<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Nur Acar Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Şimdi üstü kalsın</title>
<description>Akan bir yudum ırmaktı ömrümden Bir bakış sevdaydı gönüllere muhabbetim Ve ben hatırlarım Bir avuç bozuk paraydı tüm varlığımız Gazeteye sarılı sıcak yumurtalardı belki Üstüne şekerli sakız aldığım </description>
<link>https://www.antoloji.com/simdi-ustu-kalsin-siiri/</link>
<guid>3579243</guid>
<pubDate>2024-05-07T22:14:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Dünya Gayesiz Döner Dilhun.</title>
<description>Gerçek bir ruhun gözlerden aktığı saniyelerde dünya dönmeyi bırakır. Gamsız sevgili eğilir sevdalıya: 'Ben geceyi sevmem Dilhun.' Nikbin sevdalı gözyaşlarını içine çeker. Çoktan mutabık varlığından kalan son parçasını da yitirmiştir böylece. Dünya'nın hep döneceği ve ruhların hep akacağı zahirdir.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dunya-gayesiz-doner-dilhun-siiri/</link>
<guid>3529727</guid>
<pubDate>2023-11-29T23:26:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Bu hastalık ve bu akşam</title>
<description>Öyle bir boşlukla dolmuş ki ruhum ezelden Hiç fark etmemişim Kimse gözyaşlarıyla yakmayınca bu acısını kusan kesiği Hiç fark etmemişim kesildiğini Aynaya baktığımda sadece yüzümdeki yaralar mı beni kaplayan? Başka bir şeyler var mı oralarda? </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-hastalik-ve-bu-aksam-siiri/</link>
<guid>3498375</guid>
<pubDate>2023-08-12T23:38:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Kafamdaki kavaklar</title>
<description>Sessiz ve kurak bir avuç topraktı tenin Yakıcı fakat serin Bir kavak ağacının gölgesinde sana uzattım bedenimi Derinlerinden gelen tıkırtılarını dinledim Ya da kafamdaydı tüm bu sesler, tüm bu hisler Bilemiyorum </description>
<link>https://www.antoloji.com/kafamdaki-kavaklar-siiri/</link>
<guid>3476281</guid>
<pubDate>2023-06-04T18:59:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Sen</title>
<description>Seni sevdikten sonra hep böyle oldu Sen beni sevdikten sonra güzelleşti her şey Seni sevmek güzelleştirdi her şeyi Her zerrene öldüm aşkından Her zerrene bir canımı vereyim 9 canlı kedi olsam </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-4253-siiri/</link>
<guid>3472010</guid>
<pubDate>2023-05-20T20:01:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Gömlek</title>
<description>Gelgit yapan makine sesleri vurur inceden sızlayan başıma Oysa mecburi bir takım işler vardır Mecburidir tüm bu sesler Sesleri çıkaran adamlar da mecburidir Ufak adamların ufak isyanları da Bu ufak adamların yalanlarını dinlerim renkli bir makineden </description>
<link>https://www.antoloji.com/gomlek-2-siiri/</link>
<guid>3471952</guid>
<pubDate>2023-05-20T14:51:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Süt Su Şarap</title>
<description>Dağları ve ovaları ben yarattım bunu unutma Kolyemden parçalar kopardım Ve yıkadım bir annenin sütüyle Parmaklarımızdaki ve bileklerimizdeki kesikleri sardım Gözyaşlarıyla duruladım her birini Ceviz beşiklerde birikmiş gözyaşlarıyla </description>
<link>https://www.antoloji.com/ceviz-besik-siiri/</link>
<guid>3469563</guid>
<pubDate>2023-05-11T10:29:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Şubat</title>
