<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Mustafa Elbir Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ömrüm Bir Yerde Eksildi</title>
<description>Bir gün fark ettim, Ömrümün bir yanı yok. Ne bir mezar taşı buldum, Ne de adını koyabildim.  Bir yerde bırakmışım kendimi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/omrum-bir-yerde-eksildi-siiri/</link>
<guid>3883998</guid>
<pubDate>2026-09-23T12:18:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Geçmiş Kapımı Çaldığında</title>
<description>Tam unuttum dediğim bir anda, Gece yarısı tıklandı kapım. Açtım Baktım ki geçmiş duruyor karşımda, Eski, tozlu bir ceketle.  "Ne işin var senin burada?" dedim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gecmis-kapimi-caldiginda-siiri/</link>
<guid>3883997</guid>
<pubDate>2026-09-23T12:15:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Ömrün Hesabı</title>
<description>Sonunda oturup bir hesap yaptım, Böldüm, çarptım, çıkardım yılları. Kârım neydi şu fani dünyadan, Zararım hangi defterde yazılıydı?  Aldıklarımı koydum bir kenara: </description>
<link>https://www.antoloji.com/omrun-hesabi-2-siiri/</link>
<guid>3883993</guid>
<pubDate>2026-09-23T12:06:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Kimse Benim Kadar Susmadı</title>
<description>Çok söz vardı söylenecek, Yutkundum, hepsini içime attım. Konuşanlar haklı sanıldı hep, Ben sustukça suçlu sayıldım.  Gece duvarlar üstüme gelirken, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kimse-benim-kadar-susmadi-siiri/</link>
<guid>3883991</guid>
<pubDate>2026-09-23T11:47:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Adına Bir Destan Daha Yazalım</title>
<description>Şire Pazarı’nda sabahın körü, sis çöker tezgâhlara, Elleri nasırlı adamlar çay çeker plastikten bardaklara. Kamyon kasa kapakları düşer yere birer birer gürültüyle, Alın terinin ucuz, kuru ekmeğin pahalı olduğu saatler…  Akpınar’ın göbeğinde dikilirsin boynu bükük, </description>
<link>https://www.antoloji.com/adina-bir-destan-daha-yazalim-siiri/</link>
<guid>3880813</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:47:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Malatya’nın Unuttuğu Sokaklar</title>
<description>Saman Pazarı’ndan yukarı tırmanan yokuşta, Lamba direkleri kör, kaldırımlar kırık dökük. Duvar dibinde büzülmüş bir adam, Ceketinin yakasını kaldırmış ayaza karşı.  Bir zamanlar at arabaları geçerdi buradan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/malatya-nin-unuttugu-sokaklar-siiri/</link>
<guid>3880812</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:46:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Eski Evlerin Kapıları</title>
<description>Beydağı’nın rüzgârı vurur tahta kanada, Yeşilyurt’un dar sokağında bir kapı bu, yeşili kaçmış. Üstünde hâlâ durur 48 numara, Tenke sacdan çakılmış, harfleri pas içinde.  Mandalı düşmüş, aralıktan görünen bir boşluk, </description>
<link>https://www.antoloji.com/eski-evlerin-kapilari-siiri/</link>
<guid>3880811</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:45:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Gurbetten Malatya’ya Dönenler</title>
<description>Otobüs yanaşır çevre yolunun kenarına sabaha karşı, Bavulun kulpu kopuk, ayakkabının burnunda başka şehirlerin tozu... Yıllar sonra bir adım atarsın doğduğun toprağa, Ne bıraktığın o eski sokak kalmıştır ne de kapısını çalacağın o dostlar.  İnerken merdivenden dizlerin titrer hafiften, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gurbetten-malatya-ya-donenler-siiri/</link>
<guid>3880809</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:44:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Malatyalının Sofrasında</title>
<description>Yere serilmiş bir gazete kâğıdı, Ortada çentik atılmış bakır sahan. Ne peçetesi var bu sofranın, Ne de çatal bıçak gürültüsü…  Köşede bağdaş kurmuş bir adam, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-malatyalinin-sofrasinda-siiri/</link>
<guid>3880810</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:44:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Malatya Garı’nda Son Tren</title>
<description>Gece yarısı garın bekleme salonunda bir lamba sallanır, Tahta bankın üstünde bir ceket, bir de soğumuş çay bardağı. Dışarıda rayların genzini yakan o ağır makine yağı kokusu, Aksırır durur kara tren, kalkmak üzere birazdan.  Düdük vurur garın koca duvarlarına, içini ürpertir adamın, </description>
<link>https://www.antoloji.com/malatya-gari-nda-son-tren-siiri/</link>
<guid>3880808</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:43:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Fırat’ın Ötesine Bakan Çocuk</title>
<description>Köprünün ayağına oturmuş bir çocuk bakar suya, Fırat akar bulanık bulanık, sürükler dağların çamurunu. Nehrin öte yakası başka bir dünya sanki, Bu yakada toza batan kasketimiz, yama tutmayan cebimiz kalmış.  İki adım ötesi köprüdür ama geçemezsin öyle kolayca, </description>
