<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Nurcan Tepecik  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ney Sesinin Ezgilerinde</title>
<description>Sokak lambalarının Birer çakmak alevi gibi yandığı Kentin, Kıvrımsız yollarından attığın ilk adım Güneşin kızıl harelerinin Denize düştüğü bir sahile iner usuldan </description>
<link>https://www.antoloji.com/ney-sesinin-ezgilerinde-siiri/</link>
<guid>1546434</guid>
<pubDate>2011-04-22T17:26:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Kanlıca'ya Yolculuk (gezi yazsısı)</title>
<description>Kanlıca’ ya yürüyerek Çubuklu’ dan gitmenin keyfi başkadır.Daha çok deniz görürsünüz,önünüze uzanan denizle,arkanızda bıraktığınız denizin renkleri sizi daha çok çeker. Kavacık’ a geldiğinizde, Çubuklu’ ya yürüyerek nasıl gideceğinizi kime sorsanız gösterir size. Yolunuz üzerinde dikkatinizi çekebilecek çok önemli bir ayrıntı yok. Market ve siteleri saymaz isek. Çubuklu yokuşunu inmek,  15 - 20 dk. alacaktır. Çubuklu' ya inince eğer karşıya geçer ve binaları arkanıza alırsanız sağa döneceksiniz, binaların arkasında bir ilkokul var. Denize nazır nadir okullardan biri. Eğer karşıya geçmeden Kanlıca’ ya gidecekseniz Çubuklu merkezden sola döneceksiniz. Burada binalar oldukça eski ve ahşap, kimi bakımlı, kimi yıpranmaya terk edilmiş. Yaklaşık 30 metre sonra, sağda deniz kenarında küçük bir park var, bir iki bank olacaktı hala var mı bilinmez ama, bakımlı olmadığını söyleyebilirim. Parkın karşısında bir iki dükkan vardır. Bunlardan biri denize aşık bir adamın eşyaları ile donatılmış küçük bir dükkan. Diğerin de ise yıllar önce Paşabahçe Cam’ın ürünlerinin satışı yapılırdı. Camların, bardakların kalitesi bugün satılan Paşabahçe Cam ürünlerinin kalitesinden kat be kat fazlaydı. Benim özel bir bardağım vardır. Şimdi o dükkan da oto malzemeleri satılıyor olmalı, yeniden el değiştirmedi ise eğer.  Parktan çıkınca birkaç adım ötede, Çubuklu vapur iskelesi var.Gün içinde gelen vapuru azdır; ama, sabah ve akşama yolcusu olur. Yürüyeceğiniz yol denize sıfır konumdadır, sadece bir kişinin yürüyebileceği genişliktedir. Biraz dikkat etmeniz gerekiyor düşmemek için. İlerlerken arada birde boşluk vardır, önce inecek sonra çıkacaksınız. Sonra yine yola devam. Eğer pırıl pırıl aydınlık bir gün ise karşı kıyıyı da kısmen görebilirsiniz. Yürüdükçe önünüzde ve ardınızda mavili yeşilli bir dünya uzanır. Yolunuzun üstünde denize uzanan geniş bir taş uzantı vardır, o da hemen karşısında Çubuklu Balıkçılık okuluna ait. Kulübeler de beyaz kıyafetleriyle askerlerimizi de görürsünüz. Bu arada, o iskeleyi bazen martılar işgal eder. :)) </description>
<link>https://www.antoloji.com/kanlica-ya-yolculuk-gezi-yazsisi-siiri/</link>
<guid>1482414</guid>
<pubDate>2010-11-24T15:11:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Yani...</title>
<description>Dokunduğun yerde hala parmaklarının izi Yani tam şuramda... Yani,yüreğini yüreğime bırakıp gittiğin yerde. Ve işte tam orada Yerleşti derin bir sızı Yani tam şuramda... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yani-29-siiri/</link>
<guid>1468703</guid>
<pubDate>2010-10-21T17:14:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Belki...(deneme)</title>
