<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Mutlu Gavcar Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Güzelleme (serbest)</title>
<description>Gün olur ya hani güzelim; Yaralı ceylan gibi seker zaman Şeker acılaşır, çevre yabancılaşır Yağmurlara karışıp çözülür de mazi Avunacak masal bulamazsın. İşte o an buğulu camlara çarpan </description>
<link>https://www.antoloji.com/guzelleme-serbest-siiri/</link>
<guid>3762818</guid>
<pubDate>2025-11-28T23:34:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Cevapsız Sorular (11'li hece)</title>
<description>Seni buldum amma kendim yitiğim, Memlekette öksüz, gurbette yetim, Çatlak dudağıma su verecek kim? Yüreğim yanıyor, içemiyorum.  Mektuplar gelmiyor sürmeli yârdan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/cevapsiz-sorular-52-siiri/</link>
<guid>3762813</guid>
<pubDate>2025-11-28T23:17:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Buğday Başakları</title>
<description>-I- Alnımda karış karış çizgiler Kokusu burnumda tüter ekmeğin Işıltılı rüyadan akseden Umut desteleri emzirir Altın kâsesinde kavrulan taneleri. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bugday-basaklari-3-siiri/</link>
<guid>3739854</guid>
<pubDate>2025-09-26T17:09:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Sayamazsın (deneme)</title>
<description>Nice günler, mevsimler geçer. Nice mayıslar, temmuzlar, eylüller, kasımlar... Kaç kez çiçek açar ıhlamurlar, bademler, karanfiller, orkideler, lotuslar… Ve kaç kez yaprağını döker meşe, çınar ve söğütler. Kaç gece uykusuz sabahlarsın. Kaç bardak çay içilir en demlisinden. Kaç kez gözyaşınla yıkanır sabahlar. Sayamazsın.  Kaç şiir/ kaç şarkı dinlersin içli seslerden sabaha kadar. “Gözümde canlanır koskoca mazi/ Sevdiğim nerede, ben neredeyim?/ Suçumuz neydi ki ayrıldık böyle?/ Kaybolmuş benliğim, ben ne haldeyim?/ Gülmeyi unutan yaşlı gözlere/ Mutluluktan haber ver dilek taşı..." şarkısıyla başlarsın güne. Mutluluktan haber versin diye. Sayamazsın.  Sezen Aksu "İki gözüm seneler geçiyor/ Gönül ektiğini biçiyor." der kaç kez. Efkârın iyice birikir, sığmaz içine. Bin sitem edersin talihsiz ömrüne. Kaç kez "Ben Seni Çok Sevdim" şarkısı çalar plakta. Sayamazsın.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sayamazsin-siiri/</link>
<guid>3733928</guid>
<pubDate>2025-09-09T23:50:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Hicran İstasyonu</title>
<description>Hasret ateşimden tutuştu faylar Heyecan, endişe, nice olaylar.  Sevda kuraklığı, matem lalesi Gömgök ekin iken yandı buğdaylar.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hicran-istasyonu-2-siiri/</link>
<guid>3725633</guid>
<pubDate>2025-08-16T01:27:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Turkuaz Düşler</title>
<description>Fethiye kordon boyundayım; Güneş, pastel boyalarını almış eline Manzara kondurmuş huzur sandalına. Mora, maviye, laciverte dönen Denize daldırıyorum önce gözlerimi, Bir de çok sevdiğim turkuaz düşlere. </description>
<link>https://www.antoloji.com/turkuaz-dusler-2-siiri/</link>
<guid>3678516</guid>
<pubDate>2025-04-13T23:39:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Ah Babam</title>
<description>Bu sonbahar daha buruk benim için; Bir o kadar sarımsı, tatsız, tutuklu, Yüreğime saplandı ölümün paslı kılıcı, Duruyor karşımda hayatın en girift bilmecesi. Dallar perişan, yapraklar ıslak, Kuşlar, sincaplar bile çekilmiş etraftan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ah-babam-14-siiri/</link>
<guid>3667736</guid>
<pubDate>2025-03-06T01:32:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>O Son İstasyondayım</title>
