<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Mustafa K&#252;&#231;&#252;k 2 Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sustukların (sustu) Büyür İçimde- III</title>
<description>Varlığınla hayat bulan yanımı anlamadın. Bilmedin, düşler yumağımın tek öznesi olduğunu. Ne çok bilmediğin vardı. Ne çok bilinmezdin… Dilimden sana akıp giden sözcüklerimi suskunluk modunda dinledin.  Sustun hep…  Söylemek istediğin sözler dilinin ucunda sanma ki fark etmiyorum. Hani biraz tutmayıp bıraksan kendini hepsini vuracaksın. Zor duruyorsun. Ya da doğru kelimeleri arıyorsun hâlâ. Yok, boşuna arama. Sevginin arkasında bıraktığın her hece kaybolmuş. Derin bir kuyuda onlar şimdi; ulaşılmaz, karanlık, dipsiz. Bırak orda kalsınlar. Onlar çirkin. Dokunsan; elini, dilini yakarlar. Canını acıtırlar, benim gibi.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sustuklarin-sustu-buyur-icimde-iii-siiri/</link>
<guid>1180949</guid>
<pubDate>2009-05-21T14:28:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>Sustukların Büyür İçimde - II</title>
<description>Şimdiye kadar ki bütün yürek çırpınışlarımda sadece seni sevdiğimi bil istedim.    Sustun…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sustuklarin-buyur-icimde-ii-siiri/</link>
<guid>1178926</guid>
<pubDate>2009-05-17T10:41:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk ile Gurbet Arası…</title>
<description>Aşk ile Gurbet Arası…  Önce gözlerin vardı  Gözlerin  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-ile-gurbet-arasi-siiri/</link>
<guid>1178308</guid>
<pubDate>2009-05-15T10:23:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>“ Take Off! “</title>
<description>Kendi kabuğunu kırmak, kafesin içinden çıkmak yetmez, kafeside kafasının içinden çıkartmalı insan.  İstediğimiz birçok şeye ulaşmak için, istemediğimiz birçok şeye katlanmak zorunda kalıyoruz. Sevdiklerimize bedel koyuyor hayat. İşimiz ile içimiz arasında geçinip gidiyoruz. Toprak üzerinde farklı sınıflarda yaşayıp, toprak altında eşitleniyoruz.  Neyi yapmak için doğduysan, onu yaparak yaşa! Yoksa kendini yaşamış sanma.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/take-off-siiri/</link>
<guid>1178304</guid>
<pubDate>2009-05-15T10:19:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>Bayan ' Z ' bıraktım seni...</title>
<description>Bıraktım artık. Sevmelerim sana değil, seni sevmelerim yok artık…  Araya aylar girdi, araya uzaklık girdi. Ben sana doğru eksildim yola her düştüğümde. Gelmeye her karar verdiğimde. Çoğalmak istedikçe araya yollar girdi… Ellerimdeki yol çizgileri uzayıp durdu. Şimdi ne durumda olduğunu, ne yaptığını, nasıl bir hikâyeyi yaşadığını bilmiyorum, bilmekte istemiyorum, ama artık ellerimi uzatamıyorum sana.  Aşk... Hala yüzünde taşıdığın o derin, o bir türlü iyileşmeyen yara izin değildir Bayan ' Z '. O iz hırstır, o iz bencilliktir, o iz sana değil kendine tapan bir ihtirastır. O iz senin o sonsuz ve hep kendini kanatan merhametin gibi değil. O iz sen gibi değil Bayan ' Z '. Sen hep sana hayat kadar kötü davrananları sevdin. Ben bunu yapamadım, yapamam…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bayan-z-biraktim-seni-siiri/</link>
<guid>1177848</guid>
<pubDate>2009-05-14T11:44:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>İkimizde susuyoruz...İki uzak şehrin, iki uzak kıyısında...</title>
