

Sevgili candır
Damarda kandır
Okunur dilde
Ruha mekândır

Ramazan YILDIZ   
10.02.2007
Saat:01.04/Darende </description>
<link>https://www.antoloji.com/mestane-gonul-2-siiri/</link>
<guid>1723871</guid>
<pubDate>2012-05-29T10:39:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Güzelliği Lades Kemiğinde Oyalar</title>
<description>Vitrinde sessiz duran budala
Akşamları kekre bir koku salar 
Şehrin sokaklarına
Çınar yaprağında topal bir kurtçuk
Bakar mendil satan çocuğa 
Satıcı kendi mendilini arka cebinden çıkarır
Sanırsınız suyunu emmiş bir göl artığı
Ağrıları zamansız gelen rüya gibi
Sevimsiz ve şımarık
Sattıkları mendilin tozunu alır
Sabit bakışlı kartal yavrusu edasıyla
Bir kadın çantasından çıkardığı parayı uzatır 
Manikür kokan elleriyle
Şefkati son kullanma tarihine bir gün kala 
Piyasaya sürer
Güzelliği lades kemiğinde oyalar


Bir tamirci çırağı
Zinciri kopmuş bisikletle 
Sesler çıkartır yaya kaldırımında
Yetiştirmek zorunda fırından taze çıkmış gevreği
Taburede kahvaltı yapan sanayi ahalisine
Yıldız, lokma 14–15 anahtarı sayıklar çırak
Masada gevreğin susamları kadar sahicidir
Konuşulan konular
Borsa, doğrudan destek, kobilere cansuyu
İşçi alımı, sigorta primleri, 
Bugünde hafta sonu yani cumartesi
Haftalık dağıtılacak
Hani en kestirmesinden bayram havası
Fırının ekmek borcu
Dayımın eczane yüzdesi
Kalırsa derbi maçının parası

Çekiç sesleri arsında kaybolur
Kesat giden işler
Şükür bugüne denir 
Ellerimiz tutuyorsa
Umudumuz solmaz bu topraklarda
Ak öfkeler ak gelecek olur akar 
Karşı kaldırımın ortasında

Beş kişinin can verdiği 63 model
Hurda şavrole
Yan komşuda sabırsız bekler
Direksiyonda bir damla kan lekesi kalmış
Kahvaltı sonrası lif üstünde şavrole
Havai bakış kırık fardan sarkar
Tutunduğu metal kollar yorgun
Ustayla çırak göz göze gelir
Değer mi denir harcanan emekler

La havle çekilir içten hoş ve samimi
Allah yar ve yardımcımız olsun denir 
Söz başında
Felaketi yüreklerinde saklarlar
Korkmazlar yaşamaktan
Ölmek kadar zor olmasa da

Ne bu felaket tellallığı
Memlekette kriz varmış
Kriz sizin kafanızda
Biraz dürüst ve içten olun 
Günü kurtarmayın
Nefesiniz yetsin uzun maratona

Taşı sıkar suyunu içeriz
Başı dik çırağın ellerinde
Söylenen sözlerin hasreti yüreğinde
Kanat çırpar kartal misali
Davos’ta bir dakika 
Tarihinde söylenmemiş sözler
Umut olur ekmek olur
Hafta sonuna
Hem de ilaç gibi geldi derler
Dikleşmeden dik duruş
Yüksek erdem sahibi ruhlara
Meçhul bir hat çizer
Mideye çalışan toprak seviyeli
Akıllara 


Ne anlar ruhları kanatlarında büyüyen kartaldan
Onlara papağan sesleri iyi gelir
Yok, sonumuz olacakmış
Yok, bilmem ne 
Bundan sonra işimiz bitikmiş
Sadece bitkin kafalar karışık
Hemen tişörtlere kazındı one minute
Sevgili işbirlikçi monşerler
Bitti dediğiniz bir devrin müjdesi değil mi? 
Yüzünüz kızarmasın
Onurunuz önünüzde
Sahip çıkın hadi tüm gücünüzle 
Öymen mi dediniz 
Panik buyurmayınız beyler
O da adına dönecek bu çıkışla

