<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Murat Farz Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Şairin Sonbaharı</title>
<description>Günler artık daha kısa; daha geç doğuyor güneş, erken batıyor. Geceler bitmek bilmiyor, karanlıklar alabildiğine uzuyor. Yavaşça geçiyor mevsim. Artık serin yağmurlar başlamak üzere. Islak kokusu geliyor, uzaklarda kara toprağın bir yerlerde.  Ardına kadar açıktı... Kapım bekledi, duacı oldu gelmene. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sairin-sonbahari-2-siiri/</link>
<guid>3136126</guid>
<pubDate>2020-06-04T13:41:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Bir İlyada Rapsodisi</title>
<description>İki gönül beraberse, seyran olur samanlık ve yemyeşil orman. Korkar aşıklar Zeus'dan, yürürlerken sahiller boyunca Assos'dan. Tanrıçalardan birisi; kızdı, köpürdü düğüne çağrılmayınca. Armağandı en güzele; tatlı, büyük, sulu, altınla kaplı elma.  Üç güzelin hangisi o; Hera mı, Athena mı, yoksa Afrodit mi? </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-ilyada-rapsodisi-siiri/</link>
<guid>2370801</guid>
<pubDate>2017-07-08T18:18:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Makilikte Yangın</title>
<description>Önce bir kıvılcım düştü; yavaş yavaş büyüdü şarkıdaki gibi. Tutuşturdu kuru otu; yayıldı alev sağa sola ok misali. Karardı yerdeki toprak; kömür oldu çalıların gövdeleri hep. Et yeme ihtirasıydı; böylesi felaketin doğuşuna sebep.  Kara dumanlar yükseldi; bükülüp kıvrılarak semaya uzandı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/makilikte-yangin-siiri/</link>
<guid>2355114</guid>
<pubDate>2017-05-22T22:30:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>İngiliz Hasta</title>
<description>Londra’nın ıslak öğleden sonraları; bugün yağmur, yarın da yağmur. Ruhlar bezmiş güneşsizlikten, ışıksız yaşamaktan; bulmuyor huzur. Özlem... Zor hayatların sonbaharında bambaşka yabancı bir yere. Kök salmak değilse de artık, iş kalıyor karar vermeye bir kere.  Bir gün dertop edildi iki yaşam, iki valize tıkıştırıldı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ingiliz-hasta-siiri/</link>
<guid>2323647</guid>
<pubDate>2017-02-16T17:15:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Kadim Dostlar Buluşması</title>
<description>Bu kısa hikayenin aslı başlamakta eski, çok eski yıllarda, Kişilerdeki o insan sevgisinin filizlendiği sıralarda. Sanırdık ki o zamanlar bütün insan nesli bizim gibi; saf, temiz. Dünyamızda hüküm sürmektedir Ömer’in adaleti dediğimiz.  Şimdilerdeyse, gözler yanan bir ateşin şulesine dalıp gitmiş. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kadim-dostlar-bulusmasi-siiri/</link>
<guid>2307664</guid>
<pubDate>2016-12-22T12:00:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Önümde Sıçrayan Balık</title>
<description>Erken vaktiydi ılıkça bir sabahın, denize yüzmeye gitmiştim. Güneş gözümü alarak yansırken, berrak ve serin suya girmiştim. Yüzerek yavaş yavaş ve sakince, suyun tadını çıkarıyordum. Bana hediye edilmiş hayatın, bencilce zevkine varıyordum.  Gözüm takıldı istemeden iki kadına, duyunca seslerini. </description>
<link>https://www.antoloji.com/onumde-sicrayan-balik-siiri/</link>
<guid>2288369</guid>
<pubDate>2016-10-19T19:34:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Eğer Allan Poe Olsaydım</title>
<description>Çok çok seneler öncesiydi, denizin kıyısında bir krallık vardı.  Orada, denizin kıyısındaki o ülkede genç bir kız yaşardı. Belki sizlerden bazıları bilirdi onu, Annabel Lee ismiyle; Yaşardı sadece beni sevmek ve bence sevilmek düşüncesiyle.  Ben bir çocuktum o da öyle, bu denizin kıyısındaki krallıkta. </description>
