<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Onur &#214;m&#252;r &#199;ağlar Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Nar'sişt</title>
<description>Biz çölde kızmış ayaklarımızla Çölde çıplak ayaklarımızla Susuz arımızla yürürken Seni gördük vaha gibi Gördük Veysel'den gözünü ödünç alarak </description>
<link>https://www.antoloji.com/nar-sist-siiri/</link>
<guid>3294236</guid>
<pubDate>2021-10-13T01:31:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>İz'ah</title>
<description>Sen sevdamızı beş paralık edince dolar kuruna takılan gözlerimdendir kalbini ıskaladım kalbini ıskaladım kalbini ıskalamak şöyle dursun, kalbini vurmak, </description>
<link>https://www.antoloji.com/iz-ah-siiri/</link>
<guid>3203056</guid>
<pubDate>2020-12-24T22:28:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>Şah'niş</title>
<description>Ve bu dilimde patlayan mayınların açtığı oyuklar; bana iki yanında kobraların dansı cendereyken, yaşam oluyor kötülük yoksunluğundan nefessiz kalan kan gölünden balıklara. Ve bu çocuk neşesine asılmış Dıral Dede'nin düdüğünü, çalmama hürmeti; kanlı ellerle kısıldıkça çocuk sesi, bir gün olsun aratmıyor cehenneti. Ve annenin gögüslerinden akan sütün toprağa vurduğu kazma, sevdadır deyyu, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sah-nis-siiri/</link>
<guid>3166084</guid>
<pubDate>2020-09-06T19:08:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>Vah'detivücut felsefesi</title>
<description> Bir fellah gibi incir çekirdeği dik içime, herkes kere senden beslenir sokaklar; baykuşu o eski eve konduran da sendin, o en sevdiğin üç tekerlekli bisiklete cila vuran da. Ne istedin putundan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/vah-detivucut-felsefesi-siiri/</link>
<guid>3160688</guid>
<pubDate>2020-08-19T11:52:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>H'anne'nin yetimi</title>
<description>Merhaba Meryem. Sana Fars lügatımla sarılıyorum, "benden sana zarar gelmez." Siyahilerden bu yana yürüdüğün yollarda hâlâ bileklerin ne denli beyaz? Bak oğlun da büyüdü, koca adam oldu, sakın ha tasalanma, layıktır babasına. Öyle ki, öldü dense dahi koca bir kavmin boynunda çarmıh kere asılıyor. Hanne, anlatmadı mı sana Yusuf'un gömleğinin arkasından yırtılmasını, bilmedin mi Sabbah'ın Alamut'u üç paraya akıl ekleyip almasını, tarih kaybedenleri anmayacak Meryem. </description>
<link>https://www.antoloji.com/h-anne-nin-yetimi-siiri/</link>
<guid>3149963</guid>
<pubDate>2020-07-15T00:39:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>N'âr</title>
<description>Veni  Açılsın parantez  Geldim. Sana. </description>
<link>https://www.antoloji.com/n-ar-2-siiri/</link>
<guid>3123634</guid>
<pubDate>2020-05-06T15:53:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>İt'hal</title>
<description>İlk gelişim de değil dünyaya, Reankarne notlarımı temyize çekiyorum çamaşırdan suyla, Allah'ım o büyük putu en çok ben besledim, Mihrimah'a neşe diye iki martı şişledim, Payidar tanımaz beni, Belki Ali tükürür yüzüme güleni, </description>
<link>https://www.antoloji.com/it-hal-siiri/</link>
<guid>3120254</guid>
<pubDate>2020-04-29T06:15:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>Timya'ya fuzuli nesir</title>
<description>Bana tüm bunları çöpten helal domuzlu hamburger arayan bir lejyöner fısıldadı Timya. Başkent Atina'da kopan o furyada suya eş bir Zeus doğdu topraklarına. Topraklarında sırtına kırbaç vurulmaksızın bir meşin dolunayın peşine kırmızıdan eksik yirmi ve iki adam koştu. Güneşi sağ omzuna ve ayı sol koluna nakşetti yaratıcı, Mihrimah mı koydun adına ?  Sana tüm bunları gözleri henüz oyulmuş, soyu soylanmasın diye ölüsüne kırbaç vurulmuş Kürşad'ın boyundan kafa tasında sunmak da istemezdim Timya. </description>
