<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Murat H&#252;seyin G&#252;r Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Gelincikçağıran Saatleri</title>
<description>Ölüm, teşhire muhtaç bir sırrın giderken unuttuğu Ve hiç gelmeyecek olan bir günün Gelmeyecek ertesi.  An be an, titreyen gecenin, gündüzden ayrıldığı hudutlarda </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelincikcagiran-saatleri-siiri/</link>
<guid>1739619</guid>
<pubDate>2012-07-09T02:37:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Hüseyin Gür</author>
</item>
 <item>
<title>Ecinni Nüveleri</title>
<description>Ruhları gönlünce devşirmeyi bekleyen bir mezar,
Gecenin sağrılarına gizlenen bir kurt gibi
Gözlerine pusu kuruyor okyanuslar

Yeşilliklerin gizlediği
Tuzla yıkanmış bebekleri sarmalar bedenin
Masallarına saklanır ardıçlar
Ellerin denizlere kesilir 

Mavi yüklü bir kentin damarları,
                                   okşandıkça büyülenir

Oysa nehirleri yanıltır geciken sabahlar
Gümüşten perilere bezenir toprak
Ordular çoktan silahlarını bırakmıştır
                                  aksayan, ayrışık baharlarında


Şimdi neden bir isim verilmez bebeklere? 
Neden bir dua okunmaz kulaklarına? 
Gülmemişler hiç, hiç ve eksik
Çekmişler uzun kısa kulaklarından
Tutturmuşlar olur olmaz nefessiz soluklara

Derken başımı kaldırdım bir an
Döndüm, döndüm etrafımda milyon kez de yine bulamadım,
Düşümün azmettirdiği, limoni ekşiliği

Döndüm, semasında kapattım kapılarımı 
Vitrayları kırdım ve korktum sonra bir an, ah bir uğuldasam 
Ah, bir de sığınsam, bağırsam, çağırsam...
Perde inecek gibiydi gecenin gözlerine
Bir yerlerine inme gelmesinden korktum perilerin
                                                                  inmelerden korktum,
                                   inlemelerden.

Eşiklerime dayanan cesetlerini gördüm
Ne ara geldin kavminle kanayan surlarıma? 
Neydi gizli çehrelerin, silerken güneşin izlerini? 

Gecelerce rahminden ölümler dökülür yüzüme

Yaralıyım Lut! 
Çocuklar var Lut!  
Olmaz Lut! 
İzin verme Lut! 
Unut, unut ve kapat kapılarımı susuzluğa

Yaralıdır artık bozkır, titrer karanlığı
Cüzamlı bir kadının kollarında birikir Süryani toprak

Sen ne desen o yakışır,
anne de ona

gulyabani de
                                                                 fahişe de

Toprak kadındır, yaralı ve kadirdir
Unutma sevgilim, unutma

Bozkırın sağrılarında,
Yağmur, toprağa değmedikçe asildir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ecinni-nuveleri-siiri/</link>
<guid>1731367</guid>
<pubDate>2012-06-18T00:37:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Hüseyin Gür</author>
</item>
 </channel>
</rss>