<link>https://www.antoloji.com/firat-in-otesine-bakan-cocuk-siiri/</link>
<guid>3880807</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:42:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Dalında Sararan Bir Yaz</title>
<description>Ağustos’un sıcağı çekilirken caddelerden, Bir kamyonun arkasında toz yutan çocuklara baktım. Bahçelerden eli boş dönen, cebinde sıfır parayla, Kahve eşiğine oturmuş o adamlara baktım usta!  Gündüzbey’in deresi bile çekilmiş kendi kabuğuna, </description>
<link>https://www.antoloji.com/dalinda-sararan-bir-yaz-siiri/</link>
<guid>3880806</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:40:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Malatya'da Kayısı Vakti</title>
<description>Ağaçların altı sarı renge keser Temmuz sıcağında, Dalları eğilir toprağa, yükü ağır, beli bükük... Bahçenin ortasında bir naylon branda serili, Silkelenen dal patır patır dökülür, toz kalkar ayağının altından.  Güneş tepede çivi gibi durur, alnının terini silersin gömleğinin koluyla, </description>
<link>https://www.antoloji.com/malatya-da-kayisi-vakti-siiri/</link>
<guid>3880805</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:39:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Girmana Vadisinde Akşam</title>
<description>Kanyonun iki yakası bıçak gibi keser gökyüzünü, Aşağıda Kuruçay akar taştan taşa, köpük köpük... Güneş kayaların tepesinden çekildi mi birden, Vadinin dibine simsiyah bir serinlik çöker, adamın ciğerini söker.  Buz gibi suya batırırsın elini, kemiğin sızlar, </description>
<link>https://www.antoloji.com/girmana-vadisinde-aksam-siiri/</link>
<guid>3880804</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:37:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Malatya’ya Sinmiş Zaman</title>
<description>Sıcak bir küfür gibi çöker Akpınar’ın üstüne, Toprak kokar, ter kokar, bir de kayısı çuvalının paslı kokusu... Şire Pazarı’nda tahta kürek girerken sarı yığına, O çıkan ses var ya o ses, Yıllardır sırtımızda taşıdığımız yükün gıcırtısıdır aslında.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/malatya-ya-sinmis-zaman-siiri/</link>
<guid>3880803</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:35:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>İspendere’de Şifalı Bir Sabah</title>
<description>Şafak sökmeden düşersin yola, Dağların arasından buharı tüter kaplıcanın. Topraktan fışkıran kükürtlü su akar oluktan, Buz gibi sabah ayazına karışır sıcak buğusu…  Eski tahta kanepelerde oturur dertli insanlar, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ispendere-de-sifali-bir-sabah-siiri/</link>
<guid>3880801</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:34:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Derme Deresi Başı</title>
<description>Aşağıdan yukarıya vurursun adımlarını, Derme Deresi’nden su, taşa çarpa çarpa akar. Söğütlerin, kavakların gölgesinden gün ışığı sızmaz alta, Buz gibi ayazı vurur insanın yüzüne daha ilk adımda…  Dere kenarına kurulmuş tahta sedirler dizili yan yana, </description>
<link>https://www.antoloji.com/derme-deresi-basi-siiri/</link>
<guid>3880802</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:34:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Orduzu Çınarının Gölgesinde</title>
<description>Yolun düşer Orduzu’ya, varırsın o koca ağacın yanına, Gövdesi taş gibi durur, kökleri toprağın derininde. Gölgesi kaplar koca meydanı, serinliği vurur yüzüne, Asırlardır kaç yaz geçti, kaç insan oturdu bu köklerin üstüne…  Dalları göğe uzanır, yaprakları hışırdatır hafif rüzgâr, </description>
<link>https://www.antoloji.com/orduzu-cinarinin-golgesinde-siiri/</link>
<guid>3880800</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:33:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Malatya Kokusu</title>
<description>Çarşıya adım attın mı vurur genzine, Kasa kasa kayısının, pestilin, çerezin kokusu. Çuvalların ağzı açık durur sıra sıra, Sarı kayısı bir yanda, gün kurusu bir yanda…  Dükkânın önünde durur yaşlı bir esnaf, </description>
<link>https://www.antoloji.com/malatya-kokusu-siiri/</link>
<guid>3880798</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:32:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 <item>
<title>Bakırcılar Çarşısında Bir Usta</title>
<description>Çarşının dar sokağına girersin sabahın erkeninde, Çekiç sesleri vurur örsün üstüne tıkır tıkır. Körüğün başında bir usta durur, Yüzü is içinde, elleri nasırlı…  Ateşin kızıllığı vurur dükkânının tavanına, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bakircilar-carsisinda-bir-usta-siiri/</link>
<guid>3880797</guid>
<pubDate>2026-09-14T20:31:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Elbir</author>
</item>
 </channel>
</rss>
