<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Mustafa Bertan Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Aşk'a Sitem</title>
<description>Eğer sana son bir sözüm olsaydı O son sözüm Yine seni seviyorum olurdu Ama sen Alfabedeki o harfleri bir  bir sildin Bana söyleyecek söz bırakmadın </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-sitem-siiri/</link>
<guid>2082368</guid>
<pubDate>2015-01-09T20:01:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Sonbahar</title>
<description>yeni doğacak umutların  tohumları düşüyordur belki toprağa nekahet midir yoksa ölümün son nefesi midir bu uyku koparır canı tenden bu ayrılık seremonisi bu boran </description>
<link>https://www.antoloji.com/sonbahar-658-siiri/</link>
<guid>2050125</guid>
<pubDate>2014-10-10T20:07:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Zor Kadınsın</title>
<description>zor kadınsın; ağır her yürek seni taşıyamaz zor kadınsın, mağrur her gönül sana mihmandar olamaz  bir efsun gibisin </description>
<link>https://www.antoloji.com/zor-kadinsin-siiri/</link>
<guid>2047467</guid>
<pubDate>2014-10-01T21:10:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Sokaklar</title>
<description>yüreğim sokaklarda dolaşıyor elim yüzüm yara bere sokaklar yangın yeri sokaklarda kargaşa sokaklarda gözyaşı sokaklara acı veriyor tank paletleri </description>
<link>https://www.antoloji.com/sokaklar-90-siiri/</link>
<guid>2007033</guid>
<pubDate>2014-06-02T22:51:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Canlar Yandı Soma'da</title>
<description>madeni duman, gözleri yaş,  yürekleri yas bürüdü…  kömür sobada değil, yüreklerde yakıldı Soma’da! alev  alev yandı yürekler! </description>
<link>https://www.antoloji.com/canlar-yandi-soma-da-siiri/</link>
<guid>1998618</guid>
<pubDate>2014-05-14T19:48:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Ağaç Olmak İsterdim</title>
<description>bir ağaç olmak isterdim bu bozuk düzene kafa tutmak için uzayıp gökyüzüne haykıran bir ağaç tanrıya avuç açıp güzel günler için yalvaran </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-agac-olmak-isterdim-siiri/</link>
<guid>1972882</guid>
<pubDate>2014-03-04T21:19:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgi</title>
<description>yaşamın değerini yaşadıkça öğreniriz. oysa; sevgi içimizde vardır, değerini bilmeyiz! </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgi-810-siiri/</link>
<guid>1966577</guid>
<pubDate>2014-02-14T21:33:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Haram</title>
<description>sırtına giydiğin hayat hırkası senin değil gafil dünyanın malı hiçbir hamal taşıyamaz külli günahı gün gelecek </description>
<link>https://www.antoloji.com/haram-71-siiri/</link>
<guid>1965285</guid>
<pubDate>2014-02-10T23:05:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Şair</title>
<description>hiçbir zaman  kutsal sayılmayacak bir kitabın yazarıdır şair  gecelere ait melankolik </description>
<link>https://www.antoloji.com/sair-300-siiri/</link>
<guid>1954236</guid>
<pubDate>2014-01-10T23:42:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Kalemi Kırılmış Şairler</title>
<description>Belki iki yaprak arasında Belki bir kalem ucunda Belki demir parmaklıklar ardında Darağacında bulacaksın beni  Ruhum boyun eğmeyecek esarete </description>
<link>https://www.antoloji.com/kalemi-kirilmis-sairler-siiri/</link>
<guid>1952738</guid>
<pubDate>2014-01-06T19:50:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Yorgun Aşklar</title>
