<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. &#214;calan Mustafa Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ah Gülüm</title>
<description>(Şule İdil Dere’ye)  Bir gül düşer dalından, Savrulur yaprakları esen yelde .Kokusu siner toprağa Akan sulara, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ah-gulum-16-siiri/</link>
<guid>2441578</guid>
<pubDate>2018-02-11T19:38:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Yurdumun ateş böcekleri</title>
<description>YURDUMUN ATEŞ BÖCEKLERİNİ VURDULAR YÜREKLERİNDEN... ESMEDİ YEL DOĞMADI GÜNEŞ ISINAN TOPRAK </description>
<link>https://www.antoloji.com/yurdumun-ates-bocekleri-siiri/</link>
<guid>2440041</guid>
<pubDate>2018-02-07T17:22:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Tahta Bavul ( Bu Bir Anı Roman Denemesidir)</title>
<description>TAHTA BAVUL  Sanki gökyüzü delinmişti. Bunca yağmur, bu kadar uzun süre yağar mıymış? Anlamış değillerdi. Gece gündüz hiç durmaksızın yağıyor, şuradan şuraya gidip gelmelerine izin bile vermiyordu. Mesudiye’ye de yağardı ama insanı bu denli canından bezdirmezdi. Ara sıra durur, hafiften şöyle bir güneş şavkır, insanlar günlük işlerini görebilecek kadar zaman bulabilirlerdi. Giresun’a geleli yedi gün olmuştu da, güneşi bir kez bile görememişlerdi. Zaten otel odasına sıkışmışlar, bir başlarına kalakalmışlardı. Sadece Devlet Hastanesinde işleri olduğunda dışarı çıkıyorlar, işleri bitince de kaçar gibi gelip otel odasına sığınıyorlardı. Her gidiş gelişlerinde yarı bellerine kadar ıslanıyorlar, çıkardıkları ıslak elbiselerini otel odasındaki karyolanın demirlerine sererek kurutmaya çalışıyorlardı. Zaten tek kişilik karyolası bulunan küçücük bir odada baba oğul birlikte yatıp kalkıyorlardı. Çoğu kez girişteki kahvehaneden, Cemile Cevher’in sesi kemençe eşliğinde otelin hemen her yerine yayılıyor, az da olsa yalnızlıklarına ortak oluyordu… “Giresun’un içinde iki sokak arası “Altı kurşun attılar, üç de bıçak yarası…”  </description>
<link>https://www.antoloji.com/tahta-bavul-bu-bir-ani-roman-denemesidir-siiri/</link>
<guid>2439891</guid>
<pubDate>2018-02-07T01:19:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Mandolin ( Bu bir öyküdür)</title>
<description> MANDOLİN Tahir Topraaaaak! Bağıran, beşinci sınıftan yemekhane nöbetçisi Ağabey’ di. Kimsesi, gidecek yerleri olmayan öğrenciler karne tatilinde okulda kalmışlardı. Öğle yemeği yiyorlardı yemekhanede. Tahir kaşığını bıraktı, ayağa kalkarak sesin geldiği yana bakındı. Başkan, ayağa kalkan Tahir’i görünce: “Gel, yanıma gel! dedi. Ürkek adımlarla yanaştı Başkan’a Tahir. İçine bir korku düşmüştü. Bir suç işlememişti ama, belli de olmazdı. : “Tahir Toprak mı senin adın “ “Evet Ağabey” diye yanıtladı. “ Öyleyse gel benimle.” dedi ve yürüdü. Ağabey önde, Tahir arkasında, yemekhane giriş kapısından çıktılar. Biriz Çeşmesi’nin yanındaki Öğretmenler Lokali’ne doğru yürüdüler. Başkan, dört beş adım önde gidiyor, arkasına bile bakmıyordu. Tahir, Ağabey’den geride kalmamak için koşar gibiydi sanki. </description>
<link>https://www.antoloji.com/mandolin-bu-bir-oykudur-2-siiri/</link>
<guid>2439890</guid>
<pubDate>2018-02-07T01:10:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Anam'a</title>
<description>   Bu şiirimi tüm güzel analarımıza adadım...  ANAM' A </description>
<link>https://www.antoloji.com/anam-a-16-siiri/</link>
<guid>2439887</guid>
<pubDate>2018-02-07T01:08:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Güneşin Batımı</title>
<description> Madem ki kaçınılmaz son; Benim ölümüm dostlarım,  Altınoluk ışık sahillerinde Güneşin batımı kadar </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunesin-btimi-siiri/</link>
<guid>2439885</guid>
<pubDate>2018-02-07T01:03:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Kırmızı Bir Karanfil Gibi</title>
<description>     Oğul oğul can oğul.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirmizi-bir-karanfil-gibi-siiri/</link>
<guid>2439884</guid>
<pubDate>2018-02-07T01:00:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Altı Mayıs</title>
<description>Altı Mayıs; Üç Fidan..  Yasa batmış gökyüzü Başı dumanlı İda Dağları Zeytin ağaçları </description>
<link>https://www.antoloji.com/alti-mayis-11-siiri/</link>
<guid>2439882</guid>
<pubDate>2018-02-07T00:57:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Şule İdil Dere'ye</title>