<description>Belki gelirsin diye... duvarları boyattım ihtiyara,nasıl başardı bilmem,yinede arttırmış o azıcık boyadan bir tutam sarı boya. belki beyaz bir gül bulursam,şöyle kocaman bir tane,boyayı veririm bende en sevdiğin gülün rengine,ihtiyarın sakındığı azıcık boyadan bir tutam sarı alıp.  Bir tavanları boyayamadım,onlar içinde,akşamları ışığı yakınca,gökyüzünün altında uyuyormuş gibi hissetmen için bir yarım ay ve onlarca yıldız aldım. Yıldız kümeleri oluşturdum senin için... </description>
<link>https://www.antoloji.com/belki-deneme-siiri/</link>
<guid>1449602</guid>
<pubDate>2010-09-07T11:49:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Senli Sevda</title>
<description>Bir geceye sığdırdık biz, Aşkın tohumlarını, Sevdik,sevildik,biraz korkak seviştik  Nöbetleşe tutacakken sevdayı, Sabahı ayrılıkla biledik... </description>
<link>https://www.antoloji.com/senli-sevda-siiri/</link>
<guid>1447775</guid>
<pubDate>2010-09-02T16:39:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Bitmiştir Sevgili (deneme)</title>
<description>Bitmiştir sevgili kendime söylediğim yalanlar,sen karşılıksız sevilmenin tadına varırken,ben hiç sevilmeyeceğimin farkına vardım bir ve bir ve birkez daha. bitmiştir sevgili,hasretse yüreğe gömülmüştür,sevmekse taş basılmıştır bağırlara, bu yürek susmuştur sevgili,görmezden gelinmeye dayanamayarak,bir cümlelik veda kendisinden sakınarak susmuştur sevgili. ne sevmeye,ne sevilmeye kanmamıştır bu yürek ama sevgisizliğe,hiçliğe kanmıştır... yürek yorulmaz sevmeye,sevgili... umutsuzluktur yüreği yoran,yok sayılmaktır... </description>
<link>https://www.antoloji.com/bitmistir-sevgili-deneme-siiri/</link>
<guid>1447774</guid>
<pubDate>2010-09-02T16:38:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Seninle Aşktı</title>
<description>Aşk diledim Allah'tan,secde ettim,duaya durdum... İlk seni gördüm, Aşkı ilk sana sordum... İlk Aşkı ilk senden dinledim...  Seninle baktım uzaklara, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-seninle-askti-siiri/</link>
<guid>1447772</guid>
<pubDate>2010-09-02T16:36:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Biliyor musun</title>
<description>Sensiz deniz kıyısına gitmek bile gelmiyor içimden, oysa bilirsin denizi çok severim ve hiçbir şehir ya da ülke de deniz, böyle yeşil böyle mavi bir renk almaz. Benim en çok mavisini sevdiğim denizi, sen yeşilini içine çekerek seversin.  Orhan Velinin som yeşil dediğine, sen su yeşili dersin. Belki seni istediğin uzaklara götürdüğü için,kim bilir...  Sensiz kahve içmeninde bir keyfi yok, uzun zamandır da içmiyorum aslına bakarsan, kahve sevdiğinle sohbet ederken onun sözcüklerinin ve bakışlarının tadı karışınca güzel...Ne tuhaf, ben seninle hiç kahve içmedim ki, düşündüğümde kahvenin kokusunu anımsar, kahvenin sıcak buğusuna suretini resmeder, bakışlarının nazarında seni yudumlardım.  Biliyor musun? Sensiz hiçbir şey yapmak gelmiyor da içimden, biz birlikte hiçbir şey yapmadık ki. </description>
<link>https://www.antoloji.com/biliyor-musun-130-siiri/</link>
<guid>1447771</guid>
<pubDate>2010-09-02T16:34:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Seninle (deneme)</title>
