<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Nilg&#252;n Berbergil Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ömür İflasta</title>
<description>"Ölü ev"de "ölü ben", ne gelen var ne giden..  Çok garip bir kader, bir ömür yasta.. Ölümle kapanır ancak bu hesap, ömür iflasta.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/omur-iflasta-siiri/</link>
<guid>3630646</guid>
<pubDate>2024-11-04T07:05:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Sapla Samanı Karıştırıyor  Ehil Olmayan Yargıçlar</title>
<description>Üstün zeka  işidir sapla samanı karıştırmamak ve adil olmak.  Ehil olmayan bir yığın hayvansı ahmağa kaldı meydan, kimi adaleti katlediyor kimi gerçeği. Erdemli idealistler canından bezip küsüp saklandı, suça -suçluya kaldı meydan. Bir  tımarhanede  hâkimi savcıyı suçluyu mağduru oynuyor ehil olmayan ilkel sürüsü. Kafasına göre takılıyor herkes adaletten hakkaniyetten bihaber.  Sözlerin gücü yetmiyor artik anlatmaya, aydınlatmaya, haksızlıklara "tanık " olmaya  gücü yetmiyor.. Aldı başını gidiyor  adaletsizlik. Bir gece bir gündüz vardı ya hani, güneş doğmuyor artık hep karanlık hep karanlık.. Kuzu postuna bürünmüş kurt hiç anlaşılmıyor hiç seçilmiyor artık kuzudan. Şeytan "ben meleğim"diyor. Melekler  bile şüphe ediyor artık kendi kendinden. Ve sapla samanı karıştırıyor ehil olmayan yargıçlar, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sapla-samani-karistiriyor-ehil-olmayan-yargiclar-siiri/</link>
<guid>3630645</guid>
<pubDate>2024-11-04T06:58:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Tek Kişiyle Gömülen Cenaze</title>
<description>Tek kişiyle gömülen cenaze gibi... Özeti bu kadar koca bir ömrün. Nereye gitti onca emekler ? Anlamlar,  duygular nereye gitti ? Sevgiler nefretler nereye gitti ? Nerde o güzellikler o iyilikler ? Yariyolda bırakan ümitler nereye gitti ? Ne kadar anlamsizmiş çareler çaresizlikler. Hani der ya şair; " taşlara düşen saat gibi, ne artı ne eksi..Bir sağlık, bir sevinç, bir umut, hikâye hepsi" 16 Aralık 2020  </description>
<link>https://www.antoloji.com/tek-kisiyle-gomulen-cenaze-siiri/</link>
<guid>3630644</guid>
<pubDate>2024-11-04T06:47:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Kötülükten Hiç Beslenmedim ki</title>
<description>Kabuslar geçidi  ömür ! Yetmedi mi daha ne istiyorsun ?!  Bir canı  dört  mevsim kara kışta koyan bu  uğursuz iklim insana  müstehak mıdır ? Ner'de bunun yazı nerde baharı ?  “Kızılcık şerbeti içtim” dediysek kahrolmasın diye sevdiklerimiz  , kan mı kusturmalıydın ölene kadar ? Pişmekle - pişirmekle alakası yok bu yanmaların, bunca savrulup yok olmaların bir anlamı yok . Ben bu haksızlıkları hiç hak etmedim, ben kötülükten hiç beslenmedim ki.  2015 (NYB) </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-kotulukten-hic-beslenmedim-ki-siiri/</link>
<guid>3630643</guid>
<pubDate>2024-11-04T06:45:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Yoruldum (düz yazı)</title>
