<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Necip G&#252;le&#231;er Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sen Valeydin (sevgililer günü nereden geliyor)</title>
<description>Kendinden ve birden başka böleni olmayan asal bir padişah tahtta idi o sıralar Konsantrepoliste. Ordu patiska seferini bir dahaki sefere bırakmış, Konsantre birinci ligi tatile girmiş Bamya spor ve Lahana idman yurdu taraftarları fikirsiz fütursuzca ellerinde takımlarının sembolü takke ve külahla dolaşıyordu Karaköy civarında. Parası olanlar haliç civarında arzı endam eğliyor, ilginçtir bunu parası olmayanlarda yapıyordu. İşte tam bu arzcıların endamcıların eyyamcıların içinde biri paralı diğeri beş parasız iki genç devşirme de seyir halindeydi. Lokmansuyla Cavitcan. Lokmansu küçük yaşta yetişmesi için verildiği zengin bir toprak ağasının sayesinde  para sıkıntısı çekmemiş, katıldığı bir kuşatma sırasında topu kendi kalesine  ateşlediğinden  sebep ordudan ihraç edilince içgüveysi mertebesine yükselip ağanın ortanca kızına yapmıştır sonraki  ortalarını. Cavitcan ise makus talihini son ana kadar kıramamış, hem zengin ailesinden koparılıp peltek, yoksul bir köylünün yanına verilmiş, orada yancılık stratejisi dersleri almış hem de peltek bir adamdan dinlediği içindir ki bütün sureleri yanlış öğrenmiştir. Gerçi bu pelteklik ilerleyen yıllarda Cavitcanın velinimeti olmuş, bir bedava ziyafet deyip oturduğu mevlit masasında Fatiha suresini titreyerek okumaya çalışmasını iman bütünlüğü sanan şeyhülislamın  kızına damat alınmış. Aksarayda tuhaf şeyler satılan dükkana ortak edilip  ilk tuhafiyenin de kurucuları arasına sokulmuştur. Neyse biz hikayemize dönelim, işte bu iki can yoldaşı haliç civarında yürürlerken bir kalabalığa rastlarlar, Lokmansunun ne işimiz var diretmesine karşılık içindeki avantacılığı bastıramayan Cavitcan sayesinde bedava bir şey dağıtıyorlardır umuduyla limanda tezgah açmış bir İngiliz denizcinin masasına kıyı kıyı yanaşırlar. O zamana kadar hayatlarında iskambil kağıdı görmeyen halk konsantre bir şekilde masaya odaklanmıştır. Tahmin ettiğiniz üzere şehrin ismi de o günden sonra değişmiştir. Denizci bağırıyordur ‘Find the black take the money’ o sıralar kimse İngilizce bilmediğinden bu denizci adamcağızın kalabalığa derdini anlatayım derken kahrından öldüğü söylenir. Adam ölünce ölüm hak miras helal deyip Cavitcan kağıtlardan birini cebine sokar. Biraz sonra oturdukları bir çayhanede Cavitcan elinde tuttuğu kağıttaki parlak adamın vale olduğunu öğrenir ve başlarlar Lokmansuyla şakalaşmaya. Sen valeydin ben valeydim iş giderek sarpa sarar. İlk tokadı kim yemiştir ilk tekme kimden çıkmıştır hala bir muamma gerçek olan şu ki kendilerini o vakitler Galata kadısı olan büyük büyük dedem Güleçerzade Necip Paşanın karşısında bulurlar. Necip Paşa adil ama tuhaf kararları olan bir kadı olarak anılırmış bütün Konsantrepolis hudutlarında. Aynı zamanda bir musiki grubunda kanun çalan bu zatı şahane ilk rap-musikinin harmanlayıcılarındandır. Bir şehzade sünnetinde musikiyi yanlış yerden heceleyip padişahın ‘mu neyi? ’ sorusuna verdikleri cevap sonları olmuş bütün grup üyeleriyle kelleleri cellat Kara Rıfkıya teslim etmişlerdir. Velhasıl büyük büyük dedem rahmetli Güleçerzade Necip Paşa bir birlerini perişan eden bu genç devşirmeleri karşısında görünce önce tebessüm etmekten kendini alamamış sonra valeyi ortadan ikiye bölüp gençlerin kulaklarına küpe yapmış. Bununla da yetinmeyen büyük dedem Lokmansu dönüp sen takkeni Cavitcana ver külahı da al demiş. Öylelikle 13 Şubat sen