<description>İkimizde susuyoruz.  Ayaklarını denize daldırıp gözünü ufka dikerek kıyıyı bekleyen uzun yeşil saçlı bir çay bahçesinin kucağındayız. Hafif bir rüzgâr var; sıkça dizilmiş küçük tahta masaların örtülerini kaldırarak yüzümüzü yalıyor. Çok uzaklarda bir balıkçı teknesi süzülmekte. Fener kimsesiz…  Sabah saatleri. Ortalık dingin. iki masayı birleştirerek etrafına toplanmış nargile tiryakisi birkaç ihtiyardan başka kimsecikler yok. Kimi gelininden, kimi damadından, kimi de oğlundan ya da kızından yakınıyor.”rahmetli sağ olsaydı, onun yeri bambaşkaydı! ”ünlemleriyle yalnızlıklarının altını çiziyorlar. Biraz önce herkese çay dağıtan garson çocuk da görünmüyor artık.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ikimizde-susuyoruz-iki-uzak-sehrin-iki-uzak-kiyisinda-siiri/</link>
<guid>1175185</guid>
<pubDate>2009-05-08T23:38:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>Hoşcakal…</title>
<description>'... Hasretlerimi, ayrılıklarımı, yalnızlıklarımı, sevdalarımı, sıkıntılarımı, düşüncelerimi, gözyaşlarımı, isteklerimi Hepsini topladım... Kutuya yerleştirdim bir bir... Sana en son hediyemi veriyorum...'   Yıprattık bir birimizi… Kelimelerle… Düşüncelerle… İnanmadık, İnanılmadık… Şimdi ise ayrılığı konuşuyoruz artık… Biraz sahip çıkılmamanın getirisiydi bu… Biraz güven vermenin, verememenin getirisiydi… </description>
<link>https://www.antoloji.com/hoscakal-246-siiri/</link>
<guid>1172123</guid>
<pubDate>2009-05-02T20:26:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>Bir aşk için…</title>
<description>Biten aşkın ardından Giden ' Z 'sevgiliyse... Ve Sevgiler... Ve Duygular… </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-ask-icin-4-siiri/</link>
<guid>1172120</guid>
<pubDate>2009-05-02T20:23:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>Yağmur sonrası… Farilya’da Sahilde...</title>
<description>Günlerdir yağan yağmurlardan sonra ilk kez evden dışarıya çıkıyorum. Ortalık günlük güneşlik. İlkyazdan kalma bir Pazar günü… Patikadan yürüyüp sahile indim. Temiz Havayı içime ciğerlerime çekiyorum. Çamur geldi yanıma. Bacaklarıma sürtündü. Yüzüme baktı.” Üzülme artık… Bak ben senin yol arkadaşınım… Yalnız değilsin buralarda “ der gibi. Tahta iskelede oturduğum yerden suları seyrediyorum. Onun yüzü, karşıma çıkıyor. Yüreğimde bir zaman birlikte yaşadığımız kenti uzakta bırakmanın kırık duygusu. Bir slâyt gösterisinde kahverengiye dönüşen fotoğrafların çevrilişini izleyen gözlerim, sessiz bir hüznü taşıyor damarlarıma.  Seni bir vitrinin önünde gördüm. Bahariye Caddesinden korkunç bir uğultu yükseliyordu. Akıp giden insan selinin içinde gözüme çarptın. Seni o kahverengi çantandan, beyaz montundan tanıdım. Sana doğru yürüdüm. Vitrinler kış çiçekleriyle donatılmışlardı. Söyleyeceklerimi kafamda toparlayamamıştım henüz. Günlerden sonra tedirgindim: seninle ilk kez konuşacakmışım gibi. Caddedeki gürültü gövdemi kuşatmıştı. Gözlerimizi kör eden kalabalıklar üzerimize yürüyordu. Konuşacaklarım o kadarda önemsiz şeyler değildi. Kadınlı erkekli insan kalabalığını geçmeye çabalıyorum. Çevreme bakınıyorum: yoksun. Kahverengi çantalı, beyaz montlu kadınların hiçbiri sen değilsin. Oysa seninle konuşmalıyım.  Bir pasajın merdivenlerindeyim, ışıklar gözümü alıyor… Mağazalara girenler, çıkanlar… Gözlerimde bir pasaj yıkılıyor. Aşağı kata iniyorum – yoksa Nezih Kitapçısına mı koşsam; yeni çıkan kitaplara mı bakacaktın? Balıkçıların arasından geçiyorum. Kilisenin önünde bir adam mızıka çalıyor-tabloma toplumsal bir mutsuzluk yayılıyor. Seslerin bitmek bilmeyen uğultusunda bir köşeye oturuyor bu adam. Yüzüne bakıyorum; beyazlaşmış saçları, kurumuş gözyaşları, dayanılmaz bir sıcaklıkla kavradığı mızıkası, o ağlamaklı oturuşu, ‘bir kıyamet kopmalı ‘ dercesine mızıkayı çalışı… Ne çok şey dönüyor başımda. Kadıköy soluk bir resme dönüşüyor-neredesin, ne yapıyorsun?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yagmur-sonrasi-farilya-da-sahilde-siiri/</link>
