<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. &#214;zg&#252;r &#214;zy&#252;n Şiirleri
</description>
 <item>
<title>İyi Geceler</title>
<description>Sessizce iyi geceler diyorsun rüyamda Sadece dudaklarını oynatarak belki Aramızdaki mesafeden emin olamıyorum Her şeyi unutup iyi geceler diyorum Ya da şöyle demeliyim Bir oğlunun olduğunu bilmiyormuşum gibi </description>
<link>https://www.antoloji.com/iyi-geceler-108-siiri/</link>
<guid>3568331</guid>
<pubDate>2024-04-01T05:13:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Başkaldırı</title>
<description>Tek bir satır yazmadım aylardır Gerek yok Olması da gerekmez Zaman tüm yeteneklerimi çalıyor Hissediyorum Sisteme kurban gidiyorum </description>
<link>https://www.antoloji.com/baskaldiri-10-siiri/</link>
<guid>3566040</guid>
<pubDate>2024-03-23T02:23:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Hikayeden Bozma</title>
<description>Sabah uyandığımda artık bazı şeylerin eskisi gibi olmadığını anlamıştım. Hava boğuk ve telefon sessizdeydi. En yakın kız arkadaşımın aldığı saat 08:16’yı gösteriyordu. Bu hissi çok iyi biliyordum. Birisi hiç var olmamış gibi habersizce gitmişti. Mutfağa yönelirken aklım masanın üzerindeki Camel paketindeydi. Sabahın ilk kahvesi Karadeniz’in kasvetli havasıyla vücuduma karışıyordu. Balkon tüm şehrin acısını tek bir manzarada birleştirmişçesine sigaraya asılmamı izliyordu. Bulutların arasından nadiren de olsa güneş belli belirsiz çatılara süzülüyordu. Ben bu hissin bilirkişisiydim ve asla anlam veremezdim. O sabah aniden evden çıkıp otogara gittim. Erbaa’ya bir bilet alıp yol boyu votka zıkkımlandım. Küçük bir otobüsün Anadolu kasabalarından geçişini selamladım. Yol kenarı köyleri hep çok enteresan gelmiştir bana. Aslında hiç tanımadıkları insanların yanlarından geçtiği kalabalık bir yalnızlıktı bu. O köylerden birinde yaşadığımı düşündüm. Oysa ben şehirler içinde bile onlardan daha yalnızdım. Otobüs ilerledikçe bozkırı hissedebiliyordum. Tek tük ağaçlar, azalan sıcaklık, aylardan kasım. İç Anadolu yalnızlığın kalesiydi. Bütün bunları düşünürken sızmak istiyorum fakat yolculuklarda asla uyuyamam. Otobüs otogara yanaştığında heyecanlanmıştım. Uzun bir yürüyüş sonrası iş yerinin önünde çıkışını bekledim. 3-4 çay, sonsuz sigara dumanı. Hiç bilmediğim bir yerde öylece  “ben sonuna kadar gittim” diyebilmek için bekledim. Eğer istemişsem aramıza giren soğukluğu çözmek benim için hiç sorun olmazdı. Dönüp baktığımda hiç “keşke biraz daha çabalasaydım” dediğim, gözümün arkada kalacağı bir tembellik ve boşvermişlik içinde bulunmadım. Hep sonuna kadar gitmek, her şeyin açıkça dile getirilmesi.. Neyse, iş yerinden çıktığında gördüklerim sabah hissettiğim o habersiz gidişin sağlamasını yapıyordu. Herifin tekiyle eve doğru yürüdü. Takip edip ayrıldıkları yerde peşine takıldım ve apartmanda yakaladım beni gördüğüne şaşırdı. Telefonda Cem Adrian - Ben Geldim çalıyordu. Şaşırmıştı ama soğukkanlıydı. Apartmanda biraz seviştikten sonra geri geleceğini söyledi. Bana söylediği kadarıyla yeni taşınmıştı ve akrabasında kalıyordu. Tek isteğim İlçede