<description>Bugün tekrar gittim o son istasyona Mahzun gözlerle baktı tren. Anladım, yine getirmemişti Sevdiğimi meçhule götüren. Tek tek gösterdim solgun resmini Herkes uzak, ürkek ve yabancı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/o-son-istasyondayim-2-siiri/</link>
<guid>3577051</guid>
<pubDate>2024-05-01T00:31:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Gelir mi, Gelmez mi?</title>
<description>Hatıra kuşandım cepken yerine Kurşundan maziyi sıkasım gelir. Yıllardır ağlarım kendi kendime Keban olup bendi yıkasım gelir.  Ezelden işlenmiş yazgına adım, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelir-mi-gelmez-mi-siiri/</link>
<guid>3511670</guid>
<pubDate>2023-09-29T20:28:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk u Safa (14'lü hece ölçüsüyle)</title>
<description>Dolandım şu âlemde pazar ile gülzârı,  Göremedim hiçbir iz bunca ahd ü vefâdan.  Dağladı düşlerimi hicranın yanık hârı,  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-u-safa-siiri/</link>
<guid>3461243</guid>
<pubDate>2023-04-12T17:47:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Zaman</title>
<description>Bir demet zaman devşirdim,  Yaşadığım keşmekeş hayattan.  Aldım avucuma sıktım, sıktım,  </description>
<link>https://www.antoloji.com/zaman-2012-siiri/</link>
<guid>3457753</guid>
<pubDate>2023-04-02T07:25:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Dostluk mu Dediniz?</title>
<description>Çağımız çılgınca acı ve çiğ; Ateşböceği şavkından söz Yankısı olmayan ses Umutsuzluğa hapsolan nefes Işığa karşı yabancı. Ne kadar da uzak </description>
<link>https://www.antoloji.com/dostluk-mu-dediniz-2-siiri/</link>
<guid>3425148</guid>
<pubDate>2022-12-17T23:12:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Eylül Sızısı</title>
<description>Gurbet yamaçlarını hüzün kapladı, Güz gürzünü eylül dala sapladı. Pitoresk bir tablo, notası: sızı Yaprak dökümüdür dökülen dizelerden. Sürgüne uğramış sürgünler gün ötesine, Kederden hıçkırıyor, bak her sine. </description>
<link>https://www.antoloji.com/eylul-sizisi-2-siiri/</link>
<guid>3396359</guid>
<pubDate>2022-09-06T21:44:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Tüm Savaşlara Hayır</title>
<description>Binlerce yıldır yüzlerce savaş yaptı, milyonlarca cana kıydı, adına insan denilen şu azgın canavar. Son savaş, Ukrayna'da, dünyanın gözü önünde son sürat devam ediyor.   Düşmanın gözü dönmüş, insafı yok. Uçaklar, makineler, silahlar, ölüm kusuyor. Bir türlü doymuyor emdiği kana, aldığı cana. Her dakika katlanarak artıyor kuşatma, saldırı, cinayet, vahşet, zayiat, acı ve yıkımlar. Yazık oluyor onca fidana, çiçeğe, toprağa, insana...  Biz de sıcacık evlerimizde, çayın yanında çekirdek, pasta, patlamış mısır yiyerek, sanki bir aksiyon filmi seyreder gibi izliyoruz savaş sahnelerini ve yorumlarını.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/savaslara-hayir-siiri/</link>
<guid>3340303</guid>
<pubDate>2022-03-01T20:28:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Kitlesel Salça Kutuları (deneme)</title>
<description>Kitlesel yığınların, salça kutularına tıkıştırılır gibi tıka basa doldurduğu yüzeysel meydanlardayız.  Soluk borumuzun buğularıyla nemlenen hissiz ve nasipsiz konuşma balonları savura savura ilerlerken, elimize uzanacak sıcacık bir elin, kütlemizi yakıp kül etmesinden korkuyoruz.  Bir tanıdığa rastlama ihtimaliyle ürken bakışlarımızı, sisler ülkesinin ardındaki buz dağına saplama telaşındayız.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kitlesel-salca-kutulari-deneme-siiri/</link>
<guid>3339735</guid>
<pubDate>2022-02-28T01:34:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Yazılamayan Hikâye (hikâye)</title>
