<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Onur G&#246;knil Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Bestelere Şiirler balmorhea-remembrance</title>
<description>— Kavuşamayanlara — Bazı insanlar birbirine geç kalmaz; yalnızca ömrün yanlış mevsimine doğar. Ve dünya, aynı göğün altında yürüyen iki kalbi </description>
<link>https://www.antoloji.com/bestelere-siirler-balmorhea-remembrance-siiri/</link>
<guid>3844261</guid>
<pubDate>2026-06-18T20:13:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Mor Ölüm   ( mor'un üç hali - 3)</title>
<description>Bir gün,  Bütün saatler aynı sessizliği gösterecek.  Kuşlar uçacak,  </description>
<link>https://www.antoloji.com/mor-olum-2-siiri/</link>
<guid>3843953</guid>
<pubDate>2026-06-17T23:22:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Mor Hayat   ( mor'un üç hali - 2)</title>
<description>Bir gün fark ettim; Hayat, yaralarımı iyileştirmedi. Sadece onları, ruhumun en sessiz yerine oturtmayı öğretti. Çünkü insan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/mor-hayat-3-siiri/</link>
<guid>3843951</guid>
<pubDate>2026-06-17T23:16:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Mor Ayrılık   (mor'un üç hali - 1)</title>
<description>Bir gün anladım; insanı en çok gidenler değil, onlarla birlikte giden hâli eksiltiyormuş. Ve hüzün, kendine en çok moru yakıştırıyormuş. Çünkü mor, </description>
<link>https://www.antoloji.com/mor-ayrilik-siiri/</link>
<guid>3843945</guid>
<pubDate>2026-06-17T23:03:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Ömrümün En Güzel Kaybı</title>
<description>Bir zamanlar dünya senin omzunda duran bir saç teliydi, ben o telin gölgesinde bile mevsimler büyütebiliyordum. Gece, senin tenine değdiğinde başka türlü kararıyor, sabaha çıkan bütün yollar senin adından geçiyordu. Bir bakışın vardı; şehirlerin ışığını söndürecek kadar derin, bir susuşun vardı; içimdeki bütün kalabalıkları susturacak kadar yakın. </description>
<link>https://www.antoloji.com/omrumun-en-guzel-kaybi-siiri/</link>
<guid>3842824</guid>
<pubDate>2026-06-14T20:50:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Yabancıların En Yakınıydın Sen</title>
<description>                       Nilgün Marmara'nın anısına....  I  Yabanciların en yakınıydın sen ve bu yüzden hiçbir kapı tam açılmadı sana. girdiğin odalarda önceden yaşanmış bir hüzün vardı hep, sanki herkes biraz senden sonra susmuştu. ellerin kirılmıs bir vazoyu toplar gibiydi hayatı kanıyordu içten içe ama kimseye göstermiyordun avuçlarını. geceleri uzun tutuyordun, çünkü sabah insanın içine fazla gerçek doluyordu perdeleri aralamadan bir kuş sesinden anlayabiliyordun dünyayı. senin içinde eski tren garları vardı geç kalınmış vedalar,. adresini kaybetmiş mektuplar vardı. bir de kimsenin bilmediği ○ derin çocukluk üşümesi ah, nasıl da yürürdün kalabalıkların içinden - sanki herkes biraz yanlış yerdeydi ve sen doğru yalnızlığı arıyordun. bir sigaranın dumanında kaybolan yüzün bazen bir şiire benzivordu, bazen de uzun süre ağlamış bir pencereve. kim bilir kaç geceyi kendi sesine sarılarak atlattın kaç aynaya bakıp kendini değil de eksilmiş bir hayatı gördün çünkü bazı insanlar yaşamın kıyısında oturur hep, ellerini suya değdirir gibi sever dünyay ama icine giremez sen öyleydin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yabancilarin-en-yakiniydin-sen-2-siiri/</link>
<guid>3830448</guid>
<pubDate>2026-05-15T22:15:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Gerçeğin Soğuk Yüzü</title>
<description>Her doğru, ışık sanılır oysa bazı ışıklar gözün kendisini yakar. Ben bunu geç öğrendim: hakikat, yalnızca açığa çıkaran değil, aynı zamanda eksilten bir şeydir. Bir düşünce edindim kendime, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gercegin-soguk-yuzu-siiri/</link>