biraz yürüyüp onunla vakit geçirmekti. Onu görmeyi özlemiştim, çok uzun zaman önce bir düğünde karşılaşmıştım ve ertesi sabah kahve sigara için değil, onu görmek için uyanmıştım. Ve bu sessiz gidişi hak ettiğimi düşünmüyordum. Aniden 1 yeni mesaj; çıkamayacağım dedi. Tamam. Sabahtan biliyordum. Bu histe yanılmam. Ardından 4 extra E 80 karayolu kenarı, tırlar geçiyor. Aklıma kamyonlar  kavun taşır şarkısı geliyor ama hiç halim yok. Kalacak yerim de yok. İlçede biraz dolaşıyorum, tesadüfen bi kumarhaneye giriyorum, hava soğuk, adam sivil sanıyor beni. “Delikanlı çocuksun buraya kimse senin gibi giremez ”diyor. Sikimde değil lavaboyu kullanıp gitmek istiyorum. Abinin teki gece orada kalabileceğimi söylüyor iyi bi abi, aklıma tabutta rövaşata filmi geliyor. Aklıma sürekli bir şeyler geliyor. “Vayyyy be Samsun’dan geldin he” diyor adamın biri. Kafam gerçekten baya iyileşiyor. Şurda bankta uyurum diyorum çıkıp gidiyorum. Hava soğuk. Apartmana geri dönüyorum. Sıcak merdivenlerde sızıyorum, seviştiğimiz ve onun bastığı merdivenler diye düşünüyorum. Uyku ve uyanıklık arası gidip geliyorum. Sabah 5 olunca da bi çorbacıya, insanlar uyanmadan terk ediyorum apartmanı. Aklıma “Kehribar” parçası geliyor. Yol boyu dinleyeceğim şarkı. Otogara gidip bir bilet alıyorum. Ve o kalabalıklar içindeki köyleri düşlüyorum, henüz bir saat var otobüsün kalkmasına. Ben hepsinden daha yalnızım.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hikayeden-bozma-siiri/</link>
<guid>3531403</guid>
<pubDate>2023-12-06T01:43:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Bohem Birahanesinde</title>
<description>Bohem birahanesinde akşam üzeri Eski bir iç çekişi anımsar gibiyim Boğazıma düğümlenir gibi her yudum Sancılarıma ezelden şahit bir bara dayanmanın özgüveni ve Tesiri kalmamış bir geçmişe Tesiri olmayan bir geleceğe </description>
<link>https://www.antoloji.com/bohem-birahanesinde-siiri/</link>
<guid>3489921</guid>
<pubDate>2023-07-19T23:44:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Kısa</title>
<description>Üç adım ötede deniz Fakat ben kıyıda boğuluyorum Kendimi sana ulaştırmanın en kısa yoluydu sular Bu yüzden severdim vapurları  Artık önemi yok.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kisa-71-siiri/</link>
<guid>3465113</guid>
<pubDate>2023-04-25T18:26:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Silik Çağ</title>
<description>Nihayetinde gülüşlerim de silindi delik deşik yüzümden Oysa mutlu zamanları olmuştu Mesela gerçek sevgiyi bulmuş gibi gülümsemişti Şimdilerde gerçek diye bir şeyin varlığına inanmıyor Alaya alınıyor içten duygular Söylenecek çok vakit varmış gibi </description>
<link>https://www.antoloji.com/silik-cag-siiri/</link>
<guid>3444769</guid>
<pubDate>2023-02-19T21:18:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Ağrı Kesiciler ve Antidepresanlar</title>
<description>Boş bir sayfayı yırtıp yeni bir hayata başladığımı sanıyorum Her sayfada yanılıyor parmaklarım Üzerini çiziyorum tüm yaşanmışlıkların Hayatım ağrı kesiciler ve antidepresanlar arasında kayboluyor Zamansız ve düzensiz uykular Ve alkol karşılıyor beni bu zamansızlıkta </description>
