<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Nurefşan Karakaş Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kıyamet Arefesi</title>
<description>Tarih 20 aralık 2012, bir kıyamet arefesi… Pencerelerden gelen ıslık sesleri, kapıları zorlayan uğultular ve gidip gelen elektrik lambaları… Acaba mayalar yanılmış olabilirler miydi? Kıyamet  ya bugünse! Ya yarına çıkamazsak! Ne olacak bu insanlığın hali! Bir de yok mu bu mayası bozulmuş insanlığın, kendini Şirince’ye atmanın verdiği şirinlikle benliğinden vazgeçmesi.  Arkadaş! Hayır yani, yarına kadar kıyamet kopmasa bile, insanlar korkudan kendi kıyametlerini koparacaklar başlarına! İmanı olan bir insan bu safsatalara inanır mı? Hem Allah aşkına söyleyin bana, kim bu mayalar! Benim bildiğim bir Arı Maya vardı, o da böyle şeylerle pek ilgilenmezdi. Genelde Rabb’inin verdiği ilhamla çiçeklerden polenleri toplayıp, bal yapmaya çalışan halim selim bir arkadaştı.  Bir ara kaptırmışım kendimi, mırıldanıyorum: Oy mayalar mayalar, beşerin imanını yaralar, Oy mayalar mayalar, mümine şüphe mayalar…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kiyamet-arefesi-2-siiri/</link>
<guid>1805332</guid>
<pubDate>2012-12-20T17:18:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Kur'an'ıma</title>
<description>İçim çime sığmıyor Sevgili!  Adını duyduğumda, gönlümün telleri titriyor sevginden Ayet-i pür-envarını okurken, ağzım, lisanım şerefleniyor Aklım, ilahî sırları keşfediyor seninle...  Ey Rabbimin hediyesi! </description>
<link>https://www.antoloji.com/kur-an-ima-siiri/</link>
<guid>1436457</guid>
<pubDate>2010-08-08T23:54:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Efendim</title>
<description>Efendim!  Halimiz Sana âyân. Cümlelerde kalan “ümmet” kelamını, idrak edemiyoruz. Belki de, hiç hoşlanmadığın amelleri yapmaktayız. Senin sahabelerinden olsaydık, yüzünün kızardığından anlardık işlerimizden hoşnut olmadığını. Maalesef ki böyle bir şansımız da yok! </description>
<link>https://www.antoloji.com/efendim-156-siiri/</link>
<guid>1377607</guid>
<pubDate>2010-04-16T12:37:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Yazıklar Olsun!</title>
<description>Yazıklar olsun, yazıklar olsun Kulluğun böylesine, yazıklar olsun Her yer aydınlık, her yer aydınlık Güneşe göz yumana, yazıklar olsun.  Batsın bu iblis, batsın bu nefis </description>
<link>https://www.antoloji.com/yaziklar-olsun-130-siiri/</link>
<guid>1367633</guid>
<pubDate>2010-03-30T20:41:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Uzay Çağı Rüyası</title>
<description>BİR UZAY ÇAĞI RÜYASI  Bir gün oturduğum esnada birkaç ay önce gördüğüm bir rüya aklıma geldi. Rüyayla birlikte yorumu da o anda aklımda şekilleniverdi.  Yeryüzünde kızılca kıyamet kopmuştu. Öyle-böyle değil! .. Sema adeta kan rengine bürünmüştü. Ortalıkta velveleyle bir oyana bir bu yana koşuşturan insanlar vardı. En dehşet-engiz görüneni ise insan boyunun 5 katı uzunluğunda ki devasa robotlardı. Tabi bu robotlar yeryüzünde gezintiye çıkmamışlardı. Bir gayeleri, maksatları vardı. Bazı insanları alıp, evire çevire işkence yapıyorlar, yerden yere vuruyorlardı. Bu manzara karşısında dilim, damağım kurumuş, bedenim kas-katı kesilmişti. Hemen kendimi toparlayıp kaçmaya başladım. İşkence robotlarından herhangi biri ensemden yakalayıp, aynı zulmü bana da uygulayacağını düşündükçe daha da hızlanıyordum. Bayırdan aşağıya doğru koşarken, bayırın bitiminde bir nehir gördüm. O nehire atlayan insanlara robotlar dokunamıyorlardı. Çünkü nehrin son durağı cennetti. Bende bu necat nehrine kendimi atmak için daha da çok hızlandım. Tam nehre atlayacağım sırada ensemden yakalandım. Elinden kurtulmak için debelendim, ama nafile! Kendi kendime:  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-uzay-cagi-ruyasi-siiri/</link>