<description>kendi kaderine terk edilmiş bir sandal gibi dalgaların insafına kaldıysan eğer, sığındığın mendirek yıkılmış mola alacak limanın yoksa... asi fırtınaların tokadı tenine vurdukça metcezirle yeksan olup, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yorgun-asklar-siiri/</link>
<guid>1949286</guid>
<pubDate>2013-12-27T22:17:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Sinop Kalesi</title>
<description>Günahın taşından çok Sinop kalesi Duvarların acıyla sıvanmış Hücrelere sinmiş sessiz çığlıklar Parmaklıklar gözyaşıyla boyanmış  Hala yakarıyor sana dalgalar </description>
<link>https://www.antoloji.com/sinop-kalesi-2-siiri/</link>
<guid>1889678</guid>
<pubDate>2013-07-19T22:29:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Nereden Doğdu Aşk?</title>
<description>Tanrı aşkına!  Tanrıların aşkı olsaydı Bu kadar severler miydi? Keza; Zeus’ta aşkın kurbanı mıydı?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/nereden-dogdu-ask-siiri/</link>
<guid>1859322</guid>
<pubDate>2013-04-25T00:26:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Gel</title>
<description>Sen yoksun  Bu şehir umurumda değil Sensiz bir semtini dahi aramıyorum Ne denizi deniz Ne akan pınarı Küstüm sokaklarına </description>
<link>https://www.antoloji.com/gel-839-siiri/</link>
<guid>1848109</guid>
<pubDate>2013-03-27T22:05:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Zincire Vurulmuş Güller</title>
<description>gecenin ıssızlığında  özgürlüğün tadını çıkarırcasına dolaşıyor berduş edasıyla ay şehrin sokaklarında  güneşin yokluğunu fırsat bilip </description>
<link>https://www.antoloji.com/zincire-vurulmus-guller-siiri/</link>
<guid>1844893</guid>
<pubDate>2013-03-20T20:51:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Korkuyorum</title>
<description>Hep kendim gibi oldum, hiç sana benzemedim Kendim gibi karaladım sayfalarımı Kendim gibi güldüm Kendim gibi ağladım Kendim gibi yaşadım sevdalarımı  </description>
<link>https://www.antoloji.com/korkuyorum-526-siiri/</link>
<guid>1842283</guid>
<pubDate>2013-03-15T20:39:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Acıydı Tütün</title>
<description>Eski bir kulübe bir aileye mesken olur, orada aş olur orada yere serilirdi yataklar, güneşin doğuşunu da batışını da çok iyi bilirdi aile toprakla doğup toprakla yaşanırdı bu diyarda, daha henüz sigaranın ne olduğunu bilmeyen çocuk ellerindeki ziftin acı tadıyla tanışır yediği yemek dahi zehir tadını alırdı, ellere sinen tütün kokusu aylarca yıkamakla dahi tam çıkmazdı keza koku çıkmadan tekrar eller tütün tutar işlerdi.  Daha henüz alfabenin a harfini bilmeyen çocuk tütünün harflerini ezberlemişti, bebeklik devresini atlatan her çocuk mutlaka tütüne bulanır kâh yaprak dizmeye kâh tütünü yerden toplamaya yardım ederdi büyükler ise baharda yapılan fidan ekiminden sonra fidelerin tarlaya aktarılması için karık çekip fideleri diker daha sonra çapalanan tütün yaz boyunca defalarca yaprak yaprak toplanıp ipe dizildikten sonra kurutulurdu, tarlada tütün toplama işi bitince kasabada yaşanan evlere dönülürdü. Acıydı tütün zahmetliydi daha henüz toplanmış tütün satılmadan yeni yılda ekilecek tütünün hazırlıkları başlardı tütünü toplanan tarla ilk yağmurlardan sonra evin erkeği atla sürer ve bu iş kış boyunca birkaç defa tekrarlanırdı henüz traktör zirai araçlar gelişmiş değil birçok iş insan gücüyle yapılırdı bir yandan toplanıp kurutulan tütün balyalanıp satışa hazır hale getirilirdi. Artık kış iyiden iyiye kendini hissettirmiştir tütünde başka geliri olmayan aile yazın hazırladığı zahire ile yaşamını sürdürür kısıtlı bütçesiyle zaruri ihtiyaçlarını karşılardı linyit kömürüyle tanışmayan çok aile vardı ısınmak için dağa oduna gidilir, evlerde gaz lambaları yakılır ve onun ışığıyla