<link>https://www.antoloji.com/agri-kesiciler-ve-antidepresanlar-siiri/</link>
<guid>3437607</guid>
<pubDate>2023-01-25T20:49:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Ragıp Abi - 3</title>
<description>Merhaba Ragıp Abi. Bugün günlerden 8 Ocak 2023 Pazar. Saat 16 suları. Seni aksattığımı biliyorum ama sen beni anlayan tek kişisin ve bana darılmazsın biliyorum. Hava güneşli fakat pazar gününün ayrı bir kasveti var bilirsin, güneş ışığını saçıyor, soğuğu kırıyor fakat bu pazar güneşlerinde hep bir kasvet söz konusu, doğduğum günden beri bu hep böyledir bilirsin. Ragıp Abi evden çıkıyorum ve yürüyorum, otobüslere biniyorum, trenlerden iniyorum kendimi vapurlarda buluyorum. Güneş herkesi aynı oranda aydınlatmıyor gibi bir düşünceye kapılıyorum ya da gün herkese aynı şekilde doğmuyor ve yürümeye devam ediyorum. Kapüşonumu hayatıma çekiyorum ve yürüyorum, kalabalıklar arasındaki yalnızlığı en ince ayrıntısına kadar hissediyorum. Bir yaz gününü düşünecek gibi oluyorum fakat vazgeçiyorum, yazları ve sıcağı hiç sevmem, biliyorsun Ragıp Abi. Onun yerine şu balkonları izliyorum, bu balkonlar bana yine yaz günlerini hatırlatıyor. Çiçekler sarkıyor ve bu balkonlar beni yaz günlerinin o dayanılmaz sıcağına iliştiriyor, bir ölünün fotoğrafını yakama iliştirmek gibi yaz günlerine ilişiyorum. Henüz son olduğu bilinmeyen bir ilk buluşmanın yazı. Nereden baksan bir bıçak darbesi göğsüme. Beni hiçbir şey üzmüyor da Ragıp abi şu anlaşılamamak zırvası, duygularım incindi Ragıp Abi sen anlarsın, biliyorsun Ragıp Abi nasıl bu kadar merhametsiz olunabilir? Bir insanı bile isteye kırmak kötülüklerin en kötüsü değil midir? Peki bu insanlar nasıl iyilik meleği rolünde hayatlarına devam edebilir. Acılarımı bir bir masaya yatırdım, annemin el işleri gibi ilmek ilmek işledim zihnime. Sırıtımı aynalara döndüm, yaralarımı uzun uzun inceledim. Sonra hayata döndüm sırtımı, kapılarımı kapattım Ragıp Abi camlarım kırıktı oysa. Gün herkese eşit doğmuyor diyorum. Kim inanacak buna? Herkesin birbirine çıkarı için yakın olduğu yılışık bir çağ bu Ragıp Abi. Evden çıkıyorum, otobüslere biniyorum, trenlerden iniyorum, yürüyorum ve kendimi vapurlarda buluyorum. Balkonlar, yaz günleri, iyileşiyor mu diye merak ettiğim yaralarım, aynalarım, sırtımı döndüğüm bu insanlık, bütün bu anlaşılmayan kırgınlıklarımla kapüşonumu hayata çekiyorum. Kalbimi bir köpeğe fırlatıyorum, biraz donmuş, afedersiniz, buzdaydı kalbim. Kapıların ardında, camı kırık soğuk odalarda çok ısıtmaya çalıştım, sigaralar işe yaramadı. Perdelerden çile damlıyor ve katran. Üstüme çektiğim yorganlar benden daha yorgun Ragıp Abi. Biliyorsun. Hiç bir güneş bizi aydınlatmıyor, bu deniz bunca alabildiğine geniş, uzun uzadıya gidiyor ve ben ufukta kendimi göremiyorum. Zor zamanlar anlayacağın Ragıp Abi ama sen bunları zaten bilirsin. Dar sokakları geçiyorum, kalabalıklar bana göre değil. Böyle hayal etmemiştim oysa. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ragip-abi-3-siiri/</link>
<guid>3432204</guid>