<description>Yoruldum..Bilip de susmak zorunda kalmaktan, söyleyip söyleyip anlatamamaktan yoruldum. Dilsizden beter oldum sonunda. Yüksek bir beyin ve yüksek bir beden enerjisiyle sürekli yaratıp sürekli üreterek , pratik - hızlı yaşamaktan , yavaşların ve yavaşlatanların tıkadığı yollarda takılıp kalmaktan , sabırsızlıkla kan ağlamaktan yoruldum. Vicdan taşımaktan yoruldum , vicdansızların vicdandan merhametten söz ederek ahkam kestiği – hayvanlık seviyesindekilerin insan geçindiği bu diyarlarda çok yoruldum. Her türlü şerefsizliği yapıp her türlü suçu işledikten sonra üste çıkarak işlediği suçlarla mağdur ettiği kişiye her şekilde ahlaksızca saldırarak "şeref"ten masumiyetten,mağduriyetten ,ahlaktan söz edebilen, sütten çıkmış ak kaşık rölünü etrafındaki ahmaklara kolayca yutturabilen arsızlardan yoruldum. Cesur olmaktan yoruldum. Ahlaksızlığı haksızlığı arsızlığı cesaret sanan ahmaklardan yoruldum . İki yüzlü yapmacıkların arasında doğal olmaktan yoruldum . Kapanıp, çıkmaz oldum insan içine en sonunda. Hep birileri için yaşamaktan yoruldum . Dünyayı - toplumu, başkalarını çok fazla düşünüp umursamaktan yoruldum. Çalıştıklarını sanırken çalışmayı bilmeyenlerden, beceremeyenlerden yoruldum. Tasarruf nedir bilmeyenlerden yoruldum. Zamanı değerlendiremeyenlerden yoruldum. Ben yüksek düzeyde adalet hakkaniyet duygularıyla insanca yaşamak için ağır bedeller öderken , öte yandaki beyinsiz bencillerin haksızlıklarına hukuksuzluğa tahammül etmek zorunda yalnız bırakılmaktan yoruldum. Çaresizce öfkelenmekten, hatalara düşürülmekten yoruldum. ..İşlenmemiş koca bir cevher parçası gibi bu kargaşada toza çamura bulanıp kapasiteme göre var olamamaktan , köreltilmekten , fark yaratamamaktan yoruldum. Musallat olup ayarımı bozanlardan yoruldum. Yanlış anlaşılmaktan yoruldum . Yoruldum yaşamaktan , yoruldum. 2020  (NYB) </description>
<link>https://www.antoloji.com/yoruldum-duz-yazi-siiri/</link>
<guid>3630642</guid>
<pubDate>2024-11-04T06:36:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Ehil Olmayanların Elinde</title>
<description>Sağ kalsak da,  sağlam kalmak  imkansız ehil olmayanların elinde heba olurken.Ne ehil olabildik ne ehil edebildik, insan çöplüğüne dönüstü dünya. Sistemler  kadar bozuk ayarlarımiz, kör tuttuğunu öpüyor.. "Yaşamak zor zanaat" oldum olası, hepimiz yaralı hepimiz sakat. Dünya dünya değil bir ateş topu, cehennem tam da burası işte. Benim  gibi saklanmış susuyor, utanıyor, kahroluyor farkında olan ; yok, yok  beceremedik yaşamasını. NYB </description>
<link>https://www.antoloji.com/ehil-olmayanlarin-elinde-siiri/</link>
<guid>3630641</guid>
<pubDate>2024-11-04T06:32:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Can Kırıkları</title>
<description>Kimin parmağı yok ki  bu tükenmişliğin, bu yalnızlığın  CAN KİRİKLARİnda. "Umut"  ya da "ceza" değil artık bu omuzlarimdaki  Sisyphus  işkencesi , "insanın  hiç bitmeyen kahramanca yaşam  mücadelesi" de değil. Toprak  kendisi kayıyor ayaklarımın altından artık, gök kendisi çekiliyor başımin üstünden. Anlam da anlamsızlık da geride kaldı, soğumuş  bir cehennem gibiyim,  yüreğim  yanmıyor  artık.   </description>
<link>https://www.antoloji.com/can-kiriklari-49-siiri/</link>
<guid>3425748</guid>
<pubDate>2022-12-19T19:29:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Pijamam Yeni, Kesmeyin Amca!</title>