<description>Kıştan kalma efkârlı bir bahar günüydü. Siyah benekli kurşunî bulutlarla kaplanmıştı gökyüzü. Güneşin zerresi bile yoktu. Sırtına lime lime, kahverengi, dar bir ceket geçirmişti kır saçlı, derin düşünceli, göç yorgunu adam.   Başı, bağrı, yakası açık; yağmura, çamura, sele aldırmadan, ağır aksak tırmanıyordu yokuşu. Yırtık ayakkabılarından sular sızıyordu ayağına. Hafif kambur olan beli yılların ağırlığı altında eğilen tavan tahtası gibi biraz daha bükülmüştü. Arada bir esen rüzgârın keskin kırbacını, iliklerine kadar hissediyordu.  Saçlarında şebnem, gözlerinde buğu, kalbinde çığlık çığlığa hicran şarkısı. Gidilememiş yerlerin, söylenememiş sözlerin, küllenmiş közlerin yankısı… Hatıralar zihnine, hasretler gönlüne, hayal kırıklıkları ruhuna, son yılların bir şiiri de diline dolanmıştı:  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yazilamayan-hikaye-hikaye-siiri/</link>
<guid>3339734</guid>
<pubDate>2022-02-28T01:33:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Nevruzun Bana Fısıldadıkları (deneme)</title>
<description>Düşmüştü hayaller bulanık suya  Daha gün doğmadan tel tel Düşünmek buz bize, dokunmak ayaz. Hapsolmuştuk kış boyu kör kuyuya Sararıp solmuştuk güzden evvel. Acır mı zamanın kirli dişlileri? </description>
<link>https://www.antoloji.com/nevruzun-fisildadiklari-deneme-siiri/</link>
<guid>3339730</guid>
<pubDate>2022-02-28T01:31:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Kapı (deneme)</title>
<description>Gökyüzünü andırıyordu kafasının içi. Bozkır yamaçlarının kırağı yumağı. Ilıman göçlerin çiğ ırmağı. Koyu karanlıkları parçalayan meteor parçacıkları. Kül rengi bulutlarla işlenen isli ağıtlar. Gelincik tarlasından yansıyan buruk tebessümler. Vahşi köpekleri sollayıp uykuda bile peşini bırakmayan sisli düşünceler. Kırk ikindilerde içini delen hasret yıldırımları. Sağdan soldan çarpan güneş kırıntıları. Krater soslu ay taşları… Demiştik ya, gökyüzünü andırıyordu kafasının içi. Zamanın kimi dilimleri, üzerine gül reçeli sürülmüş ekmek dilimine benzerdi. Ama gün olur, izbe uçurumlar bileşkesi bir mağaraya üşüşen yılanlar, yüreğini dişlerdi. Davul kendi boynunda, tokmak başkasının elinde de ona kalan konu mankenliği miydi? Ya bastıramadığı duyguların volkanik ateşi, karanlık düşlere kazınan, lotus şafağını yutan lodos çığlığı?!.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kapi-202-siiri/</link>
<guid>3339722</guid>
<pubDate>2022-02-28T01:16:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Olsun (deneme)</title>
<description>"Kays, çöllerin Mecnûn'uydu; ben ise buzun, ayazın/ Feryad ü figan dönerim kutuplarda devran-ı dem."  Geçen güz mevsimi, ikindiye yaslandığım bir hicret vaktinde bir gönül dostum “Bütün aşklar masal tadında yaşanmalı, mutlu sonla bitmeli.” diyen de var; “Aşkta vuslat olmaz, vuslat olsa aşk olmaz.” diyen de. Siz hangi fikirdesiniz? Size göre aşkın tanımı nedir?” diye sormuştu. Bu suale uzun soluklu bir cevap verememiş, şu kısa dörtlükle yetinmiştim: “Bilemedim nedir tanımı aşkın/ Cevap vermekte lügat bile şaşkın/ Yanmayana, yakmayana aşk demem/ Ruhsuz viraneye asla köşk demem.”  XXXXX </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-olsunnn-siiri/</link>
<guid>3324782</guid>
<pubDate>2022-01-16T22:46:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 <item>
<title>Köklü Bir Teşhis (deneme)</title>
<description>Gönül ve kalem ehli kıymetli dostlar,  Bugün 26 Eylül… Dil Bayramı… Ana sütü gibi candan, ana sütü gibi tertemiz Türkçemize gönül ve emek verenlerin Dil Bayramı kutlu; dili de ömrü de tatlı ve bereketli olsun inşallah…  Daha önce 16/04/2000 tarihinde bir gazetede yayınlanan, bugün Dil Bayramı vesilesiyle tekrar düzenlediğim "dil" konulu bu yazımı, şimdi sizlerle paylaşmak istiyorum…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/koklu-bir-teshis-siiri/</link>
<guid>3311227</guid>
<pubDate>2021-12-07T03:43:00+03:00</pubDate>
<author>Mutlu Gavcar</author>
</item>
 </channel>
</rss>
