<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. &#214;nder Kara&#231;ay Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Çalıntı Birikim ve Barbar Feodal Kurnaz Zekaya Karşı Donanımlı Olmak</title>
<description>Feodal çalıntı birikim zihniyeti her çağda üretilen toplumsal eşitsizliğin rantlantısal olmayan niyetin sonucudur.   Barbarlık bukalemun gibi renk değiştirerek çalıntı birikimin düzenlerini kurmakta sinsi niyetler ile çalışır.  An çağda birikmiş çalıntı bilgi gücü ile bilgi çağı adı altında dijital varlıklar veya araçlar yapay zeka ile feodal çalıntı birikime yeni sayfa açmak istiyorlar.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/calinti-birikim-ve-barbar-feodal-kurnaz-zekaya-karsi-donanimli-olmak-siiri/</link>
<guid>3862509</guid>
<pubDate>2026-08-01T21:47:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Umut Fakirin Partileri 24 Ocak Kararları Hortumunu Kamulaştırma Devrimi ile Kestirmek İstemiyorlar</title>
<description>Her bir siyasi parti ve ideoloji ayrı bir umut satarak insanları aldatmak için bir düzen tutturmuşlar. Kim iyi aldatır ise o umut oluyor. Görünmeyen soyguncular aracı kullanmak için siyasi partiler ve dünya görüşü adı altında yalan ideolojileri bu sebeple ürettiler.  Köşeleri tutanlar ve köşe olmak isteyenleri kışkırtarak peşine takanlar soygun düzenini ayakta tutuyorlar. Umut fakirin partilerini ve ideolojilerini köşe olmuşlar kuklaları aracılığıyla yönetirler. Ekonomik değerleri birebir eşit paylaşmak mümkün olmayabilir. Sorun ekonomik değerlerin yüzde doksanının yüzde bir uyanık soyguncu işbirlikçilerde birikmiş olmasıdır. Oysa ekonomik değerlerin sahipliğine tapu, hesap cüzdanı, şirket ve piyasa soygun düzeni ürünleri aracılığıyla birilerinin adına geçmiş olmasını sağlayan ahlaksızlıktır. Karşılığı olan maddi değerleri serbest dolaşım sistemi adı altında bir hortuma 24 Ocak kararları ile bağladılar. Ekonomik değerlerin yüzde doksanının sahipliğini elinde tutan o azgın soyguncular bu sayede tehdide dönüştüler. Bilgisi ve cesareti ekonomik zorluklar dolayısıyla yok edilen insanlar uyuşturucu, toplu kumar, kara para vb yasa dışı kötülüklere de bu sebeple son yıllarda alıştırıldılar. Bütün bu kötülüğün arkasında büyük soygun yapanların planları tıkır tıkır işlemesi içindi. Ülkede borçlandırmanın bu kadar kolay olmasının sebebi azgın doyumsuzluğun iştahını kapatamamış olmasıdır. Dört bin adet konut kirası ile geçinemediğini söyleyen azgınlığa acıyan bunlar batıyor diyen şarlatanlıkların gazeteci ve siyasetçi olduğu bir ülkede çöpte ekmek arayan insanları anlatamıyorsunuz. Çünkü mamasını bu soyguncuların ödediği için onlar yararına dijital çomara dönüşmüş durumdalar. Herkes için zengin olması gereken tek yer hazinedir. İnsanları para vb ekonomik değerlerin peşine takarak yaşamlarını yok eden soygun fabrikası liberal sistemin sonu 24 Ocak kararları hortumunun kamulaştırma ile kesilmesi ile mümkündür.  ▪️Önder Karaçay ▪️ </description>
<link>https://www.antoloji.com/umut-fakirin-partileri-24-ocak-kararlari-hortumunu-kamulastirma-devrimi-ile-kestirmek-istemiyorlar-siiri/</link>
<guid>3862410</guid>
<pubDate>2026-08-01T18:10:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Uyuşukluğu Çözmek</title>