<description>Gonca gül yaprağında barut yanığı,masum kursağında zehir hak mıdır amca? Bu acı –bu kahır masum yüreklere müstahak mıdır? Söyleyin dinler ve zalimler savaşları beslemesinler, bizi - masumiyeti kurban etmesinler artık hiçbir şey için, bizi görmezden gelmesinler hiç! Söyleyin, bize öğretmesinler artık kini nefreti, biz bu dünyanın geleceğiyiz, biz hep böyle mi büyüyeceğiz dünya durdukça,ne zaman düzeleceğiz söyleyin amca?   Yoksulluk mu daha zor yoksa ölüm mü? Parçalanmış ve kanlar içinde kalmış bedenime mi,yoksa ölümcül travma alan ruhumun yangınına mı, bunlardan daha çok koyan- ürküten yoksulluğuma mı yanayım amca? Pijamam yeni, kesmeyin amca..:((( </description>
<link>https://www.antoloji.com/pijamam-yeni-kesmeyin-amca-siiri/</link>
<guid>1972622</guid>
<pubDate>2014-03-04T04:08:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Güneşini Görmeden Açmıyor Gönül Bahçesinde Çiçekler</title>
<description>Aşk güneşini görmeden açmıyor gönül bahçesinde çiçekler. Her mevsim hazan-hüzün oluyor.Aslında sadece sevildiği yürekte ve sevildiğince sevebiliyor insan kendini. Ancak insanda sığınabiliyor insan Tanrıya. El ele,göz göze,gönül gönüle ancak kurtulabiliyor yalnızlığından.  Oysa ipotekler altında hayatlarımız. Herkes kendininkini değil bir başkasınınkini yaşıyor, borçlar ödemekle geçiyor bütün bir ömür kendini erteleyerek. “Yeter artık! ” diyebildiği anda ise,ölüm çoktan yerleşmiş oluyor hücrelerine.En güçlü umutlar,en yüksek enerjiler bile yeniden başlamaya izin vermiyor. Mutsuzluktan kazınıyor yürekler,canlar yanıyor.Direnin..  (A.L. Nyb) </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-gunesini-gormeden-acmiyor-gonul-bahcesinde-cicekler-siiri/</link>
<guid>1968360</guid>
<pubDate>2014-02-19T19:38:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Gönül Ustası</title>
<description>Bilirsin şimdi başka  bir anlam,başka  bir tat var, son baharda biraz hüzün,biraz veda,biraz aşktır sevdalar. Ayağı yere sımsıkı  basmış, gönlü dağlarda esen deli fırtınam,sakın benden evvel ölme bir tanem.   Bir saray yarattın yıkık bir viraneden “gönül Ustası ". Şiirler şarkılar türküler o viranede hiç böylesine yankılanmadı, gönlümde  senin sesinle hayat bulduğu kadar,hiçbir şey bu kadar anlam bulmadı.Tatlı olmadı hiçbir şey seninle olduğu kadar hoş yaşanmadı. Hiçbir kitap sarmadı beni sen kadar,senin gibi okunmadı. Kimse senin kadar “ana”,”baba”,“ kardeş”,”evlat”,”yar” misali hepsini birlikte davranamadı.. Gönlü dağlarda esen deli fırtınam,sakın benden evvel ölme bir tanem. Dağ gibi yaslandıkları ömrünü vakfettiklerin, 3 gün ağlayıp sensiz de yaşar, gönlü dağlarda esen deli fırtınam,sakın benden evvel ölme bir tanem.. Sen gelip mezarımda gene türküler söyler,ağlasan da gene ayakta kalır,güçlü yaşarsın,sakın benden evvel ölme bir tanem. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gonul-ustasi-2-siiri/</link>
<guid>1918284</guid>
<pubDate>2013-10-07T17:35:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Ooyy Benim "şimdiki Aklımla" Sevdiğim (düz yazı)</title>