<description>Bir şubat ortası sessizliğinde; üst üste yığdığı eski, belki de asla sevilmeyecek kelimlerle yazılmış kitaplarının yanına bir kız oturmuş. Kelimelerin sevilmeyeceğine kendini inandırmış ve sırtını buz gibi duvara dayamış. Kendi kendini tezahür etmeye çalışırken tırnak etlerini yemiş; kendini tüketmiş. Dizlerini karnına çekmiş, boynuna vuran tertemiz bir ayazı kirli duygularına sarmaya çalışmış. Birilerinin kuru ellerle saçını okşamasını beklerken neredeyse sokakta oynadığı bilyeleri nemli gözlerinden kusacak hale gelmiş. Sorulan yersiz iyi misin sorularına yersiz bakışlar yormuş, yorulan hep özbenliği olmuş. Bencillikten ben olmayı unutanların arasına hapsolmuş. Damağındaki kanlı bıçakları korkmadan yutmayı öğrenmiş. Tüm bunların arasında hafife alınmayı kabullenen tüm varlıklar için tüm varlıklara çığlık atmış. Hep doğruyu ararken hep yanlışı bulmuş. </description>
<link>https://www.antoloji.com/subat-57-siiri/</link>
<guid>3442323</guid>
<pubDate>2023-02-08T23:00:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Avuç Yara</title>
<description>Yenmiş tırnaklar ve öğrenmeye zorlanmış; uyuşmuş bir beyinden başkasına sahip olmamak üzere yaşıyoruz. Babamızın en son başımızı okşadığı anı hatırlıyor ve nefretle kendimize saplıyoruz ses tellerimizden gelen o yoksul, yoksun çığlığı. Bir daha asla o kadar sevilmeyecek olmamızın nefreti midir bu yoksa hiç sevilmemiş olmamızın mı bilmiyoruz. Sadece nefret ediyoruz var olmuş olan duygulardan. Pişmanlık duyulamayacak ancak memnun olamadığımız duygular. Bir tür hasret hissediyoruz sadece. Masaya oturuyoruz ve tekrar başımızın okşanmasını bekliyoruz. Gittikçe daralıyor zamanımız. Elleri saçımıza değmeyen herkesten nefret ediyoruz sevmeye mecbur olmadıkları için. Nefretimizi kendimizden çıkarıyoruz tırnaklarımızı avuç içlerimize bastırarak. Başımız okşanmayacak ve avuçlarımız yara olacak. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-avuc-yara-siiri/</link>
<guid>3422181</guid>
<pubDate>2022-12-08T00:31:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Yağmuru Bağışlar Tanrı</title>
<description>Tanrının bize bir lütfudur yok oluşlarımız. Kimse fark etmese bile yok olur anlarımız yavaşça ve sessizce. Bütün bu anlar fincanımızdaki çaya düşen soğuk bir yağmur damlası gibi bize ufak heyecanlar yaşatır ve biz ufak kaçışlarımızı yaşarız. Zaten hep ufak yaşamışızdır bu kaçışlarımız yüzünden. Anların yükü altında ezmemişizdir gönlümüzü ve yağmurla ıslatmamışızdır. Yaşamayı sadece sıcak çaya ve ufak üşütmelere bağlamışızdır.  Yok oluşumuzun bize ağır gelmemesinin sebebi de budur. Ağır gelmekten öte bu felsefeyle yaşadığımızı hatırladığımız anlarda yakarırız kendi tanrılarımıza. 'Bize bağışladıklarını bizden al, yok oluşu yarat; kalbimizi ısıt ve hissetmeyi bize bağışla.' O zaman tanrı en büyük lütfunu verir bize: Tanrının bize bir lütfudur yok oluşlarımız. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yagmuru-bagislar-tanri-siiri/</link>
<guid>3420303</guid>
<pubDate>2022-12-01T23:15:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Geçti</title>