<description>Uyuşturulmuş dışa karşı mesafe koymak içe doğru açılmaktır.   İçe açılmak uyuşmuş dışı farkındalık ile uyandıran tek çözümdür.  ▪️Önder Karaçay ▪️ </description>
<link>https://www.antoloji.com/uyusuklugu-cozmek-siiri/</link>
<guid>3862365</guid>
<pubDate>2026-08-01T16:04:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Kirli ve Kinli Ekopolitika Dayatmaları ile Ticarileşme ve Sonuçları</title>
<description>Yeryüzünde yaşayan bütün zulümler birbiri ile bağlantılıdır. İran'a saldırdılar petrolün fiyatı artınca enerjide dışa bağımlı olan her ülkenin ekonomisi komaya girdi. En büyük bedeli ülkemiz ekonomisinin ödemiş olmasının yapısal sorunlar üreten son çeyrek yüzyılda ki özelleştirme talanı, doğal kaynak talanı, yaşam pahalılığı ile servet vurgunu, üretim ve tüketimin tekellesmesi soygunu, üretmeden dış satın alma ile aracıları zenginleştirme, tarım ve hayvancılık sektörünü bilinçli veya nitelikli yönetim ilkeleri olmadan ihmal etme, inşaat rantı ile zenginleşme, demografik yapı değişikliği ile ulus devleti parçalamak niyeti, monarşik oligarşi düzeni ile sarayda pişen sermaye soygunu yararına politikalar ile ulusu meclis vekil sayısı gücü ile yasa yapma aracı olarak kullanmak vb kirli ve kinli siyasetin niyeti ülkemiz ekonomisini komaya sokarak çürüme ve çöküş noktasına getirdi.  Doğa ve yaşamın tüm paydaşları kötü muamele, aşağılama, sömürü, kirli ve kinli ticarileşme sonrası bu hale geldi. Ben ekonomistim diyenler soygunun yararına ekonomist olduklarını sonuçları ile ispat ettiler. Seçimde maaşlara yüksek zam yapar hazine ve belediyelerin sosyal yardım adı altında kaynaklarını oya çevirerek yeniden yetkiyi alırım niyeti kutuplaşma siyasetine butlan kararı ile yargı sopası da alet olunca Türk ulusu siyasetin tümünden soğuma noktasına geldi. Türk ulusu adım adım devrime gidiyor yurttaş hukuku ve etik ahlakı içinde farkındalık üreten uyanış enerjisiyle.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirli-ve-kinli-ekopolitika-dayatmalari-ile-ticarilesme-ve-sonuclari-siiri/</link>
<guid>3862300</guid>
<pubDate>2026-08-01T13:35:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Nitelikli Yönetim Ne Demektir?</title>
<description>Kibir enerjisi beslenir ise ekonomide kayıplar daha da büyür. Hamaset siyaseti kibir enerjisini büyüten bir anlayıştır. Kibir enerjisini tehdit ederek taviz almaya zorlayan dış unsurlara verdikleri sözleri tutmak ve yutmak adına yumuşak bir karına dönüştükleri için ilkeli bir anlayışla nitelikli yönetim iradesine dönüş yapamıyorlar. Toplumun genel yararı öncelik kabul görür nitelikli yönetim iradesine geri dönüş yaparak nitelikli yönetim iradesi ile kamu ekonomisi devrimi ile adaletle paylaşım ekonomisi kararları alınır ise soyguncu küresel ve yerli işbirlikçi sermayenin beli kırıkmış monarşik oligarşi düzeni saray dayatması anlayış tarih olmuş olur. Nitelikli yönetim ilkeleri olan, ölçüm yaparak sonuçlara göre ekonomide ki kararı tartışan ve gerekir ise değiştiren ille de dediğim olacak tutumu terk eden kolektif us ve duyuncu tercih eden bir yönetim anlayışıdır. Monarşik oligarşi tek bir reçete ve ilaç ile her hastalığı tedavi ederim inadıdır. İnatlaşma ekonomiyi komaya sokarak çıkmaza girmiştir. Yapısal sorunlar devrim kararları alınmadan çözüme kavurmayacak boyutta çürümeyi ve çözülmeyi büyütmektedir.   ▪️Önder Karaçay ▪️ </description>