valeydin gününde dostlar arasında hediye alış verişi gelenekselleşip bir sevgi günü olarak kutlanmaya başlanacakmış ki dedemin aklına eşi Hacı Rukiyeyi kapalıçarşıya götürme sözü gelmez mi. Demiş ula kızanlar biz bu günü yarın kutlasak nice olur…. İşte o günlerde sevgi günü olarak kutlanan sen valeydin gününün hüzünlü bir o kadar da  gurur yüklü hikayesi, yolunuz düşerse Konsantrepolis civarında arkeoloji müzesinde başsız göreceğiniz mermer heykeller rahmetli büyük dedem ve grup üyelerine aittir. Ruhları şad olsun…  NECİP GÜLEÇER </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-valeydin-sevgililer-gunu-nereden-geliyor-siiri/</link>
<guid>1515138</guid>
<pubDate>2011-02-14T13:15:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Ziyaret Bahçesinde</title>
<description>Bahar zümrüt giyinmiş Efilleniyor salıncağı Tenha dallarında ağaçların, Yüzler yorgun, güleç, kavuşmuş Saltanat kayıkları Naylon tabaklar </description>
<link>https://www.antoloji.com/ziyaret-bahcesinde-siiri/</link>
<guid>1448122</guid>
<pubDate>2010-09-03T14:17:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Mavi Küf</title>
<description>serilelim güneşe yüzükoyun yönümüz gelincik alevleri havalansın bedenlerimiz yanyana pamuk döşekler gibi, üstümüz katmer katmer sidik kokusu dökülsün mavi küflerimiz </description>
<link>https://www.antoloji.com/mavi-kuf-siiri/</link>
<guid>1225443</guid>
<pubDate>2009-07-25T12:00:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Virgül</title>
<description>Meksila'ya,  Bir virgül gibi ayırıyorsun Kendinden sonraki tarihi Artık hayat ne eski hayat Ne de virgül </description>
<link>https://www.antoloji.com/virgul-17-siiri/</link>
<guid>1077066</guid>
<pubDate>2008-12-05T16:32:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Patuli</title>
<description>üşümek görmedim ben böyle, it gibi... rahmi yaralı bir kadın tuttu ellerimi, iki çocuk anası sırtımıza çaldık ayazı yasak </description>
<link>https://www.antoloji.com/patuli-siiri/</link>
<guid>968533</guid>
<pubDate>2008-06-15T13:38:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Mahalle Marşı</title>
<description>Ekşi bir renktir fakirlik Yavan tadların senfonisi Mutfak kasveti çoğul Yokluğun soylu tercümesi  Küçük tüp öksürür inceden </description>
<link>https://www.antoloji.com/kenar-mahalle-marsi-siiri/</link>
<guid>910009</guid>
<pubDate>2008-02-29T12:25:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Göz Banyosu</title>
<description>Tıraşı gelmiş  Yapış yapış ensesi, Pantolonundan fırlamış Gömleğinin yarısı, Ayak parmakları üzerinde Bir adam </description>
<link>https://www.antoloji.com/goz-banyosu-2-siiri/</link>
<guid>849946</guid>
<pubDate>2007-11-19T05:04:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Çocukları Öldürün</title>
<description>Vuruyor güneş Kurşun deliklerinden Yaralı çiçekleri, Seriyor meydanlara Utanmaz çıplaklığını tuğlaların Durmuyor kanaması çatlaklarında </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocuklari-oldurun-siiri/</link>
<guid>680578</guid>
<pubDate>2007-03-08T00:56:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Ütülmek</title>
<description>Torba torba ütülürdüm Yeşilli allı, sütbeyaz Camgöbeği bilyelerden, Ceplerim Gazoz kapaklarının küf tadı... Gelsin aşağı mahallenin çocukları </description>
<link>https://www.antoloji.com/utulmek-2-siiri/</link>
<guid>590226</guid>
<pubDate>2006-11-25T14:39:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Edebi</title>
<description>Edebi bir orospudur şiir Kalemimin altında kıvranan Zerdali kokar yeminleri, Çıplak Çırçıplak Ve </description>
