<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Nuran Talyak Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kadın</title>
<description>Kızgın çölde…  Ömrünün ateşiyle savaşta kadın En hasreti yaprak çiği ve su Ruhunda garip bir izlenme hissi Başını kaldırıyor </description>
<link>https://www.antoloji.com/kadin-522-siiri/</link>
<guid>1766336</guid>
<pubDate>2012-09-14T21:30:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Düş</title>
<description>Bir yaşam düşledim, bir kişiyle başlayan. Bu aileden ya da dostlardan fark etmez ama sadece bir kişi olacak, hayatın bütün karanlık günlerini, aydınlıklarını, mutlu mutsuz tüm duygularını yaşayacaksın o biriyle. Zorunluluktan kaynaklı kimseyi yollarına dâhil etmeyeceksin. Birlikte büyüyeceksiniz. Ağladığında, onun dizinde yaralar açılacak mesela. Güldüğünde yüreğinde filizlenecek gülümsemenin en güzeli. Sen yaşamın köprülerinden geçerken, o kollarını uzatacak ileri. Onun adımlarına da sen uzanacaksın gerektiğinde. Çukurlar da olacak tabiki köşe başlarında ama düşme tehlikenize karşı pamuklar hazırda bekleyecek sere serpe. Şelale sesindeki her tını kulaklarınıza misafir. Birlikte kitap okumaya başlayacaksınız, cümleleri ondan oluşacak, sözcüklerde bir tek sen. Tartışmalar yapacaksınız kendinizi geliştirmek adına ölüm üzerine olmayan insan üzerine örneğin ve öyle sonuçlar çıkacak ki dünyayı değil, dünyaları kavuracaksınız insansız…  Bir vahada yaşıyorsunuz diyelim. Kahvaltılarınızda keçiler sütleriyle eşlik edecek size, arılar bal kovanlarında bal sunacak ekmeğinize. Sincaplar çaldıkları fındıkları takdim edecek dokunulmamış haliyle. Cömert davranacak ağaçlar, tepsilerce meyveyi tattırırken. Tepsideki her meyve sen, ağaç köklerinde onun filizleri... Atlardan aldığınız hızla fırlayacaksınız kırlara. Başak dalları eğilecek günaydın demek için, güneş biraz daha parlayacak siz uyandınız diye ve semanın maviliğini hediye edecek sabahlarınıza. Papatya ülkesinde dolaşacaksınız uzun bir süre. Gül yaprağı sen de kokacak, yeşil dallarındaki çiğ taneleri onu ünleyecek. Önünüzde toprakla gökyüzünün birleştiği yeri bulamadığınız uçsuzluk. Siz yürüdükçe toprak yollarda bülbüller sesleriyle eşlik edecek gezmelerinize ve sazlıklardan ince şiirler okunacak yüreğe hitaben, her dizesinde aşktan nağmeler.  Gün öğleye yaklaşırken ömür sayfasının da ortalarındasınız artık. Okunan her satır yeni bir yaşam sunar size iki kişilik. Neler yaşanmıştır kimbilir ömrün ilk perdesinde. Akşamüzeri çay sohbetlerinde bu konu konuşulur her gün bıkmadan. Resimlerin soluk teninde sen, bakışlardaki unutulmuşluğun kırgınlığında o saklı. Berrak çayın dile kekre tadındasın, o tadın zevkinde. Elini uzatsan güneşi, kızıllığın içinden yakalayıp, yaşamının tek anlamı, tek dostun, annen, sevgilin, baban ya da o biri kimse, başına taç yapmak istersin, karanlık bastırmasın telaşıyla.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-dus-40-siiri/</link>
<guid>1761489</guid>
<pubDate>2012-09-02T22:19:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Bitik</title>
<description>Hasretin Kelimelere sığmaz en kuytu yerde Karanlık bocalıyor düşen damlaların ecrinden Sırım sırım, durmadan akan Her düğümü helak boğazımın yutkunuğu Sessizliğin insafsız yokuşunda </description>
<link>https://www.antoloji.com/bitik-8-siiri/</link>
<guid>1761056</guid>
<pubDate>2012-09-01T19:09:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>En Sevgili</title>
<description>Kavak yelleri aldı yükünü geri... Kavrulacak yeni bedenlere salmak üzere.  Köşelerimde beklemenin acı hazzını yaşamak için Uzattığın ellerini kapat,küçük sevgili Başını çevir ki...ufukta </description>