<link>https://www.antoloji.com/eger-allan-poe-olsaydim-siiri/</link>
<guid>2287828</guid>
<pubDate>2016-10-17T23:23:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Seslerini Duyuyorum Şehrin Kulaklarımda</title>
<description>Horoz sesinin yerine, zilini duyuyorum çalar saatimin. Kalkıp televizyonu açınca da, sesini, haber muhabirinin. Sokaktan geçen simitçinin nostaljik sesi geliyor kulağıma, Geçen taksinin kornası çakışıyor, evin kapanan kapısıyla.  Ayak seslerim sokağın tenha kaldırımlarında yankılanıyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/seslerini-duyuyorum-sehrin-kulaklarimda-siiri/</link>
<guid>2284597</guid>
<pubDate>2016-10-05T17:10:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Rüzgarın Canı Sıkılmaz</title>
<description>Hava birden kıpırdadı, kaldırdı yukarıya eteğini kızın. Hop etti yüreği karşısından yürümekte olan delikanlının. Oğlanın aklına geldi nedense, yazın sörf tahtasındaki hali. Hatırladı dedesinin o çocukken yanak okşayan nefesini.  Dün sabah Arap kızının yanağına sezdirmeden koymuş buseyi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruzgarin-cani-sikilmaz-siiri/</link>
<guid>2271378</guid>
<pubDate>2016-08-13T13:14:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Şubat Gecesi Bağla Denizi</title>
<description>Özletmiyor yazı hava asla, gecenin biraz soğuğu olsa da. Üşümüyor teknesinde adam, çekince kapüşonunu başına. Denizin üzeri, nasıl derler, çarşaf gibi; dalgasız, kıpırtısız. Bakınca, dolunayı ufkun bir karış yukarısında sanırsınız.  Suya yansıyor ışığı, tepsi gibi ayla solundaki yıldızın. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-subat-gecesi-bagla-denizi-siiri/</link>
<guid>2224583</guid>
<pubDate>2016-02-24T18:58:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Akyarlar'da Akşamüstü</title>
<description>Hava morlaşmakta yavaşça, alacakaranlık çökmekte gözlere. Batan güneş sakin denizi usulca somon rengine döndürmekte. Taş bir ev, güzel mi güzel, denizin yanı başında asra direnmiş; Biraz eskimiş, yıpranmış olsa da dimdik ayakta, hala çökmemiş.  Çıkma balkonda yüzünü birbirine dönmüş iki tahta sandalye: </description>
<link>https://www.antoloji.com/akyarlar-da-aksamustu-siiri/</link>
<guid>2177194</guid>
<pubDate>2015-10-06T16:03:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Görür Görmez Aşk</title>
<description>Bir kış akşamıydı sana rastladığım, kalbime sızar gibi aktın. İncecik bir kar tozu griye çeviriyordu simsiyah gökyüzünü. Örtemiyordu buğday sarısı dalgalı saçlarını mavi beren. Sımsıkı sarıyordu kolların bedenini, mantonun üzerinden.  Vitrin ışığı yansımıştı pırıl pırıl gözlerinden gözlerime. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gorur-gormez-ask-siiri/</link>
<guid>2156788</guid>
<pubDate>2015-07-21T23:33:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Aruzla Yeniden Hayat</title>
<description>Günü görmek bana çokmuş, ne yazık, yuh olsun!  Gece sessiz yaşamakmış, hadi varsın olsun.  Sona ermiş bu yaşamdan "Geri dön, bak! " dersen; Yine etmem şikayet hiç, yeni bir aşk versen.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/aruzla-yeniden-hayat-siiri/</link>
<guid>1897382</guid>
<pubDate>2013-08-09T11:31:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>İstanbul</title>
<description>İmparatorların rüyalarından silinmeyen en yaşlı şehirsin;  Sinan'ın sihirli değneği ile dokunduğu emsalsiz mabetsin. Tarih sayfalarını süsleyen onlarca maceranın içindesin; Ayasofya! Sen bu masalın bir kısmına bin beş yüz yıldır şahitsin. Nasıl anlatsın ve nasıl tarif etsin dünyaya bu muhteşemliği? Boğaziçi, iki denizi akraba kılan suların serinliği. </description>
