<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Muhittin Ulupınar Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Hayat</title>
<description>Bakkal defterlerine düşmemiş hayat, Amele pazarında sorulmamış sorudur. Dokunaklı gözleri olan bir çocuktur. Tenha sözlere muhalif şizofren, Metruk yerlerine kaçak beyanat, Nâkiz ömrümüze mahsustur. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayat-152-siiri/</link>
<guid>187281</guid>
<pubDate>2004-09-02T00:03:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>Derviş</title>
<description>Ey kalbinden pınarlar açılan derviş!  Yuğ beni sonra yak, sonra kül et beni Usandım da yar dilinden, zülfünden Dünyayı ehline bırakıpı yollara düştüm Hızla bitip tükenirken kalbimin ilmi Okudum alınyazımı görüntüsünden </description>
<link>https://www.antoloji.com/dervis-5-siiri/</link>
<guid>187279</guid>
<pubDate>2004-09-02T00:01:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>Gündem</title>
<description>mührünü vurmuş gecemize mutluluk senfonileriyle şehirleri yakan, rubaileri ölüm nidalarıyla dudaklarında kavuran ses. akşamlarımı ıslatan yarınım! karanfiller savuran kadın! bir kurşun gibi taşı gözlerinde, korkulardan süzüldüm ara beni. karanlık gecelerden sakındım çocukların korkusunu paylaşarak, bilinmesin dedim büyücülerin gözlerindeki yalancı tebessüm, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gundem-4-siiri/</link>
<guid>187278</guid>
<pubDate>2004-09-01T23:57:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>Leyla’sız günler</title>
<description>yetim bir sonbahar bıraktın,eylülsüz sen bütün zamanların en eski Leyla’sı,milat gibi. ortaçağ heykellerinde mermer bir tebessüm,mesela; bir hüzün gibi durmakta yüzün ömürler tüketen. hani adımız hüzündü kırkahvelerinde biriken güz? sen bütün zamanların en eski Leyla’sı,milat gibi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/leyla-siz-gunler-siiri/</link>
<guid>171695</guid>
<pubDate>2004-07-04T20:11:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>Saçlarımı ateşe verdim</title>
<description>yolumuz ayrıldı ölüm bezendi, kutsandık beraber yürüdük kuşlar ve hep aynı ikindi. gümrah bir nehirdi benim düşlerimde gördüğüm, bir de yaklaşan gölgeler; biçimsiz ve karanlık. - gülüm sabahı kirpiklerine dolamıştı. sesler ve sükut yüreğimde bir kördüğüm, </description>
<link>https://www.antoloji.com/saclarimi-atese-verdim-siiri/</link>
<guid>171693</guid>
<pubDate>2004-07-04T20:10:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>Sürgün</title>
<description>Ellerimi verebilirdim,sürgündüm kent biçimsiz uzuvlara gebedir şimdi, Sarı kızlar geçecek sokaklardan,düşleriyle sarı sıcakları getiren bekleme. Akşamdır; hüzünlenirsin kaldırımlardan yürüme,Ankara’ya gülümseme, Yollar tenhalığı getirir saçlarına otobüs farlarından süzülünce. Bir tutam sakız olur gökdelenler adımlarından uyanınca türküler, gözlerimi verebilirdim,yalnızdım kent karanlıklara gebedir şimdi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/surgun-49-siiri/</link>
<guid>171692</guid>
<pubDate>2004-07-04T20:09:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşanılmış yıllar</title>
<description>iki katlı ahşap bir ev, isli gaz lambası;  kireç badanalı oda, sessiz ve kimsesiz. duvarlara çarpıyor çığlıkları annemin, belki de annem melankolik bir şarkı söylüyor, beyaz bulutlar ve gölgelerden habersiz. yüreğinden bir ses beni çağırıyor </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasanilmis-yillar-siiri/</link>
<guid>171691</guid>
<pubDate>2004-07-04T20:08:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>Çok adresli hüzün</title>
<description>farzet ki gülüm, aysız gecelere küskünsün gönlün düşmemiş yabancı iklimlere, suskun ve öfkeli bir kasırgadır gülümseyen, dudaklarına yakıştırdığın hüzün. sabret her şafak yazgın, </description>
<link>https://www.antoloji.com/cok-adresli-huzun-siiri/</link>
<guid>171690</guid>
<pubDate>2004-07-04T20:06:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>Eylül karanfillerinin gölgesi</title>