<guid>1171513</guid>
<pubDate>2009-05-01T18:49:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>Sustukların büyür içinde…</title>
<description>Kaçmaya çalıştığın her şey kadar gerçek, içine saklandığın  kabuğun kadar yalansın.  Ne kadar uzağa kaçabilirsen ordasın.  Çok mu önemli neresinde durduğun? Kendine bile yalan mı söyleyeceksin hala? Hangi şiirinin sonuna nokta koyabildin gittikten sonra? Hangi dizede doya doya ağlayabildin? Yazmayı bile unuttun, geriye hiçbir şey bırakmadın. Senin olduğunu sandığın neyin varsa kaybettiğini sandın ya hani, aslında hiç sahip olmadın.  Gözlerinin içine her baktığımda </description>
<link>https://www.antoloji.com/sustuklarin-buyur-icinde-siiri/</link>
<guid>1171353</guid>
<pubDate>2009-05-01T14:54:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>Hoşgeldin Kadınım Hoşgeldin...</title>
<description>Mavilikler ortasında kan damlası gibi bir sonbahar güneşiyle başladı bu öykü...ve odam soğuktu, karanlıktı...Ve odamda yaşanılan zamanlar bıçakla kesilecek, askıya asılacak kadar donup kalmıştı...  Günün birinde yaklaşan ayakseslerinin getirdiği yitirdiğim aradığım güneşim KADINIM' dı...  Ve dudaklarımdan dökülen minicik bir kelime ile kocaman bir öykü başladı;  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hosgeldin-kadinim-hosgeldin-siiri/</link>
<guid>1171055</guid>
<pubDate>2009-04-30T23:39:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>İçimden senin için geçiyor...</title>
<description>Akşamları karşı kıyıdan dönüşlerimde içimdeki deniz büyürdü ve ben içimdeki güvercinleri sana uçururdum.Ve güvercinlerimin ayaklarına bağladığım  şiir demetleri denize düşer,yem olurdu martılara.Ve sonra anlardım güvercinlerin ayaklarının neden kırmızı olduğunu.    Şehiriçi seferlerine katılan vapurlar gibi yaklaşırdım iskelene.Rotası ve zamanı belli.Ama bu trafikte sevgili Z, bu deniz trafiğinde kılavuz kaptan kullanmadan sana açılan ilk gemiydim ben.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/icimden-senin-icin-geciyor-siiri/</link>
<guid>1170990</guid>
<pubDate>2009-04-30T21:19:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>Seninle bu kadar iç içeyken sensizliği yaşamayı götüremiyor yüreğim...</title>
<description>Çok sevdiğim o denizler var ya benim hani, dalgalarıyla başa baş yarıştayım; içimde ne varsa dibe çökertip üstümde ne varsa kıyılarıma atmaktayım, ben bildiğin o soğuk siyah beyazım… İstanbul’un havası gibiyim şimdilerde, yağmurlardayım, yağmur kuşlarındayım… Çakan şimşeklerde titriyor, üşüyor bütün benliğim… Bir sevgi bir nefret olduğum günlerdi, bu karmakarışık zamanlarımda doğru ve yanlışı ayırt etmek çok zorlaşmıştı benim için, yaptığım hatalarımdan dolayı binlerce özür dilerim. Boşluğa düşmek ne yapacağını bilememektir bazen, bazen bildiğini sanıp doğruyu şaşırmaktır, sıkılmış yalnızlığını doldurmak isterken aslında olmayan duyguları var etmektir Artık bana kimse senin gibi dokunmuyor. Kimse bana çikolata almıyor.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/seninle-bu-kadar-ic-iceyken-sensizligi-yasamayi-goturemiyor-yuregim-siiri/</link>
<guid>1170988</guid>
<pubDate>2009-04-30T21:15:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>Acaba, bir kez daha? Seninle olabilir mi...</title>