<link>https://www.antoloji.com/istanbul-1500-siiri/</link>
<guid>1872531</guid>
<pubDate>2013-05-29T21:25:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Çanakkale</title>
<description>Çılgınca bir cüretin sürüklediği zavallı yabancı insanlar, Ana yurdum dedikleri toprakları namus diyerek savunanlar, Naaşların yan yana yattığı tepelerde koşuşturup duranlar, Ana dili neyse ne, ama hepsi aynı siperlerde savaşanlar, Kahramanlık menkıbelerinin silik hayallerinde kayboldular. Karnından süngülenmişlerle, alnından yediği kurşunla düşenler, </description>
<link>https://www.antoloji.com/canakkale-262-siiri/</link>
<guid>1872072</guid>
<pubDate>2013-05-28T12:49:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Kızım Gamze</title>
<description>Küçücük bir bebektin; öperdik yanağını, indirmezdik kucaktan. Işıl ışıl gözlerin vardı; fıldır fıldır bakan, sorup soruşturan... Zorla emdin anneni; bir çocuk oldun, yerken yüzünü buruşturan. Israrla yürüdün hep, doğru bildiğin yoldan hiç şaşırıp yılmadan; Mahcup olmadık ama, ne annen ne de ben gururlu o dik başından.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kizim-gamze-siiri/</link>
<guid>1872070</guid>
<pubDate>2013-05-28T12:48:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Bodrum</title>
<description>Berrak, mavi, duru, bambaşka bir deniz; ancak efsanelerde vardı. Ortakent orada, işte bir tarafında Bitez, öte yanda Kargı... Durgun, cırcır böceği sesiyle kavrulan Ağustos akşamlarında, Rüya gibi masalsı ve çılgın geceler yaşanır Halikarnas'ta. Uzanmış Gümbet'in kumsalına İngiliz kızı, al al olmuş yanak. Mandalina bahçeleri... Gece buram buram kokuyor Yalıkavak. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bodrum-31-siiri/</link>
<guid>1872065</guid>
<pubDate>2013-05-28T12:45:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Erdek</title>
<description>En güzel gençlik yazları yaşanırdı denizlerinde, kumlarında;  Rahat, acelesiz, telaşsız bir yaşam yolculuğunun başlarında. Deniz kucaklardı; öper, okşardı güneşin kavurduğu tenleri. Eller tutuşurdu kumsalda; gecenin siyahı saklardı gizleri. Kyzikos; yarısı toprağın altında, gülerdi uzaktan sinsi sinsi.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/erdek-2-siiri/</link>
<guid>1872062</guid>
<pubDate>2013-05-28T12:43:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Anadolu</title>
<description>Anız kokan o uçsuz bucaksız, tarihin mirası topraklarında, Nadastaki tarlalar beklemekte gelecek yılın bereketini. Ağır aksak geçen soğuk günler bitmek bilmez kahve köşelerinde, Dağlarının tepelerindeki bulutlar raksederek süzülürken. Ormanlar, bozkırlar, sular, kumsallar; hepsi dağılmış bir taraflara... Limon ve portakal ağaçları kıskanırlar buğday tarlalarını, </description>
<link>https://www.antoloji.com/anadolu-198-siiri/</link>
<guid>1872058</guid>
<pubDate>2013-05-28T12:41:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 <item>
<title>Kafkasya</title>
<description>Kaf Dağı'nın arkası derler masallarda, ulaşılmaz bir yer vardır;  Anka'nın yuva yaptığı, sarp tepelerde rüzgarın ıslık çaldığı. Fişekliği göğsünde, kaması belinde bir Çerkez delikanlısı; Kalpağı başında, bastonu elinde, yüz üç yaşındaki ihtiyar... Atları doludizgin, dörtnala koşturur, onlarca milletten insan; Sanki kayar gibi yürür incecik belli, uzun boylu, narin kızlar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kafkasya-4-siiri/</link>
<guid>1871910</guid>
<pubDate>2013-05-27T23:00:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Farz</author>
</item>
 </channel>
</rss>
