<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Nilg&#252;n Marmara Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Pek Öncesi Ben</title>
<description>Yontusal bir dinginlikle sıralarım sözcüklerimi vasat bir yere bu duyumlanmaz imgeleme – taşkınlıktan ırak mı ırak  ah! ya benim ele geçirilemez coşkularım </description>
<link>https://www.antoloji.com/pek-oncesi-ben-siiri/</link>
<guid>2866295</guid>
<pubDate>2018-07-17T15:18:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Beden</title>
<description>Onun bedeni bir tımarhane içinde çok işçi, deli ve çalışkan!  onun bedeni bir kule. içinde çok basamak, karanlık ve nemli. güdürerek çıkarır merdivenlerden, </description>
<link>https://www.antoloji.com/beden-28-siiri/</link>
<guid>2866293</guid>
<pubDate>2018-07-17T15:15:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Toz-dem</title>
<description>Kısacıktı karşı yolculuklarımız kara ve deniz üzerinde-  Şafağın bodrumuna inerken sen, Hançerin ivmesiyle yükselirdim </description>
<link>https://www.antoloji.com/toz-dem-siiri/</link>
<guid>2672624</guid>
<pubDate>2018-07-03T16:18:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Yürek: Kutup Tan Vakti</title>
<description>su ılık burada. yine göç kendiliğindendi, yine gözlerim açık. bu gizli alanda ne görürüm, böylesine mavi ve saf, tek başına? ah! Bir oluk geceden acuna yönelmiş, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yurek-kutup-tan-vakti-siiri/</link>
<guid>2318985</guid>
<pubDate>2017-01-31T16:15:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Yabancıların En Yakınıydın Sen!</title>
<description>yaşadığımın farkında olmadığım gibi dökülüyor yaşlar gözümden.. ben böyle hep amansız ve zamansız ağlıyorum ya bu acı mağaramdan geliyor. ağlıyorum gene farkında olmadan bir yıldıza çarpmış da yere düşmüş parçacıklar gibi dağılıyorum. bu kadar mı çok sevdalandın ay’a da bu tutulma gündönümleri bitmiyor.  bak gördün mü gene koca yürekli adam, yüreğinin ertesinde kaldım.. bitip bitip yeniden yaşama başlama sevdan bulaştı tırnaklarımın arasına. oysa her saat başı tırnaklarımın arasına saplanan yaşamı kökünden kesip duruyordum.. iç sızın iç mağaramı böyle ayyuka çıkardı.  ve ben sana artık ‘iç sızım’ adını verdim. çünkü ben ne zaman ki gökten yeryüzüne savurduğun parçacıkların üzerinde yürüsem, topuklarıma batıp yüreğimi acıtıyordu. yüreğimi acıttıkça mağaram acıyor ve iç sızım oluyordun. bitap düştüm yaşamın kucağında bu kadar yaşama ve ölüme sevdalıyken. yorgunluktan beni bile taşımaz oldu şiirler. niye bu kadar mutsuzum, niye bu kadar acıya batmışım da çıkamıyorum bu mağaradan..  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yabancilarin-en-yakiniydin-sen-siiri/</link>
<guid>2318982</guid>
<pubDate>2017-01-31T16:14:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Burada Daha Ne Kadar Öleceğim</title>
<description>Burada daha ne kadar öleceğim?  Yeryüzüyle gökyüzünün aracısı olarak bulutu haraca kestiğiniz yerde? Ben size alışamam. gözüme saldıran güneş ışınlarında yüzünüzün yokoluşu. "Ağlıyordum, onu gönlümde isterdim ve sadece orada." Öylesine yoksulluk, bir aşk düşünün sihirli hiç karşılıksız... </description>
<link>https://www.antoloji.com/burada-daha-ne-kadar-olecegim-siiri/</link>
<guid>2318983</guid>
<pubDate>2017-01-31T16:14:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Sizi Sevmekte Ölüyorum</title>
<description>burada daha ne kadar öleceğim?   yeryüzüyle gökyüzün aracısı olarak bulutu haraca kestiğiniz yerde?  ben size alışamam.. tehdit: koltuğunuzun bedeninizle dolmaması.. tehdit: bir merdivenin uygunsuz konumu, gözüme saldıran güneş ışınlarında yüzün yokoluşu.. ‘ağlıyordum, onu gönlümde isterdim ve sadece orada..’ öylesine yoksulluk, bir sevi düşünün bu kadar yayılması günlere hiç karşılıksız…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sizi-sevmekte-oluyorum-siiri/</link>
<guid>2318981</guid>
<pubDate>2017-01-31T16:13:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Daktiloya Çekilmiş Şiirler</title>
<description>hiç kullanılmamış bir zamanın gözkapaklarını açıyorum  dünyamsın benim, zorbam, düzenim bundan gözlerim göğe çevrili ellerim denizde hiç katılmadan sende yaşıyorum </description>
<link>https://www.antoloji.com/daktiloya-cekilmis-siirler-siiri/</link>
<guid>2318976</guid>
<pubDate>2017-01-31T16:11:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Gökkuşağından Darağacı</title>
<description>Şimdi'nin bedeni yok, Yontuyor geçmiş bilgisiyle gelecek belki olur diye taşı, taşını kokluyor yontu dağılıyor...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gokkusagindan-daragaci-siiri/</link>
<guid>2318977</guid>
<pubDate>2017-01-31T16:11:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Kan Atlası</title>
<description>emel'e  "ben babamın yuvarladığı çığın altında kaldım." çolak mırıltılarla dövmelenen çocuk her gün her gece eğer adasında,gözü ağzı elinden alınmış, yosunlar sarmış bedenini çığlıklarken bunu su içinde... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kan-atlasi-siiri/</link>