Biraz okuması bozuk, 
Biraz tecvide uzak hançereyle
Anlaşılmaz dualar edilir kalplere şifa
Ellerin karalığına inat yürek safiyeti 
Siner sanayinin gürültüsü üstüne 
Yaşanan şu an kadar kısa hayat kokusu
İşte size gevreğin çıtırında sunulan
Küçük hayatların büyük hikâyesi
Memleketim mukaddimem 
Mukadderse bu söz
Daha söze girmedim
Hecelerim hakikatın nazik 
Naif yüzünü

Ekranların çekik gözlü sunucusu kız
Haber sonrası rimellerini siler
Vizyona giren filmi kaçırmak istemez
Uzatmalı sevgilisiyle
Caddeye çıkar
Trafik akar delice
Filmin yarısında çıkar dışarı
Eve dönecek erkence
Sarmadı sahici bulmadı bu filmi
Seven ya kavuşur ya ölür adam gibi
Aşkı uğruna
Aşk olmayınca ölmek de para etmiyor
Bu filimde esas oğlan kayboldu ortalıktan
Rol gereği 
Marketin çırağı
Kızı oyaladı durdu film boyunca
Evlendi mi meçhul 
Bir karışık kare koymuş rejisör
Filmin sonu gelmedi
Saniyede akşam olduğunda 
Kapanan dükkânlara inat
                                   22:37 /14.03.2009
DARENDE </description>
<link>https://www.antoloji.com/guzelligi-lades-kemiginde-oyalar-siiri/</link>
<guid>1723847</guid>
<pubDate>2012-05-29T09:12:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Çağla Irmak Çağla</title>
<description>Çağla ırmak yolunu bulunca
Az gidersen çatlarsın
Çok gidersen çoğalırsın
Zamana mefluç bakışlarda 

Yaban gülleri kekre kokar
Arşı tutar perçemli bakışların
Selam da verme geç
Geçidin dar olmasın aman
 
Ağrılar konsun bedenime
Zarif yürekler toplanmaz 
Yaban ellerde emanettir aşkın
Işkın süren dallarında filizlenir yüreğin


Tövbeyi katrene kardeş kıl
Ellerini göğe mahmuzlar bir at
Sevince selamet bulur okkalı sorular
Sevmezse nasibince koşar çölde

Meçhulleri aşarsın akşamdan
Bildiklerini ebcet hesabıyla tut aklında

Yüreğini ebemkuşağına ayna yap
Kirlenen çağı temizle narin yatağında 

Bir vadide mola alırsın aceleden
Deniz sesini duyurur uğultularla
Suyunu damla damla akıt akşamdan
Göğün mihrine hicap duyan sevenlere

                                   12.03.2009
16:23 </description>
<link>https://www.antoloji.com/cagla-irmak-cagla-siiri/</link>
<guid>1723846</guid>
<pubDate>2012-05-29T09:10:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>İdrakim Zeval Bulur Gün Batımı Ufuklarda</title>
<description>İdrakim zeval bulur gün batımı ufuklarda
Hayallerimin kırılır kanadı kalır bir anaforda
Sular serazaed akar nehre baygın akşamdan
Bilirim meçhulün bir mızrak yükseldiğini anılarda

Bir çocuk göz bebeklerinde Gazze’ye su taşır
Durmaz omuzlarda mavzer yarası keskin bir taştır
Akan kan huzmesi sessizce dolar içime
Çöle vaha olur yürek çeşmesinde çoğalır taşar

Bir kelebek kanatlarını yalar geceden efsunlu dudaklarıyla
Çare değil ölümsüzlüğe katran karası göz bebeklerin
Yolları tutan toz bulutu selam verir münzevi kadına
Salıncakta ağlayan çocuk bir mermiye kazır üç harfli adını

Gül açar, rüzgar solar soğuk mevsimler geçidi yasta
Bir bakış çağın ardında çoğalır ovaya muntazır
Ölüm derman mı ağır sözlerine bir şifa olur bir hasta
Sefer başlar mevsimler boyu gönül bir hecede hazır