<link>https://www.antoloji.com/timya-ya-fuzuli-nesir-siiri/</link>
<guid>3096793</guid>
<pubDate>2020-03-06T05:28:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>Kar/an/fil</title>
<description>Ve insan karnı delik bir canlıdır, gözünün çukuruna denk arkası kesilmez bir iştahla yer istakozu ve içer oldu susuz denizi.  Ölüm, ölümü doğurmaz da üstelik; </description>
<link>https://www.antoloji.com/kar-an-fil-siiri/</link>
<guid>3033933</guid>
<pubDate>2019-09-05T22:47:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>Ell/eri Bey/az</title>
<description>Henüz Nuh tufan koparmamışken göçtün sen minaremin sotesine, bir çift at park etmemişti conk bayırına yelesini. Seni sevdiğimden beri ne asit yağmuru ne kırmızı kar Sahra'ya. Bilsen ki, kanım istakoz mavisi, oluk oluk doluyorum senin bastığın ve gölgeni yüz sürdüğün toprağa. Sen gittiğinden gayrıdır siyahım göğe ve bilhassa beni içine alacak semaya, lozan savaş anlaşmasıyla üç çizgi koşuyorum gök ve hatta kuşağıyla. Kırmızı bir kuşaktım belinde ve keşke ve lütfen çözülmeseydim o gecede. Ben seni hep ve yek seni doğururdum sabahı Bilal de. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ell-eri-bey-az-siiri/</link>
<guid>3033784</guid>
<pubDate>2019-09-05T13:45:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>Öldürmeyen derdin sillesi</title>
<description>Takribi. Ne zaman seversin beni? Bak eskidi de annemin elleri, öpsen mi artık? Annem, her yoksun şiirde baş yapıt. El falı öğrendim bugün, avuç içlerini ayyuka çıkaracak meziyetler sergiliyorum. Kah Avrupa'dan Kah Afrika'dan  kadınlara, emsalsiz meydanlar okuyorum. Yalnızca ganj nehrinde çıplak yıkanmış bir çocuk aşık atabilir hünerlerime. </description>
<link>https://www.antoloji.com/oldurmeyen-derdin-sillesi-siiri/</link>
<guid>3022930</guid>
<pubDate>2019-08-01T13:58:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>Iyi aile gocuğu</title>
<description>Ben karımın ayağını öpemem, dudağım uçuk olur. Şayet hiç bir şey olmasa bu annemin gönlünde karaya oturur. Annemin gönül koyduğu terazide hangi payitaht toprağı can bulur? Annemin serçe parmağına çarpmamışken dudağım, cenneti göremem ikinci annemin eteklerinde. Bundan böyledir, ferman yazıla; dudağım yalnız kızımın ayağının altına pelesenk ola. Ben öpemem karımın cennetini, bir çocuklu nasırsız sıcak iklimlerde. Öpersem ben yalnız, kızımın ayak baş parmağından bir silsile öperim. Bilirim ki annemin 5 hektarlık cennetinden doğmuş çocuk ben ve karımın bir avuçluk cennetine henüz katılmış yaren. Şayet öpersem kızımın ayağını, bu genler yoluyla ulaşan bir neslin cennete dokunuşu olur. Ben öpersem soyumun henüz doğmuş hamurunu, bu fabrikadaki un çuvallarını öpmeye denktir. Gözüm değmedi ise Resulullah'ın gözüne; Rabb bilir ya, belki dudağım değer Uhud'da kanayan bir dize.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/iyi-aile-gocugu-siiri/</link>
<guid>2989928</guid>
<pubDate>2019-05-08T00:33:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>Af'ri'kan.</title>