<guid>1337414</guid>
<pubDate>2010-02-06T17:29:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Yavrum Sen Osman'ın Torunu Musun?</title>
<description>Yavrum Sen Osman'ın Torunu Musun?   Ömrünün son demlerine emin adımlarla ilerleyen, kılık-kıyafetine çok önem verdiği her halinden belli olan, ilmiyle âmil, etrafa tebessüm pırıltıları saçan bir Bey amca, yolda bir genç grubuna rastlar. İçlerinden birine doğru yönelir. Ve: - Yavrum, sen Osman'ın torunu musun? diye sorar. 18-20 yaşlarında, uzun saçlı, yüzünün bazı bölümlerine takılı nesnelerden ötürü suratı adeta demirci dükkanını andıran, sanki Paris moda defilesinden fırlamış olan bu genç dalga geçercesine gülümseyerek: - Hayır amca, ben Osman'ın torunu falan değilim, dedi. Oradaki gençler de bu diyalogu biraz alay, birazda merakla dinliyordu. -  Olur mu yavrum? sen Osman'ın torunusun. Genç ne belaya düştük, şimdi bu bunakla kim uğraşacak dercesine: </description>
<link>https://www.antoloji.com/yavrum-sen-osman-in-torunu-musun-siiri/</link>
<guid>1306371</guid>
<pubDate>2009-12-19T19:28:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Beyt-i Necm</title>
<description>Yıldızlar aynına kaymış, Beyt-i necm zannedip çeşmin.  Kalbinde doğmuş güneş, Ordan cihanı sarmış.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/beyt-i-necm-siiri/</link>
<guid>1258934</guid>
<pubDate>2009-09-23T14:31:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgi Duası</title>
<description>Ya Rab!  Cömertliğinin gereği, sevgini bahşet gönlüme! Sev beni Rabbim! Emsali yoktur, Senin sevginin üstüne… Sen sev ki bütün alem sevsin, El-pençe divan dursun önümde. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgi-duasi-2-siiri/</link>
<guid>1258933</guid>
<pubDate>2009-09-23T14:30:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Vaktidir Artık İftarın</title>
<description>VAKTİDİR ARTIK İFTARIN  İftar vakti geldi çattı. Onbir aylık orucumuzu açıyoruz iştiyakla. Bereketli iftar sofrasında, ruhumuzun mahrum kaldığı feyiz, ihlas ve Kelamullah'ın verdiği haz var. Onbir ay boyunca hasretini çektik bu nimetlerin. Şimdi Rabb'imizin izniyle feyizden kana kana içiyor, 'ene' yi ihlas çorbasına bandırıp yiyoruz. Tadı damaklara ve ruhlara hitap eden Kur'an-ı Azîmü'ş-şan'la  tatlanıyoruz her gün.  Sadece ruhumuz değil, şefkat ve merhamet hasletleri de orucunu açıyor bizimle… Şu zamana kadar elini-kolunu bağlayarak, nefsimizden kurtulmasına engel olduğumuz merhamet ve şefkat duygusu, şeytanın zincire vurulmasıyla azâd oluyor. Sevgi, gidiyor, bir yetimin başını okşuyor, yüzünü güldürüyor. Merhamet, koşuyor, bir fakir ailenin kapısına erzak koyuyor. Zira,  ' Ne yapıyorsun? ', ' Ona, buna para dağıtacağına, onun bunun yetiminin yüzünü güldüreceğine, gitte kendine bir şeyler al! ' diyecek olan şeytan aleyhi'l-la'ne bu kutlu ayda zincirleniyor.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/vaktidir-artik-iftarin-siiri/</link>
<guid>1246987</guid>
<pubDate>2009-08-31T18:28:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Kutlu Zaman</title>
<description>Ramazan, Kutlu zaman, Gözlerde ki o tatlı heyecan, Neşvesi, coşkusu yüreklerde her an.  İlahî rahmet altında ıslanır sineler, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kutlu-zaman-siiri/</link>
<guid>1246982</guid>
<pubDate>2009-08-31T18:19:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Visal</title>
<description>Heybemde salat ve selam, Kalbimi Ravzan'a sunmaya geldim. Hep güllerde aradım kokunu, Artık aslını duymaya geldim.  Hep başkalarına bakıyordun; kıskandım, </description>
<link>https://www.antoloji.com/visal-11-siiri/</link>
<guid>1224010</guid>
<pubDate>2009-07-22T17:43:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Fanİstanbul</title>