12.03.2009
09.00 </description>
<link>https://www.antoloji.com/idrakim-zeval-bulur-gun-batimi-ufuklarda-siiri/</link>
<guid>1723845</guid>
<pubDate>2012-05-29T09:09:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Vadide Erguvanlar Mevsimsiz Açar</title>
<description>Vadide erguvanlar mevsimsiz açar
Bir isa Mesih medfunu koşar ardınca
Yapraklar çağın pak yüzüne hüznü taşır
Göz kapakları kaldırmaz ağırlını amansız

Merdiven iner gök kubbeye inat
Basamaklar sağdan sola solda sağa uzar
Kesilir nefesler dizde kalmaz takat
Sevdanın yedi vereni açar vadide ıhlara

Meryemin safiyetinde bir oğul büyür zamana
Korku vadiden teğet geçer ansızın
Havari ağırlığınca iman tazelenir her dem
Lara gözünde büyütür imanın solmayan ahını
Dilek ağacı değil sevda vadisi ıhlara

Yürek sızısı parmak çocuk olur akşamdan
Gözlere aksetmez zulmün vahşi gülücükleri
Ihlara koşar parmak çocuk yorulur
Ardında manastırın ikmal dersi kalır hoyratça

Rahibeler vadide masumiyete secde ederler
Selimiye manastırı Osman oğluna göz kırpar
Kavilleşirler suyun öte yakasında bir ikindi vakti
Ovaya çıkacaklar kralların narasına hiç aldırmadan

Toprak sevda kokar vadi aktıkça
Kiliseler çıyanlara meme verir tevhitten made
Sefere çıkanlar döner seherde elleri kanlı
Ihlara Meryem’in kollarında masumiyete baktıkça

Ihlara da kızıllıklar olgunlaşır tepeler durdukça
Köprüler çekemez yüklerini atarlar sırtlarından dereye
Bir balık karnında tevhitten köpükler taşır öteye
Bilinmez bir yolculuktur gider kervan sormazlar nereye

                                  22.07.2008
Ramazan YILDIZ
Darende/Saat:11.34 </description>
<link>https://www.antoloji.com/vadide-erguvanlar-mevsimsiz-acar-siiri/</link>
<guid>1723844</guid>
<pubDate>2012-05-29T09:05:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Ahımın Uçuştuğu Çatıda Kar Var</title>
<description>Ahımın uçuştuğu çatıda kar var
Mevsimi değil bu sözlerin içime dert olur bakınca
Metruk evin salonu gözünde miyop taşır yıllarca
Ardındaki kiremit renkli evin penceresine
Akar gözyaşlarım

Kaşkolü dolarsın rüzgâra bir menzil öte
Kaydığın yerde seni kuru bir yaprak karşılar mükedder
Ellerini cebinde uzatırsın hoyrat sokaklara
Akşamı bilemezsin hangi taraftan misafir edeceğini

Köpeğin sesini aklında tutarsın heceleyerek
Mahallenin çocukları ellerinde çomaklarlar bekleşir köşede
Çığlığı topaç yapar saklarsın sımsıkı parmaklarında
Adamsan git 
Yüreğinde taşıdığın korkuları hesaba katmadan

Bildiklerin seni cehalete teşne kılar 
Merhamet yüzlü bakışlardan
Aldığın nefesi soğuk suda sıkarda salarsın 
Sıcak ekmek tadındaki özgürlüğüne

Fırından taze çıkan ekmeği böler ellerinde bir çocuk
Köpek yavrularını doyuracak bu kışta aklınca

Elini koltuğunun altına götürmez ki bölsün ekmeği
Gözlerinin içine bakınca sallanır
Topuklarının ucunda 