<guid>2318978</guid>
<pubDate>2017-01-31T16:11:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Üşümüştüm...</title>
<description>üşümüştüm... düşlerimin üzeri açıktı, bendim, arzularımsa çıplak, onlardım, ufacıktı dileğim mavi suya; örtük bakışının dolaysız ısısı o kadarcıktı! </description>
<link>https://www.antoloji.com/usumustum-3-siiri/</link>
<guid>2318979</guid>
<pubDate>2017-01-31T16:11:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Cam Kelepçeye Evet</title>
<description>Ilık bir süzülüşle  Geri dön hayat, Bırakma yeryüzü salına tünemiş pek kara kuşlar Örtsün bakışımı, Görmek acısı sürsün </description>
<link>https://www.antoloji.com/cam-kelepceye-evet-siiri/</link>
<guid>2318974</guid>
<pubDate>2017-01-31T16:10:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Safir Dilek</title>
<description>Ey dilek koşulu aşkın; beyaz gül ve incelen oklar. Bir güz ağacı gövdesinde kapalı gerçekleşmenin kaynağı. Güneşe uyarlanamıyor dilek. Güz, kırmızı gülün düşmanı, el alıyor donuk karadan kalın oklara karşı. Barışsızlık sürüyor. Bu çılgın eğlentinin karşıtı bir yürek hangi kuşun sesinde dinlensin? Yinelenen bırakılmalarda ararken serin tınısını el, bir sınırı hatırlıyor, sonsuz! </description>
<link>https://www.antoloji.com/safir-dilek-siiri/</link>
<guid>2318972</guid>
<pubDate>2017-01-31T16:09:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Kokuyor Yüzeyi Bedenimin Her Gözeneği</title>
<description>Bundan böyle baktığımda gömütsü ince boşluğa bilemem martılar neye göre toplanırlar bilemem dizlerim neden çözülür böylesine güçsüzleşir dolaşımı kanımın uyuşurum bunca değişken mavinin görümünde uçarım ve karşı kıyı tehdit okunu kırdıkça sunağım orasıdır pek sık çiçeklerle ve cesetlerle giderim iyice daha sunmaya...  Ödünç aldım kokunu kendi tenimde, sen kokuyor yüzeyi bedenimin her gözeneği.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-kokuyor-yuzeyi-bedenimin-her-gozenegi-siiri/</link>
<guid>2318973</guid>
<pubDate>2017-01-31T16:09:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Kuş Koysunlar Yoluna</title>
<description>Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.  Hep böyle mi bu? Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer... Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kus-koysunlar-yoluna-2-siiri/</link>
<guid>2110503</guid>
<pubDate>2015-04-02T09:13:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Manolya</title>
<description>O zaman da aynı karanlık, aynı yarasaydı,  Manolya delirmezden önce. Büyükannemizin kocaman bakla bir evi, Uzun pencereleri vardı, sedirinde Ölü doğmuş fareler pembeliği. Okurduk leziz balgamlı gazetelerini büyükbabamızın, </description>
<link>https://www.antoloji.com/manolya-siiri/</link>
<guid>54907</guid>
<pubDate>2002-07-31T02:34:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Pembe Sevgili</title>
<description>Ey, öyleydi o!  Kedilik kafesinde yaşardı Kötülük denli gerçekti Dünyaya karşı güler, gülerdi.  Pembe sevgili </description>
<link>https://www.antoloji.com/pembe-sevgili-siiri/</link>
<guid>54214</guid>
<pubDate>2002-07-23T14:29:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Ancak Yazgıdır Bu</title>
<description>Sen ne getirdin bana çocukluğundan?  şen kahkahalar ulumalar dona kalmalar mı? Üzüncün senin hangi çağrışımlara uzandı benim eskil saatlerimde? geçmişsiz ve geleceksiz suç sevinçleri, deniz kıpırtılarınca yürek dalgalanmaları? </description>
<link>https://www.antoloji.com/ancak-yazgidir-bu-siiri/</link>
<guid>54213</guid>
<pubDate>2002-07-23T14:23:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Canım Sıkıntı Sınırı</title>
<description>Aydınlıkta köhneliği belirginleşen ve kentte ve konutta hiçbir şey neyse ben oyum. Öylesine  bağsız ve yeğniyim ki bu hafifliğin şiddetinin bedelini bir gün öderim diye düşünüyorum. Sanki varoluş beni cezalandırmak ister gibi; yoğunluğundan bana düşen payını benden geri alarak bu yoğunluğa, olur olmadık herkese ve her şeye fazlasıyla katlayarak sunuyor. Ülkem yok, cinsim yok, soyum yok, ırkım yok; ve bunlara mal ettirici biricik güç, inancım yok. Hiçlik tanrısının kayrasıyla kutsanmış ben yalnızca buna inanabilirim, ben. Yere göğe </description>
<link>https://www.antoloji.com/canim-sikinti-siniri-siiri/</link>
<guid>48092</guid>
<pubDate>2002-05-05T10:50:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 <item>
<title>Düşü Ne Biliyorum</title>
<description>Kimdi o kedi, zamanın eşyayı örseleyen korkusunda eğerek kuşları yemlerine, bana ve suçlarıma dolanan?  Gök kaçınca üzerimizden ve </description>
<link>https://www.antoloji.com/dusu-ne-biliyorum-siiri/</link>
<guid>48093</guid>
<pubDate>2002-05-05T10:50:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Marmara</author>
</item>
 </channel>
</rss>