<description>Acaba, bir kez daha? Seninle olabilir mi...  “…Aşkı var edebilmek için diğer bir kişi gerekliyse eğer, hapsonulan daracık yaşam koridorlarında onu nereden bulmalı… Onu nereden bulmalı * Acaba, bir kez daha? Seninle olabilir mi? “  Dokunulmuş bir avucun taze sıcaklığından tüten titreşimler… Yaşamın koyu ve ağır rengini umudun ve sevincin uçarılığına boyayan yumuşaklık… Neydi o? Hoplayan bir yürek, basıncı duyan kasıklar, nemlenen bir vajina, canlanan bir penis… İlkyaza doğru yeniden esen rüzgâr… Neydi o? Aylar öncesinden hayal meyal bugüne yansıyan… Aylar öncesinden anımsanan… Gözden göze, gülümsemeden gülümsemeye, sesten yüreğe, bedenden bedene akan iletişim… Karşılaşılan bakışlar… Hep aynı soru… Acaba seninle? Belki yeniden… Olabilir mi? Kim bilir?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/acaba-bir-kez-daha-seninle-olabilir-mi-siiri/</link>
<guid>1170987</guid>
<pubDate>2009-04-30T21:11:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>Ve ayrılmışlık... Ve unutulmuşluk.. Ve üzerine sarı sıcak sinmiş bir yaz günü gibi.işte böylesine takılmış gözlerim uzaklara...</title>
<description>Ve ayrılmışlık... Ve unutulmuşluk.. Ve üzerine sarı sıcak sinmiş bir yaz günü gibi.işte böylesine takılmış gözlerim uzaklara...  Uzaklara  Uzaklara gitmeliyim çocuksu umutlarla hiç büyümeden  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ve-ayrilmislik-ve-unutulmusluk-ve-uzerine-sari-sicak-sinmis-bir-yaz-gunu-gibi-iste-boylesine-takilmis-gozlerim-uzaklara-siiri/</link>
<guid>1170984</guid>
<pubDate>2009-04-30T21:09:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Yenilgi gecesi…</title>
<description>Bir Yenilgi gecesi…   Gece; 01.26  Bir fincan kahve, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-yenilgi-gecesi-siiri/</link>
<guid>1170978</guid>
<pubDate>2009-04-30T20:54:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>5.Mart.2009 Doğum Günün Kutlu Olsun-2-</title>
<description>5.Mart.2009… Bugün farklı bir gün. Dışarda yağmur, fırtına… Alabildiğince.    Gülüşünü düşünerek meydan okuyorum fırtınaya, yağmura.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/5-mart-2009-dogum-gunun-kutlu-olsun-2-siiri/</link>
<guid>1170976</guid>
<pubDate>2009-04-30T20:51:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>Doğum günün kutlu olsun…</title>
<description>Doğum günün kutlu olsun…      </description>
<link>https://www.antoloji.com/dogum-gunun-kutlu-olsun-110-siiri/</link>
<guid>1170975</guid>
<pubDate>2009-04-30T20:47:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>Bu bir yolculuktu, seninle birlikte yola çıktığımız.&#8207;</title>
<description>Bu bir yolculuktu, seninle birlikte yola çıktığımız yalnızca bir kez yapılan ve geri dönülemeyen bir yolculuk.&#8207;     Yüreğim  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-bir-yolculuktu-seninle-birlikte-yola-ciktigimiz-8207-siiri/</link>
<guid>1167305</guid>
<pubDate>2009-04-24T12:37:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 <item>
<title>Yüzlerimizi içimize değil birbirimize dönebilseydik...</title>
<description>Uzun bir zaman sonrası… Kum saatini çevirmiyorum artık, boşaldı ve bitti. Uzun bir yolculuğun bittiği yerde, birçok güzel insanları ardımda bırakarak – her duraksamada birini daha yitirdim- Yolun sonunda ne vardı bilmiyordum, hep beraber olmak sonuna kadar birlikte yürümekti önemli olan ama benimle gelemediler / gelmedin, hiçbir şeyi doğru düzgün söylemeden bir telefon mesajına yazılan iki kelimeyle  –geldiğim yolu bitirdin zamansız… Soru işaretleriyle bırakıp…  Şimdi arkama dönüp baktığımda incecik, belli belirsiz görülüp yitilen karaltılar beliriyor.  Ama geri dönmeyeceğim.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuzlerimizi-icimize-degil-birbirimize-donebilseydik-siiri/</link>
<guid>1167295</guid>
<pubDate>2009-04-24T12:31:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Küçük 2</author>
</item>
 </channel>
</rss>
