<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Nur Gervan Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ge ce</title>
<description>Ge ce  sessiz Gece  bitmeden G ece  suskun…  Arızalı  bir  dokunuş Muteber… </description>
<link>https://www.antoloji.com/ge-ce-siiri/</link>
<guid>1176327</guid>
<pubDate>2009-05-11T11:14:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Gervan</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk</title>
<description>Bir  bulut  geçer  yüzünden   İzi  kalır Çekilirsin  köşe  bucak  etraftan Panjurlarını  indirip Ve aşk Küçük  çakıl  taşları  atarken  camlarına </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-1554-siiri/</link>
<guid>1163577</guid>
<pubDate>2009-04-17T16:17:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Gervan</author>
</item>
 <item>
<title>Günahsız</title>
<description>GÜNAHSIZ  Elinde çanta kaldırımların Sağ yanından akan sulara basmadan ….  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunahsiz-3-siiri/</link>
<guid>736453</guid>
<pubDate>2007-05-11T23:12:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Gervan</author>
</item>
 <item>
<title>Aldatmaca</title>
<description>ALDATMACA  Aldatmacalardan yola çıktığım günlerde Daha bir ile  ikinin  anlam kazanmamış  bir  yaratı Oluşmamışken Evrenselin  iz  bıraktığı ekranlardan akan </description>
<link>https://www.antoloji.com/aldatmaca-10-siiri/</link>
<guid>726793</guid>
<pubDate>2007-04-27T22:33:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Gervan</author>
</item>
 <item>
<title>ÖYKÜLÜ Şiir</title>
<description>Bir  elimde  kalemle  klasik  öykü  tanımlarına  uygun  bir  anlatıya  başlamak  geçiyor  içimden.  Mevsimlerden  sonbahardır  ve  hafif  bir  yağmur  çiseliyordur.  Sağ  taraftan  akıp  giden  trafiğe  inat  bir  sokak  lambasının  altında  tek  başıma  ıslak  pardesüye  sarınmış  bir  şeyleri  bekliyorumdur  muhtemelen.   Öykünün  içine  girmenin  ne  kadar  yararlı   olacağını  düşünürken  bu  soğuk  havada.   Karakterler  de  koymak  gerektiğini  düşünüyorum;  o  anda  bir  otelin   tam  da  suya  değen  ayaklarını  rıhtımda  seyrederken  gözlerimi  kapatıp  İstanbul’u  dinliyorum.   Beyoğlu’nun  arka  sokaklarından  geçerken  camdan  cama  uzanan  iplere  mandallarla  tutturulmuş  çamaşırların  üzerinden  dedi  kodu  yapan kadınların  sesleri  geliyor  kulağıma;  ama  yok  henüz  bir  karakter  yok  bu  öyküde  onlar   da  yoktu  muhtemelen.  Karşımda  bir  duvarın  boşluğu  kadar  boş  bir   ölünün  sesi  kadar  gürültülü  bir  akşamın  ürkünç  yalnızlığıyla  beraber  bir  sokak  lambası  altında  ben  flash  back  bile  yapamaz  durumdayım  sanırım.  Eğer  bir  geçimişim  olsaydı,  eğer  geşmişte  birileri  olsaydı  ne  işim  vardı  şimdi  bu  sırılsıklam  dünyada  tek  başıma  yanımdan  geçen  biir  otobüsün  yağmurla  karışık   mazot  kokusu  üzerime  siniyor,  duvarın  arkasında  top  oynayan  çocukların   seslerine  karışan  bir  ses… Elimde  kanları  henüz  kurumamış  bir  bıçağın  yere  damlayan  hayat  rayihaları… Nediiiim  gel  buraya! ! ! ! ! ! ? Annem  de    zeytinyağlı  dolma  yaptığında  beni   hep  böyle  çağırırdı;  eğer  adım  Nedim  olsaydı.  Benim  bir  annem  olsaydı  burada  ne  işim  vardı  ki…  bi  çift   yeşil  göz  bana  bu  cevabı  verebilir miydi  ki  tam  karşımda  duran  tüyleri  yağmurdan  birbirine  yapışmış  bana  bakan  bir   kedi…  gözlerinde  ölümün  açtığı  dayanılmaz  boşluk  ve  karşısında  ben… Nediiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiim  nerdesin  oğlum Kan  kokusuna  karışmış  bir  yağmur  sesinin  bütün  kirleri  arındıracağına  kanaatkar… Burada  anne  tam  karşında   yok  olmuşluğun  ıssız  karanlık  dehlizlerinde   yokluğun  bittiği   ve  karanlığın  başladığı  noktanın  ayırtına  varmaya  çalışan  bir  noktanın  ruhumda  açtığı  istihza  içinde…   Her  şeyin  bir  toz  ve  gaz  kisvesi  altında  döndüğü…   döndüğü,  dönüyoruz,  dönüyor…   Her  şey  dönüyor  derken  en  büyüklerden  de  büyük  bir…   savrulma  anından    öte  bir  kedinin  yeşil  gözlerine  bakarken  bile  dalınmauyacak  bir  uykunun  mahmurluğundan  çıkıp  uyanıklığa  değil  de  bilinmeze  kaymak  gözlerimi  kapatırcasına… </description>
<link>https://www.antoloji.com/oykulu-siir-siiri/</link>
<guid>726759</guid>
<pubDate>2007-04-27T21:50:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Gervan</author>
</item>
 <item>
<title>Resimli Deniz</title>
<description>RESİMLİ  DENİZ  Bir  balığın  günebakan çiçeklerine Hediye edilmiş fırçalarından  çıkmış  yol  resimleri Uzun  sıkıcı  devrik  cümlelerle oluşturulmuş Beden  dilinin  yansıması  su  yüzüne. </description>
<link>https://www.antoloji.com/resimli-deniz-siiri/</link>
<guid>699276</guid>
<pubDate>2007-03-26T22:33:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Gervan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