<description>  Bir gül düşer dalından, Savrulur yaprakları esen yelde .Kokusu siner toprağa Akan sulara, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sule-idil-dere-ye-siiri/</link>
<guid>2439881</guid>
<pubDate>2018-02-07T00:55:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Solgun Işıklar</title>
<description>  Bakışın ne güzel bakışın, Çığlık çığlığa serçe kuşları başımızda Ve güneş perde perde inmekte Solgun ışıkları vurmuş yüzüne </description>
<link>https://www.antoloji.com/solgun-isiklar-2-siiri/</link>
<guid>2439878</guid>
<pubDate>2018-02-07T00:53:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Ah Çocuklar!</title>
<description>  Yaşanmışlıklar İşte böyle Düşer insanın usuna...  Ah çocuklar!... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ah-cocuklar-9-siiri/</link>
<guid>2439876</guid>
<pubDate>2018-02-07T00:50:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Isıtır İçimi</title>
<description>Altınoluk Işık sahillerinde Bir bebek gülümsemesi gibi Isıtır içimi... Gün batımları...  Yaşamın bitimi </description>
<link>https://www.antoloji.com/isitir-icimi-siiri/</link>
<guid>2439875</guid>
<pubDate>2018-02-07T00:46:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>İlk Göz Ağrım</title>
<description>    Arı kanadından Süzerek demlediğim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilk-goz-agrim-28-siiri/</link>
<guid>2439873</guid>
<pubDate>2018-02-07T00:41:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Sapanca'da Güldibi</title>
<description>   Seçkin'di...  "Merhaba" deyip </description>
<link>https://www.antoloji.com/sapanca-da-guldibi-siiri/</link>
<guid>2439870</guid>
<pubDate>2018-02-07T00:33:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Ne Güzel</title>
<description>  GENİŞ YAPRAKLI ÇINARLARIN ALTINDAN GÜMBÜRDEYEREK AKAN IRMAKLARIN, DENİZLERLE KUCAKLAŞMASIYLA </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-guzel-243-siiri/</link>
<guid>2439867</guid>
<pubDate>2018-02-07T00:30:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>10 Ekim!</title>
<description>  ONURLU NAİF GÖRKEMLİ VE, GÜZEL İNSANLARDI... </description>
<link>https://www.antoloji.com/10-ekim-siiri/</link>
<guid>2439865</guid>
<pubDate>2018-02-07T00:25:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Maraş Maraş</title>
<description>MARAAAAAAAŞ MARAŞ BU NASIL MARAAAAAŞ !...  GÜL YÜZLERİNDE BALTA İZLERİ </description>
<link>https://www.antoloji.com/maras-maras-siiri/</link>
<guid>2439862</guid>
<pubDate>2018-02-07T00:21:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Yanım Gazel Döker</title>
<description>   BİR YANIM GAZEL DÖKER  Güneş batmakta </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-yanim-gazel-doker-siiri/</link>
<guid>2439861</guid>
<pubDate>2018-02-07T00:18:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Elde var hüzün</title>
<description>ELDE VAR HÜZÜN  Babamı düşünüyorum...  En güzel yürek En güzel gülümseme </description>
<link>https://www.antoloji.com/elde-var-huzun-14-siiri/</link>
<guid>2439858</guid>
<pubDate>2018-02-07T00:12:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Tahta Bavul (öykü)</title>
<description>Sanki gökyüzü delinmişti. Bunca yağmur, bu kadar uzun süre yağar mıymış? Anlamış değillerdi. Gece gündüz hiç durmaksızın yağıyor, şuradan şuraya gidip gelmelerine izin bile vermiyordu. Mesudiye’ye de yağardı ama insanı bu kadar canından bezdirmezdi. Ara sıra durur, hafiften şöyle bir güneş  şavkır, insanlar günlük işlerini görebilecek kadar zaman bulabilirlerdi. Giresun’a geleli yedi gün olmuştu da, güneşi bir kez bile görememişlerdi. Zaten otel odasına sıkışmışlar, bir başlarına kalakalmışlardı. Sadece Devlet Hastanesinde işleri olduğunda dışarı çıkıyorlar, işleri bitince de kaçar gibi gelip otel odasına sığınıyorlardı. Her gidiş gelişlerinde yarı bellerine kadar ıslanıyorlar, çıkardıkları ıslak elbiselerini otel odasındaki karyolanın demirlerine sererek kurutmaya çalışıyorlardı. Zaten tek kişilik karyolası bulunan küçücük bir odada baba oğul birlikte yatıp kalkıyorlardı. Çoğu kez girişteki kahvehaneden, Cemile Cevher’in sesi kemençe eşliğinde otelin hemen her yerine yayılıyor, az da olsa yalnızlıklarına ortak oluyordu… “Giresun’un içinde iki sokak arası “Altı kurşun attılar, üç de bıçak yarası…”   … </description>
<link>https://www.antoloji.com/tahta-bavul-oyku-siiri/</link>
<guid>2347426</guid>
<pubDate>2017-04-30T11:07:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 </channel>
</rss>