oturulurdu, geceler ve sohbetler uzundu, okula giden çocuklar gaz lambasının ışığıyla ders çalışır genç kızlar kurdukları yuva hayalini yine gaz lambasının ışığında yaptıkları çeyiz ile süsler gergef gergef alın teri dökerler, delikanlılar askerliği iple çeker adeta askerden sonra kuracakları hayatın hesaplarını yaparlardı kimi babasıyla birlikte toprakla yoğrulur kimi bir meslek edinmek için çalışırdı henüz birçok evde radyo dahi yoktu geceleri sinemalar dolar taşar çocuklar sokaklarda çeşitli oyunlar oynar eğlenmenin yolları aranırdı. Tütünü almak için uzmanlar dolaşır ürünü sınıflandırırdı piyasanın açılması heyecanla beleyen üretici alın terinin emeğinin karşılığını alıp almadığını bilmeden verilen fiyatlarla tüccarlar ve tekel kurumu arasında tercihini yapıp tütününü satıp parasını aldığında o gün sanki yeniden başlardı hayat belki rutin bir yaşamdı ama yapılacak başka bir şey yoktu acıydı tütün elleri tütün kokuyordu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/aciydi-tutun-siiri/</link>
<guid>1839676</guid>
<pubDate>2013-03-10T01:13:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Ateş Böceği Sönmesin</title>
<description>Kalabalık bir aile… Çocuk henüz kelimeleri yarım dille konuşuyor ve bütün aile onun bu sevimli haline ilgi gösteriyor kucaktan kucağa dolaşıyordu.  O yokluk yıllarında toplumun büyük çoğunluğu tarımla uğraşıyor, ticaret bir yana ürettikleri ürünleri daha çoğu hayatlarını idame ettirebilmek için yetiştiriyorlardı, herkesin evinde yetiştirdiği hayvanları vardı. Et süt ve yumurtayı da kendileri üretiyordu. Hiç kimsenin giydiği elbise ayakkabı veya ceketinin özel bir yeri yoktu. Ayakkabıların delik, pantolonun yamalı olması kimseyi rahatsız etmiyor, incitmiyordu.  İnsanın doğasında olan oyun oynamak için oyuncak dahi yoktu, çocuklar kendi becerileriyle bazı oyuncaklar yapıyor, kendi kurdukları oyunları oynuyorlardı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ates-bocegi-sonmesin-siiri/</link>
<guid>1839675</guid>
<pubDate>2013-03-10T01:10:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Pencereden Sızan Işık</title>
<description>Gecenin karanlığında pencereden gözlenen yıldızlar ve sokak lambaları hariç insanlarla birlikte adeta bütün şehir uyuyor. Muazzam hisleriyle tedirgin olan köpekler bir anda olacakları tahmin edercesine feryat figan havlamaya başlar. Bahçedeki köpeğin havlamasıyla uyanan küçük çocuk yıldızların pırıltısını seyrederken ne olduğunu farkına varmadan eşyaların sallandığını görür, derinden gelen bir uğultuyla beşik gibi sallanan ev hatırladığı son andır.  Sabahın ilk ışıklarıyla o garip sessizlikten sonra duyulan çığlıklar bütün dünyada yankılanır. İnsanlar seferber olur, birçok insan enkaz altında çaresiz kurtarılmayı beklemektedir, kimin nerede canlı veya ölü olduğunu tahmin etmek anlayabilmek oldukça güç olduğu gibi zamanında müdahale hayati önem taşımaktadır. Kurtarma ekipleri enkazları dolaşıp insanüstü gayretle kurtarma çalışmalarını sürdürürler. </description>
<link>https://www.antoloji.com/pencereden-sizan-isik-siiri/</link>
<guid>1839671</guid>
<pubDate>2013-03-10T00:54:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 <item>
<title>Doğum Günün Kutlu Olsun</title>
<description>Her sabah uyandığımda Kahvaltı sofrasına oturduğumda Karşımda otobüs durağı Kitapları elinde okula giden çocuklar Gözlerim seni arıyor İçlerinden en güzelini benzetiyorum sana </description>
<link>https://www.antoloji.com/dogum-gunun-kutlu-olsun-187-siiri/</link>
<guid>1838435</guid>
<pubDate>2013-03-06T20:46:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Bertan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
