<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Nurta&#231; İnci Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Mim Gediklisi</title>
<description>-kabzaya-  istanbulda aşknakışlı dilenciyi zehirle kanı em efkarı tükür şehri kekele gümüşçün bacı aya doğru mihmanım ola beni yuğ ortasında hıçkırtacak nilüfer zaman </description>
<link>https://www.antoloji.com/mim-gediklisi-siiri/</link>
<guid>2279919</guid>
<pubDate>2016-09-19T09:19:00+03:00</pubDate>
<author>Nurtaç İnci</author>
</item>
 <item>
<title>Simkeş</title>
<description>ağzın mavi çizgiliydi hep bu zamanlar mavi kurşun delikli ağzın susarsan harfistan yolu çetrefil sevgilim şehrölüyor susarsan   şehrin iki yakasına gül işliyorum sevgilim kabartma harflerle güller sana iki dal ayrımı bu içtiğim su ayrı sevgilim geçtiğim su karanlık </description>
<link>https://www.antoloji.com/simkes-siiri/</link>
<guid>1816342</guid>
<pubDate>2013-01-14T13:43:00+03:00</pubDate>
<author>Nurtaç İnci</author>
</item>
 <item>
<title>Aslan Payı</title>
<description>utanmayın sarhoşluğunuzdan si vis pacem para bellum  hünnap tadını seversiniz acıyı şeddeli okumayı seversiniz beni de sürdünüz avlaktan </description>
<link>https://www.antoloji.com/aslan-payi-4-siiri/</link>
<guid>1723783</guid>
<pubDate>2012-05-29T00:25:00+03:00</pubDate>
<author>Nurtaç İnci</author>
</item>
 <item>
<title>Acı Meyan</title>
<description>al yanaklı kuşlar küstüler ve güneş çatırtıyla battı dağın içine türküler sustu su coğrafyasından konuşan neyimiz kaldı ölü dille sevişen kadın kavimler kaldı güzelim al kışlım çöp dudaklım senin sesin zulmün zakkum ziyafeti </description>
<link>https://www.antoloji.com/aci-meyan-siiri/</link>
<guid>1701708</guid>
<pubDate>2012-04-06T21:31:00+03:00</pubDate>
<author>Nurtaç İnci</author>
</item>
 <item>
<title>Aynadan</title>
<description>İnsanı kum kaleye hapsettiler masalcı  Hepimizi iyi bilirdik eskiden  Aklın saçlarını tuttu eşkıya masalları  </description>
<link>https://www.antoloji.com/aynadan-3-siiri/</link>
<guid>1620729</guid>
<pubDate>2011-10-08T07:28:00+03:00</pubDate>
<author>Nurtaç İnci</author>
</item>
 <item>
<title>Fındıkkıran Şiir</title>
<description>bu aralar haraç mezat mecnun akça pakça leyla siyahsuda parlayan belki isyan, belki hüsran, belki anadilin gam yatağını unutan sular gibi çekildin fotoğraflardan  güvercine dudak çizerken göveren su ve diğerlerini </description>
<link>https://www.antoloji.com/findikkiran-siir-siiri/</link>
<guid>1475485</guid>
<pubDate>2010-11-05T23:53:00+03:00</pubDate>
<author>Nurtaç İnci</author>
</item>
 <item>
<title>Kırmızı Başlık</title>
<description>Sualtı sofrasına buyur kibarcık Gece uzun olacak  Öcüsünü kovaladım piyalenin Lambayı ovaladım kırkı çıktı şiir cininin Dile ne dilersen nisan bohçasından </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirmizi-baslik-2-siiri/</link>
<guid>1322514</guid>
<pubDate>2010-01-14T22:33:00+03:00</pubDate>
<author>Nurtaç İnci</author>
</item>
 <item>
<title>Oysa</title>
<description>Dilinizden Fuzulî çaldı mestâneliğinizi,  neşenizi Nedim,   ateşinizi Şeyh Galip,   Bakî kalacak bir hoş sadâ idiniz onu da kaptırdınız. Nef’îce olmak isteseniz de bağladı elinizi Yunus,   yaratılanı hoş gör diyerek.  Size kala kala bir gülgûn piyale kaldı Haşim’den.  Hep önsöz oldunuz,   son sözleri başkası söyledi.  Anonimdiniz,   hiç kalem tutmamış,   hiç saray gözdesi olmamıştınız.  Bir dağ başında çoban çeşmesi sıfatında başınızı taşla perçinlediniz,   taşlara su verdiniz. Vardı bir garip yanınız rakı şişesindeki balık gibi ve üçüncü şahıslarda sınandınız. Ruhunu İstanbul’da eritenlerden biriydiniz sadece ve varıp dağlara yaslananlardan.  