<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Nazlı &#199;alışır Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Üşüyorum</title>
<description>Kış bastırdı üşüyorum, aslında yataktan hiç çıkmak istemiyorum. Resim yapamadığıma göre yazılarıma döndüm, şöyle bir gözden geçirip, çar çabuk hazırlanıp önce iş yerime, oradan da kaçarcasına dergaha  gittim. Fatma her zaman ki gibi bilgisayarın başında, basıma girecek kitabın son düzenlemelerini yapıyordu. Kenan ise Nazım Hikmeti anma etkinliği için yurt dışından gelen misafirlerin hesaplarıyla uğraşıyordu, bana faturalar ile ilgili  bir şeyler anlattı ama anlamadım, anlarmış gibi yaptım. Büyük üstat ise yetmişi aşan yaşına rağmen yine şiir okuyordu zikreder gibi. Kenan bir ara dışarıya çıktı,geri döndüğünde elinde iki şişe şarap vardı. Küçük tüpün üzerinde şarabı kaynattık  Fatma gizliden içine bir şeyler attı yine,  o ucuz şarap enfes bir hale dönüştü. </description>
<link>https://www.antoloji.com/usuyorum-349-siiri/</link>
<guid>1816257</guid>
<pubDate>2013-01-14T08:14:00+03:00</pubDate>
<author>Nazlı Çalışır</author>
</item>
 <item>
<title>Sabah Yıldızı</title>
<description>Bu  sabah uyandığımda her sabah gibi yüzün geldi aklıma. Geceden kalma sabah yıldızı yatağımın başucunda bana gülümsüyordu. Elimi uzattım yıldızı avuçlarıma alıp dudaklarıma götürdüm.  İlk kez resim yapamadığım için kederlendim. Ünlü ressamların tablolarına bakarken Van Gog’a  takıldım. Nerede hastalıklı insanlar varsa onları arar bulurum her zamanki gibi. O müzmin hastalıkları değilmi onları diğer insanlardan ayıran.Bardağın içindeki durgun su gibi olsalardı, köpük köpük asileşmeseler, kabarıp taşmasalar nasıl ruhları baştan çıkarabilirlerdi? Düşünsene o zamanlar ünü bile olmayan, akıl sağlığı bozuk  bir hastayı tedavi etmeye çalışan doktorun, bu ünsüz bir ressamın elinden çıkan portresi yıllar sonra bir servet ediyor. Doktorun çabaları Van Gongu  kurtarmaya yetmese de ona ilham vermeye yarıyor. Ressam doktorun yüzündeki tuhaf bakışı yakalıyor, doktor belkide neyle karşılaştığının farkında..Belki de ilk kez mesleğinde şüpheye düşüyor? Tuhaf bir sevinç kapladı içimi, hastalığımı daha da sevdim, sen iyileştirmeye çalıştıkça direnen, beni daha fazla yaşamaya yaklaştıran hastalığımı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sabah-yildizi-12-siiri/</link>
<guid>1815117</guid>
<pubDate>2013-01-11T18:08:00+03:00</pubDate>
<author>Nazlı Çalışır</author>
</item>
 <item>
<title>Cennet</title>
<description>Korkacak bir şey yok,söylenecek de. Her şey yerli yerinde duruyor, duvardaki saat gibi. Her saat başı kalbim yerinden fırlayacak, yokluğun vuracak kalbimin tik taklarına. Yokluğuna döneceğim yüzümü, oysa, oysa... Yüzün yer yüzümdü görüp göreceğim cennet, işlediğim tek günah. Tanrı suçumu bağışlasın. </description>
<link>https://www.antoloji.com/cennet-126-siiri/</link>
<guid>1815116</guid>
<pubDate>2013-01-11T18:04:00+03:00</pubDate>
<author>Nazlı Çalışır</author>
</item>
 </channel>
</rss>