<description>Ooyy benim “şimdiki aklımla” sevdiğim! Ooooyy benim ,hayatım hep ertelemekle geçerken  umutla beklediğim! Biliyorum yaşamıyorsun nicedir sen de.Senin farkın; acıların-kavganın-inadın sergilendiği o aynı eski sahnede takılmış oynuyor fakat tıpkı benim gibi,senin de artık nicedir yaşamıyor olman.. Bilmiyorum   “İmkansız”ı   başarır mı sevgili, kan kardeş çıkan acılarımız? Onarır –iyileştirir mi  aynı derece-aynı türden olan ölümcül yanığımızı? Yeniden doğurur mu   bizi küllerimizden bu sevgi  bu umut ? Suçluyorsun beni ama yanılıyorsun: farklı sanıyorsun beri yandaki bu hikayeyi. Sen bir türlü kabul edemiyorsun benim artık kabul ettiğimi; ahmaklar için yapılabilecek çok şey yok bu dünyada. Mum  gibi tüketir onlar güneşin ışıklarını,karanlığa boğarlar  aydınlığını. Farklı sanma  beni, sadece kurşunlara göğüs germekle,kanlı kurşunlara  gelmekle  “insan için”-“gerçek için”  ölünmez. Gözle görünmez,elle tutulmaz nice kahpe kurşun,nice koca yürekleri  vurup böyle iflah etmez şekilde  derin yaralar.Senden iyi kim bilecek halimi? ..Ve benden iyi kim bilecek halini? Ne dinlerin  “cennet vaadi”  ve  “cehennem tehdidi” için,ne de varlığı nerde ne şekil bilmem artık bir imparatora yaranmak için değildi bu arenadan zavallı bir leş olarak değil,haklı bir zaferle yüzü ak çıkmak isteyişin biliyorum. Adaleti bizden yana olmayan bu mahkemede, “var”  olan canlı varlığımızla çektiğimiz  acıların şiddeti, onun  hesabında olmayan bir büyük ünlem işareti olarak,hayatın  bütün silme ve yok etme  gücüne rağmen  “var” kalarak, onu bile ona yargılatmalıydı  eninde sonunda. Tozu dumana katıp göz gözü görmez eden korkular,acılar,akıl erdiremezlik,ölüm,yalnızlık ve daha nice canavar hayata az gelmiş gibi; bir de,kendilerine yaşam ve şu  sakat yapay sistemler tarafından “gladyatör” rolünün verildiğini bile fark edemeyen “zafer”  (!)  peşindeki  bu acımasız kurbanların pençelerini,açık bir talihsizlikle,küçük bir avmışsın gibi üstüne  salıp,seni,düşündüklerinin  eliyle-diliyle parçalatırken,onun gücüne sahip olmadan bu haksızlığı –bu nankörlüğü kaldırabilen sendeki o nokta kadarcık insan yüreği  onun tanrılığından bin kat daha tanrıydı evet sen ve senin gibilerde. Evrende,hayatın  kendisiyle düştüğü zıtlığı-çelişkileri ve vıcık vıcık  edilene kadar iğrençleşmesine izin-fırsat verdiği,doğamızın mecbur olduğu güzellikleri  ve manayı manasızlığa çevirdiği bu yeri ve bu işin kurbanlarını,herkesten  daha iyi anlamak  ve hakkını vermek için çırpındığından ötürü ve bu yükü,bu çileleri  ümitsizliğini bile bile kaldırdığından ötürü,bu “hiç” liğinde bile onun tanrılığından bin kat daha tanrıydı evet  sen ve senin gibilerin varlığı. Evet,ortalıkta görünmeyen bir sultanın keyfine –zevkine göre  birkaç kulaç ipek tel olmak için,yaşam kozasını üzerimize yıl yıl özenle örüp-ellerimizle üretmek ve bütün bu çabaların,bütün bu canlılığın hiçbir anlamı yokmuşçasına,tahammül  sınırlarımızı kat kat aşan kaynar acılara düşerek,bile bile ölüme,bile bile bilinmeze,bile bile madde olmaya gitmek,aklın bütün akıl erdiremezliğine ve  dilin-ifadenin tüm yetersizliğine rağmen kavranan öyle büyük bir haksızlık-  öyle büyük bir çelişkiydi ki,evet bu işin bir başka açıklaması olsa gerekti,haklıydın. “Hayatım bir maceradır.tabiatın bana verdiğini geliştirmek çabasının macerası değil,onun  bana vermediğini  elde etmek çabası.Hakiki olduğu kadar sahte bir eğilimle de. Bu yüzden gerçek tattan uzak,ebedi bir eziyet..” diyerek  Goethe’nin de ifade ettiği   gibi,belki de,aslında tabiatın bize verdiğini geliştirmek çabasının macerasıyla başlayıp,onun bize vermediğini elde etme çabasına kadar  kaçınılmaz uzanan bu yolda,kat edilebilirinden fazlasına göz dikmenin gerçek tadan uzak ebedi eziyetine mahkumduk  sen-ben ve bizim gibiler. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ooyy-benim-simdiki-aklimla-sevdigim-siiri/</link>