<description>Artık eskisi gibi değiliz. Bazı şeyleri kaybettik; duyguları kaybettik, insanları kaybettik; varlıkları kaybettik; yaşadığımız olayların bize yaşattığı fiziksel ve ruhsal ağırlıkları kaybettik. Bütün bunlar için kimse suçlu değil. Çünkü bütün bunlar çalınmadı, yalnızca kaybedildi.  Dün tanıdığımız insanlar bu gün bizim ağırlıklarımızdan kurtulmuş bambaşka insanlar olabilirler. Artık biz o insanları tanımıyor olabiliriz. Ama bunun suçlusu kimse değil. Dolayısıyla bunu kabullenmek biraz zor. Çünkü tanımadığın bu yeni kişi karşına geldiğinde tanıdığın kişiyi arıyorsun. Bulamayınca yaşadığın o çaresiz öfkeyi "birilerini" ya da "bir şeyleri" suçlayarak çıkartıyorsun. Ama artık biz de insanların tanıdığı kişiler değiliz. Artık her şey geçti ve bizim ağırlıklarımız bizden gitmek üzere. Bu yüzden yapabileceğimiz en kolay şey durumları kabullenmek. Yapabileceğimiz en kolay şey aynaya bakmak ve kendi değişimimizi güzelleştirmek. Gerçekten çok zor şeyler yaşıyoruz ama bu yaşadığımız şeylerin bize kattıkları hiçbir zaman hafife alınacak gibi değil. Biliyorum yaşıyoruz ve bu gittikçe zorlaşıyor, ama en azından yaşıyoruz.   Acımasızca geçip giden zamandan geriye kalan sadece yalnızlıklarımız. -Sagopa Kajmer / 24 </description>
<link>https://www.antoloji.com/gecti-128-siiri/</link>
<guid>3410816</guid>
<pubDate>2022-10-30T23:33:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Prangalar</title>
<description>Şimdi gitmeliyiz sevda çiçeğim Gitmeliyiz yoksa vuracaklar boynumuza intihar ipleri Alacaklar aşkımızın en tatlı tebessümünü elimizden Alamasınlar diye kalemime prangalar vurdum ben Vurdum ki hafifletsin acımı Kaçamasın duygular benim bu kasvetli göğsümden </description>
<link>https://www.antoloji.com/prangalar-32-siiri/</link>
<guid>3386899</guid>
<pubDate>2022-08-06T22:01:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Koşuşturmalar</title>
<description>Artık boğuluyorum; ağustosun sıcağıdan mı yoksa bu çaresizlik silsilesinin boğazımda takılı kalmasından mı bilmiyorum. Artık dayanılmaz bir hal aldı. Ben gözlerinin içine bakıp sana yalvarırken artık halimden anlaman için sen gülümsüyorsun. Gül, senin gülüşün benim ömrüme verilen en naif değerdir. Ama anla. Anla artık nasıl bir hiçliğin ortasında sağa sola koşuşturarak çıkış yolu bulmaya çalışmamı, koştukça daha fazla hiçliğe gömüldüğümü. Ben sana yalvarıyorum artık bir karar vermen için, ya al beni diyorum ya bırak; ya sev beni diyorum ya canımı yak. Sen uzak gönüllerden de uzaksın, kolların açık ama sarılmama izin yok. Ruhumun kollarında yükselebileceğini sanarken sadece nefeslenebiliyorum; daha sonra tekrar koşuşturmam lazım. Zaten yorulmuş bu gönül yığılmak üzere yere. Büyük boşluklar içersinde kendinden geçip boşlukla bir olması an meselesi artık. Kelamlar bu gönülden büyük umutlarla çıkarken senin gönlünün kapısı kitlenmiş görmezden gelinmelerle. Ne yapacağımı bilemiyorum artık. Var mıyım sende yoksa yok muyum? Biz ne zaman varız ve yok olacak mıyız? </description>
<link>https://www.antoloji.com/kosusturmalar-siiri/</link>
<guid>3386603</guid>
<pubDate>2022-08-05T23:43:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Kedi, Gül ve Tanrı</title>
<description>Bir zamanlar bir kedi Güllerin arasında varırken sefaya Tanrı kızmış ona; Yaratmışken ben seni, ne yaparsın burada? Ruhu kurumuş kedinin Gözleri bakmış fezaya </description>
<link>https://www.antoloji.com/kedi-gul-ve-tanri-siiri/</link>