<link>https://www.antoloji.com/nitelikli-yonetim-ne-demektir-siiri/</link>
<guid>3862287</guid>
<pubDate>2026-08-01T12:44:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Kimse Kimseyi Küçümseyecek Kadar Büyük Değildir</title>
<description>Dünyanın en büyük adalet sarayı sonrası yaşanan adaletsizliği yaşayan birisi olarak BÜYÜK sözünden ve büyük sözlerden altında kalırım diye korkarım.  Haklı olmaktan korkmam. Haklı sözü söylemekten ve uyarıları yapmaktan da korkmam. Dünyaya hile, yalan ve talan yapanlardan korkmak için gelmedik. Kimse kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir. Atalar 'ummadığın taş baş yarar' derken boşuna dememişler. Bu süreç çan holdinge ait bir bankanın biz büyük bir bankayız haklarının bir kısmını ödememe kararı verdik ne yapmak istiyorsan yap dayılanması ile 12 Eylül 2012 tarihinde başladı! </description>
<link>https://www.antoloji.com/kimse-kimseyi-kucumseyecek-kadar-buyuk-degildir-siiri/</link>
<guid>3862250</guid>
<pubDate>2026-08-01T10:50:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Devlet Planlama Teşkilatını Açarak Kamulaştırma Devrimi ile Soyguncu Sermayenin Plan Yapmasına Son Vereceğiz</title>
<description>Devlet Planlama Teşkilatını ekonomik planları küresel sermaye ve yerli soyguncu sermaye yapsın diye kapattılar.   Şikayet etmek için değil kamu üretim ekonomisinin nasıl yok edildiğini soygunculara nasıl teslim edildiğini hatırlatmak için yazıyorum.  Artık gündemi yurttaş belirliyor.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/devlet-planlama-teskilatini-acarak-kamulastirma-devrimi-ile-soyguncu-sermayenin-plan-yapmasina-son-verecegiz-siiri/</link>
<guid>3862240</guid>
<pubDate>2026-08-01T09:50:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Çoğu İnsan Kendine Karşı Bir Düş Kırıklığıdır</title>
<description>Hiçbirimiz dünyaya neden geldiğimizi bilmiyoruz. Çok az insan bunu öğrenebilir bu konuda seviyesini yükseltmiş bir şekilde yol alabilir. Dünya da niçin olduğunu ve neye hizmet ettiğini bilmeyen insanların böyle bir kaygısı yoktur. Çoğunlukla o kaygısızlık günü gelir bir boşluğa düşürür insanı. Boşluğa düşen insan hiç tanışmadığı amaçsız olmanın bedelini mücadele azmini yitirerek başka bir tuzağın kucağında bir anda bulur kendini. Mücadele azmini kaybettiği için düş kırıklığı yüzüne vuran insanların da kullandığı bir maskedir. Benden bu kadar sığınma alanına pes deyişini yüzüne yansıtarak bahane üretir insan. Dünya düzeni barış, huzur, sevgi, adalet ve mutluluk için tasarlanmış bir yer değildir. Huzursuzluk üreten tek tarafa yontan bir paylaşım anlayışını besleyip büyütmüş olmanın bedelidir ödenen. İnsan kendi eserinin görüntüsünü en son yüzüne yansıtır ve ışığını söndürür.   ▪️Önder Karaçay ▪️ </description>
<link>https://www.antoloji.com/cogu-insan-kendine-karsi-bir-dus-kirikligidir-siiri/</link>
<guid>3862129</guid>
<pubDate>2026-07-31T22:43:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Dünya da Barış Uzak Bir Hayaldir</title>