Kelimeleri emanet bırakır karların üstüne
Kar utancından erimeye başlar ekmeğin düştüğü yere
Çocuk bir elindeki ekmeğe bakar kayıtsız 
Bir de bulutları perçeminde tutan göğe
                                                                    12.12.2007
Darende  /Saat:16.20 </description>
<link>https://www.antoloji.com/ahimin-ucustugu-catida-kar-var-siiri/</link>
<guid>1723843</guid>
<pubDate>2012-05-29T09:03:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Ötelerden Müjde</title>
<description>Zarafet timsalisin, sevgiye muhtaçsın 
Ceylan huylusun, koşturmaktan haz duyarsın 
Bu kadar cevre ne hacet, başıma taçsın
Hınçla bilenmiş sevgin, ömre bedel adın 

Merkezden geçer ölümsüzlük ruh teğetin    
Kanca takmış çeker sonsuza bu hasretin    
Madden kaç para bir abide olmalısın 
Sırma ipekle sonsuza dokunsun adın  

Başlasın hazırlık, memursun gönlü fethe 
Kurup merdiveni, eriştir en yükseğe 
Sana ötelerden müjde, kulak ver sese 
Aşılmaz ufuksun, yol ver şu atlı geçe. 
                                
Ramazan YILDIZ
01.06.1983/ Saat 11.26
Kahramanmaraş </description>
<link>https://www.antoloji.com/otelerden-mujde-siiri/</link>
<guid>1723837</guid>
<pubDate>2012-05-29T08:49:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Her Şey Uçuşan Kesafet</title>
<description>Huzura davet ediyor (şu)  içli ezanlar
Tebessüm ki gül demeti (gönül)  bahçemde
Ötelerden haber (veriyor)   sıcak manalar
Hicran ateş çemberi, dayanmaz (bu)  hasrete

Malikler içinde mahrum (nefsim) , biçare ağlar
Her şey uçuşan kesafet, dairede (bir)  nokta
Buna can dayanmaz, yakar (aşkı)  kor gibi
İç oluş devrede, şekiller (ise hep aynı)  dışta
 
                                   Ramazan YILDIZ
31/05/1983
Saat:17.12/Kahramanmaraş </description>
<link>https://www.antoloji.com/her-sey-ucusan-kesafet-siiri/</link>
<guid>1723835</guid>
<pubDate>2012-05-29T08:44:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgin Sabır Heykeli</title>
<description>Hayat nedir, nasıl geçiyor, sonsuz durak
Artık gel, zaman kısa, an uzak mı uzak
Bekleyiş sitemleri hat çizdi yüzüme
Uzaklarda isen sevginden bir iz bırak

Dakika ay oldu, güneş ufukta batmaz
Zamandan sermayem yok ki ilave katmaz
Sevgin sabır heykeli yaptı bu ellerde
Gelen giden ilgisiz bir kez olsun bakmaz

Ramazan YILDIZ
1983/KAHRAMANMARAŞ </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgin-sabir-heykeli-siiri/</link>
<guid>1723833</guid>
<pubDate>2012-05-29T08:42:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Hüznün Koynunda</title>
<description>Beni bir mahzende
Hüznün yapayalnız koynunda
Islak bir busenin ritmiyle
Salınırken görmüşler

O an duydum hasretin türküsünü
Uzandım semaya yıldızları tutmak için
Bölük pörçük anılar bu zamanlarda
Sevdalar ise bir çift sözün dar ağacında asılı

Akşamlar yorgun düşler gibi 
Ansızın sarar ufkumu
Sonra çekemez olur gövdemi
Ateş yalımına yaslanır ayaklarım

Avucumda zamandan arta kalan
Pıhtılaşmış düşler saklıdır
Beynim karanlıkta kıvranırken sessizce
Gözlerim yolcunun matarasında koyulur  
Uzun bir yolculuğa...
                                   Ramazan YILDIZ                                            
30.04.1988 /İzmir </description>
<link>https://www.antoloji.com/huznun-koynunda-2-siiri/</link>
<guid>1723487</guid>
<pubDate>2012-05-28T11:08:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Yorgun Çağa</title>
<description>Gözlerin büyülü rüyanın anaforunda
Peri masalı zamanın tiktakları
Ölmek arzusu içimde karıncalanır
Seher yelinin engin nağmesiyle

