<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Oya Erzurumlu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>İnsana Dair</title>
<description>Hissettiğim şeyin adını koyamadığım bazı tuhaf anlarım vardır benim. İşin içinden çıkamadığım sadece yoğunlaştığım. İnsanın beklentilerinin çıtasının yüksek olduğu fakat aptallığın yerini aldığını anladığım zamanlar belki de. Bencil yaklaşımların ağırlığı üzerime çöküyordur belki de. Yada insanın saçından tırnağına her şeyini dibine kadar sorguladığım o tuhaf anlar. Bir gün anlayacak insan gerçeğin her insanda devrim olmadığını. Her insanı rahata kavuşturmadığını. Hakikatin altında kabullenmek varken bu hakikatin ağırlığına dayanamadığı için kabule geçemediğini belki bir gün anlarlar. Hakikat düzen getirse de ağır gelenin içinde tahammülsüz bir kaos yaratır. Her gerçek her yerde söylenmez cümlesinin anlattığı derin mevzuyu doğru anlamak gerekir. Hakikati kabul edersin lakşn ağırlığını kaldıramayabilirsin. Burada anlaşılması gereken şey insana kaldıramayacağı bir yükün ağırlığının yüklenmemesi gerektiği... Hakikat anlatanların hayatında bile ağırken kaldırma çya gücü olmayanlara bunu dayatmak eşeğin sırtına ölü bir deveyi yüklemekten başka bir şey değil... Hakikat eğer hayatında uygulamadığın bie şeyse anlatmak anlamsızdır... Önce kendi hayatını hakikatler üzerine kurmalı ve örnek olmalı ya da susmalı...Hakikati biliyor olmak her şeyi biliyor olmak anlamına gelmiyor. İnsanların saçmaladığı nokta da buradan başlıyor... Kendinin yaşamadığı bir şeyi başkasından yaşamasını beklemek gibi bir aptallığa bürünmeleri ki biz buna dayatmak diyoruz... Ne dedik eşeğin sırtına ölü deveyi yüklemekle aynı şey...  ~oya erzurumlu/MAVİ KALEM~ </description>
<link>https://www.antoloji.com/insana-dair-51-siiri/</link>
<guid>3851229</guid>
<pubDate>2026-07-07T01:19:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ne Olacaksın</title>
<description>Ne olacaksın insanın hayatında  ıslanmasın diye şemsiyeyi tutan mı? Yoksa saçlarını okşayan yağmur damlalarının keyfini çıkarmanın mutululuğunu sevdiğinin yüzünde görmek isteyen mi? Her ikisi de yaşama ve sevdaya dahil... Peki sen hangisi olmak istiyorsun? Yaşamın yoğunluğun da ve telaşında biraz dinginlik ve akışa bırakmanın kimseye zararı olmaz...Her şeyi kontrol altına almaya çalışmak insanı hasta edecek kadar yorar bazen gücümüzün yetmeyeceğini kabul etmek ve Allahın takdirine bırakmak en doğrusu... Bir şeyler istediğiniz gibi olmuyorsa durmanız ve dinlemeniz etrafınızdaki insanlara da kendinize de zaman vermeniz gerekir... Söylemek, anlatmak yapılması gerekenlerin başlangıcıdır sadece uygulama ve eylemler hayatın aksiyonu ile çarpışınca gerçekleşmeyebilir. İşte bu noktada olması gereken sürece yaymak hepsi bu... Hiç bir şey istedipimiz anda ve zamanda olmaz... O planın gerçekleşmemesi gerekiyorsa mutlaka bir sorun çıkar bunları doğru anlamak ve zorlamamak gerekir... Herkes gücünün yettiği kadar yaşar hayatı ve sadece o kadar anlar...  ~oya erzurumlu/MAVİ KALEM~ </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-olacaksin-2-siiri/</link>
<guid>3851226</guid>
<pubDate>2026-07-07T01:18:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Yaş Kemale Erdiğinde</title>