<link>https://www.antoloji.com/en-sevgili-14-siiri/</link>
<guid>1760922</guid>
<pubDate>2012-09-01T13:08:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>..İyiki...</title>
<description>Hani, suyun taşları eriterek aktığı Toprağı harmanlayarak tazelendiği, Güneşin doğmak için tüm yıldızlarla yarıştığı Ve kızarmış yüzü tan yerinde Güne sensiz başlamanın utancıyla Alabildiğine mavi </description>
<link>https://www.antoloji.com/iyiki-6-siiri/</link>
<guid>1731685</guid>
<pubDate>2012-06-19T00:13:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Su günü</title>
<description>Bir pazarın heyecanı.  Bir gün ki Gelişi bir yıl beklenen Yürüyen iki beden Yan yana Yağmur... </description>
<link>https://www.antoloji.com/su-gunu-siiri/</link>
<guid>1731681</guid>
<pubDate>2012-06-19T00:04:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Gelsen...! !</title>
<description>Helen mit tanrılarının kutsalı gözlerin;  Dorların tarihinde, aiollara nefretin öyküsü Dehşet tohumlarının ekildiği, ellerin kalkan kızılı Adın Adın yürek yarama tuz basma telaşında Oy yar… </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelsen-47-siiri/</link>
<guid>1731668</guid>
<pubDate>2012-06-18T23:50:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Nostaljik</title>
<description>Hayalini heba ettiği Pembe gülü soldurmayan ter kokusunda Sevgiliye Dağ eteğinde Dillenir mendil yarısı, mavi düşüyle. Ta ki bir şarapnel parçası… </description>
<link>https://www.antoloji.com/nostaljik-2-siiri/</link>
<guid>1651958</guid>
<pubDate>2011-12-21T23:22:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Hasretin...</title>
<description>Ruhsuz, gece yarısı zifirinde, Düşler yakamozlanır sabah gölüne ellerinin sıcaklığında güneş unutmalarım. Gece düş, tanda cehennem yanığı hasretin...  İfadelerim sığ </description>
<link>https://www.antoloji.com/hasretin-83-siiri/</link>
<guid>1647162</guid>
<pubDate>2011-12-10T20:55:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Bekleyiş</title>
<description>Küçücük bir odaya sığdı üç koca ömür... Bin bir renkli resim, Yaşanan anılarda Arzular vardı gizli dikilen iç ceplerinde… Çürüyen Gelecek hayalleri İstif depolarında Silikleşti ömürler, belirsiz gecenin kollarında. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bekleyis-531-siiri/</link>
<guid>1647148</guid>
<pubDate>2011-12-10T20:23:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Umuda Hasret</title>
<description>Yüreğini avuçlamalı insan  Şefkatle sarabilmeli  Onarmalı kanayan odacıkları  </description>
<link>https://www.antoloji.com/umuda-hasret-2-siiri/</link>
<guid>1647028</guid>
<pubDate>2011-12-10T15:35:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Olmalı Sonbahar Hüznü...</title>
<description>Ayrılmışlıkların korkularında isen alacakaranlığında sabahın yüreğin çığlık çığlığa fırlıyorsan Gökkuşağı rüyalarından Güneşe hoş geldin diyebiliyorsan alkışla Türkülü yüreğinin elleri uzanıyorsa sessizce, gizemli bir huzursuzluğun içinde fışkırıyorsa umudun </description>
<link>https://www.antoloji.com/olmali-sonbahar-huznu-siiri/</link>
<guid>1641445</guid>
<pubDate>2011-11-28T14:19:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Aynı Dize...</title>
<description>Kim bu… Kimin bu eller Neden düşük yanıma Kanı damarlarımda dolaşır gibi Düşüncesiz parmak uçları Yitik sonbahar yaprakları misali </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayni-dize-siiri/</link>
<guid>1640308</guid>