<guid>3824459</guid>
<pubDate>2026-05-01T08:26:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Gülüşü İçimizde Kalan Çocuk</title>
<description>Tolga...  Adını söyleyince insanın içinden bir kuş havalanıyor ama kanatları kırık, uçmaya çalıştıkça göğsümüze çarpıyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gulusu-icimizde-kalan-cocuk-siiri/</link>
<guid>3808702</guid>
<pubDate>2026-03-24T21:05:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Kalbimdeki Eksik Harf</title>
<description>Boğazımda düğümlenen bir akşam var adı konmamış, kimsenin nüfusuna geçmemiş bir keder gibi. Yutkunuyorum sanki içimden bir taş geçiyor da kalbime çarpa çarpa büyüyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kalbimdeki-eksik-harf-siiri/</link>
<guid>3807430</guid>
<pubDate>2026-03-20T21:40:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Ölülerim Büyüttü Beni</title>
<description>Saçlarıma kar düşüyor ama içimde hâlâ dizleri yaralı bir mevsim var. Takvim büyüyor, aynalar ağırlaşıyor benim içimdeyse bir sandalyeye oturtulmuş, ayağı yere değmeyen bir çocuk sallanıyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/olulerim-buyuttu-beni-siiri/</link>
<guid>3769879</guid>
<pubDate>2025-12-18T22:13:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Sesiniz Kaldı Üstümüzde</title>
<description>Bir akşamın sessizliğine düştü adınız, kim bilir hangi rüzgâr taşıdı son nefesinizi bizim yüreğimize.  Anneniz, o gün saçlarını ağır ağır topladı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sesiniz-kaldi-ustumuzde-siiri/</link>
<guid>3760575</guid>
<pubDate>2025-11-22T17:19:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Eksilerek Tamamlanan</title>
<description>I. Sessizlik  Babayım. Evin içinde çok şey söylenir, ama bazı sözleri ben hep içimden söylerim. Bir gürültünün ortasında bile, </description>
<link>https://www.antoloji.com/eksilerek-tamamlanan-siiri/</link>
<guid>3755292</guid>
<pubDate>2025-11-07T14:26:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Kırık Aynanın Işığı</title>
<description>Babayım, kırılmış bir aynadan öğrendim yüzümü, kırılmasın diye başkalarının kalbini tutarken, ellerim kesildi sessizce.  Yanlışlarım var — </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirik-aynanin-isigi-siiri/</link>
<guid>3751173</guid>
<pubDate>2025-10-26T22:46:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Yağmurun Ortasında Kalmış Adam</title>
<description>Sabah, bir kahve kokusuyla başlıyor, pencere buğulanmış, dışarıda yağmur, ince ince, yorulmadan düşüyor. İçeride sönmüş bir soba, külün üstünde bir sessizlik. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yagmurun-ortasinda-kalmis-adam-siiri/</link>
<guid>3748229</guid>
<pubDate>2025-10-19T12:34:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Doğanın Aynası</title>
<description>Çimlerin üstünde çıplak ayakla zamanın paslı anahtarını ararım, her adımımda göğe çakılmış gizli bir yıldız düşer kalbime.  Bir dere akıyor yanımda, </description>
<link>https://www.antoloji.com/doganin-aynasi-siiri/</link>
<guid>3737083</guid>
<pubDate>2025-09-18T16:53:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>İlk Nefes, Son Nefes Gibi</title>