<guid>3384328</guid>
<pubDate>2022-07-28T21:24:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Kaos</title>
<description>Kısa, yeni boyanmış saçlar, çabucak romantize edilebilecek, sadece gizemli olunca sevilebilecek bir karaktere sahip, realist düşünmesi gereken konularda her zaman dramatik davrandığı düşünülen bir insan. Çabuk sever, yavaş unutur, unutan olmak istemez; unutma ihtiyacı duymaz ve unutulur. Yarım bardak kahve; insanın göğsüne oturan, haftalardır masada duran ama kimsenin kaldırmaya yeltenmediği. Kırılmış bir köşesi... İzmaritleri masaya saçılmış, adeta bir kaosun içinde yoğrulmuş ve beni temizleyin diye ağlayan sigara küllüğü. Masanın kenarında dizlerini göğsüne kadar çekmiş bir insan. Hayatı romantize etmeye çalışırken yanlışlıkla kendini bir filmin ana karakterine çevirmiş. Olmayacak şeylerin onun başına gelmesini beklerken kafasının içinde kaybolmuş bir karakter. Köşede bir eskiz defteri, her seferinde teknik çizimler olması istenirken, beyninin en kuytularından kağıda çizimler aktaran onyedilerinde bir kız. Daha bir gram sevgi görmemiş bir evi sıcak göstermek için alınmış koltuk takımı. Her seferinde tamamlanmamış nesnelerin küçük çaplı üzüntüsünü kendine dert edinen sanatçılar. Temmuz'un sonlarında sıcağın etkisiyle çoktan erimiş beyinler. Sevmeyi bilenler, bilmeyenler ve sevginin o kadar önemli olmadığını düşünenler. Hepsi garip bir yaz üzüntüsüyle küçük esnaf lokantalarında unutulmak için gün sayarlar. O kadar yalnızdırlar ki, yarım kalan her insan gibi hatırlanmadan unutulmak isterler. Yaşadıkları olaylar teyzeler tarafından "Aman sen daha kötüsünü görmemişsin." diye değersizleştirilir. Hayatlarına o kadar değersiz görürler ki, sadece daha kötü şeyler yaşadıkları hayatlarla doludur zihinleri. Çünkü bu insanlar gerçek hayatta asla ciddiye alınmazlar. Saçını boyayan insan gibi her ay yeni bir saç rengi denerler ama asla aynaya bakınca tatmin olmazlar. Aynalar baş düşmanlarıdır bu insanların. Çünkü aynalar "Ne yaşadım?" diye sorulduğunda hiçbir şey cevabını vermezler onlara. Bu insanlar yalnızdır. Kendi kendilerine konuşurlar, hatta yaşarlar hayallerini. Ama her sohbetin sonunda bomboş hissederler. Bir köşede kimse beni hatırlamaz umarım diyerek susarlar. Ama hep hatırlanırlar. Ve hiçbir zaman unutulmayanlar olmazlar. Unuturlar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaos-109-siiri/</link>
<guid>3383924</guid>
<pubDate>2022-07-27T11:03:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Ceket</title>
<description>Bir zamanlar göklere çıkardığın insanın kokusunun her bir ipliğine sığındığı mavi ceketi kaybedersen, ceket gidince insana yüklediğin tüm meleksel ifadeler de kaybolur. Bir hurdalığa çevirirsin hayatını, insanlar girer ve çıkarlar. Bazen bazı </description>
<link>https://www.antoloji.com/ceket-19-siiri/</link>
<guid>3383912</guid>
<pubDate>2022-07-27T09:03:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Uçuş</title>
<description>Bir kuşun uçmayı öğrenmesi gibiydi sana sevgim Hep oradaydı Sadece beklememiz gerekiyordu Zamanla zamanla Kuşlar öldü Biz uçuşu hatırladık </description>
<link>https://www.antoloji.com/ucus-16-siiri/</link>
<guid>3382893</guid>
<pubDate>2022-07-24T08:46:00+03:00</pubDate>
<author>Nur Acar</author>
</item>
 </channel>
</rss>