Yolculuk çeker beni ağır aksak
Savaş alanlarına
Bir vahşetten arta kalanlar
Dokunur ense kökünü soğuk soğuk
Yüreğim yağmalanmış bu diyara
Kin ve öfkeyle gelir kurulur

Çocuklar sabah sütünü kan renginde içerler
Okul yolu mayınla döşenmiştir
Kalemler mitralyöz dehşetinde
Kurşunlar bir bir düşer ak sayfalara
Eller zamanın nabzında kurtuluşun bestesini çalar

Analar ak öfke kesilir
Cepheden gelen erlerin soğuk mektuplarında
Sevdalar hafif hafif canlanır
Doğan güneşin koyununda 

Genç kızlar su taşır ölü erlerine
Toprak yerine kırık kalplere gömülür şehitler
Kanlı elbiseler oyalı mendille saklanır
Yastık altlarında

Çocuklar bayram yeri diye 
Savaş meydanlarında gezdirilir

Hayaller kurulu sofra başlarında
Yaşanmamış aşkın hatırasına
Çınlar kulaklarda ezanla müjde
Kollar sıvanır huzura ve cihada

Bir çift güvercin semada
Kanat çırpar vakte soyunmak için
Alınlarsa bıçak yarasıdır 
Yorgun çağa.

Ramazan YILDIZ                             30.04.1988 /İzmir </description>
<link>https://www.antoloji.com/yorgun-caga-siiri/</link>
<guid>1723484</guid>
<pubDate>2012-05-28T11:06:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Manzara Tezat</title>
<description>Bu göz görmenin değil, görmemenin adı
İyi, kötülükte kararlı mı kararlı
Aşk, sevgi kapı ağzında paspas halı
Yandı gitti gönlümün çıradan yalısı

Hakikat, çıkmazda bir labirent yuvası
Yalan şen, gönül mahzun plastikten kafası
Bugün ruhlarda kambur fabrika bacası
Düşünce mahkum, doğrunun müebbet yası

Gizlilikte sır, teşhir salonu bu evler
Şaklaban sahnede, papağan gibi söyler
Ne bitmez güreş bu, minderde cüce devler
Dil suskun, gönül söylerde söyler

                                   Ramazan YILDIZ
13/05/1983/Saat:18.30
KAHRAMANMARAŞ </description>
<link>https://www.antoloji.com/manzara-tezat-siiri/</link>
<guid>1723479</guid>
<pubDate>2012-05-28T11:04:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>İstanbul</title>
<description>Akıl küçük fıçı, boyuna dar enine de bol
Özlem yükü acımasız dayanmaz ayak ve kol
Hayalimde efsaneleşiyor canım İstanbul

Cumbalarda “katibim” nağmesi coşkulu 
Çepeçevre dorukta zevk,çamlıca yolu
Küçüldü havsalam almıyor İstanbul’u

Başı önünde nurdan abide heykeli
Akıl almıyor hissiyat bu manzarada deli
İstanbul erişilmez ufuk eser yeli

Yok ki içinde ola sevgide gaddar kul
Yol yön O’nda sonsuz felsefe” ya ol ya öl”
Dün bugün remizleşmiş kafalarda İstanbul
                                   Ramazan YILDIZ                             06/05/1983
Saat:09.30/Kahramanmaraş </description>
<link>https://www.antoloji.com/istanbul-1428-siiri/</link>
<guid>1723475</guid>
<pubDate>2012-05-28T11:01:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Hayatın Diyeti</title>
<description>Bilinmez gerçek orta yerde saklı
Hayatın bedeli var acı tatlı
Yalan tek direk maymuna bal tatlı
Bölünmez gerçek orta yerde saklı

Gerisi masal ileri doğan güneş
Hak yoldayız burası her şeye eş
Sonsuzda güzellik hey yalancı keş
Gerisi masal ileri doğan güneş

Maksat insandır gerisi eti
Çıkarsın sahneye ver (de)  diyeti
Soy at sana zül gelen etiketi
Maksat insandır gerisi eti
                        