<description>​Bir an, bir ömür. Bu nefes bana mı ait, yoksa size mi uzanan bir köprü? Babayım diyorlar bana, bilmediğim bir coğrafyada yol gösteren. Elimde bir harita, üstünde silinmiş yollar, fırtınaya tutulmuş yıldızlar. İlk kez görüyorum bu yüzleri, bu parmak uçlarını, bu masum gözlerde yankılanan kendi hayalimi. Bilmiyorum, yarın hangi rüzgarla savrulacak tohumlar, hangi toprakta yeşerecek umutlar. Biliyorum tek, bu sevda iliklerime işlemiş, bir yemin gibi, bir sancı gibi. ​Kendi çocukluğum bir sis perdesi ardında, soluk bir anı. Şimdi sizler, yeniden doğuruyorsunuz beni. Dudaklarınızdan dökülen her hece, yaralarımı kanatıyor, eski acılarıma merhem oluyor. Bazen bir yabancı gibi bakıyorum kendime, bu yorgun bedende saklı kalan o genç adam nerede? Nerede o hayaller, o isyanlar, o fırtınalar? Şimdi yerini sessiz bir kabulleniş almış, bir sevda ateşiyle yanan sessizlik. ​Öğretiyorum size, ama en çok siz öğretiyorsunuz bana. Sabrı, affetmeyi, yarım kalmışlıkları sevmeyi. Bazen bir yaprak gibi titriyor ellerim, düşecek sanıyorum sizi. Oysa dallarınız kök salıyor derinlere, rüzgarlar esse de sarsılmayacak bir dirençle. Ben bir gölgeyim belki de, gölgenizden beslenen, varlığınızla anlam kazanan. Güneş olsanız, ben o ışığın ardındaki ilk karanlık. ​Hüzün bir kumaş gibi kaplıyor içimi, bir sabah sisi gibi çörekleniyor ruhuma. Kaybetme korkusu, bir hançer gibi saplanıyor kalbime. Çünkü siz benim canımsınız, benim ölümsüzlüğüm. Bu kirli dünyada, sizin melek kanatlarınızı nasıl koruyabilirim? Hangi duvarlar örerim, hangi siperlere saklarım sizi? Bilmiyorum. Sadece biliyorum, bu sevda, bu koruma içgüdüsü, bir dağ gibi dimdik ayakta duracak. ​Dramatik bir sahne sanki hayat, her anı bir oyun. Ben başrol oyuncusu, ama rolümü ezberleyememişim. Bazen ağlıyorum, bazen gülüyorum, bazen de sadece susuyorum. Suskunluğumda saklı, söyleyemediğim binlerce kelime. Sizin her bir adımınız, benim için bir zafer. Attığınız her adımda, yeniden doğuyorum, yeniden öğreniyorum yaşamayı. ​Biliyorum, yarınlar belirsiz. Belki yollarımız ayrılacak, belki yorgun düşeceğim. Ama ne olursa olsun, bu sevda benimle birlikte ölecek. Bu babalık, bu sahipleniş, bu kayıtsızca sunulan hayat, sizinle birlikte sonsuzluğa kanat çırpacak. Çünkü siz benim ilkimsiniz, siz benim sonumsunuz. Bu hayatı sizinle birlikte, bir ve ilk kez yaşıyorum. Ve her zerremle, her nefesimle, sizi sevmeye, sizi korumaya, size inanmaya devam edeceğim. Ölene dek. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilk-nefes-son-nefes-gibi-siiri/</link>
<guid>3735321</guid>
<pubDate>2025-09-13T23:42:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Varoluşsal Anksiyete</title>
<description>Hüzün, sorgulamanın bedelidir. Bir kelimenin ardında susan, bir gülüşün arkasında solan o ince kırık, hep aynı kökten beslenir: "Niçin?" </description>
<link>https://www.antoloji.com/varolussal-anksiyete-siiri/</link>
<guid>3734047</guid>
<pubDate>2025-09-10T12:40:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Gölgeyle Vedalaşma</title>
<description> "Küçük İskender'e..."  karanlıkla yıkanmış geceye bakıyorum, “aklımdasın diyen balıklar, ömrümsün diyen kelebekler gördüm” derinliğinde... sen gittiğinde, içimin balıkları susuyor, kelebekleri yarım kalıyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/golgeyle-vedalasma-siiri/</link>
<guid>3730857</guid>
<pubDate>2025-08-31T22:26:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Sustukça Büyüyen Şehir</title>
<description>Gözlerimin içinden geçen ince bir akşamdır bu, piyanonun tuşlarına değen bir elin ölümü unutturacak kadar yavaş ve ölümü hatırlatacak kadar kimsesiz.  İlk nota… </description>
<link>https://www.antoloji.com/sustukca-buyuyor-sehir-siiri/</link>
<guid>3727828</guid>
<pubDate>2025-08-22T22:31:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 <item>
<title>Sustukça Büyüyen Şehir</title>
<description>Gözlerimin içinden geçen ince bir akşamdır bu, piyanonun tuşlarına değen bir elin ölümü unutturacak kadar yavaş ve ölümü hatırlatacak kadar kimsesiz.  İlk nota… </description>
<link>https://www.antoloji.com/sustukca-buyuyen-sehir-siiri/</link>
<guid>3727825</guid>
<pubDate>2025-08-22T22:27:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Göknil</author>
</item>
 </channel>
</rss>