<link>https://www.antoloji.com/edebi-2-siiri/</link>
<guid>368819</guid>
<pubDate>2006-01-22T15:02:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Fotoğraf</title>
<description>Çökmüşüm şafakleyin başına Bir paket erken sigaranın Yiyiyorum dumanı, Parmaklarıma doladım...  Öldürür yazıyor pakette. </description>
<link>https://www.antoloji.com/fotograf-77-siiri/</link>
<guid>367447</guid>
<pubDate>2006-01-19T19:52:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Büyük Menderes</title>
<description>Alev kızıllığı boşalıyor Döl yatağından toprağın Kundaklıyor köprülerini nehir Bir bir, alaca şafağın  Ege Deniziyle kavgalı </description>
<link>https://www.antoloji.com/buyuk-menderes-siiri/</link>
<guid>353745</guid>
<pubDate>2005-12-25T14:24:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Pamuğa Dair</title>
<description>Menderes Ovasında akça Patlar çiçek gibi Kursağından keser köylü Tarlaya çevirir suyu  Çapası salınır </description>
<link>https://www.antoloji.com/pamuga-dair-siiri/</link>
<guid>353735</guid>
<pubDate>2005-12-25T14:01:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Anadolu</title>
<description>Üstüne dökülmüş başakların Altın tozuyla güneş, Kızıllığıyla kavuşmuş Öpercesine kardeş.  Bölüşür onulmaz bir aşkla </description>
<link>https://www.antoloji.com/anadolu-40-siiri/</link>
<guid>351836</guid>
<pubDate>2005-12-21T18:04:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Deliliğe Methiye</title>
<description>Demirden kuyruklar takarım Şeytan uçurtmalarına Sersemliğine getirir rüzgârın Yük ederim sırtına, İpin ucunda çektiğim ne varsa...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/delilige-methiye-siiri/</link>
<guid>335624</guid>
<pubDate>2005-11-18T20:17:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Devrim Şarkısı</title>
<description>Höyüğümün en üst katına kurdum Çal karası gözlerinden bir şehir Tapınaklar ördüm suretine Çiçeklere bölündü silüetin.  Melodiler büyüttüm </description>
<link>https://www.antoloji.com/sanem-sarkisi-siiri/</link>
<guid>330751</guid>
<pubDate>2005-11-08T17:48:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Atiye Kadın</title>
<description> sarı badanalı yoksul bir sonbahar camlarda arap kızları, takılmışım gencecik dut ağacı önünde yediveren koruklarına </description>
<link>https://www.antoloji.com/atiye-kadin-siiri/</link>
<guid>322054</guid>
<pubDate>2005-10-19T13:59:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Para</title>
<description>Napolyon tekerlemesi; üç tekrar, Bok yemesi Lidya mucitlerinin Kerhane vizitesi; on sekizine dayanmış, Basbayağı  büyük dehası İnsan ahmaklığının..  </description>
<link>https://www.antoloji.com/para-30-siiri/</link>
<guid>271005</guid>
<pubDate>2005-06-14T21:19:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Tebeşir Kırıkları</title>
<description>sosyolog bir arkadaşa...  Sırtıma vurulmuş Taşınmaz bir çantaydı İlkokullu yıllarım, Kuytularda kesişirken kümeler </description>
<link>https://www.antoloji.com/tebesir-kiriklari-siiri/</link>
<guid>233949</guid>
<pubDate>2005-02-17T11:34:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 <item>
<title>Olimpiyat</title>
<description>Binlerce altın verildi  Silkmede Yüzlerce kilonun Altına giren kızcağıza  Sağolasın denmedi... </description>
<link>https://www.antoloji.com/olimpihayat-siiri/</link>
<guid>192443</guid>
<pubDate>2004-09-19T17:59:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Güleçer</author>
</item>
 </channel>
</rss>