<description>Aferin, aferin! Harikasın Rabbim. Evet, evet iyi oluyor bana! Karton bardaktan çay içme samimiyetsizliğinden uzaklaşana kadar şekerim düştü oyuklara. Bardak kesti lal dilimin küfrünü. Oysa küfretmek ülkemde boş arazilerde nefes alma mevsimi. Evet, secde edelim şimdi yaratıcıya! Bak Nemrud'a, kocaman; üzerime düşüyor yer çekimsizliği! Ne zaman sinirlense ormancı bir balta ile içinden geçiyor Everest'imin. Ağacı kesen baltanın sapı ağaçtan; balta, ağacı daha mı yakın hissediyor mağmadan? Biliyorum, Nisan yağmuru kainattan önce denize düşüyor. Oysa Eylül 7; "buluttan tarlaları piranalar yedi!" diyor. Çok güzel, ellerine sağlık Rabbim! Bak, annem bu; seni âmâ Veysel gibi görmeden tanıyor. "Daha güzelini nasıl yapardın?" diyorum, pusulalar adını resmediyor. Dünyaya bir dolu annem lazım, fakat üzgünüm ben paylaşamam. Rabb'den sizin için yenisi isteyin. İyiliği var eden hiç kötü olur mu; isteyin! İşte, işte kaldırın kafanızı! bakın; annemi ne güzel var etti. Ondan yeni bir anne istedim, "bana leyleğin gagası saçlarına değmemiş anne Rabbim, acizim!" dedim. Aferin, aferin yaratıcıya. Cuma günleri çok aferin, hafta sonları standart. Karnım doydu bugün, biraz ısındı hava. Bir kediye et verdi kasap, onada aferin! Gülhane'de ceviz ağaçlarında papağanlar yaşıyor, lakin kargalar daha insancıl. Aferin Rabbe, "dünya kendiliğinden var oldu!" diyen adam ne kadar uğraşsa inandıramazdı beni böyle bir harbe. Papağanların sesi kargalardan kötü dedi çocuk, aferin yaratıcıya; yeni nesil çok iyi; beğeniyorum, babama benzemiyorlar. Afrika'da bir kaç timsah gözyaşına tulumba diktirdim beyazlara. Beyazlar ağlayınca kırmızı, sinirlenince mor ve üşüyünce beyazlar. Sahi Rabbim, zenciler ne kadar siyahlar? Aferin Rabbe, bir aferin daha bak. Zenciler çok güzel, en iyi onlar kaçıyor aç çitalardan. Ben, ölsem kaçamam. Çok güzel ölüyorum, görüyorum. Gözlerim, görüyor ölümü. Bir çok zenci kurşuna diziliyor, ben zibilyon havan mermisi yutuyorum. Siyah karganın sesi güzelmiş, renkli papağandan. Gülümsüyor çocuk ve böylece teşekkürler yaratıcıya. </description>
<link>https://www.antoloji.com/af-ri-kan-siiri/</link>
<guid>2989925</guid>
<pubDate>2019-05-08T00:16:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>Dayı oglun asigar</title>
<description>Dayı, oğlun sigara...  Yarın, yoksul bir gecede dayım öldü. Dayım öldü ve ben babasız büyüdüm. Velev ki, babasız büyüdüm ben; baba oldum zibilyon babasıza. Şehitliğe denk, öldü dayım ve "Allah böyle istedi!" dedi anne kırlangıç. Dün, çiçekler dökülürken kırlangıç da öldü. Dahası mı, buna en çok La Fontaine güldü. Yavruları çolak bir evin iki samanında, üç kırlangıç, sevgili kedi beyler "meze" dediler varlığına. Mahalleden çocuklar misket savurdular kedinin yılandan aç kuyruğuna. Kedi kör bakar oldu dünyaya-ki miskettir gözleri- nana bir kap ılık süt koydu sonbahara. Annem "Allah böyle olsun istemedi!" dedi körbademgözlü kedilerden beye. Kelamı da edilmez ama, Nanaiçkimi hangi vakit yanlış söz söyledi? Gözümde büyüttüm çocukluğumu; ben kahveden çıkmadım, karım komşudan. Soğuğu Sibirya'dan önce nitrojende tanıdım, tek celsede boşandım soluğumdan. Üstelik Plüton, o cüssesine rağmen artık gezegen değil; benim bu cüsseme rağmen omuzlarım dünyaya panzehir. Murphy "bir şeyin olma olasılığı varsa, o şey eninde sonunda olur!" dedi. Anne... Anne! Allah aşkına şu ölümü çay bardağına bırak da, artık doğruyu söyle! Ben, dayım mıyım? </description>
<link>https://www.antoloji.com/dayi-oglun-asigar-siiri/</link>
<guid>2968680</guid>
<pubDate>2019-03-14T15:03:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>Yanım yarım</title>