<description>Hep en sondaki masayı seçerim oturmak için, okul zamanlarımda da öyleydim, girdiğim sıralarda da hep en son. Bu benim seçimimdi en son da olmak görünmemek ve farkedilmemek...Dışarı daha adımımı atmadan kafamda yüzümü kapatacak kadar öne aldığım şapka gözümde gözlük kulağımda son ses bir müzik... İnsanları görmek ve duymak istemeyecek kadar yorgundum galiba...İçinde müşterisi az ya da hiç olmayan kafeleri seçerdim o kadar insan görmek istemezdim... Otururdum en sondaki masaya alırdım elime bir kitap bir de defter hem okur hem de notlar alırdım...Garson gelip "Bir isteğiniz var mı?" diye sorduğunda "Hazırda en kolay ne varsa o olsun" derdim ne istediğimi düşünmek mi istemiyordum yoksa ne istemem gerektiğini mi bilmiyordum çoook sonradan anladım...Kitap okumaya başladığımda iç sesim onu bile duymaya tahammülümün kalmadığını bilircesine sessizliğe bürünüyordu sanki...Kafamı kaldırıp dışarıyı göz ucuyla izlediğimde hararetli konuşan insanlar, birilerinin dedikodusunu yapanlar, başı sonu belli olmayan konusuz sohbetlere kahkaha atanlar, yoldan geçen insanların birbirlerine karşı bıçak gibi kesen bakışmaları dilleri söylemese de gözleri birbirlerine herşeyi söylüyordu...Ne ahmakça diyip kafamı tekrar kitaba gömüyordum. Okuduğum her cümle bazen bana bir uyarıydı bazen bir hayat dersi, bazen doyumsuz ve kıskanılası bir sevdayı anlatıyordu, bazen de diyar diyar gezdiriyordu...Hedefsiz hayal kurmayan beni bambaşka hayallere daldırıyordu işte... Bir de yazdırıyordu ki eyvah eyvah yazdıkça yazasım geliyordu... Bazı insanlar bir cümle ile kendini ifade ettiğinde hayran kalıyordum, bana kimse bir şey sormasın diye görünmezliğe bürünüyordum konuşamıyordum ifade edecek cümleleri kuramıyordum... Farkettim ki meğer ben konuşmayı o kadar bırakmışım ki cümle kurmayı unutmuşum nereden mi anladım yazarken sayfalar yetmiyordu da ondan...Sonra farkettim ki yazmak aslında konuşmaktan daha çok şey anlatıyor insana... Derler ki yazı da duygu yoktur...Yok o öyle değil işte... Dil sessizliğe bürününce gönül ele kalemi tutuşturup sessiz cümleleri çığlık çığlık yazdırmaya başlarmış... Ben de her insan kadar bir hikayeydim bir zamanlar... Neler birikmişte nağme nağme dökülmeyi bekliyormuş en sondaki masada...Geçmiş geleceğe karışmış, gelecek geçmişi redde bürünüp unutmakla cezalandırmış olacak ki hatıralar tek tek terk etmiş aklı...İnsan galiba en çok da hatırlayacak bir şeyi kalmadığında yalnızlaşırmış... Düşünsenize biriyle oturup kahve içerken karşınızdakini hep dinleyen olursunuz... Aslında konuya dahil olmak için çaba sarfetsenizde bir bakarsınızki anlatacak tek bir hatıranız yok... Bu sefer karşınızdakinin hatıralarını anlatması bitince "hadi kalkalım" der... Sıkıldığınızı düşünür halbu ki ona anlatacak bir yaşanmışlığınız yoktur... O sohbetin de başka bir günü olmaz zaten... Siz iyi bir dinleyici ve sırdaş olursunuz sadece... O an içinde.! Bütün bunları yazıp masaya gelen çayın buz gibi olduğunu farkettim... Çayı bile unuttum belki de geldiğini farketmedim bilmiyorum... Bunu bile unuttum... Yaş kemale erdi tabii normal, 80 olmuş ya yaşım ne çabuk da geçmiş zaman...Ben galiba yine en sonu bekliyorum... Doğumun sonuyla nefesin sonu arasında sonlarda yaşayarak sonu bekliyorum işte... Artık elim kalemde tutmuyor ki titriyorlar yazamıyorum... Artık bir anı bir hatıra bırakacal mecalim de yok...80 e kadar yürüdüğüm yolun yorgunuyum sadece... Kulaklarımda uçsuz bucaksız bir sessizlik... Sonu bekliyorum... ~oya erzurumlu/MAVİ KALEM~ </description>