<description>Ey gözümün bebeği İstanbul!  Kah aşiyandan baktım sana Kah Pierre Loti'den Her defasında büyülendim. Deniz kokunu her içime çekişimde Tekrar tekrar yenilendim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/fanistanbul-siiri/</link>
<guid>1211964</guid>
<pubDate>2009-07-04T21:38:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Tefekkür</title>
<description>Masmavi gökyüzünde bir bulut olsam  Yağsam yağsam da tekrar dolsam Benden dökülen katrelerin teker teker indiğini Tabiatçıların yüzüne bir tokat gibi vursam  Issız ovalarda uçan bir arı olsam </description>
<link>https://www.antoloji.com/tefekkur-37-siiri/</link>
<guid>1211957</guid>
<pubDate>2009-07-04T21:33:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Dünyanın Merkezine Yolculuk</title>
<description>Dünyanın merkezindeyim şimdi Büyük bir vaka sükunet içersinde Anne karnında gelişen bebek gibi Büyük bir vaka sükunet içersinde Toprağı delip geçen nazenin ot gibi Dünyanın merkezindeyim şimdi </description>
<link>https://www.antoloji.com/dunyanin-merkezine-yolculuk-siiri/</link>
<guid>1209000</guid>
<pubDate>2009-06-30T20:50:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Bülbül</title>
<description>Bülbülüm naz makamında, Feryad ü figan ediyor. Kusva gibi, Kıtmir gibi, “Ahh bir cennete girsem” diyor.  Bülbülüm ten kafesinde, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bulbul-92-siiri/</link>
<guid>1170250</guid>
<pubDate>2009-04-29T13:37:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Koku</title>
<description>Ey küf kokulu hayat!  Seni gül kokulu Yarla değiştirir miyim sandın?  Sen salladıkça cazibeyle saçını Düşündün içten içe aklımı aldığını Heyhat ki ne heyhat! </description>
<link>https://www.antoloji.com/koku-54-siiri/</link>
<guid>1158815</guid>
<pubDate>2009-04-09T16:56:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Sebeb-i Alem</title>
<description>Sebeb-i Alem  Sebeb-i Alemsin Sen! Kainatın en Sevgilisisin Sen! Çöle inen bir nursun Sen! Asırlardır durmak bilmeyen, sevgi çağlayanısın Sen! </description>
<link>https://www.antoloji.com/sebeb-i-alem-siiri/</link>
<guid>1158808</guid>
<pubDate>2009-04-09T16:47:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Tek</title>
<description>Kara gece, beyaz sayfa Yalnız beden, kalabalık yürek Tezatlar girdabında boğulurken Kelimeler dökülmüyor kağıda tek tek.  Yürek yüreğe vermiş elalem </description>
<link>https://www.antoloji.com/tek-30-siiri/</link>
<guid>1143932</guid>
<pubDate>2009-03-15T16:33:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Küçüğüm</title>
<description>Küçüğüm, yüreciğin nasıl dayanır bu acıya, Annen bir yana düşmüş, baban bir yana. Sığınacağın kimse kalmamış sanma! Rabb her şeye kâdir, sakın korkma!  Ölüm seni köşe bucak kollarken, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kucugum-198-siiri/</link>
<guid>1141773</guid>
<pubDate>2009-03-12T17:04:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Rabbimin Gözdesi</title>
<description>Sen velî kullar misali, uzlete çekilmiş gibi günahlarından arınırken, ben günah, nefis, şeytan üçlüsü arasında gel-gitler yaşıyorum. Annenin gözlerinden süzülürken gözyaşım, boğazımdaki düğüm, gönlümdeki hüzünle, yalvarıyorum Erhamü’r-Rahimin’e seni elimizden almasın diye…  Sen “Ağla anne, ağla ki rahmet nazil olsun Mevlam’ın katından” diyorsun her nefes alıp verdiğinde. Anne gözyaşları da tane tane dua olup yükseliyor semaya sessizce…  Rabbim! Biliyorum senin Gözde kullarından biridir o. Ama senden niyazım, sevdiğini bizimle de paylaş. Onu bizsiz, bizi onsuz, hepimizi de Sensiz bırakma! ... Ya Rabbi! Muhyi isminin tecellisiyle yeniden hayat ver kardeşime…(Amin) </description>
<link>https://www.antoloji.com/rabbimin-gozdesi-siiri/</link>
<guid>1132777</guid>
<pubDate>2009-02-28T00:55:00+03:00</pubDate>
<author>Nurefşan Karakaş</author>
</item>
 </channel>
</rss>