<pubDate>2023-01-08T17:43:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Aramızdaki Kış</title>
<description>Kış geldi, evet Ama hayır Aramızdaki soğukluk bundan değil Ağaçlı uzun bir yol düşledikçe Yalnız bırakıldığındandır Çöllere fırlatıldı, vandalca </description>
<link>https://www.antoloji.com/aramizdaki-kis-siiri/</link>
<guid>3426954</guid>
<pubDate>2022-12-23T12:32:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Sonu Olmayan Yaşanmışlık</title>
<description>Bir bir anımsıyorum acılarımı Gece bölünen uykumun ortasında Bir şezlongta sabahlarken Yahut dalgaların kıyıya vuruşunda Uğultularla uyanıyorum acılarımdan  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sonu-olmayan-yasanmislik-siiri/</link>
<guid>3402417</guid>
<pubDate>2022-09-28T22:29:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Sevinin Ardından</title>
<description>Sargılarını çözüyorum yaralarımın. Kim olsa biraz da hava alsın derdi zaten. Sarmaşıklar fışkırıyor her yanından ki kökleri acılara dayanıyor. Uzun yollar yürüyor, kısa hayaller kuruyoruz imkansızlığın gölgesine dayalı. Bir düzyazının sana evrilmesinden korkarak yürüyorum bu dar, karanlık, bu kaçıncı geçişimin belli olmadığı sokakları. Aynı yollar aynı şiirleri okumaya benziyor diye düşünüyorum. Bir şiiri hak edip etmediğine şüpheli adımlarla. Sonrası karanlık, karanlık bir el belki omuzlarında ve karanlığın bize getirdiği bira sofraları, o dar sokaklarda. Üzülmüyorum, üzülmüyorum evet, hatta unutuyorum emin adımlarla. Bir saçağın altında, muhtemelen Karabağlar’da ya da Eşrefpaşa’da, emin olamadan bu sarhoşluğun bir sigara içimliğine. Unutmalıyım diyorum, unutmalıyım doğduğu yerleri, dokunduğu kapı tokmaklarını aklımdan çıkartmalıyım. Bütün bu sokakları aklımdan çıkartmalıyım. Diyorum ki; Bir düzyazının sana evrilmesinden korkarak yürüyorum bu dar, karanlık, bu kaçıncı geçişimin belli olmadığı sokakları. Korktuğum başıma geliyor her köşe başında, bir çiçekçinin sulamasında çiçeklerini, bir Eylül’ün gelişinde ve yapraklarımın zaten hep dökülmüş olmasında. Anlıyorum ve unutuyorum. Dahil olduğum bütün acıları yeniden sarıyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-sevinin-ardindan-siiri/</link>
<guid>3393897</guid>
<pubDate>2022-08-30T20:57:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Ragıp Abi - 2</title>
<description>Güneşi batırıyorum Ragıp abi Perdelerim yaz kış kapalı Camım ardına kadar açık Oturma odaları doluyor içime, terkedilmiş Bir enkaza eşdeğer yalnızlıklar barındırıyorum Günün herhangi bir saatinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/ragip-abi-2-siiri/</link>
<guid>3391302</guid>
<pubDate>2022-08-21T21:39:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Gelmeyecekleri Beklemek</title>
<description>Her şeyin bittiği yerde bekliyorum seni; Gelmeyeceğini bilerek, Kir pas içinde, Biraz yıkık, Hala ayakta... </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelmeyecekleri-beklemek-siiri/</link>
<guid>3389586</guid>
<pubDate>2022-08-15T22:50:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Söylenmemiş Bir Cümlem Kaldı mı Diye Çıktım Evden</title>