<link>https://www.antoloji.com/yas-kemale-erdiginde-3-siiri/</link>
<guid>3851225</guid>
<pubDate>2026-07-07T01:17:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Yağdıkça Yağmur</title>
<description>Yağdıkça yağmur sessiz sokaklara Toprakla polen kokuları harmanlanıyordu Adı sır kalmış gece korkularını yıkıyordu sanki Bir kadın yürüyordu şemsiyesinin altında Topuk sesleri yankılanıyordu usulca ayak sesleri karışıyordu yağmurun sesine </description>
<link>https://www.antoloji.com/yagdikca-yagmur-siiri/</link>
<guid>3851224</guid>
<pubDate>2026-07-07T01:15:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ve Çok Sevdiler</title>
<description>Ve çok sevdi adam Ve çok sevdi kadın Sonunu bilmedikleri bir hikayenin Yolcusuydu ikisi de Ve ikisi de sustu Bazen bir parça müzikle </description>
<link>https://www.antoloji.com/ve-cok-sevdiler-siiri/</link>
<guid>3851223</guid>
<pubDate>2026-07-07T01:11:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Hakikat Bir Dayatma Değildir.</title>
<description>Hissettiğim şeyin adını koyamadığım bazı tuhaf anlarım vardır benim. İşin içinden çıkamadığım sadece yoğunlaştığım. İnsanın beklentilerinin çıtasının yüksek olduğu fakat aptallığın yerini aldığını anladığım zamanlar belki de. Bencil yaklaşımların ağırlığı üzerime çöküyordur belki de. Yada insanın saçından tırnağına her şeyini dibine kadar sorguladığım o tuhaf anlar. Bir gün anlayacak insan gerçeğin her insanda devrim olmadığını. Her insanı rahata kavuşturmadığını. Hakikatin altında kabullenmek varken bu hakikatin ağırlığına dayanamadığı için kabule geçemediğini belki bir gün anlarlar. Hakikat düzen getirse de ağır gelenin içinde tahammülsüz bir kaos yaratır. Her gerçek her yerde söylenmez cümlesinin anlattığı derin mevzuyu doğru anlamak gerekir. Hakikati kabul edersin lakşn ağırlığını kaldıramayabilirsin. Burada anlaşılması gereken şey insana kaldıramayacağı bir yükün ağırlığının yüklenmemesi gerektiği... Hakikat anlatanların hayatında bile ağırken kaldırma çya gücü olmayanlara bunu dayatmak eşeğin sırtına ölü bir deveyi yüklemekten başka bir şey değil... Hakikat eğer hayatında uygulamadığın bie şeyse anlatmak anlamsızdır... Önce kendi hayatını hakikatler üzerine kurmalı ve örnek olmalı ya da susmalı...Hakikati biliyor olmak her şeyi biliyor olmak anlamına gelmiyor. İnsanların saçmaladığı nokta da buradan başlıyor... Kendinin yaşamadığı bir şeyi başkasından yaşamasını beklemek gibi bir aptallığa bürünmeleri ki biz buna dayatmak diyoruz... Ne dedik eşeğin sırtına ölü deveyi yüklemekle aynı şey...  ~oya erzurumlu/MAVİ KALEM~ </description>
<link>https://www.antoloji.com/hakikat-bir-dayatma-degildir-siiri/</link>
<guid>3804541</guid>
<pubDate>2026-03-11T21:47:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Gerçek Susturulduğunda Yalan Konuşur.lakin Eninde Sonunda Utanan Hep Yalandır.</title>
