<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Muzaffer Ko&#231; Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Düş Yarıkları</title>
<description>DÜŞ YARIKLARI  Tozkonmaz yerdir yürek! Aklın arkı geçer saf mayasından. Yaşamın çarkı orada döner Sissiz pussuz ve ezelsiz ahirsiz. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dus-yariklari-siiri/</link>
<guid>3219115</guid>
<pubDate>2021-02-06T18:37:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Son Gaflet</title>
<description>Kimsenin kimseyle davası yok aslında “Gerçek”in “hakikat”le kavgası yok aslında. “Aslolana şirk”in kimseye faydası yok aslında… Şu ki, el hakika, fi-il hakika; Kimsenin elsürümü yüzgörümü aynası yok aslında. Herkesin arkasında enkazı çok aslında… </description>
<link>https://www.antoloji.com/son-gaflet-siiri/</link>
<guid>1483036</guid>
<pubDate>2010-11-26T09:30:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Oy Kahin Dağlar</title>
<description>Dağ deyip geçme babooo!  Dağ dediğin Otu çöpü, börtü böceği Çalısı çırpısı, deresi tepesi… Ovası yaylası, suyu toprağıyla Yani içiyle dışıyla, altıyla üstüyle </description>
<link>https://www.antoloji.com/oy-kahin-daglar-siiri/</link>
<guid>1483032</guid>
<pubDate>2010-11-26T09:24:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Suç Ve Ceza</title>
<description>'Her büyük servetin arkasında bir suç gizlidir...' Balzac  Pembe çiçek, bordo çiçek, mor çiçek Beyaz çiçek, sarı çiçek, al çiçek Ağzı şaşkın, dili tutuk </description>
<link>https://www.antoloji.com/suc-ve-ceza-36-siiri/</link>
<guid>1396419</guid>
<pubDate>2010-05-21T15:26:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>En Uzun Ömür</title>
<description>Çok zengin oldum Çok uzun yaşadım Sanan A bre Sultan Süleyman!  Topu topu </description>
<link>https://www.antoloji.com/en-uzun-omur-siiri/</link>
<guid>1380774</guid>
<pubDate>2010-04-21T13:55:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Bergüzar Oğlu Ali</title>
<description>Oooy İstanbul İstanbul Evrine çevrinesin 'Dem'inden devrinesin Aldın Ali’mi aldın Dibinden devrilesin…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/berguzar-oglu-ali-siiri/</link>
<guid>1376297</guid>
<pubDate>2010-04-14T10:21:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Paranteziçi Ayraç</title>
<description>Bildikçe  Bilmediklerim Bildiklerimi kat kat aştı…  Kaçanı kovalarken Unuttuklarım </description>
<link>https://www.antoloji.com/parantezici-ayrac-siiri/</link>
<guid>1376289</guid>
<pubDate>2010-04-14T10:05:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Çetin Ceviz Düştü Dalımızdan</title>
<description>Şiirler vardır kurulamayan Sel suları gibi durulamayan Bir dizesiz andır; Bulanık dökülür aklın anaforuna. Tek bir satırın hevengine Bir çift sözcük bile dizilemez </description>
<link>https://www.antoloji.com/cetin-ceviz-dustu-dalimizdan-siiri/</link>
<guid>1376287</guid>
<pubDate>2010-04-14T10:03:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Şubat Yarısı</title>
<description>Kapak: Aşkım, Canım, Gönlümün Yasemin’i; Evliliğimizin ilk “sevgililer günü”nde (Hani sözün gelişi Bizim için bütün günler “sevgi günü” de…) Bugünü kutluyorum… </description>
<link>https://www.antoloji.com/subat-yarisi-siiri/</link>
<guid>1344883</guid>
<pubDate>2010-02-18T10:20:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Burası 'Bizim Memleket' Ustam!</title>
<description>“Dörtnala gelip Uzak Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan Bu memleket bizim…” (Nazım Hikmet)  Burası “bizim memleket” Usta! </description>
<link>https://www.antoloji.com/burasi-bizim-memleket-ustam-siiri/</link>
<guid>1344491</guid>
<pubDate>2010-02-17T16:12:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Derin Yelkenler Fora</title>
<description>Havalar soğudu birden. Dışarıda müthiş kar. İçinde toplaşmış öfkeyi Buzlandırıp üstümüze salıyor bulutlar. Poyrazdan prangasını koparmış Eğersiz semersiz bir at gibi bir fırtına; </description>
