<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Mustafa Soner Acar Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Söylemeye Değer</title>
<description>Hep sarı papatyalar götürdüğüm kıza, Bugün kırmızı bir gül vereceğim.  Aşık olmak suç mu ki, İtiraf edeceğim?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/soylemeye-deger-siiri/</link>
<guid>1415626</guid>
<pubDate>2010-06-30T09:13:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Canım ile Kıymetlim (Hikaye)</title>
<description>Bir arkadaşım durup dururken bana, 'Visual Studio'nun 6. sürümü çıktı' dedi, 'sana CD’sini getireyim mi? ' Ben de program yazıyorum ama Visual Basic kullanmıyorum, yani hiç ihtiyacım olmaz. Yine de lüzumlu lüzumsuz her şeyi biriktirme huyum olduğundan 'Peki, getir, ne işime yarayacaksa! ' dedim.  İki-üç gün sonra üniversitede gezinirken; tam kafeteryanın kapısına gelmiştim ki, arkamda yürüyen iki kızın konuşması dikkatimi çekti. Birisi, 'bir yerden Visual Studio CD’si bulmam lazım' diyordu. Geriye dönüp 'Bende var, sana getireyim' dedim. Büyük bir sevinçle 'Getirir misin? Harika! Seni nerede bulurum? ' dedi. 'Elektronik mühendisliğinde okuyorum.' dedim. 'Yakınmış yerimiz, ben de Bilgisayar'dayım.'  O CD'nin ne sebeple elime geçtiğini çok zaman sonra düşüne düşüne anladım. Orada bir kıza rastlamış ve onu çok sevmiştim.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/canim-ile-kiymetlim-hikaye-siiri/</link>
<guid>1140388</guid>
<pubDate>2009-03-10T15:00:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Ne Zaman (Hikaye)</title>
<description>Gitmek üzere kalktılar. Dış kapıya inen, tahtadan yapılmış ve oldukça dik bir merdiven vardı, delikanlı apar topar aştı basamakları. Yukarı baktı ve kızın inmesini bekledi: Kız ellerini saçına götürmüş, acelesiz adımlarla ona yaklaşırken delikanlının yüzüne bakıp gülümsedi. Öylece durup onu seyrederken, sık sık içinde duyduğu bir soru geçti delikanlının aklından: 'Biz ne zaman evleneceğiz? '  Tanışalı yıllar olmuştu; on yıl galiba, belki de onbir! Tabii her zaman böyle yakın değillerdi, fakat özellikle okul bittikten sonra birbirlerinin kıymetini anlamış, dostluklarının ne kadar önemli ve ne kadar güzel olduğunu farketmişlerdi. Herşeylerini böyle içten paylaştıkları başka kimseleri yoktu ki! Bir hüzün anında; bir kelime, bir bakış, ya da sadece dostunun varlığını hatırlamak huzuru getirir; bazan iki hafta telefonda bile görüşmez, ama ihtiyacı olduğunda veya çağırdığında diğerinin yanına koşacağını bilirlerdi.  Zaman zaman kızın sevdiği birileri olur, ona anlatırdı. Delikanlı da değişik zamanlarda değişik kişilere tutulmuştu. Fakat dostu için 'Ona hiç aşık olmadım' dediği halde, başkalarını severken bile hep evlenmek istediği insan O'ydu. Kız da bunu biliyordu elbette; kaç kere konuşulmuş, kaç kere teklif edilmişti; ama ne kız bu tekliflere darılmış, ne de delikanlı reddedildiği için üzülmüştü, ikisi de buna alışıktı. Kız delikanlıyı çok seviyordu; o, onun dostuydu...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-zaman-hikaye-siiri/</link>
<guid>1118277</guid>
<pubDate>2009-02-08T12:59:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Şairler Yalan Söyler</title>
<description>Ben değildim ki, 'Şairler yalan söyler' diyen. Ama doğrudur, yalandı hepsi. Ne 'nehrin vardığı deniz'din sen; Ne 'dalgaların vurduğu sahil' Ama alelade bir kız da değil! </description>
<link>https://www.antoloji.com/sairler-yalan-soyler-siiri/</link>
<guid>1118273</guid>
<pubDate>2009-02-08T12:49:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Yalancı</title>