<description>Gerçek susturulduğunda yalan konuşur lakin eninde sonunda utanan hep yalandır...  Yalan söylemek hataların değil, kişiliksizliğin ispatıdır. Çünkü gerçek ortaya çıktığında taşıyamayacağı bir yük ve utanç kaynağıdır. Yani yalan, korkakların dilidir. Karakterlerinin çöküşünün imzalı onaylı raporudur. Gizledikleri gerçeği yalanlarıyla kılıflandıranlar vicdanlarını öldürmüş kendi yokluklarını anlatan insanlardır. Süslü omurgasızlık belki de.. Yalan söylemenin zeka gerektirdiği düşünülse de aslında sadece cesaretsizliğin bir ürünüdür. Doğruyu saklamak, bir duruş meselesidir, sözler çoğalır lakin hissettirilen anlam azalmaya başlar. Güvenin sarsılması değil ölümdür... Korumak maksadıyla dahi söylense koruduklarını zannettikleri insana verdikleri zararın da telafisi yoktur. Ne kadar ustaca söylense de yalan mutlaka ortaya çıkmaya gebedir... En başta ne demiştik, hataların değil kişiliksizliğin, korkaklığın, omurgasızlığın, karakter çöküşünün ispatıdır..Size sadık ve yalansIz insanlara söylediğiniz yalanların vebalini ve hakkını ödeyemezsiniz çünkü siz her şeyden önce size emanet edilene ihanetinizi bir tek Allahtan saklayamazsınız... Bu yüzden yakanların ortaya çıkma şekli her zaman utanç vericidir.. Siz kula değil Allaha rezil oluyorsunuz aslında o da bunu sizesizi rezil ederek ispatliyor... işte benim en keyifle izlediğim son da budur... oya erzurumlu/MAVİ KALEM </description>
<link>https://www.antoloji.com/gercek-susturuldugunda-yalan-konusur-lakin-eninde-sonunda-utanan-hep-yalandir-siiri/</link>
<guid>3803433</guid>
<pubDate>2026-03-08T23:57:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kadına dair</title>
<description>Kim bilir hangi yolun yolcusuyduk, kendimizden kayıp. Hangi ışıktı yolu aydınlatan? Biz mi fener tuttuk, yoksa ay mıydı ışığını yola vuran? Yorgunluğumuz susturmuştu bizi. Yavaş yavaş tükeniyordu içimizdeki zaman. Kilit taşlarında kan kesilmişti ayaklarımız. Ne dinlenecek tek bir durak vardı ne de gölgesinde serinleyecek bir ağaç. Bir yudum kahkaya sakladık korkularımızı. Çoğaldıkça hafifleyen acılarımızla süsledik aklımızın bir kenarını. Yalanlara dolandı da dillerimiz kesemedik kökünden. Hep birimiz elimizde valiz gittik, yanımızda olmaya mecali olmayanların yanına. Keşkelerle kapattık gözlerimizi ellerimizde emeklerimiz... Gönlümüze dair ne varsa ömrümüzden tükettik sessiz sedasız, derdimizi anlatmasız...  ~oya erzurumlu/MAVİ KALEM~ </description>
<link>https://www.antoloji.com/kadina-dair-7-siiri/</link>
<guid>3803430</guid>
<pubDate>2026-03-08T23:42:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Acziyetimsin Efendi</title>
<description>Acziyetimsin efendi.  Dışarı çıkıp yürüyorum senli ıslak yolları usul usul. Ayaklarım çıplak, çamura bulandı yine. Olsun sen içinde yağmur, üzerime üzerime yağıyor. Eve dönüyorum sırılsıklam, sıcacık içerisi ve buram buram sen kokuyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/acziyetimsin-efendi-siiri/</link>
<guid>3754550</guid>
<pubDate>2025-11-04T23:45:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>İçimi şişiren konular</title>