<guid>1750551</guid>
<pubDate>2012-08-02T22:09:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Ooyy Benim "Şimdiki Aklımla" Sevdiğim    "Sonsuza İki Bilet"</title>
<description>Ooyy benim “şimdiki aklımla” sevdiğim! Ooooyy benim ,hayatım hep ertelemekle geçerken  umutla beklediğim! Biliyorum yaşamıyorsun nicedir sen de.Senin farkın; acıların-kavganın-inadın sergilendiği o aynı eski sahnede takılmış oynuyor fakat tıpkı benim gibi,senin de artık nicedir yaşamıyor olman.. Bilmiyorum   “İmkansız”ı   başarır mı sevgili, kan kardeş çıkan acılarımız? Onarır –iyileştirir mi  aynı derece-aynı türden olan ölümcül yanığımızı? Yeniden doğurur mu   bizi küllerimizden bu sevgi  bu umut ? Suçluyorsun beni ama yanılıyorsun: farklı sanıyorsun beri yandaki bu hikayeyi. Sen bir türlü kabul edemiyorsun benim artık kabul ettiğimi; ahmaklar için yapılabilecek çok şey yok bu dünyada. Mum  gibi tüketir onlar güneşin ışıklarını,karanlığa boğarlar  aydınlığını. Farklı sanma  beni, sadece kurşunlara göğüs germekle,kanlı kurşunlara  gelmekle  “insan için”-“gerçek için”  ölünmez. Gözle görünmez,elle tutulmaz nice kahpe kurşun,nice koca yürekleri  vurup böyle iflah etmez şekilde  derin yaralar.Senden iyi kim bilecek halimi? ..Ve benden iyi kim bilecek halini? Ne dinlerin  “cennet vaadi”  ve  “cehennem tehdidi” için,ne de varlığı nerde ne şekil bilmem artık bir imparatora yaranmak için değildi bu arenadan zavallı bir leş olarak değil,haklı bir zaferle yüzü ak çıkmak isteyişin biliyorum. Adaleti bizden yana olmayan bu mahkemede, “var”  olan canlı varlığımızla çektiğimiz  acıların şiddeti, onun  hesabında olmayan bir büyük ünlem işareti olarak,hayatın  bütün silme ve yok etme  gücüne rağmen  “var” kalarak, onu bile ona yargılatmalıydı  eninde sonunda. Tozu dumana katıp göz gözü görmez eden korkular,acılar,akıl erdiremezlik,ölüm,yalnızlık ve daha nice canavar hayata az gelmiş gibi; bir de,kendilerine yaşam ve şu  sakat yapay sistemler tarafından “gladyatör” rolünün verildiğini bile fark edemeyen “zafer”  (!)  peşindeki  bu acımasız kurbanların pençelerini,açık bir talihsizlikle,küçük bir avmışsın gibi üstüne  salıp,seni,düşündüklerinin  eliyle-diliyle parçalatırken,onun gücüne sahip olmadan bu haksızlığı –bu nankörlüğü kaldırabilen sendeki o nokta kadarcık insan yüreği  onun tanrılığından bin kat daha tanrıydı evet sen ve senin gibilerde. Evrende,hayatın  kendisiyle düştüğü zıtlığı-çelişkileri ve vıcık vıcık  edilene kadar iğrençleşmesine izin-fırsat verdiği,doğamızın mecbur olduğu güzellikleri  ve manayı manasızlığa çevirdiği bu yeri ve bu işin kurbanlarını,herkesten  daha iyi anlamak  ve hakkını vermek için çırpındığından ötürü ve bu yükü,bu çileleri  ümitsizliğini bile bile kaldırdığından ötürü,bu “hiç” liğinde bile onun tanrılığından bin kat daha tanrıydı evet  sen ve senin gibilerin varlığı. Evet,ortalıkta görünmeyen bir sultanın keyfine –zevkine göre  birkaç kulaç ipek tel olmak için,yaşam kozasını üzerimize yıl yıl özenle örüp-ellerimizle