<pubDate>2011-11-25T23:54:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Gibiyim...</title>
<description>Çocuk cıvıltılarına hasret, Sabah seherlerim. Molozlarla yapılan son dansı kaybeden İnsan çığlıklarımın ardından Kaldırımlarımda adımlanan Yaralı serzenişlere inliyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-gibiyim-2-siiri/</link>
<guid>1635430</guid>
<pubDate>2011-11-14T23:21:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Hüzün mü Hüsran mı</title>
<description>Ve hüzün bekliyordu, sonbaharın narin yapraklarında kırgın, biçare Elimi attığım sol yan paramparça Oysa ilkbaharda yeniden yeşerirmiş kuru dalları hüzün ağacının Ben mevsim devinimini görmeden bilemedim. Yüreğim kış buzluğunda kavrulmadaydı…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/huzun-mu-husran-mi-siiri/</link>
<guid>1634022</guid>
<pubDate>2011-11-11T22:33:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Karamsar</title>
<description>Yaşam basamaklarının içinden bakarım. Çam ovalarıma, başarı sırlı bina temellerime, Omzumdan tek tek geçerken kavak yıllarım, El sallarım güneş gözlü, kırık yürekli çocukluğuma inatla. Kırgınımdır. Çocukluğumu yaşayamamışımdır asla. </description>
<link>https://www.antoloji.com/karamsar-33-siiri/</link>
<guid>1131552</guid>
<pubDate>2009-02-25T22:25:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Olsaydın</title>
<description>Yıldızlara öfke nöbetlerinde Acının kavruğunda,bahanelerle Şafağa köpürmezdim, Kuş sesi seliyle ererdim sabaha... Yollara dillenmezdim </description>
<link>https://www.antoloji.com/olsaydin-13-siiri/</link>
<guid>1110337</guid>
<pubDate>2009-01-27T08:33:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Gemi Limanda</title>
<description>Hazzın doruğundaki ince acı kavururken bedenini  Gecesi kara, gündüzü uzaktı geleceğine, Dokuz ay beklenen bebek doğdu. Gemi, limana girdi.  Kimsesiz rüyalarda gürültü hasretiyle aranırken ücralarımda </description>
<link>https://www.antoloji.com/gemi-limanda-siiri/</link>
<guid>1099022</guid>
<pubDate>2009-01-11T11:46:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgili babama</title>
<description>Ak sütlü kaşıklarda süt emziği gibiydi gelmelerin. Ve su gibi gitmelerin yeniden benim aklımda kalan kıssa:  Kafes ardından sorgularsan hayatı, ölüm basamaklarında tökezlemezsin. Oldu.  Gözlerine aktığım son gün, baba hasretiyle yana yana geldiğim hastane odası. İki bin üç yılıydı. Uzaklardayken duymuştum kalp krizi geçirdiğini. Gözyaşları içinde beyaz sakalınla yüreğimin derinlerindeki yaraya davet ederken seni, ikinci gün kaçtığın o garip yatak bile şaşırmıştı birden bire gidişine. Son kayboluşuna. O gün ben seni özlemekten ne kadar yorulduğumu fark etmiştim. Bir ömrü gidiş gelişlerle tükettik.  Sen yaşayarak, biz özleyerek gelişlerin tadını senli yaşamayı özlüyorduk baba Döndüğünde uçurumları aşmaya çalışırdık kısa aralıklarla. Gelişlerinde bir gidiş, varlığında hasret kokusu. Evde, küçük odanda yalnızlığı seçtiğin anlarda ki genelde bunu yapardın, biz kapı ardından dinliyorduk ruha huzur veren sesinle okuduğun ilahileri, ayetleri. Hala bir kasetin evde, senin okuyup dinleyemediğin kasetin biliyor musun? Bir kere gözlerime bakıp özle beni emi demeden gittin. Ama ben seni dinlemedim baba. Özledim seni. Çok özledim. Kendime borç bildim ücralarımda senin için ağlamayı yıllarca. Sen benim yavrumsun Türk filmi sarhoşluğunda kavuramadan bedenini gitmeyi seçtin. Hatırlar mısın bilmem sen Cüneyt Arkın filmlerini ne çok severdin. Sanırım Kör Oğlunda kendi kahramanlıklarını görüp tek kalemde on kişiyi devirebilmenin hazzını yaşıyordun Cüneyt Arkın bedeninde. Nasıl da heyecanlanırdık o tahta köprülerin zincirlerini koparırken ya da bir ermeni sultanının kızının yardımını şuh bir edayla kabul ederken. Haklıydı o her yaptığı yıkıntıda çünkü. Ve Gri gözlerini devirirken sofrada ben gözlerinde kan arıyordum. Seni göreceğim günler arı olacağını biliyordum ya da öyle sanıyordum  ama sen bal bırakmıyordun bana,diğer çiçeklerdeydi iğnelerin sürekli.