<description>Ve bazen bütün sebepler saçmalıktan ibarettir... Saflığı ve masumiyeti özlüyorum. Camdan dışarı baktığımda, gördüğüm tek şey, insanların birbirine dayattığı kaosun rahatsız edici hissiyle perde bile açmıyorum artık. Eski keyfimizde yok sanki. İnsanlar bir var, bir yok, herkes işine geldiği gibi tek başına yaşıyor hayatı. Kimsenin kimseden haberi yok. Aramasan arayanın, sormasan soranın yok artık. Ortalıkta dolaşan en tehlikeli virüs, insani değerlerimizi yedi bitirdi. Sosyal medyanın laçkalaşmış ilişkileri gerçek sevgiyi, gerçek güzelliği, gerçek dostlukları yerle bir etti. İçimize çekildik bizlerde. Yozlaşmamak, o aptalca kurulan ilişkilerin ve bahanelerin arkasına saklanılan aldatmaları, ağzı bozuk terbiyesizleri, ahlaksızca atılan ve karşılıksız bırakılmayan mesajları, yorumları görmemek için. Vefasız insanlar egolarını tatmin etmek uğruna kendilerine bir isim takıp yayıncılığa girişmiş lakin BAŞARISIZSINIZ üzgünüm ve şiirleri bilmedikleri edebiyatı "mış" gibi kullanır oldu artık. Şiirler bile samimiyetten uzak, mide bulandırıcı ve KOPYACISINIZ. DERVİŞ kelamı şiirler yazılar hayatınızda olmayanın, etkilendiğiniz adamı ya da kadını çekmek uğruna aptalca çabalarınızdan ibaret. Bari bunları kullanmayınve gerçekçi olun biraz, çünkü  yaşam tarzınız o değil. Kadınlar erkekleri utanmadan özel mesajlara boğarken, erkekler de bunun hazzını salakça kendilerine yontuyor. Aslında dışarda bunların yüzüne kimse bakmıyor da buralarda kendilerini tatmindeler tek olay bundan ibaret. Yayınlarda ahkam kesenleri aslında dışarda tek bir Allahın ulu dinlemiyor o yüzden bu yayınlarda herkes ben biliyorumcu olmuş. Kimisi de keşfedilme hayaliyle yaşıyor. Yani biz artık, dışarıyı unuttuk. Dışarıda bile elimizde telefon, neredeyiz, ne yapıyoruz, ne yiyor, ne içiyoruzun havasını atıyoruz. Aslında gerçek, borcun dibine batmış zenginliğin fragmanını yaşamaya çalışıyoruz. İnsan davranışları çöplük, konuşmaları ise o çöplükten yayılan kokudan ibaret. Evden başka özgürlük alanımız ve huzur bulcağımız tek bir yer kalmadı artık. Aman içim şişti yemin ederim... </description>
<link>https://www.antoloji.com/icimi-sisiren-konular-siiri/</link>
<guid>3747930</guid>
<pubDate>2025-10-18T16:33:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Bazen Sadece</title>
<description>Bazen sadece kaybolmak ister insan sebepsiz. Dört mevsim de sadece kıştır, buz kesmiştir her yerin ve gün sadece zifir karanlıktır. Kulaklar sağır, dil lâl, göz âmâ'dır artık. Bazen sadece dipsiz bir kuyu gibidir insan, kaybolduğu yerden dönmek istemeyen. Belki de dönmemesi gereken. Olmaması gereken. Belki de... Sadece.... Oya erzurumlu/MAVİ KALEM </description>
<link>https://www.antoloji.com/bazen-sadece-2-siiri/</link>
<guid>3747910</guid>
<pubDate>2025-10-18T14:46:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Yol Vardı</title>
<description>Bir yol vardı  sadece benden bana çıkan. Yüreğimin işgaliydi gelişin. Biliyordum, Seni sevmek En tehlikelisiydi ihtimallerin </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-yol-vardi-5-siiri/</link>
<guid>3747908</guid>
<pubDate>2025-10-18T14:42:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ayrılık</title>