<description>Karekoduna isim koydumun dergileri ne çok teknoloji, Allah'ım affet; af yolunda, başı boş dünya gibi kendi eksenime dönüyorum. Konya'dan gayrısına "sen gelme" diyorum.  Ay hanımı tanıyor olmaktan şeref duyuyor olmaya sağır değilim, Yusuf madımak'ta içine saklanılası ne hoş bir kuyu. Mecaz beyinler, faili bireylere soruyorlar ne idüğü belirsiz bakireleri; ben saçı annesine kıvırcık bir kız ile gök yüzüne basamak çıkıyorum. Kerhane tatlısını adından ayırıp yiyorum; zira, zina ediyor bünyeme. Henüz yarısında siestadan uyandırıyorum İspanyol'ları, atamdan mirastır açık kalmalı devlet dairesi. Ecnebilere işlemiyor öğlen güneşi ve antipas sürmüşler gün'eşlerine. Sorulmalı sarı çiçeğe: annen-baban var mıdır? Topraktır çiçeğin ey annesi ve unutulmaz derviş babası. Kenan binmediği baba gemisine, sandal diyor; Nuh kulaç atıyor ayağı altında dünya ve şnorkelinden yoksun tufanının erkek spermi. Allahım ev çok sıcak, cehennem yakın olmalı. Komşu camını açıyor, buzu kırılıyor sübyanın. İçime bir nefersiz Atatürk doğuyor, cımbızla çekip alıyor dilimden bildiğim tek harfi. Fransız şapkası takmam için mi tüm ihtilâller? Musa'nın asası yılan olsa oynamaz mı sirklerde ? Erkek deniz atı hamile, insin yeniçeri üzerinden. Hanım akrep konuşmadan, yedi erkek akrebi ekmek niyetine. Sığınma evleri mini etekler biçmez mi, ne alâ ortadoğu! Sırrını yedi sağıra yedi kez fısıldadım da, yinede yedin birikmiş verdiğin sözleri. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yanim-yarim-siiri/</link>
<guid>2875612</guid>
<pubDate>2018-08-06T04:23:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>Kaçtı, Tırampın kaçıncı eşi</title>
<description>Bak Marla, Bu Karlofça anlaşması olamaz, Zaten, O elindeki de kalem değil, İçi barut dolu bir metalle ancak tenimi delersin; Öğrenemedin mi daha, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kacti-tirampin-kacinci-esi-siiri/</link>
<guid>2434926</guid>
<pubDate>2018-01-25T02:20:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>Dünya Düz, Ben Yarım</title>
<description>Ve dünya gözünün alabildiğine düzdür sevgilim. Gelileo'yu asmak, ne büyük ahmaklıktır? Aksine, zincire vurup katıksız bilgesini sömürmeli! Hörgücünde suyu biten bir deveyi üçüncü vites vurduruyorlar şimdi ve gördün değil mi sende, yarın vurdular bir ayağı hain arap atımı. Oysa Antartika üzerinde uçmak ne büyük tehdittir Gararin'in iç cebine. Ben ki iyi aile gocuğu; üşütmem yedi ceddini kuzey ışıklarında. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dunya-duz-ben-yarim-siiri/</link>
<guid>2416847</guid>
<pubDate>2017-12-05T02:41:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>Laf-ü güzaf</title>
<description>Şeytan tırnakları tünedi parmak uçlarıma, avuç açamıyorum gök'yüzüne.  Bohçası elinde, eğreti gelin mektupları alıyorum sık sık, yarın.  Bilek kesmenin vebalini okudum dün gece, adına akrostij olmayan şiirler yazıyorum gün-gece. </description>
<link>https://www.antoloji.com/laf-u-guzaf-5-siiri/</link>
<guid>2415432</guid>
<pubDate>2017-11-30T22:05:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>Ganj Nehir, İçim Çöl</title>
<description>Takribi. Ne zaman seversin beni? Bak eskidi de annemin elleri, öpsen mi artık ? Annem, her yoksun şiirde baş yapıt. El falı öğrendim bugün, avuç içlerini ayyuka çıkaracak meziyetler sergiliyorum. Kah Avrupa'dan, kah Afrika'dan kadınlara, emsalsiz meydanlar okuyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ganj-nehir-icim-col-siiri/</link>
<guid>2393247</guid>
<pubDate>2017-09-23T02:51:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 <item>
<title>Dünya Yarın Ölüm</title>
<description>Herkes uyudu, uyku bile... Aratmıyor kokun meyve ağaçlarını.  Herkes gitti, güneş bile. Sevdirmiyor gözlerin başkasını.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dunya-yarin-olum-siiri/</link>
<guid>2393242</guid>
<pubDate>2017-09-23T02:25:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Ömür Çağlar</author>
</item>
 </channel>
</rss>