<description>Silahlanma gizli düşmanlıktır. Gizli düşmanlıkların sanayisini büyüten siyaset anlayışı olduğu müddetçe dünya da barış fantastik bir söylem olmaktan öteye geçemez. Barışın fantastik bir söylem olduğu dünya da bütün ekonomik kaynaklar silaha, düşmana ve savaşa harcanır. Bedelini ise silah, düşman ve savaş üreten temsilleri seçen toplumların tümü öder.. Her savaş ekonomik kaynakları ele geçirmek, gücü konsolide etmek için yapılır. Haliyle doğal olarak savunma ihtiyacı doğal kaynakları güçlü olan her ülkeyi silahlanmaya iter. Dünya da güçlünün dayatmacı tutumu hukuk olduğu müddetçe birleşmiş milletler gibi kurumlar da barış gibi fantastik bir beklentiden ibaret başka bir oyalamadır. Güçü kapma yarışı karşı güce diş geçirme gücüne bağlı savaşa dönüşür veya asimetrik psikolojik bir didişme şeklinde sönümlenir. Numaralı dünya savaşı serisi bitmiş değildir. Numara vermek de doğru değildir. Bugün büyük bir savaş güç dengesi dolayısıyla çıkmamış olsa bile savaş bitmiş sayılamaz çünkü o niyet ertelenir. Silah gücüne sahip zorba ülkeler savaş üretmek istediklerinde bu tür bir sapkını o gücün karar vericisi yaparlar. Her sapkın karar verici de bir kukladır. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dunya-da-baris-uzak-bir-hayaldir-siiri/</link>
<guid>3862070</guid>
<pubDate>2026-07-31T20:30:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Yüz Devrimi</title>
<description>On yıldır yeryüzünde yaşanan yüzsüzlüğü yazıyorum!  Yüz bir maske kalıbıdır. Niyete uygun o kalıba sayısız maske takmak mümkündür. Bu sebeple yüz bir yüzsüzlük yumağıdır. Her bilinçaltı yüze vurur. Bir sinema filmine de konu olmuştur. Yirminci yüzyılda yüz için yüz, hafızanın sessiz alfabesidir denmiştir. Yüz okumak pşise bilmek gerektirir. Bilinçaltı okuyan yazarlar eserlerinde insanın yüzlerinin hikayelerini anlatırlar. Her yüz geriye doğru giden bir maske dükkanıdır aslında. Yüzleri daha doğrusu yüzsüzlüğü yazmak için yola çıkmak ufka uzanan bir çizgi olmaktan çıkar o ufkun kendisine dönüşür. Yeryüzünün hiç yüz, göz görmemiş söz duymamış kirletilmemesi gereken bir yüzü daha var diye doğa ile birlikte konuşur. Duyunc, inanç ve sabır birlikte bir sınama sıvavı vermeye başlarlar doğanın o gücü karşısında. Varılan ufuktan çok geride kalan yüzsüzlük hala çere olarak sunuluyor ise kitle imha silahı medya maskesi ve siyasi maskeli yüzsüzlük tarafından kuklacı bir yüzsüzlüğün eli çok yere hala uzanıyor demektir.  ▪️ Önder Karaçay ▪️ </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuz-devrimi-siiri/</link>
<guid>3862008</guid>
<pubDate>2026-07-31T16:25:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Herkese Yetecek Kadar Kelepçe, Herkese Yetecek Kadar Hapishane Yoktur</title>
<description>Herkesin gücü yurttaş hukuku ve etik ahlakı içinde farkındalık uyanış ile birleşince saraya ve dayatmacı tutumlara karşı yeter.   Yardım belediyeciliğini 1994 yılından sonra yaşadışı yöntemler ile kendileri ürettiler. Bunun nasıl yapıldığının karanlık sicilini o gün bugündür tuttuk.  Dini siyasete alet edenler için her yol mübah.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/herkese-yetecek-kadar-kelepce-herkese-yetecek-kadar-hapishane-yoktur-siiri/</link>
<guid>3861983</guid>
<pubDate>2026-07-31T15:03:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Yine Gedikler Açtık Karanlığın Her Yerinden</title>