üzgünüm baba sen benim hazinem olamadın. Sevgi çukuruna gizlediğin yosun tutmuş damarlarının beslediği, o buruk, o kırık ve biliyorum ki o hasta yüreğinle ellerimi tutamadın.  Ayağı kırık tahta köprülerimin çivisi olamadın. Biliyor musun balinalar yavrularını kaybedince kendilerini sahile vururlarmış ölünceye kadar. Onlar yaşam kaynaklarını yavrularından alırlarmış. Sen balinam olamadın. Senin yumurtaların çoktan batıp helak olmuş haberin olmadı. Arkadan ellerinle sahile attığın yavruların yosun emzirişiyle büyümüş, baktın ama elini uzatamadın. Ah! Yangınım, ağız dolusu acım bağıramadığım. Yürek acısı nasırım. Özledim diyemiyorum seni artık sen yaşarken almıştın seni. Çorak dolaplarda sakladık baba sevgisini fırtınaya inat. Her bıyıklı incitti avurtlarımı, her sakal şaşırttı bebek tenimde yalnızlığımı. Her baston tıkırtısı başımı döndürdü durak köşelerine ve yetim kaldım otobüs tekerlekleriyle her seferinde. Babalığı başkalarına biçtim ben de. kimine tam oturdu, bazısına eğreti durdu kimi de ömrümü aldı, gölgesinde senin varlığın vardı belki de. Ve ben seni özlemekten yorulduğum anda gittin özlemenin acısına şahitlik edemeden. Bu son gidişti. Ne bastonun, ne çıngıraklı saatin ne de yaşamda bize biçtiğin roller dur diyemedi. Hasretimse, hastane odasında unutmuşum özleyemedim seni. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgili-babama-4-siiri/</link>
<guid>1098984</guid>
<pubDate>2009-01-11T10:28:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 <item>
<title>Yok mu Bir Merci!</title>
<description>Kendimi şikayet ediyorum Gece yarısı ter basmalarında, hıçkırıklarla uyanan titrek bedenlerin korku dehlizlerini kapatamadığımdan ve çocuk bakışların çamurlar içinde aradığı güle hayalini gerçeğe döndüremediğimden suçluyum Bayram günlerinde kavurmayı mideme indirirken ve bunu ekranlara hangi profilim daha iyi görünür uğraşısıyla yaparken, bilmediğim bir yerdeki karın gurultularını, derenin sesi hoş geliyor edasıyla dinlediğimden suçluyum. Gençliğin deli dalgasıyla urgan kollarına sığınan çaresiz, sevgisiz, dışa vuramadığı duygularını iplere anlatan delikanlının yanında olamadığımdan, sessiz haykırışlarını dinleyemediğimden suçluyum. Kadın çığlıklarında duvarlara sıçrayan kana kırmızı leke diye baktığım, yılda bir kere kutsal saydığım kadınımı işkenceden sonra yarasını sarmak yerine, yara açtırmamak için eğitim vermediğimden ve taze dudaklara morarmadan tebessüm şarabını içiremediğimden suçluyum. Öz değerlerlerimi hiçe sayarak, insanı her şeyin üstünde tutmam gerekirken,saygı duyamadığım kadına bedensel arzularımı karşılamadığı noktada recm emrine uyup ilk taşı attığımdan,Töre adı altında işlenen cinayetlere ahlar vahlar edip en küçük aksilikte aynı dar kalıplarda suçu örtbas ettiğimden,erkeğimi banka, cebini kasa olarak görüp yapılacak en kötü şeyi ihaneti hoş gördüğümden suçluyum </description>
<link>https://www.antoloji.com/yok-mu-bir-merci-siiri/</link>
<guid>805260</guid>
<pubDate>2007-09-04T01:38:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Talyak</author>
</item>
 </channel>
</rss>