<link>https://www.antoloji.com/derin-yelkenler-fora-siiri/</link>
<guid>1339214</guid>
<pubDate>2010-02-09T12:01:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Yontutaş Altında Uçurtma Kuleleri</title>
<description>Ey turnalar turnalar!  Semah semaya kanatlarınız Gagalarınız cırıyor yüreğimin mavisini… Ağzınız göğsümde kuyuşur fısıltıyla İçiniz aymanaçık dilsiz ve yara…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yontutas-altinda-ucurtma-kuleleri-siiri/</link>
<guid>1256382</guid>
<pubDate>2009-09-17T13:50:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Kutsallıksız</title>
<description>Ulaşıldıkça ulaşılmazlaşan  Yapyalın bir yaşamdır Can parçam, Ayaklarımızı basmışız. Hiçbir kutsallığı yok, Ne güzel. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kutsalliksiz-siiri/</link>
<guid>1256378</guid>
<pubDate>2009-09-17T13:45:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Ayazda Zula Defteri</title>
<description>“Havalar değişti” demişti anam: “Mihrican fırtınası, ağustosun son yazı… Güz, ağır ağır girer göğsüne pencereden…” Bıldırcınlar geçerken eylülün ilk çemberinden Sararır yaprak, dalına tutunduğu gözpatlağı yerinden. Ve peşinden gelen çaylak fırtınası </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayazda-zula-defteri-siiri/</link>
<guid>1252561</guid>
<pubDate>2009-09-10T15:48:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Suyun Akarına Uçmak Var</title>
<description>'Ağlıyorum canım kardeşim' mi dedin!  Ağlamak da ağıtlar da birer minik parçamız değil mi malatyanın memedi gökveli idi darboğazın memedi ulupınar ne fark eder ki mirim su kaynadığı yerden akmaya başlar… </description>
<link>https://www.antoloji.com/suyun-akarina-ucmak-var-siiri/</link>
<guid>1237287</guid>
<pubDate>2009-08-14T09:48:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Yolcu Yolunda...</title>
<description>Akasyalar mor açıyor gönül bahçemde İçimde  begonviller eflatun... Ciğerime işleyen mucize nefesle avunuyorum şimdi. Destanların sessizliğini… Ve efsanelerin dilsizliğini soluyorum Akşamdan beri. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yolcu-yolunda-3-siiri/</link>
<guid>1230777</guid>
<pubDate>2009-08-03T12:51:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Deniz, Dalgalar Ve Tuz</title>
<description>Aşkın toprağı, suyu, havası Kökü, gövdesi, yaprağı ve çiçeği Hepsi yüreklerimizin bahar dökümü...  Yeşilgözümün bebeği Deniz dalgalar ve tuz... </description>
<link>https://www.antoloji.com/deniz-dalgalar-ve-tuz-siiri/</link>
<guid>1219082</guid>
<pubDate>2009-07-14T12:58:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Mülteci Kırlangıçlar</title>
<description>Kırlangıçlarım göçtü Kurudu gökyüzümün O kıvıl kıvıl kaynaşan kırçiçekleri... Turnalarım Kimbilir nerelerde Kimbilir kimlere </description>
<link>https://www.antoloji.com/multeci-kirlangiclar-siiri/</link>
<guid>1099761</guid>
<pubDate>2009-01-12T12:28:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Yeni 'Görücüye Çıkanlar'a...</title>
<description>Bir selam sürersin namluya;  gönderirsin dağcılara. Yeni “Görücüye Çıkanlar”a evirip çevirirsin söyleyeceklerini taraklı yatakta; tavana dikerek gözlerini: Dağlar </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeni-gorucuye-cikanlar-a-siiri/</link>
<guid>1087657</guid>
<pubDate>2008-12-24T11:01:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 <item>
<title>Kırlangıç Yangını</title>
<description>İ L K   K U L A Ç   Şiirleri ve öyküleri de yoldan çıkaran; “baştan savma”ya eviren, “ciddiyet”ini yokeden, çığırını sapıtan adı “belirsiz” konmuş gerçeklik! Hayali gerçekler! Bugünün en “ulu sığınağı” bu!  Bu “sığınak” sanatı da uyuşturdu. Doğadan ve toplumdan kopan “sanatçı” hayali “gerçeklikler” üzerine oturttu cüce çadırını... Temelsiz ve dipsiz bir kör laubaliliğin üzerine otağ kurdu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirlangic-yangini-siiri/</link>
<guid>1083113</guid>
<pubDate>2008-12-16T20:37:00+03:00</pubDate>
<author>Muzaffer Koç</author>
</item>
 </channel>
</rss>