<description>bulutların dindirdiği acıyı söyler, kuşlar yağmurlara tutununca. papatyalar sabaha durur,umut olur, vuslat ayrılığı vurunca. gün ışımadan iklimler hüznüme tüner, sılam gurbet yar el olur. </description>
<link>https://www.antoloji.com/eylul-karanfillerinin-golgesi-siiri/</link>
<guid>171688</guid>
<pubDate>2004-07-04T20:04:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>İnfial</title>
<description>Çiçek göndermeyin, gamdayım, kalp suskun Meçhul adreste leylâ, yol uzun ve çetrefil. Ömrüm kanayan bir yara, bir dal yasemen Gelip geçer içimden mekânsız bir bedevî Unut ey kalbim, hep bozgun hep bozgun, aynalarda aksimiz, yakamızda karanfil. </description>
<link>https://www.antoloji.com/infial-siiri/</link>
<guid>171686</guid>
<pubDate>2004-07-04T20:03:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>Şimdi Gözlerin Akşam</title>
<description>Şimdi gözlerin akşam, hem sensiz hem bensiz,  hemde adressiz ilişiksiz; bir mektup ellerimizde yaşam.  Çık gel şimdi yüreğim tenha Biraz yağmur var, biraz efkâr Bir çocuk sızıyor gibi düşlerime Hem usul hem kalabalık hem hilekâr </description>
<link>https://www.antoloji.com/simdi-gozlerin-aksam-siiri/</link>
<guid>171685</guid>
<pubDate>2004-07-04T20:02:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>Bezgin</title>
<description>Eski, tanıdık bir şey yaşanılan, Kimsesiziz, öyle yalnız, öyle mecnun, halimiz hicabımızdır, gecemiz keder. ellerimiz yüreğimizin sürgünüdür, uykusunda ömrün acemi ve yalan.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bezgin-3-siiri/</link>
<guid>171684</guid>
<pubDate>2004-07-04T20:00:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>İltica</title>
<description>Yağmurdan önce gel, pencerem açık Gör, kalbimde kuşlar çığlık çığlığa Acizim, ocağına düştüm mülteciyim Bin adres olur ellerim ıssızlığına dinle, heybemde yoksul bir ıslık hem kalabalık hem münzeviyim </description>
<link>https://www.antoloji.com/iltica-4-siiri/</link>
<guid>171683</guid>
<pubDate>2004-07-04T19:59:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>Nasıl Bilirsiniz Kalbimi?</title>
<description>çiçekli perdeler çekilince, üveyikleri beklerdik  konağımızda. babamız heyecansız başlayınca türkümüze,  zamanı gererdik sessizce.  tenha sokaklara çekilince düşlerimiz,kalbimize melekler yürürdü.  ”gülümse” derdi.”ey çocuk! zamanı aşmalısın,  ellerine asa,gönlüne tespih olmalısın.”  </description>
<link>https://www.antoloji.com/nasil-bilirsiniz-kalbimi-siiri/</link>
<guid>171682</guid>
<pubDate>2004-07-04T19:57:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>Hazan Şarkıları</title>
<description>ko’ma beni gözlerinle gül mevsimidir ölürüm, seni sende değil be kendimde bulurum. geçen eylüldür durur ende gölgesi ıslak kaldırımlara düşüyorken sevdanın sesi ko’ma beni gözlerinle gül mevsimidir ölürüm  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hazan-sarkilari-siiri/</link>
<guid>171680</guid>
<pubDate>2004-07-04T19:55:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>Kendimle söyleşi</title>
<description>akşamın alacası düşüyorken yüzüme, alnım bir kez daha haykırır isyanını yıllara. Sevdam ki bir mavi sızı ya da korkusudur yüreğimin, gün be gün soldurur karanfilleri dalında. karanlığın doğumunda güle yakındır ellerim, uzun kirpiklerim düşer suya çoğalır suskunluğum, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendimle-soylesi-siiri/</link>
<guid>171679</guid>
<pubDate>2004-07-04T19:53:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 <item>
<title>İsimsiz Şiir</title>
<description>gece karanlığına adanırken mahzun bakışlar. isyansa seni sevmek bin kez isyanımdır eylemim, adın yüreğimde yazılıdır assınlar beni ne çıkar, ki kulaklarımda çınlanır ayak sesleri ölümün.  rüzgarı bekleyen bir pervane şimdi sevda, </description>
<link>https://www.antoloji.com/isimsiz-siir-14-siiri/</link>
<guid>171678</guid>
<pubDate>2004-07-04T19:52:00+03:00</pubDate>
<author>Muhittin Ulupınar</author>
</item>
 </channel>
</rss>