<description>Yokluğunun ayazını içiyorum Zifirin yakıyor yüreğimi ey ayrılık Sensiz her güne isyan sözlerim Dilimin duası savrulmakta Tükenmişliğimde Sensizliğe akıyor kanım </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayrilik-1970-siiri/</link>
<guid>3586760</guid>
<pubDate>2024-06-02T19:43:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Soğuk Şehir</title>
<description>Şehir siyah beyaz bu gün Ağır hasarlı hissiyatların Sisine bulanmış gökyüzü Sevgiye dair herşey yok olmuş Zorlu gülümsemeler sarmış Soğuk ve yalnız yüzleri </description>
<link>https://www.antoloji.com/soguk-sehir-5-siiri/</link>
<guid>3586761</guid>
<pubDate>2024-06-02T19:43:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Yarınlar Çıkmazı</title>
<description>Güneş yüzünü gösteriyor yavaş yavaş Işığının her bir tanesi sarıyor yüzümü Gözlerimi kapatıp sıcağını her bir zerremde Hissediyorum... Sabahın sessiz dinginliği içime işliyor Kulaklarımda kuş seslerinin huzurlu melodisi </description>
<link>https://www.antoloji.com/yarinlar-cikmazi-siiri/</link>
<guid>3586759</guid>
<pubDate>2024-06-02T19:42:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Hayal Kırıklıklarında Kadın</title>
<description>Saklıyorum bütün hayal kırıklıklarımı, Beklentisiz yaşattıklarımı hediye ediyorum. Emir buyurulanlara eyvallahlar sığdırıp, Aciz bedenimin yorgunluğunu, Teraziye koyup tartmıyorum. Haysiyetsiz konuşmaları, </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayal-kirikliklarinda-kadin-siiri/</link>
<guid>3586758</guid>
<pubDate>2024-06-02T19:41:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Susma</title>
<description>Bana konuş diyorsun susma  Konuşmalıyım, biliyorum gözlerinin içine bakarken gülümseyip bir şeyler söylemeli, anlatmalıyım. Sen bakma benim kalemimin lafazanlığına, Yazarken benim bütün gevezeliğim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/susma-256-siiri/</link>
<guid>3586755</guid>
<pubDate>2024-06-02T19:39:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Olmadı Be Usta</title>
<description>Umudumun bahçelerindeki  bütün çiçekler solmuş usta.. O kadar da suladım halbu ki... Nesi eksik kaldı ki, Hani güneş de en güzel yerden veriyordu ışığını... Bütün sevgimi de kattım </description>
<link>https://www.antoloji.com/olmadi-be-usta-2-siiri/</link>
<guid>3586757</guid>
<pubDate>2024-06-02T19:39:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Can Eşim</title>
<description>Ben senin okyanusunda  Küçücük ürkek bir balık Sen ise benim evrenime aldığım Uçsuz bucaksızlığımda Özgürce dolaşıp nefes al istediğim Geçmişteki bütün Kırgınlıklarını, </description>
<link>https://www.antoloji.com/can-esim-3-siiri/</link>
<guid>3586754</guid>
<pubDate>2024-06-02T19:38:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kendi Hakkım</title>
<description>Gün yavaş yavaş bırakıyor yerini geceye Hava gri, alabildiğine soğuk bu gün Yüzümde yarım, alaylı bir gülümseme Soğuktan kurumuş ellerime bakıyorum Yaşlanmış biraz sanki, İçimi içime çekiyorum derin derin </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendi-hakkim-siiri/</link>
<guid>3586753</guid>
<pubDate>2024-06-02T19:37:00+03:00</pubDate>
<author>Oya Erzurumlu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