<description>Karanlığın en koyu yerinde saklıydı aydınlık  Bir arı gibi çalışarak o aydınlığın kapılarını araladık Gedikler açtık karanlığın her yerinden En derin yaraları açanların bile yaşamı durdurmaya çalıntı güçleri yetmedi/yetmiyor/yetmeyecek! Tinsel tesirlerin ayaklandırdığı ahlaklı cesaretin yüreğinde yine tomurcuk halini aldı devrim. Hiçbir örgütlü kötülüğe alet olmadan açtı yüzünü o aydınlığa Anadolu da yine insanlık </description>
<link>https://www.antoloji.com/yine-gedikler-actik-karanligin-her-yerinden-siiri/</link>
<guid>3861931</guid>
<pubDate>2026-07-31T12:57:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Desinler Tuzağına Düşen Toplumlar</title>
<description>Rahmetli dedem ve babam her zaman derlerdi ben derinlere gitmem. Çocukken çok anladığım bir durum değildi. Yalnız bu desinlere gitmem bizi bu disiplin içinde büyüterek bu tuzağa düşmeyi önleyen ilke oldu diyebilirim.   Hırsız sınıfı her toplumda ve küresel soyguncu dünya da hırsızları ayakta tutan besleyen kaba, sorumluz, gösteriş meraklısı, üretmeyi öğrenmeden sadece tüketmeyi bilen kalabalık çoğunluğa denir.  Hırsızın ürettiğini satın alır onunla gösteriş yapar hırsızın cebini doldurur.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/desinler-tuzagina-dusen-toplumlar-siiri/</link>
<guid>3861901</guid>
<pubDate>2026-07-31T11:27:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Yanardağ Öfkesinin Büyüklüğü Kadar Yürek Dağlar</title>
<description>Patlama noktasına erişmiş bir yanardağ gibiydi yürek ve lav gibi ateşini kimseyi yakmadan gönülden çıkartan sözler.   Yanardağ ateşini püskürttükten sonra, ateşin soğuması ve lavların dış dünya da, ateşsiz yaşatma görevi başlar.  Her yanardağ gibi her yürek bir gün soğur.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yanardag-ofkesinin-buyuklugu-kadar-yurek-daglar-siiri/</link>
<guid>3861828</guid>
<pubDate>2026-07-31T01:38:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Tinin Tesir Kapasitesini Geliştirmek</title>
<description>Yeniden yaratmak diye bir olgu yoktur. Bir süregelen varlık düzeni var. Bu düzeni devam ettiren dengeleri zaman zaman değiştiren yeni misafirleri var. İyi ve kötü varlık düzenin iki zıt yönüdür. İnsanın ulaşması mümkün olmayan varlık sona ermez, sıfırdan da başlamaz. Sona erdiği yeniden başladığı bildiğimiz insanın tininin algı düzeyinin seviyesinde yaşanan gelişmelerdir. İnsan aklı ve duyuncu tinsel tesir seviyesinde ne kadar bilgiye sahip olursa olsun varlık düzeyine ulaşamaz. Tamamlanma yolculuğu her çağda farklı bir şuur ile aşama kaydeder. Ulaştığı zirve değildir. Yönümüz biraz doğrulur, kendimize geliriz. Tinsel varlık sistemin bir benzerini taklit etmek mümkün değildir. Yeryüzünde sorun buna soyunanlar yüzünden büyür. Yeryüzünde üretilen tanrıları varlık yerine koymak insanlığın yeni mahvını büyütür. Tamamlanma yolculuğunun neresinde olduğunu bilmeyen insanın varlığı bile tartışmalıdır. Sonsuz olan nöbetleşe tamamlanma yolculuğudur. Tek ve ulaşılmaz varlığın bireysel deneyimleriyiz. İnsanı varlığın kendisi olarak görmek ne haddimize? An çağda yaşadığımız gösteriyor ki insan var mı? Yok mu? Bunun çoğunluk farkında bile değiller. Kime hizmet ettiğinin farkında olmayan varlığın nasıl bir parçası olduğunun farkında olabilir mi? İnsan fizik boyutunu abarttığı anda yerinde sayar. Bilinen kadar bilginin seviyesini yükseltmeye geldin. Yükseltebildin mi?   ▪️Önder Karaçay ▪️ </description>