<description>öğrendim ben beklemeyi...aşkın kavuşulunca değil,ayrılınca da aşk olduğunu, Yanmanın dokununca değil,hasret çektiğinde yanmak olduğunu seninle öğrendim... Sevdiğinde,hele de çok aşık olduğunda,sevgilinin mutlu olmasının senin mutlu olmana yettiğini öğrendim. Sesini,gülüşünü aylar sonra duyduğunda seni nasıl mest ettiğini öğrendim. Umutsuzluktan yine sevgilinin bir sözcüğüyle çıkmayı ben seninle öğrendim. Yokluğunda hayaliyle,özlediğinde sevgilinin kokusuyla avunmayı... </description>
<link>https://www.antoloji.com/seninle-deneme-siiri/</link>
<guid>1447770</guid>
<pubDate>2010-09-02T16:32:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Okyanus</title>
<description>ne kadar derindir... Sevdiğin kadar ve sevildiğin,vazgeçtiğin ve vazgeçmediğin kadar...Özlediğin ve özlendiğin,unuttuğun ve unutmadığın kadar...En güzel deniz süngerini bulduğun kadar derindir... Okyanus ne kadar büyüktür... Sevdiğin ve sevildiğin kadar,özlendiğin ve özlediğin...Ağladığın ve ağlattığın,güldüğün ve güldürdüğün kadar...En büyük inciyi bulabildiğin kadar büyüktür. Okyanus ne kadar uzaktır... Sevdiğine yakın olduğun kadar,yüreğinin onun için attığı kadar...Yıldızları onun gözlerinde görebildiğin,dalgaları onun dudaklarından öpebildiğin kadar uzaktır. </description>
<link>https://www.antoloji.com/okyanus-27-siiri/</link>
<guid>1447767</guid>
<pubDate>2010-09-02T16:29:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Kanlıca'dan Anadoluhisarı'na Selam (Gezi yazısı)</title>
<description>Bugün Kanlıca’dan, Anadoluhisarı’na yürüyeceğimiz yolda,yürüyüş yolumuz ana caddenin kaldırımları.  İsmail Ağa çay bahçesinde içtiğiniz taze çayın damağınızda bıraktığı,tatla yolculuğumuza çıkalım. Sezen Aksu’yu sevmeyen var mı içinizde, pek ihtimal vermiyorum, Ege’nin munzır kızını sevmeyeceğinizi. Kanlıca sahili,bir çok ünlüye ev sahipliği yapan bir semt.Bunların en başında Sezen Aksu geliyor.Bahçesi en büyük yalının ona ait olduğunu düşünüyorum.Sanırım onun gönül köşkü büyük ya ondan bu düşüncem.Evini bir albümüne de kapak yapmıştır hatta. Bizim yolculuğumuz yalıların olduğu tarafta, yalıların gölgesi eşliğinde olacak. Karşı taraftaki dik kayalık yamacın başı Mihrabat Korusu’dur.Denize karşı bir manzarayı seviyorsanız güzel bir yer. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kanlica-dan-anadoluhisari-na-selam-gezi-yazisi-siiri/</link>
<guid>1407190</guid>
<pubDate>2010-06-11T15:42:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Neredeyim?</title>
<description>SEN..yok musun,bundan sonra...  acı, bir fısıltıydı kulağımda bundan sonra o yok diyen...  yüreğimi bir trampet tokmağı gibi döven. </description>
<link>https://www.antoloji.com/neredeyim-29-siiri/</link>
<guid>1396455</guid>
<pubDate>2010-05-21T17:08:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>CAN 'ımdan Çekilirken</title>
<description>Yapma sevgili, Böyle derin sessizlikler içinde gitme, Ben kendi sessizliğimden senin sesinin limanına sığınmışken...  Susma sevgili, Beni,böyle keskin bıçağın izinde bırakıp gitme </description>
<link>https://www.antoloji.com/can-imdan-cekilirken-siiri/</link>
<guid>1372225</guid>
<pubDate>2010-04-07T13:49:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Küsmenin Sırası mı</title>
