<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Nadir Yıldırım Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Uzun Zamandan Sonra...</title>
<description>İlk defa köyüme uzaktan bakıyordum

Bir yabancı gibi…
Annemın mezarına rüzgâr öyle esiyordu ki

Düşünmemi bıle engelliyordu

İyot tadı alıyordum dudaklarımda…


Ama çok kirlenmiştim

Utanıyordum mezara yaklaşmaya…

Uzaktan ağlıyordum yalnızca

Eminim sesimi duyuyordu annem…


Bir an bir serçenin çalılarda

Suya kanat cırpışı gibi

Mutlu görüyordum kendimi

Ama hemen bir deve kuşu oluyor

Ve gömmek istıyordum yüzümü toprağa


Yaşlı bir martının bır kayalıkta

Denizi derin derin seyretmesi gibi

Dalıyordu gözlerim anneme....

Ve geçiyordu anılar bir bir...
Her yer buz kesiliyordu

Göç zamanıydı artık

Kırlangıçlar misali…

Ne zaman köyümü özlesem 
Denize hasret martılar misali 
Düşer kanadım...

Rüzgâr düslerimi alıp götürse

Silinir mi anılar

Özlemin kaybolan çaresizliğinde...

Yüzümü gömsem toprağına

Annem! 

Okşar mı ellerin yine beni

Bir çınar ağacının gölgesinde...

                 
Nadir Yıldırım </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzun-zamandan-sonra-siiri/</link>
<guid>1662182</guid>
<pubDate>2012-01-11T01:51:00+03:00</pubDate>
<author>Nadir Yıldırım</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Sabah Üşürken İstanbul</title>
<description>Kar savrulurken İstanbul üzerine 

Her taraf ölüm gibi beyaz… 

Karaköy… Eminönü… 

Martılar ahenkle süzülmekte  

Minaraler beyaz… 

Vapur beyaz… 

Caddeler beyaz…  

Balıkçılar bile yoklar bu sabah köprüde 

Bulutların rengine bürümüş deniz 

Bulutlar gibi üzgün 

Bulutlar gibi gri… 

Sanki İstanbul  

Mutlu ve huzurlu… 

Uyumuş bir bebek gibi 

 

Bilmezdim karın bu kadar yakıştığını   

Ayasofya’ya… 

Sultanahmet’e Çemberlitaş’a Kapalıçarşı’ya…  

Her tarafta bir sükûnet 

Bir telaşsızlık… 

Ya ben? 

Ben de huzurlu muyum İstanbul gibi? 

 

İşte 80’li yıllardan bir karlı gün 

Neden düştü aklıma bilmem … 

İlk gençliğim… 

Kardanadamlar yapmak istediğim bir gün…  

Odun közünden yapardım 

Gözlerini ve burnunu…  

Boynuna dolardım atkımı 

Ve en az onun kadar üşürdüm 

 

Şu an ciğerlerime kadar soğuğu hissetmek 

Ve bir bardak çay ellerimi ısıtırken  

Kaşığın bardakta çıkardığı sesi duymak 

Kaygısız o günlerime dönebilmek… 

Annemin sesi kulağımda işte 

Gir içeri artık üşüyeceksin oğlum derken… 

 

Topkapı’ya gelmiş tramvay… 

Koca şehir sessiz… 

Ve sevgili sana gelmek 

Annemi anımsamak kadar güzel…  

İstanbul kadar güzel.... 

Üşürken bu sabah İstanbul... 

Birlikte ısınmak kadar güzel… 

 

Nadir Yıldırım </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-sabah-usurken-istanbul-siiri/</link>
<guid>1662180</guid>
<pubDate>2012-01-11T01:41:00+03:00</pubDate>
<author>Nadir Yıldırım</author>
</item>
 <item>
<title>Oyuncaksız Çocukluğum</title>
<description>Küçük bir çocuktum… Rüzgârla yarışır koşar acıkırdım… Yağmur dinerdi ben çöp yarıştırırdım biriken sularda Güneşe koyardım çamurdan yaptığım oyuncaklarımı Kurudu mu sert bır taşa geldi mi kırılırdı Çok kısaydı ömürleri oyuncaklarımın </description>
<link>https://www.antoloji.com/oyuncaksiz-cocuklugum-siiri/</link>
<guid>1088661</guid>
<pubDate>2008-12-25T20:45:00+03:00</pubDate>
<author>Nadir Yıldırım</author>
</item>
 </channel>
</rss>