<link>https://www.antoloji.com/tinin-tesir-kapasitesini-gelistirmek-siiri/</link>
<guid>3861793</guid>
<pubDate>2026-07-31T00:02:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Yol Açmak</title>
<description>Madem birleşmeden olmuyor ise neden bölündünüz?   Kitle imha silahı medya da yorum yapanlara bakıyorum muhalefetin birleşmesi gerekiyor diyorlar.  O zaman sormak zamanıdır; Cumhuriyet Halk Partisinin bölünmesi gerektiğini neden savundunuz?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yol-acmak-siiri/</link>
<guid>3861613</guid>
<pubDate>2026-07-30T15:49:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Çapaklı Bakışların Gölgesi</title>
<description>Gözlerinde ki buğuyu büyüten çapaklarla bakıyorlardı birbirine kalabalıklar  Bulanık bir nehirden karşıya geçer gibi tedirginlik içindeydiler Nereye? Neden geçtiklerini bilmiyormuş gibiydi halleri Akıntıya meyilli duruşları ile uyanmaları da ayrı bir talihsizliklik üretebilir potansiyeli hep birlikte donanmışlardı Beklentisizliğe alıştırılmış bir şekilde uysal uysal bekliyorlardı Kütleye dönüşmüş bu kitleler ile aynı yılları farklı yorgunluklar ile devirmiştik </description>
<link>https://www.antoloji.com/capakli-bakislarin-golgesi-siiri/</link>
<guid>3861481</guid>
<pubDate>2026-07-30T12:20:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Simurg Yolculuğu</title>
<description>Yola çıktığımda bir simurg olduğumu bilmiyor değildim. Kendini arayan, kendine gelmek için yolculuğa çıkar. Tamamlanma yolculuğu kendi içinde başlar kendi içinde yolculuklar başlatarak yolculuğu sonsuzluğa kadar sürdürür. Benliğini eritmeyen hakikati ortaya çıkartamaz. Simurg sırrını başka türlü nasıl aşabilir ki? Bildiğini zanneden yerinden sayar </description>
<link>https://www.antoloji.com/simurg-yolculugu-siiri/</link>
<guid>3861479</guid>
<pubDate>2026-07-30T12:18:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşatmayan Yaşayamaz</title>
<description>Bir gizli niyet temsil bir iktidar,  gizil niyet bir muhalefet. Böyle ulusal yarar siyaseti olur mu?   Türk ulusunun yalana ve yeni bir aldatıya karnı tok ne yazık ki!  Kişilerin gizli niyetini nasıl kontrol etmeyi düşünüyorsunuz da bir kişiden alıp yetkiyi başka bir kişiye teslim etmek için siyaset yapıyorsunuz?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasatmayan-yasayamaz-siiri/</link>
<guid>3861477</guid>
<pubDate>2026-07-30T12:16:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 <item>
<title>Doldur Boşalt Dünyası</title>
<description>Her insanı ayrı bir dünya görüşü kazanında kaynattılar. Sevgi ve saygı kaynayarak buharlaşıp uçup gitti. Kaynama noktasına ulaştıklarında İnsanlığın ar damarı çatlamıştı Doyumsuzluk ve görgüsüzlük ar damarı çatlamanın iki göstergesidir Güç ve üstünlük pesinde parçalanma başlamıştı </description>
<link>https://www.antoloji.com/doldur-bosalt-dunyasi-siiri/</link>
<guid>3861418</guid>
<pubDate>2026-07-30T10:06:00+03:00</pubDate>
<author>Önder Karaçay</author>
</item>
 </channel>
</rss>