<description>Güneş olup kemiğimize,iliğimize işliyor önce Sonra ruhumuza sızıyor,biraz sinsice...  Kimse kapıdan bacadan kovamaz pek baharı Amma velakin çiçeklerin bu yıl pek yok ayarı...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kusmenin-sirasi-mi-siiri/</link>
<guid>1371645</guid>
<pubDate>2010-04-06T12:39:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Aşk ve Uzay</title>
<description>hiçbirimiz özgür değiliz tam anlamıyla... denizler bile özgür değil inanma,okyanuslar bile bağlı bir kıyıya...  yalnızca uzayda var özgürlük dediğin meret... Halley kuyruklu yıldızı kayıp giderken baktı mı,kuyruğum kime değiyor diye :) Çarpıyordu az kaldı,dünya dediğimiz,yuvarlak mavi bilyeye :) </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-ve-uzay-siiri/</link>
<guid>1371265</guid>
<pubDate>2010-04-05T16:53:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Yıldız Olmak</title>
<description>şu sıra keyif vermiyor hiçbir şey... yağmur altında ıslanmayınca yağmur gibi gelmiyor...  durakta otobüs beklerken üşümemek için, sigaraya başlamayı düşünüyorum... kırık bir kibrit aleviyle yakar ve bakarım tüm hayallerimin, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yildiz-olmak-3-siiri/</link>
<guid>1370175</guid>
<pubDate>2010-04-03T23:08:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Üç Saat</title>
<description>Bir evi olacaktı. İçinde deniz,kıyısında yelkenli. Denizde balıkları olacaktı  Hiç yapmadığı bir şeyi yapacaktı Doğacak her aydınlıkta </description>
<link>https://www.antoloji.com/uc-saat-3-siiri/</link>
<guid>1352387</guid>
<pubDate>2010-03-03T18:10:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Yaprak (Hikayedir)</title>
<description>	Genç adam, o gün daha başka bakıyordu çevresine, insanlara, yaşadığı hayata. İçinde sonsuz bir huzur hissediyordu.  Güne her günden daha erken başlamıştı. Annesi için odunları kırmış, ocak başına kadar götürmüş, hatta ocağı yakmaya hazır hale getirmiş öylece bırakmıştı. Evden çıktığında güneş henüz doğmamıştı. Bir gün önce coşkunca yağan yağmur, gökyüzünü dinlenmiş ve sükun içinde bırakmıştı. Sabah rüzgarı genç adamı ürpertiyordu; fakat o, rüzgarı derin derin içine çekiyor, sonra nefesini hafifçe bırakıyordu. Az sonra ezan okunacaktı. Camii avlusunda abdestini aldı. Hazır bekledi. Ezan okunmaya başlayınca camiye girdi ve namazını kıldı. Dışarı çıktığında güneş doğmuştu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yaprak-hikayedir-siiri/</link>
<guid>1352385</guid>
<pubDate>2010-03-03T18:04:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>Bir Tarih Kaldı</title>
<description>Adın,sessin ve gözlerinin rengine dair bir tarih kaldı aklımın,hafzalamın tadında  kalbimde sızı, midemde acı bir ağrı kaldı </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-tarih-kaldi-siiri/</link>
<guid>1325385</guid>
<pubDate>2010-01-18T11:40:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 <item>
<title>İnce Mevzu</title>
<description>İnce bir mevzu benim hayatım Ne genç bir kadına aşık oldum Ne genç bir adama Yani aşk-ı bahis değil mevzum  Ninemin el emeği göz nuru </description>
<link>https://www.antoloji.com/ince-mevzu-2-siiri/</link>
<guid>1287373</guid>
<pubDate>2009-11-13T20:19:00+03:00</pubDate>
<author>Nurcan Tepecik </author>
</item>
 </channel>
</rss>