En deli köşenizde Mona gülleri açardı mum saatlerinde. Rüzgârların en ferahlatıcısını Markiz Pastanesi’nde vurdunuz. Han duvarlarına yazan kadar yazamadınız yüzünüzü hastane önündeki incir ağacına.  Sadığınız kara topraktı,   onu da Makber aldı. Bir şikayetname yazacaktınız ki ney yaktı nağmelerinizi. Gönül kuşunun yuvasını yapacaktınız,   boğazın en güzel tepesine, Fikret kuruldu. Güvercinin kursağındaki gidip Bursa’nın zamanına saplandı,   siz adam aldırma da geç gitlerde kaldınız. Uğru nakışlılarla müjgân bakışlıları barıştıramadınız.  Ne prangalarınız eskidi ne yerin çektiği kadar ağırdınız.  İstanbul’a bir tepeden bakıyordunuz gözleriniz kapalı, oysa serin servileriniz karlı kayın ormanlarında üşüdü.  Ne halden anlayanınız oldu,   ne tarih düşüreniniz. Siz nihayet,   şükür ki,   Hak şerleri hayreylere kaldınız. </description>
<link>https://www.antoloji.com/oysa-49-siiri/</link>
<guid>674647</guid>
<pubDate>2007-03-01T20:55:00+03:00</pubDate>
<author>Nurtaç İnci</author>
</item>
 <item>
<title>Gitmeyeceksin</title>
<description>Masalcıya Emir kiplerini artı sonsuz gelecek zamanla çarptım, üzerine lâhur bir kaftan gibi giydirdim.Çatlak dudağının ıslığını her adıma yapıştırdım.Adım câvidan benim; gitmeyeceksin. Sana yasak gülün dalı, engerek yılanı, kazıdım tüm sözlüklerden gayyaya attım.Sarı tüylü bir serçe büyüttüm elimle.Kanadıyla gökyüzünü toplayışını görmeden, adım mavera benim, gitmeyeceksin. Daha çok ağaç büyütmedin.Bahçende köşe köşe açan mineleri fark etmedin.Arka kapında kundağında ağlayanı bin kez sevmedin.Adım ebedî benim, gitmeyeceksin. Ne saatlerin dönmesi durdu, ne güneşin gülmesi.Hâlâ akıyor nehirler denize doğru, yaz bulutları sana.Çocuklar doğmayı bitirmedi ki. Yollar sana gelmeyi.Daha yağmayan yağmurlar var, esmeyen rüzgâr.Adım arraf benim, gitmeyeceksin. Dağların mor sümbülü ayaklarına takılmış, notanın en güzeli parmaklarına.Kervan kervan dökülüyor mısraların vahasızlara.Sahrayı geçemedi insanlık, adım istib’at benim gitmeyeceksin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gitmeyeceksin-siiri/</link>
<guid>673844</guid>
<pubDate>2007-03-01T00:15:00+03:00</pubDate>
<author>Nurtaç İnci</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Şimdi</title>
<description>Yaylada bir çiçek olsaydım ya da Medusa’nın başında bir yılan, yine selamlar mıydın beni? Yaylada oturup yanıma hasbihal  kapılarını açar mıydın konuşmadan? Yeşil bir yılansam elinle sıvazlayıp soğuk kanıma sıcak masallar söyler miydin?  Bardağında  bir yudum su, sigaranda son nefes olsaydım, yine yaren bilir  miydin beni? Bir yudum suysam az mı gelirdi sana, yoksa var olduğuma şükreder miydin? Sigaransam edilgen bir kül mü olurdum senin için yoksa içine çektiğince içlenir miydin bana? Mesnevi’de birinci sayfa yahut idam fermanında imza olsaydım baş üstüne der miydin? Ney hikayesine  bir âh da sen katıp bin mısra ekler miydin? Ecelse tektir deyip başını kader kılıcına teslim eder miydin? Melike olsam yahut hizmetçi yine yâr deyip vefa eyler miydin? Altın tozlu odalarda  merhamet kanadını yere serer miydin? Merdiven altı izbelerinde delice türküler söyler miydin? Bir melek olsam bir şeytan,bir kor olsam bir kar, bir parça ekmek ya da bir yüzük zehir, bir ateş böceği bir yıldız, bir tufan olsam bir mavi bulut yine de sever miydin beni? Ben şimdi… </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-simdi-3-siiri/</link>
<guid>673840</guid>
<pubDate>2007-03-01T00:13:00+03:00</pubDate>
<author>Nurtaç İnci</author>
</item>
 </channel>
</rss>
