<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Mustafa Keloğlu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Babam</title>
<description>‘babama’   babam sabahları seher yeliyle mesh ederdi yüreğini tarhana çorbasına kaşık sallar nasırlı elleriyle tutardı çakmak tarlanın yolunu </description>
<link>https://www.antoloji.com/babam-72-siiri/</link>
<guid>319994</guid>
<pubDate>2005-10-15T01:15:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Keloğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Aynaya, Geceye, Şehre, Trene ve Çocuğa Ait Sayıklamalar</title>
<description>bir anne çığlığını örüyor elindeki dantele bir çığlık amansız acıları törpülüyor öznesiz bir cümlenin kurtulup elinden kara bir kabus gibi düşüyor şehre tren bir annenin öpüp alnından şehre bağışladığı çocuk </description>
<link>https://www.antoloji.com/aynaya-geceye-sehre-trene-ve-cocuga-ait-sayiklamalar-siiri/</link>
<guid>319993</guid>
<pubDate>2005-10-15T01:13:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Keloğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Çocuk</title>
<description>bir çığlığı bileklerine örüyor çocuk bir savaşı kendi yüreğine kırk yağmuru kırk harami tutuyor çorak iklimlere düşüyor çocuk.  toprak kendi zindanına çağırıyor çiçeği </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocuk-122-siiri/</link>
<guid>319992</guid>
<pubDate>2005-10-15T01:12:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Keloğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kendi Yalnızlığımı Asıp Boynuma</title>
<description>Kendi yalnızlığımı asıp boynuma, sürüyorum kendimi insanların arasına. İnsanlar ki kendi karanlıklarında çoğalmakta. Bir yüzde binlerce maskeyle diğerlerinin arasına karışmakta. Susuyorum ve sustukça büyüyor kargış. Beynimin bütün karanlık dehlizlerinde uğultulu bir kalabalık gibi dolaşıyor öfke. Kin atını şaha kaldırmış delişmen süvari. Yıkılıyor duvarlar önünde. Mağrur kaleler korkulu düşler uykusundan sarsılarak uyanıyor. Uyanıyor ansızın hırçın bir kahkaha dudaklarımda. Ansızın şah mat oluyor bütün adsızlar. - Ben, diyorum, ben, kendi yalnızlığıyla kavrulan, acının ve aşkların kutsadığı şaşı çocuk. Göğeren başak gibi biçildim bilir misin? Bilir de çıkar gelir misin? Sokaklar yutkunuyor ayak seslerimle. Ayak seslerimle yıkanıyor kaldırımlar. Kirli çiçekler boyun büküyor sert ve kararlı seslerle dolanan ayakların altında. Çiğneniyorum. Çiğnendikçe kanıyor ak perçemli ninemin zümrüd-ü anka kuşuna yuvalık eden küçümen yüreği. Yürek ki masallardaki devlerle cenge tutulmakta hala. Annem ak pak elleriyle uzanıyor kendi ağırlığı altında eğilmiş başıma. Başım kendi ağırlığını savuşturma telaşında. - Anne bırak başımı, Sen yüreğime dokun. Diyorum. Kendi sesinden ürken kuşkanadı yüreğime dokun. Benim yüreğim acıyor anne. Yüreğim kanıyor. Şehir kendi yüreksizliğini acılara tutunmuş yüreklerle sınıyor durmadan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendi-yalnizligimi-asip-boynuma-siiri/</link>
<guid>319991</guid>
<pubDate>2005-10-15T01:11:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Keloğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgili Melih</title>
<description>Her güne yüreğimde bin fırtına ile karışmaktan yoruldum hocam. Bin kahrın yüküyle 'Vira Bismillah' diyerekten karışmaktan insanlar arasına yoruldum. Herşey flu bir anlamsızlık perdesiyle örtülüyor gün be gün zihnimde. Dipsiz bir karanlığın o hiçliğe sürükleyen etkisinden kurtarabilmek için çabalıyorum durmadan.  Adı konulmamış acıların girdabında boğulmaktan bizarım. Öfkelerim de, korkularım da eskilerin deyimiyle 'nev-i şahsına münhasır' olmaktan çıkıp hızla sıradanlaşıyor. Sessiz kalmaktan değil ama kendi sesimin sahibi olamamaktan korkuyorum. Kırılgan bir hüznün zihnimin tüm kıvrımlarında dolaştığını hissediyor ama buna karşı durmanın reçetesini bir türlü bulamıyorum. Alıp başımı gitmek, bu anlamsız ve hunhar oyundan çıkmak istiyorum fakat bir arkadaşın yıllar önce söylediği 'Direnmek umuttur' sözleri çınlıyor kulaklarımda. Kalıyor ve direniyorum. Her fırtınada bir kez daha kırılıyor ama eğilmiyorum hocam. Eğilmiyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgili-melih-siiri/</link>
<guid>319990</guid>
<pubDate>2005-10-15T01:10:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Keloğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Işıklarını denize yaslamış bir kentin çocuklarıydık</title>
<description>ışıklarını denize yaslamış bir kentin çocuklarıydık gözlerimizde yakamoz artığı düşbozumlarıyla düşerdik rahme yani geceye tuzundan tanırdık denizi bir de elleri yosun kokan balıkçıların uzayıp geceye yol olan türkülerinden </description>
<link>https://www.antoloji.com/isiklarini-denize-yaslamis-bir-kentin-cocuklariydik-siiri/</link>
<guid>319987</guid>
<pubDate>2005-10-15T01:08:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Keloğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Gece örter</title>
<description>gece her kalbi örter kapatır tunç kapılarını kelimelerin yaşlı mütercim ki şerhsiz cümleler dokunmuştur duvarı yamalı köhne odalarda aşk bilenmiştir </description>
<link>https://www.antoloji.com/gece-orter-siiri/</link>
<guid>151498</guid>
<pubDate>2004-04-19T01:16:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Keloğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Olmadı bebeğim</title>
<description>olmadı bebeğim kaleleri düştü babanın hırçın bir tayfun olup savurdu yokluk başı eğik başsiz vücutlar önünde affet bebeğim </description>
<link>https://www.antoloji.com/olmadi-bebegim-siiri/</link>
<guid>151496</guid>
<pubDate>2004-04-19T01:12:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Keloğlu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
