<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Osman Baş Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Öğretmenim</title>
<description>Öğretmenin öğrenci sayısı kadar kalbi vardır, dediğimizde doğru söz söylemiş oluruz. Kendini çok iyi yetiştirmiş, mesleğini seven bir öğretmen görevini yaparken yaşadığı mutluluğun meyvelerini ilerleyen yıllarda mutlaka alacaktır. Unutulmaz öğretmenlerden olmak ne güzel. Umarım okuyucularım ve dinleyenlerim öğretmenim şiirimizi beğeneceklerdir.  “ (1970’li yıllarda İlkokul öğretmenine yıllar sonra bir öğrencisinin yazdığı mektup)  Dün okulun önünden geçiyordum dalmışım, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ogretmenim-705-siiri/</link>
<guid>3052713</guid>
<pubDate>2019-11-02T15:28:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Baş</author>
</item>
 <item>
<title>Har-ı Bülbül (2)</title>
<description>HAR-I BـLBـL  (2) (Bekle bizi sana geleceğiz...)  Ey Türk’ün cananı, ey Hâr-ı bülbül, Sözüm sözdür, geleceğim bir tanem. Esaret altında açılmayan gül, </description>
<link>https://www.antoloji.com/har-i-bulbul-2-siiri/</link>
<guid>2957295</guid>
<pubDate>2019-02-14T17:36:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Baş</author>
</item>
 <item>
<title>Delitay</title>
<description>Uğur Kılıç'a Yanarken tutuklanan bir sevdanın Şirin’i arayan Ferhat gibisin. Toz duman olmuş, tarumar saçların Bir ok atışta deli tay gibisin.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/delitay-siiri/</link>
<guid>1826901</guid>
<pubDate>2013-02-07T23:03:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Baş</author>
</item>
 <item>
<title>Geriye Bırakılan Gülümseyiş...(deneme)                     24 Mart 2010 Tarihinde 96 Yaşında Aramızdan Ayrılan   Mahmut Varol Dede’nin Aziz Hatırasına…</title>
<description>Üşütmeyen rüzgârın okşayan serinliğinde tenimin her hücresini tek tek ziyaret eden ben var içimde. Neden böyle bir görev üstlendiğini bilmediğim ılık rüzgar, huzuru kendi sessizliğinde sürekli, tatlı tatlı üflüyor. Mevsim bahar mı, kış mı karışımında bir gün. Doğduğum köyde çok sevdiğim büyükler baki âleme yürüyor peş peşe.   Bir sala makamınca yürekleri dağlayan okuyuşa, dinleyişe, hasret bıraktı bizi. Ne zaman bir yakınımın cenazesine gitsem ondan dinlediğim su salasının makamları altüst eden sade  güzelliğinde ağladığım vakitler daima aklımdadır.  Sabahın tam baharlaşmamış dua vaktinde bir horoz sesi. Gece yarısından beri hazırlık yapıyorum dercesine, ötelere çok ötelere ulaşmasını istediği sesine kendince makamda vererek alacakaranlığı yara yara gelişi, pimapen pencere köşelerini delip odaya süzülüşü…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/geriye-birakilan-gulumseyis-deneme---24-mart-2010-tarihinde-96-yasinda-aramizdan-ayrilan-mahmut-varol-dede-nin-aziz-hatirasina-siiri/</link>
<guid>1442058</guid>
<pubDate>2010-08-20T15:34:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Baş</author>
</item>
 <item>
<title>Sana Geleceğim Dostum,heybemde Dualarımla…(deneme) Ü.fehmi Sorgunlu'ya</title>