<description>Bu ağır adımların ve telaşsız benliğin eninde sonunda beni nereye götüreceğini çok iyi biliyorum. Her şeyi tekrar gözden geçirmek için çıkıyorum. Dar sokakları tercih ediyorum, alışkanlık. Söylenmemiş bir söz kaldı mı diye düşünüyorum anlaşılmak için. Menekşelerle dolu bir balkonun altından geçiyorum, bir kedi yalanıyor arabanın üzerinde. Kelime dağarcığım anlaşılmak için yeterli değildir belki. Oysa her şey söylendi, her şey yazıldı. Çatal bıçak sesleri arasında yürüyorum. Bir veya birden fazla adam muhtemelen şu cümleyi kuruyor. “Açlık değil de susuzluk beni zorluyor.” Bu yıkık evler neden bana benziyor? Bir zamanlar içinde yaşanmış binlerce anının, hayatın içi boş ve birilerinin oturma odasıydı oysa. Şimdiyse bir duvar yazısı sadece odanın duvarında; “Sen affetsen ben affetmem.” Ne zırvalıyordum ben, şey, söylenmemiş bir cümlem kaldı mı diye çıktım evden. Anlaşılmak için. Oysa anlaşılmak nedir ki? “Anlaşılmak kendini satmaktır” demiş Pessoa, bunu anlayamadım yıllardır. Oysa ben anlaşılmak için sarf edilmemiş bir cümlem kaldı mı diye çıktım evden. Kendimi satıyorum bir defa olsun anlaşılmak için. Goethe; “Zaten bu dünyada kim kimi anlamış ki?” demiş. Nedense ben hep hatası olanların dönüp hatasını telafi etmesini istedim, bunu hep bekledim. Bir maç başlıyor ve kumarbaz tarafım dikkatimi dağıtıyor ama hayır. Söylenmemiş bir cümlem kaldı mı diye çıktım evden. Beni üzen, hatasını bilen ve kabul eden insanların halâ mağdur edebiyatı oynuyor olması. Bu beni çileden çıkartıyor. Bütün bu kalabalığın ve karmaşanın içinde ağır adımlarla yürüyorum. Yetişecek hiçbir yerim yok. Alelade adımlarla bir sigara içmem gerektiğini seziyorum. Adalet duygusu her yanımı sarmış durumda. Herkes yaptığı her şeyin bedelini ödemeli. Hasan Ali abi şöyle diyordu; “Ben kötülük edenle kötülüğe maruz kalana aynı yüzle bakamam, her ikisine de gülümseyemem diyorum size. Bunu yaparsam o zaman da kendi yüzüme bakamam diyorum.” İnsanlar böylemiydi? Çıkarı varsa her şeyi görmezden gelmeyi bilirdi sadece. Haksızlığa susmak, yanlışı görmezden gelmek, en yakınlarımın bile bunu yapması bu hayatı benim için dayanılmaz kılıyor. Haksızlığa uğrayanla, haksızlığı ve yanlışı yapan kişiye aynı yüzle bakabilen kimseleri hayatımdan çıkartmaktan başka çarem kalmıyor. Söylenmemiş bir sözüm var mı diye çıktım evden. Yemekler tıka basa yendi ve insanlar çaylarını içiyor. Bir açı doyurmayı akıl edemeyen birisi muhtemelen “Allah kabul etsin” diyor şuan. Çayları getiren çocuk aç giriyor yatağa oysa. Senede bir ay açın halinden anlıyor zavallı. Cahile anlaşılmak zor oluyor galiba, bu birikimsiz ahmaklar yine kabul ettikleri hatalarıyla mağdur rolünü oynayıp insanlara yaşattıkları bütün mağduriyeti ve saygısızlığı kendileri yaşamış gibi hayatlarına devam edecekler. Yaşattıkları şeyleri beğenecekler. Onca şeyi yaşattıktan sonra “nasibin seni bulur” saçmalığını beğenecekler mesela. Söyleyecek şeylerim artıyor her dakika. Söz verip tutamayacağını haber verme gereği bile duymayan kişi; “Her şeyi anlarım ama istenmediğin yerde durmayı anlamam” beğenileri yapıyor. Hava serin, bir beklentim