                            Ramazan YILDIZ                             
                                 04/05/1983
Saat:09.30
Kahramanmaraş </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayatin-diyeti-siiri/</link>
<guid>1723472</guid>
<pubDate>2012-05-28T11:00:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Ve Sen Varken Yanımda</title>
<description>Yağmurdan bir damla
Gözümde ümitten bir ufuk
Benimle olan duygularımda
Ve sen varken yanımda

Çizgiler çiziyorum gelişigüzel
Bir şeylere namzet olsun diye
Ömrüm sonsuz sen her şeye bedel
Ve sen varken yanımda

İmkansızı mümkün yapıyoruz
Omuz omuza hayat çetrefilinde
Sağanak yağsa da bu yağmur
Ve sen varken yanımda


Ellerimiz kenetlenmiş 
Sevgiden bir şimşek
Yol alıyoruz bu uğurda
Ve sen varken yanımda

1983
Ramazan YILDIZ
Kahramanmaraş </description>
<link>https://www.antoloji.com/ve-sen-varken-yanimda-siiri/</link>
<guid>1723470</guid>
<pubDate>2012-05-28T10:58:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Bugünümün Arta Kalanı</title>
<description>Ağlama çocuk 
Sil artık zikzak çizip 
Beni kahreden gözyaşını
Sen yarınımın garantisi
Sen bugünümün arta kalanı

Uzaklarda geliyorum
Elimde gözyaşını silmek için 
Ümitten bir mendil
Ve gözlerinin parlaklığında 
Yarınımın mekan haritasını çiziyorum

Orta da sen! ..
Mümtaz ve abide şahsiyet.

Kokluyorum vaat ettiğin iklimin
Uzak yakın havasını 
Dolduruyorum gönlümün enginlerine
Nihayet açmasını bildin 
Solmayan çiçekler gibi
Diyorum...
                                   1983
Ramazan YILDIZ
Kahramanmaraş </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-bugunumun-arta-kalani-siiri/</link>
<guid>1723466</guid>
<pubDate>2012-05-28T10:57:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Yaratılış Gayesi</title>
<description>Bir mütefekkir  başı göğsünde gelene razı
                                  Alın Yazısı
Bir garip gurbette parmaklarıyla yedi yıl sayıyor
                                   Başlık Parası
Tesettürlü bir annenin kızı gece gündüz kaldırım çiğniyor
                                   Yüz Karası
Bir işçi her şeyden habersiz mütemadiyen kazma sallıyor
                                                                     Ekmek Parası
Bir mücrim ellerini açmış çaresiz yalvarıyor
                                   Ümit kapısı
Bir mahbub terkedilmişliğin acısı içinde ağlıyor
                                   Gönül Yarası
Bir karı-koca akşam sabah dırdırda dırdır
                                   Geçim kaygısı
Bir mecnun oturmuş ”Ben neyim ne olmalıyım”
                                   Yaratılış Gayesi
31/03/1983
Kahramanmaraş



Not: 19 yaş şiirlerim.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yaratilis-gayesi-siiri/</link>
<guid>1723464</guid>
<pubDate>2012-05-28T10:55:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Bundandır</title>
<description>Söz olup akıyorsam kulaklarına araftan
Nazenin çığlıklarım bilesin bundandır

Tebessümlerim hicran olup yakıyorsa
Kahkahalara sırt çevirişim bundandır

Çığlık çığlığa bir ses delerse geceyi
Sükûnete teşne vuslatım bundandır

Ağrılar beni salarsa pişmanlık ummanına 
Kul olduğumu herdem anışım bundandır

Peşinde bir ömür şövalye gibi koşmuşsam
Dizimdeki amansız ağrılarım bundandır

Çöllere her gece Mecnun’u sormuşsam
şıkların gönüllü postacı oluşum bundandır

Gönlü bir mimar gibi örüyorsam lif lif
Sevdalara geceden mihman oluşum bundandır

Acıları her gece koynumda kaynatıyorsam
Hüzünlere pazar bulamayışım bundandır

Seni senden özge bir sevda ile çağırıyorsam
Tüm ayrılıklara gözyaşı döküşüm bundandır