<description>Akşamların kendisini kaybettiği saatler vardır. Bir türlü kendine gelmediği… Adını bir türlü koyamazsınız. Tadını alamaz, ne yaptığını, yapmaya çalıştığını anlayamazsınız.  Sadece teslimiyet vardır. Ötesini düşünmek bile istemediğiniz sessizliğe, serinliğe, titreyişe, sadece nefesinizi hissettiğiniz dakikaların akıntısına kapılmanın dalgınlığında akşama teslim olduğunuz saatler. Sınırsız, hesapsız, özgür, kendi nefesinde vurgun yemiş saatler. Yaşadığım şehrin sokaklarına kar yağıyor. Vakit tam yönünü bahara çevirmişken, tam ısınmaya başlayacakken caddeler yavaş yavaş beyaz örtüyü kabulleniyor ve birkaç gün misafir etmek üzere güneşi bulutların ardına gönderiyor. 2007 yılının bahara aktığı günlerdeyiz… sanıyorum mart başı. Dışarısı kar bana/ içerisi dar bana … denilen dakikaların dostu. Mahir Adıbeş’le msn’de sohbet ediyor ve  Kümbet altında dergimiz detayları üzerinde bilgi alışverişi yapıyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sana-gelecegim-dostum-heybemde-dualarimla-deneme-u-fehmi-sorgunlu-ya-siiri/</link>
<guid>1442053</guid>
<pubDate>2010-08-20T15:31:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Baş</author>
</item>
 <item>
<title>Sana Geleceğim Dostum,heybemde Dualarımla…(denem) Ü.fehmi Sorgunlu'ya</title>
<description>Akşamların kendisini kaybettiği saatler vardır. Bir türlü kendine gelmediği… Adını bir türlü koyamazsınız. Tadını alamaz, ne yaptığını, yapmaya çalıştığını anlayamazsınız.  Sadece teslimiyet vardır. Ötesini düşünmek bile istemediğiniz sessizliğe, serinliğe, titreyişe, sadece nefesinizi hissettiğiniz dakikaların akıntısına kapılmanın dalgınlığında akşama teslim olduğunuz saatler. Sınırsız, hesapsız, özgür, kendi nefesinde vurgun yemiş saatler. Yaşadığım şehrin sokaklarına kar yağıyor. Vakit tam yönünü bahara çevirmişken, tam ısınmaya başlayacakken caddeler yavaş yavaş beyaz örtüyü kabulleniyor ve birkaç gün misafir etmek üzere güneşi bulutların ardına gönderiyor. 2007 yılının bahara aktığı günlerdeyiz… sanıyorum mart başı. Dışarısı kar bana/ içerisi dar bana … denilen dakikaların dostu. Mahir Adıbeş’le msn’de sohbet ediyor ve  Kümbet altında dergimiz detayları üzerinde bilgi alışverişi yapıyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sana-gelecegim-dostum-heybemde-dualarimla-denem-u-fehmi-sorgunlu-ya-siiri/</link>
<guid>1442052</guid>
<pubDate>2010-08-20T15:29:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Baş</author>
</item>
 <item>
<title> Dışarı Çıkıyorum(deneme)</title>
<description>Dışarı çıkıyorum…  Nedenli nedensiz, bulunduğum mekan ve zamana aldırmadan,  gökyüzü bulutlu, bulutsuz, güneşli güneşsiz takılmadan, gecemi gündüzüme karıp dışarı çıkıyorum. Bilgisayar arama ve taramalarına nokta koyup, sohbet akışındaki derinliğin hecelerini kelime yapmadan, cümleleri bütünleştirip henüz metinleşmeden dışarı çıkıyorum. Kim bilir dışarıda ne varsa,  ne görünürse, ne eserse, önüme ne konursa, heybeme ne yüklenirse, üzerime ne yağarsa toplamak için dışarı çıkıyorum. Caddeleri arşınlayan kaldırım mühendisleri gibi, mecburiyet (Tokat GOP Bulvarı)  caddesinde tanıdık tanımadık, eş dost, meslektaş, esnaf, çaycı, mobilyacı, beyaz eşyacı, marketçi, resimci, kuyumcu kimi görürsem selam vermek, hal hatır sormak, gönül almak, dua etmek ve dahi dua almak için dışarı çıkıyorum. Önümde arkamda, sağımda solumda ne varsa bakmak, görmek ve şiirleşerek bir çift göz ekseninde yüreğimi alıp, bir turna akışınca, bir keklik sekişiyle, bir şahin uçmaklığında, bir leylek kanatlanışı büyüsüyle heceleri dizeleştirmek ve uzattığı ne kadar ağırlığı varsa taşımak için dışarı çıkıyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/disari-cikiyorum-deneme-siiri/</link>