<description>Numara yapma karşımda!  Yine 'sevmiyor' çıktı, Şu papatya kadar olsun Canın acımadı.  (28.11.1998) </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalanci-134-siiri/</link>
<guid>1118272</guid>
<pubDate>2009-02-08T12:47:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Okul Arkadaşları</title>
<description>Bir telefon rehberi dolusu vefasız tanıyorum. Ve kapımın zili gibi ölüm sessizliğinde Özlenecek anlar hatırlıyorum. Ayaküstü bir selam kadar Kuru olsa da gözlerim, Ağlamak istiyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/okul-arkadaslari-2-siiri/</link>
<guid>1118271</guid>
<pubDate>2009-02-08T12:45:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Karanlık</title>
<description>(1)  Ayyüzlümü göremediğim aylar, Günyüzü görmüşüm, neye yarar?  (2) Güneş ıskalıyor penceremi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/karanlik-224-siiri/</link>
<guid>1118265</guid>
<pubDate>2009-02-08T12:35:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Rubai-i Leylî</title>
<description>Mâh-ı temam'da suret-i bedir. Bu hüzn-ü buhran menbaı nedir? Hubb-u ela'dan sebebdir derdi, Leyl'e zifrî kesafet verdi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/rubai-i-leyli-siiri/</link>
<guid>1074693</guid>
<pubDate>2008-12-02T01:01:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Yolculuk (Hikaye)</title>
<description>Peronların arasında koşuşturup duran bu insanların görüntüsüne o kadar aşinayım ki... Sanki hepsini tanıyorum, çoğunu daha önce görmüşümdür muhakkak. Ben de buraya çok geldim çünkü, herkes gibi. Taksiden inenler, önceden ayırttığı bileti alanlar, bavulunun üzerinde oturup bekleyenler...  Ben de bekliyorum. Taksilerin geliş istikametine doğru bakarak, sık sık saati kontrol ederek, telefonumla oynayarak; belli etmemeye çalıştığım telaşımı sağa sola savurarak bekliyorum.  Derken omzuma dokunuyor. İçlerinden hiçbirini tanımadığım, ama hepsine aşina olduğum bu anlamsız kalabalığın içinde, benim için anlamı olan biri. Diğer taraftan gelip arkamdan yaklaşmış ve omzuma dokunuyor. Dönüp elini tutuyorum. Sol kolunda kırmızı bir çanta, elinde ağzı bağlı bir poşet, boynunda yine aynı boncuklu kolye ve o an için hiçbir şey söyleyemeyecek kadar tutuk ve heyecanlı bir yüzle karşımda duruyor.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yolculuk-hikaye-siiri/</link>
<guid>1057012</guid>
<pubDate>2008-11-05T00:48:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Yeni Başlangıçlar</title>
<description>Saat: 05.30  Güneşin doğuşunu seyrettim bu sabah, Uykulu gözler ve mutlu bir yüz ile. Yeni başlangıçları hatırlatıyor insana, Gündoğumu ne güzel geldi gözüme! </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeni-baslangiclar-2-siiri/</link>
<guid>1057008</guid>
<pubDate>2008-11-05T00:45:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Yağmur</title>
<description>Islak avuçlarımdan anladım yenildiğimi. Yorgun ayaklarım söyledi bana, Beni beklemediğini.  (24.10.2000) </description>
<link>https://www.antoloji.com/yagmur-690-siiri/</link>
<guid>1057007</guid>
<pubDate>2008-11-05T00:41:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Nisan</title>
<description>Nisan yağmurunu sevmeyi de Bana sen öğretmiştin. Beni yine sen ağlattın.  Ah ne diye yaramı deştin, Ne diye yağdın yağmur! </description>
<link>https://www.antoloji.com/nisan-46-siiri/</link>
<guid>1057006</guid>
<pubDate>2008-11-05T00:40:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Mazi</title>
<description>Öylesine yaşanmış bir hayatın Geçip giden günleri içinde Beni ağlamaklı bırakan Bir çift kahverengi göz vardı.  Yıllar sonra hatırlanıp </description>