üretmek ve bütün bu çabaların,bütün bu canlılığın hiçbir anlamı yokmuşçasına,tahammül  sınırlarımızı kat kat aşan kaynar acılara düşerek,bile bile ölüme,bile bile bilinmeze,bile bile madde olmaya gitmek,aklın bütün akıl erdiremezliğine ve  dilin-ifadenin tüm yetersizliğine rağmen kavranan öyle büyük bir haksızlık-  öyle büyük bir çelişkiydi ki,evet bu işin bir başka açıklaması olsa gerekti,haklıydın. “Hayatım bir maceradır.tabiatın bana verdiğini geliştirmek çabasının macerası değil,onun  bana vermediğini  elde etmek çabası.Hakiki olduğu kadar sahte bir eğilimle de. Bu yüzden gerçek tattan uzak,ebedi bir eziyet..” diyerek  Goethe’nin de ifade ettiği   gibi,belki de,aslında tabiatın bize verdiğini geliştirmek çabasının macerasıyla başlayıp,onun bize vermediğini elde etme çabasına kadar  kaçınılmaz uzanan bu yolda,kat edilebilirinden fazlasına göz dikmenin gerçek tadan uzak ebedi eziyetine mahkumduk  sen-ben ve bizim gibiler. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ooyy-benim-simdiki-aklimla-sevdigim-sonsuza-iki-bilet-2-siiri/</link>
<guid>1750549</guid>
<pubDate>2012-08-02T22:07:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Hadım Edilmiş Bir Harem Ağası Gibi</title>
<description>Yaşamak mide bulantısı,kusmuk haline döndü sonunda değil mi bezginliklerden? Düşünmek tutkusunun başa ne işler açtığını bilmez miydin sen? ..Sen ki mayın tarlasına önden sürülen eşek misali..Yaşama sevincinden yana nen varsa parçalanıp göğe savruldu../Didinip divrinip fikrinle boşluğa ektiğin tohum/evrensel bahçelerde yücelip filizlenirken/her geçen sene daha da altından kalkılmaz oldu değil mi/bu diyardaki kaçınılmaz yalnızlığın ve gönül yorgunluğu omuzlarında/Hadım edilmiş bir harem ağası gibi/yaşamla sevişememenin ıstırabına boyun eğmeden/Sadakatle korudun gene de o değerleri/Bir cenaze evinde kötülüklerden toplu uyanmanın kinsizliği ve bir düğün evinde coşkuyla oynamanın neşe birliği,onlarda ertesi gün için bile bir ders-bir fikir getiremedi bildin bileli (NYB) </description>
<link>https://www.antoloji.com/hadim-edilmis-bir-harem-agasi-gibi-siiri/</link>
<guid>1636536</guid>
<pubDate>2011-11-16T19:37:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Arkasında Hangi Bulutların Çarpıştığını..</title>
<description>Üç beş mısra ile çaksam tek sayfaya sıkıştırıp da şimşek hızında, aynı anda bin mananın ayrı tonda binbir  ışıltısını, fark  eder tanırsın nasıl olsa sen,bilirim dostum..Arkasında hangi bulutların çarpıştığını,anlarsın gözünle görmüş-elinle koymuşçasına (NYB) </description>
<link>https://www.antoloji.com/arkasinda-hangi-bulutlarin-carpistigini-siiri/</link>
<guid>1636533</guid>
<pubDate>2011-11-16T19:31:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Gönül Bağımın Son Bozumusun</title>
<description>Sırçasaray gönlümün son kırılışı/gönül bağımın son bozumusun/nadasa bıraktığımdan değildi elbet/gönlümün bir daha öylesi yeşermediği (NYB) </description>
<link>https://www.antoloji.com/gonul-bagimin-son-bozumusun-siiri/</link>
<guid>1636527</guid>
<pubDate>2011-11-16T19:20:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Ne İncinir Dostların</title>