<guid>1270608</guid>
<pubDate>2009-10-16T20:44:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Baş</author>
</item>
 <item>
<title>Şiir dinlerken</title>
<description>Şimdi, yüreğim de ayağa kalksın Bulutlar şimşekleri yola salsın Titreşime tutulan eller yaslı Ateşin korunu gözlerim alsın.  Bu gün şiir meclisi şah damarım </description>
<link>https://www.antoloji.com/siir-dinlerken-siiri/</link>
<guid>824787</guid>
<pubDate>2007-10-04T23:46:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Baş</author>
</item>
 <item>
<title>Bakü'ye Kar Yağıyor</title>
<description>Bakü’ye kar yağıyor...  Gün karla başlarken Caddeler sulara teslim Bulutlar toprakla vuslatta Sahil alabildiğine serin </description>
<link>https://www.antoloji.com/baku-ye-kar-yagiyor-siiri/</link>
<guid>786572</guid>
<pubDate>2007-08-02T20:57:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Baş</author>
</item>
 <item>
<title>Bozkırın Yalnız Adamı</title>
<description>BOZKIRIN YALNIZ ADAMI  Bir çiçek tuttu, yaşanmamış dünüm Avuçlarıma bir top karanfil oturdu. Sevginin enlem ve boylamı ortadayken Karabağ yamaçlarında yangınlar oluştu, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bozkirin-yalniz-adami-siiri/</link>
<guid>784818</guid>
<pubDate>2007-07-30T17:36:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Baş</author>
</item>
 <item>
<title>Firuzan</title>
<description>FİRUZAN...   Şimdi yüreğime karlar yağıyor Dağ yangınları sönmüyor Firuzan Gözlerimden kalbime gül akıyor Kimseye sözüm geçmiyor Firuzan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/firuzan-siiri/</link>
<guid>294706</guid>
<pubDate>2005-08-16T22:49:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Baş</author>
</item>
 <item>
<title>Şiir aşk olur simav'da</title>
<description>(Osman Karaarslan'a)  Güneşin ilk ışıkları Yeşilin, maviye aktığı yer... Taze güne, taze konak dil olur, İlk tanışma, kırklanınca  yâr olur Dost olur, gardaş olur Simav’da </description>
<link>https://www.antoloji.com/siir-ask-olur-simav-da-siiri/</link>
<guid>265626</guid>
<pubDate>2005-05-28T22:54:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Baş</author>
</item>
 <item>
<title>Har-ı bülbül</title>
<description>(Yavuz Bülent Bakiler ve Elçin İsgenderzade'ye)  Gül bende Güle gül bende...  Kış gitti, gün önümde, Bahar kondu yüreğime... </description>
<link>https://www.antoloji.com/har-i-bulbul-siiri/</link>
<guid>265623</guid>
<pubDate>2005-05-28T22:44:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Baş</author>
</item>
 <item>
<title>Dağ köylüsü</title>
<description>(Yahya Akengin'e)  Gecemi gündüzümü dağa vermişim Yosun tutmuş gürgenler dost bana Sırtında odun taşıyan Fatma nineye Bir dağ gülünü, bir de söz vermişim.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dag-koylusu-siiri/</link>
<guid>265618</guid>
<pubDate>2005-05-28T22:36:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Baş</author>
</item>
 </channel>
</rss>