<link>https://www.antoloji.com/mazi-74-siiri/</link>
<guid>1057005</guid>
<pubDate>2008-11-05T00:39:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Gözlere ve Suya Dair</title>
<description>(1)   Tepelere çıkınca birlikte, Taşların arasından, Kıvrıla kıvrıla akan sulara bakardı.  Onun gözleri sudaydı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gozlere-ve-suya-dair-siiri/</link>
<guid>1057002</guid>
<pubDate>2008-11-05T00:37:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Dua</title>
<description>Dua edecekse cesaretsiz aşıklar, Konuşmadan anlaşılmayı dilesin. Her gece seni düşünüp ağladığım, Alnımda yazmıyor ki, nerden bilesin?  (01.10.1999) </description>
<link>https://www.antoloji.com/dua-408-siiri/</link>
<guid>1057000</guid>
<pubDate>2008-11-05T00:35:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Aralık</title>
<description>Uzaklaşan ayaksesleri gibi Kar tıpırtıları camda. Yalnızlık beni o zaman yıktı.  (19.02.1999) </description>
<link>https://www.antoloji.com/aralik-20-siiri/</link>
<guid>1056998</guid>
<pubDate>2008-11-05T00:33:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Gün Olur</title>
<description>Pencereden bakarken geceleri, Bir şiirimi mırıldan. Hissederek tüm heceleri, Bir şiirimi mırıldan.  Kafanı birşeye takmış isen, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gun-olur-69-siiri/</link>
<guid>1056994</guid>
<pubDate>2008-11-05T00:30:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Cango'nun Sabahı (Hikaye)</title>
<description>Bir buçuk aydır yoğun bakımda tuttuğumuz minik kedi Cango henüz iki aylık bile değil. Kısacık ömründe bir gün rahat etmedi. Sürekli aşırı ateş, sindirim sisteminde bozukluk, ama hepsinden kötüsü hareketlerini kontrol edememesi... Hala düzgün yürüyemiyor, yemek yiyemiyor, su içemiyor. Elimizle özel bebek kedi maması ile besleyip su içiriyoruz, tuvaletini yaptırıyoruz. Aç olduğunu kendisi anlamadığı için yemek yedirirken de çırpınıp kurtulmaya çalışıyor.  İlk defa 'anlamlı' bir hareket yaptığında (yerdeki birşeyi görmüş, ona doğru yürüyüp patilemişti)   evde bayram havası yaşandı. Veterinerin vurduğu iğnelerle biraz aklı başına gelmeye başlamış, birkaç adımda bir durup kollarını çılgın gibi sallaması ve yuvarlanmasını saymazsanız yürümeye başlamıştı. Hatta tabağına gidip yemeğe-suya ağzını daldırıyordu, kafasını kaldırdığında ağzındakiler geri dökülse bile.  Ama yine de arasıra kriz geçiriyor ve ne olursa olsun ateşi hiç düşmüyordu. Ateşten dolayı vücudunun her yerinde yaralar çıkıp tüyleri dökülmüş olsa da ona aynı ilgiyi ve sevgiyi göstermeye devam ettik. Evdeki diğer kedilerimiz ise ona arkadaşlık ediyor ve hasta olduğu için fazla üstüne gitmiyorlardı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cango-nun-sabahi-hikaye-siiri/</link>
<guid>968073</guid>
<pubDate>2008-06-14T17:58:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Umutsuz Aşklar Destanı</title>
<description>Sevdiği Serhat'ın kâlbini kırmış, Yüzüne hiç bakmaz olmuş, bana ne? Serhat'ın gönlünde dağlar yıkılmış, Akan sular akmaz olmuş, bana ne?  Artık selvi boyu mu kalmaz yârin, kara kaşı mı? </description>
<link>https://www.antoloji.com/umutsuz-asklar-destani-siiri/</link>
<guid>912843</guid>
<pubDate>2008-03-04T23:43:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Yapamam</title>
<description>Hala cebimde resmin, Yırtamam. Ve kulağımda sesin, Unutamam.  Yatak boş, gecenin bir'i, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yapamam-14-siiri/</link>
<guid>912844</guid>
<pubDate>2008-03-04T23:43:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Soner Acar</author>
</item>
 </channel>
</rss>