Evlerin çatısını uçuruyorsa davetsiz fırtına
Kaldırımlarda aylak aylak gezişim bundandır

Yollar hep sana çıkıyorsa kıvrım kıvrım davetsiz
 Şiir akşamlarına meftun oluşum bundandır

Rüzgârda bilinmeyen mekânlara savrulmuşsam
Harmanlarda hasat olup toplanışım bundandır

Savurgan dizelere geceden itinayla sığınmışsam 
Sözlüklerin kutsal tozlarına aşinalığım bundandır

Temmuzda üşüyorsam kalabalıkların arasında sessiz
Reçeteleri gönül Lokman’ıma yazdırışım bundandır

Pencereler açılıp kapanırsa mevsimlere zamansız
Yolları hasretime adres yapışım bundandır

Sefer tası elimde daha koklamadan doyuyorsam
Ziyafet sofralarından azat edilişim bundandır

Yokuşlarda nefesim tıkanıyorsa sebepsiz
Düzlükte çoğalan sızılarımın isyanı bundandır

Hasret kapımda bir ömür azap duruyorsa
Hürriyete ezelden meftun oluşum bundandır

Aklımı Dekart’ın formüllerinde çürütmüşsem yıllarca 
Gazali’nin teslimiyetine divane oluşum bundandır

Şarkılar hep ayrılıklara ağıt yakıyorsa inceden
Türküleri gönül sazımda akort edişim bundandır

Neslimi nefsimden öte düşünüyorsam her solukta
“Kökü mazide olan atiler”  için yanışım bundandır

                                   Ramazan YILDIZ
25.01.2007
Saat:10.32/Darende </description>
<link>https://www.antoloji.com/bundandir-13-siiri/</link>
<guid>1723460</guid>
<pubDate>2012-05-28T10:52:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Rüzgâr Eser Saçlarım İsyana Gebe Savrulur</title>
<description>Rüzgâr eser saçlarım isyana gebe savrulur derinden
Bağrımda bir sızı gönül ülkesinden kalma yanar
Yürürken takılır ayaklarım kelepir kaldırımlara
Yalnız adam akşamdan nefesini bitirmiş bakar

Köpekler ayak seslerimi davet kabul eder yürüdükçe
Ardımca koşarlar gözlerinde gümüşten pırıltılar
Tepe beni siper alır bir korkunun ellerinden ansızın
Ellerse bir zemheride unutulmuş çekilir katar katar

Okul yolunda yalnız çocuk gözleri bir delik kalmış
Arka sokakları kestirmeden geçer düşe kalka
Buzları gözbebeğinde eritir inceden umuda dalmış
Ayağının altında bir yama boylu boyunca çekilmiş
Tenine meçhul bir adres gibi sokulur usulca sarılmış

Zil çoktan çalmış ilk ders müzikti değişmediyse
“Okul yolu düz gider” şarkısı çalınacaktı ders boyu
Çıktığım yokuş kelimelerden sırtımda bir kambur
Aylin Hanımın dizleri tutmaz aman vermez mesai yolu
Bir bakışı flütünü unutanlara performans notu olur 

Tatili bekler bir takvimin satır arasında sessizlik
Yürekler ısınır bir derginin değerlendirme sayfasında
Kar yolları kapamışsa meteroljinin akşam haberlerinde
Gözbebeğinde ısıtır bitişik yazıyı birinci sınıf çocuğu

Okumaya geçmeyen çocuklar koridorlardan geçerler
Merdivenler aşağıya çıkar, yukarı iner koştukça
Alfabenin keşfedilmeyen kelime limanlarında bekleşirler
Bir sessiz gemi olur mendiller sallandıkça sallanır hecelerle

Kelimelere kardeş ülke seçecekler haritadan bakıp ta
Öğretmeni İmla hatalarını kırmızı ile işaretleyecek yazıdan 
Sevginin letafetini harf harf pişirecekler teneke sobalarda
Koltuk altlarında taşıdıkları bir odun parçasının yalımında

