<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Orhan Uravelli Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Tiflis'te Mart</title>
<description>Anlaşıldı, her yol Roma’ya varmaz,   Harita da eskir, işe yaramaz. Bizans’ın kuzeydoğu sınırında, Uygar kölelik Kafkasya kılığında. Gürcüler çay değil, şarap içerler: ucuz, beyaz, kırmızı, tatlı, sek. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tiflis-te-mart-siiri/</link>
<guid>1200473</guid>
<pubDate>2009-06-15T19:59:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>Tarihte Bugün</title>
<description>... kelebek yem oldu, kaplumbağa yumurtladı,  kancık döllendi, ayı yavruladı, mağaraya resim çizdi büyücü, Çin’i kasırga vurdu, köle satıldı Mısır’da, kahin eşiyle kavga etti, soyundu afet, yağmurda ıslandı asker, ok yaydan çıktı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/tarihte-bugun-2-siiri/</link>
<guid>1052812</guid>
<pubDate>2008-10-29T18:41:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>Çölde Bir Gece</title>
<description>Bir gece ki koca çöl imgeydi. Kumlarla sevişen yel, bilgeydi, mekansa zamanın kucağında. Sevici yıldızlar burçlarında ulu orta girerken günaha tesettüre bürünmüştü vaha. </description>
<link>https://www.antoloji.com/colde-bir-gece-siiri/</link>
<guid>985497</guid>
<pubDate>2008-07-14T20:41:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>Hande Öğüt’e</title>
<description>Tamam, Dante soneleri yazmaz olaydı, keşke kadınlar olsalardı ayyaşların çoğu, sadece kızlar savaşsalardı ve ölselerdi, meçhul asker mezarında kadın yatsaydı, ne o öyle- dilber tabloları bolluğu? Erkek resimleri Louvre’u süsleseydi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hande-ogut-e-siiri/</link>
<guid>903470</guid>
<pubDate>2008-02-18T20:36:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>Avare Mısralar</title>
<description>AVARE MISRALAR  Dert yanarsın dünyanın rezil, adi hali diye homurdanan ihtiyar Yahudi’ye beş basarsın. </description>
<link>https://www.antoloji.com/avare-misralar-siiri/</link>
<guid>848273</guid>
<pubDate>2007-11-15T20:27:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>Melih Cevdet Anday'ın Bastonu</title>
<description>Göremedim seni sıkan elleri;      yaslandığın masalar, duvarlar, çamuruna bulaştığın ayak izleri ve dövdüğün arsız kaldırımlar, senin merhum sahibinin ardından kurtaramadılar seni hurdacıdan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/melih-cevdet-anday-in-bastonu-siiri/</link>
<guid>775633</guid>
<pubDate>2007-07-13T20:03:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>Hasankey'fe Veda</title>
<description>I Kimi beldelere asla dönemezsin, viranesinde kahkahayla gülemezsin. Suların altına gömülen surlar misali taş kesilir anılar da. Karınca kararınca duyanlar da </description>
<link>https://www.antoloji.com/hasankey-fe-veda-siiri/</link>
<guid>762781</guid>
<pubDate>2007-06-20T19:15:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>Bin Dokuz Yüz Elli Birde</title>
<description>Sabır kül oldu sigara gibi, bitti rakı. Elliye ramak var, fakat devrim merakı, tutkusuyla hiçbir limanda yaşayamazsın, son durağa mısralarla asla ulaşamazsın. Taşı, toprağı altınmış falan; iplemeden, vizesiz vedasız ayrıldı yedi tepeden. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bin-dokuz-yuz-elli-birde-siiri/</link>
<guid>689043</guid>
<pubDate>2007-03-16T20:38:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>Az Sonra</title>
<description>Sadece on dördünde bakire kız- bedeli bir dondurma veya bir sakız, evlat edin onu, sevgilin olsun ya da; beyaz dişleri, adeta tuşları gibidir siyah piyanonun. Tanrı misafiridir, davetsiz konuğa yer yok bu dünyada... </description>
<link>https://www.antoloji.com/az-sonra-7-siiri/</link>
<guid>689027</guid>
<pubDate>2007-03-16T20:27:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>Erciş’te Satranç</title>
<description>Oralarda bir yerde duruyor Paris Bir eğlence işte uzaklarda, bir kapris. Az ötede cami, bayi, sonra şantiye, bir tarafta Adilcevaz ve göl, Van diye mavi bir teselli, resim gibi duvarda. Dikilmiş karşıda bembeyaz ve hovarda </description>
<link>https://www.antoloji.com/ercis-te-satranc-siiri/</link>
<guid>428311</guid>
<pubDate>2006-04-17T18:30:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>Doğru Seçenek</title>
<description>İhale açmış Bursa’da sonbahar yaprak döktürmek için ağaçlardan. Suçlanabilecek bir tek güneş var ihaleye fesat karıştırmaktan.  Yılların Arnavut kaldırımı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/dogru-secenek-siiri/</link>
<guid>313777</guid>
<pubDate>2005-09-30T19:37:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>İlhan Berk'in Düşleri</title>
<description>1. Mısralarda yerini beğenmeyen kelimeler inatçı, ters ve asi. Çin padişahının kızı gibi kıvıran ve bir türlü gelmeyen esin de cabası. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilhan-berk-in-dusleri-siiri/</link>
<guid>306769</guid>
<pubDate>2005-09-14T19:29:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>Van Duvarları</title>
<description>Aktamar viranesinden  göl sularına bakıyordum. Çanlar yine çalıyormuş gibi istavroz çıkarıyordum. Bu zavallı adacıkta ağaçlarda çiçekler esirler gibi dert yanıyordu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/van-duvarlari-siiri/</link>
<guid>304916</guid>
<pubDate>2005-09-09T19:25:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>Can Yücel İçin</title>
<description>1 Kitapsız Bodrum’da su üstüne yazılmış gibi, okudukça senin şiirlerini, tekrarlar keyfimi bozdu. Anlıyorum, kahrolası zamanı </description>
<link>https://www.antoloji.com/can-yucel-icin-siiri/</link>
<guid>303293</guid>
<pubDate>2005-09-05T19:10:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>Bekle Gör</title>
<description>Babil surlarına vardıklarında  gökte bir sürü karga gördüler. Plutarkhos  Musa’dan sonraydı, İsa’dan önce Kaf dağının ardında bir örümcek </description>
<link>https://www.antoloji.com/bekle-gor-2-siiri/</link>
<guid>302220</guid>
<pubDate>2005-09-02T19:59:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>Bin Ikinci Gece</title>
<description>…Sindbad  otelinde haziran, salı mı ne…  Şehrazat gibi masal anlatıyor Mine, Cezayir aksanıyla  Mark diye birine:  ‘Biliyorsun annem Fransız’dı ama esmerim, odacı Cemal’a kalsa gavur dilberim; </description>
<link>https://www.antoloji.com/bin-ikinci-gece-siiri/</link>
<guid>301802</guid>
<pubDate>2005-09-01T19:28:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 <item>
<title>Sabiha Sertel'in Mezarında</title>
<description>Dediler ki ıssız kalan türbende karıncalar varmış, çatlamış mermer; Doğacağı yeri seçemez bende, öleceği yeri seçermiş meğer.  Dediler ki naçiz garip soydaşın, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sabiha-sertel-in-mezarinda-siiri/</link>
<guid>301375</guid>
<pubDate>2005-08-31T19:29:00+03:00</pubDate>
<author>Orhan Uravelli</author>
</item>
 </channel>
</rss>