<description>Her seferinde bir daha dirilmeyecekmiş gibi gelir yaşama sevinçlerin-güçlerin amma,o vahşi bir at gibiyken, yılmayıp,terbiye ettiğin ve bir amaç uğruna yük bindirdiğin akıl,şimdi keyfinin ve bezginliğinin ardından gidip sığındığı yalnızlık yamaçlarından yarın kopar gelir,döner gene koşullandırılmışlığına.Bilir hayatta artık başka çaresi olmadığını.Büküp boynunu girer çitten ağılına gene,korkma.Ne ilişkilerin yarım kalır ne işlerin.Ne incinir dostların..Gene sürer ömür emekçiliğin,gene ödenir bedelin iyi kötü,üzülme! (NYB) </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-incinir-dostlarin-siiri/</link>
<guid>1636525</guid>
<pubDate>2011-11-16T19:18:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Gerçeğin Ölçüsü Nedir? Sorusuna Cevap İsteyecek Çünkü Senden</title>
<description>İşte Tanrının yaz-boz tahtası  önündesin çocuk, yeniden../Sayısız ham hayal,sayısız ham tasarım ne silinmiş ne de karalanmış üzerinde/İşte hepsi bir yerde aynı anda; doğada,tarihte,hayatta,kainatta.../Tasarımdan oluşuma dek uzayan şu kimi zaman fena çelişmiş karmaşık çizgilerde merakla dolanırken düşüncelerin ve gözlerin,/gerçek diye,senin aynı sorularına ayrı ayrı cevaplar verecek türlü öğretiler,türlü bilgiler,/ öfkelendirecek seni önce bu tutarsızlık,hazır ol! /Ama ne başını kuma gömüp gizlenmekle,ne de herhangi bir çözümsüz fikre demirlemekle çıkabilirsin işin içinden bil ki! Gerçek,önce,gerçeğin ölçüsü nedir?  sorusuna cevap isteyecek çünkü senden (NYB) </description>
<link>https://www.antoloji.com/gercegin-olcusu-nedir-sorusuna-cevap-isteyecek-cunku-senden-siiri/</link>
<guid>1636523</guid>
<pubDate>2011-11-16T19:13:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşamayanlar Ölmez Garibim</title>
<description>Boşa akan nehir gibi yittin kurak çöllerin çatlaklarında/ en güzel güller,çiçekler yerine diken yeşerttin/ gök kuşağını paylaşamadın,griden başkasını göremeyenle/ oturdun ağladın,kalktın ağladın,girdin ağladın,çıktın ağladın çıra gibi yandın,yandın garibim,paylaşamadın../ ne sevinçler çoğaldı içinde, ne azaldı acılar </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasamayanlar-olmez-garibim-siiri/</link>
<guid>1636520</guid>
<pubDate>2011-11-16T19:07:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Çaresiziz Gülüm..</title>
<description>Ovaları sarartan yaz sıcakları gibi hayatın sıkıntıları/alır gider elimizden baharı,olgun başaklar etmek uğruna/büyük felaketlerse kışın karları,çürütür,köklerden zorunlu gene türeriz/ çaresiziz gülüm çook çaresiziz..(NYB) </description>
<link>https://www.antoloji.com/caresiziz-gulum-siiri/</link>
<guid>1636513</guid>
<pubDate>2011-11-16T18:57:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 <item>
<title>Aynı Hikaye,senin Benim Gibilerin Kaderi..</title>
<description>Trajediler yerine gerçeğini istedin ya mutluluğun/beğenmedin,sevmedin ya bu düzeni bir kere/ Sen de bir oyun bozandın işte benim gibi/ Ve çektin...Çook çektin sen de biliyorum! ../Dünya var olalı beri,hayatı, iç içe binlerce kafes haline sokan ahmaklar arasında/aynı hikayeydi senin benim gibilerin kaderi (NYB) </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayni-hikaye-senin-benim-gibilerin-kaderi-siiri/</link>
<guid>1636506</guid>
<pubDate>2011-11-16T18:54:00+03:00</pubDate>
<author>Nilgün Berbergil</author>
</item>
 </channel>
</rss>