Sıvası dökülmüş sınıflarda kaybolan insanlığı onarırlar
Döşeyecekler vefayı gönül atlasına teneffüs aralarında
Bahçedeki çiçekleri büyütürler avuçlarında taşıdıkları sularla
Büyüklerse arazide bir metre yer için bir nesli katlederler
Hırs iklimin zakkum açan öldüren öfke patlamalarında
                                                                      23.01.2007
Saat:01.58/Darende </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruzgar-eser-saclarim-isyana-gebe-savrulur-siiri/</link>
<guid>1723459</guid>
<pubDate>2012-05-28T10:51:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Sokakların Derin Sukutu Beni Boğar</title>
<description>Sokakların derin sukutu kaldırımlarda beni boğar 
Cumbalar gökdelenlere başını çıkarmış sessiz bakar
Çekerde yorgun ayaklarım bir bulvarın ortasına 
Gözlerim semada yavrusuyla uçan bir martı arar

Yanaklarımı çılgın çağın artıkları kirletmiş 
Gün batar cebimde çek defteri ödenmemiş
Dilimde adın yosun tutmuş bahar çiçekleri
Ferman yürürlükte bir kez olsun ilga olmamış

Evleri çekerim içime bir ejderha iştihasıyla
Lokmalar nemruttan zakkum tadında ağzımda 
Derisinde okyanuslar keşfettiğim zayıf beden
Telaşsız hüküm ferma eder çalar kendi sazında

Sofalar bir ihtiyarın gözlerinde mesnevi okur
Huzur rahlede davudi bir ses olur için için coşar 
Torun yanaklarında büyütür bahçedeki bodur fidanı
Bereket akşam sofralarında ufuk olur öteyi aşar

Nimetin şükrünü bir derviş hatırlatır duasında
Baba pencereden semaya bakar bir prens edasında
Kediler oynaşır koltuk üstünde satıcının sesine inat
Kapı bir açılır bir kapanır ezanlar huzur nidasında

Mutluluğu örgüleştirdiğimiz evler heveslere yenik düşer 
İlmi taşıdığımız kitaplar bir leblebicide mahzun bekler
Komşular tatilde, anahtarları emanette saklanır sıkı sıkıya
Yeni eskiye mağrur bakar, dede toruna mahcup seslenir

Sesler seslere karışır bir cümbüş var pazarda
Veresiye mal satar meçhul bir sayfaya yazarda
Önünde duran otomobile çanta taşır küçük çırak
Dalar bir film afişinde kaybolur gider bir nazarda

Kovdukça kaygılar akşamın koynunda çoğalır 
Ekrandaki şarkıcı yeni bestesiyle ününe ün katar
Çocuklara şarkı yazan bestekâr tempo tutar arkada 
Katliama ilk imzayı çekinmeden daha kuliste atar

Yüreğimin minesine çarpar gelen sesler pencereden  
İmar yasası engeldir kazmalar vurulur aceleyle erkenden
Şehir bir medeniyeti çökertir genç iş adamının sesinde
Tarih elleriyle iki yakayı birden kavrar nefesler ensesinde  

Mimar Sinan bir köşede hüznü ve merakı besteler 
Götürü alan ustanın elinde ters tavan üstüne çöker
İthal vazolar ışığın önünde zarafeti zedeler hoyratça
Mahcup vitraylar yalnızlık zindanında gün sayar

Hüseyni makam işgal altında kaçak bir kızın ağzında inler
Hamamizade akort ayarı tutturamaz avare metalik sesler 
Sanatın dibacesi sökülmüş bab-ı hikmet eşiğinde zamansız
Payeler pazara düşmüş karar onaylanır iner kalkar eller                                                                
                                                                     Ramazan YILDIZ
02.01.2007
Saat:11.14/Darende </description>
<link>https://www.antoloji.com/sokaklarin-derin-sukutu-beni-bogar-siiri/</link>
<guid>1723458</guid>
<pubDate>2012-05-28T10:49:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Yıldız</author>
</item>
 </channel>
</rss>