yok. Attığım zilyarlarca adım beni içinden çıkılmaz sorunlara gebe bırakmaktan başka bir işe yaramadı. Hayatta olmak ve böyle çelişkili insanlarla karşılaşmak benim için bu hayatı dayanılmaz kılan ilk sebeplerden biridir. Evden çıktım ve eksik kalmış cümlelerimi tamamlıyorum. Bir defa olsun anlaşılabilmek adına. Oysa birikimsiz insanların sadece kendileri gibi birikimsiz olanları anlayacağını bu kaldırım taşı kadar iyi biliyorum. Fakat artık beklemekten vazgeçtim ve önemi yok. Bütün bu yanlışlara karşı tepki gösterilmemesi, insanları doğru bir şey yaptığına inandırıyor sanırım. Bu kadar rahat hareket edebilmeleri bundan. Yanlışa göz yuman herkesin karşısındayım. Kapıyı çekiyorum usulca. Bütün kapıları aralık bırakmışken ardımda. Bir anda Ataol abi geliyor aklıma; “Keder sokulgan adımlarıyla Gelip kıvrılıyor yüreğime Hayat sakin </description>
<link>https://www.antoloji.com/soylenmemis-bir-cumlem-kaldi-mi-diye-ciktim-evden-siiri/</link>
<guid>3358608</guid>
<pubDate>2022-05-01T12:21:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Yarım Sigara</title>
<description>Her adımda sana üşüyorum, Yarım kalmış sigaramın dumanında.  Oysa küçük bir ışık olsaydı, Üşütmezdi soğuklar beni bu kadar. Cuma günü bir çocuğun, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yarim-sigara-3-siiri/</link>
<guid>3343324</guid>
<pubDate>2022-03-11T17:17:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Ragıp Abi - 1</title>
<description>Bir şiir yazmak istiyorum Ragıp abi Güneşli bir Karşıyaka öğleden öncesinde Biraz içki içmek ve ağlamak bir bankta Sonra unutmak, sonsuza dek Düşünmemek bastığı kaldırımları Böyle bir şiir mümkün olabilir mi Ragıp abi </description>
<link>https://www.antoloji.com/ragip-abi-1-siiri/</link>
<guid>3339490</guid>
<pubDate>2022-02-27T12:35:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Gitmek Zorundayım</title>
<description>Hep ormanlara yürüdün Patikalarda avuttun kimsesizliğini Geçinmek için onca neden varken Yalnız bırakıldın Gökyüzü bulutlarını sürerken  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gitmek-zorundayim-5-siiri/</link>
<guid>3338901</guid>
<pubDate>2022-02-25T18:50:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Karşılıksız</title>
<description>Anlamalıydım; Fesleğenlerin soluşundan, Sigaranın bitişinden, Bardakların doluşundan, Yetişecek hiçbir yerim yokken adımlarımın hızlanmasından, Anlamalıydım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/karsiliksiz-55-siiri/</link>
<guid>3338664</guid>
<pubDate>2022-02-24T22:07:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 <item>
<title>Pazar Sıkıntısı</title>
<description>Keşke bir fotoğrafımız olsaydı diye düşündü, Avunabileceği bir sabahı, Ya da bir taşra kasabası olsa ismi, Pazartesi kadar yalnız ve kimsesiz olurdu, Uyanmak istemezdi kimse bir pazartesi sabahına, Ama pazarları kadar da kasvetli gelmezdi güneşin vuruşu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/pazar-sikintisi-siiri/</link>
<guid>3338248</guid>
<pubDate>2022-02-23T16:03:00+03:00</pubDate>
<author>Özgür Özyün</author>
</item>
 </channel>
</rss>
