<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Muhammed Emre Tulay Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Bela</title>
<description>Bel&#515;   Sabah olmuş, güneş gözlerimi perdelerinden sıyırıyor Esneme sesi gelir hala komşu çocuklarının Dinlenirken gece nöbet tutan köpekler Adeta hissedilir hışırtısı haşeratın </description>
<link>https://www.antoloji.com/bela-44-siiri/</link>
<guid>1717743</guid>
<pubDate>2012-05-14T15:32:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Emre Tulay</author>
</item>
 <item>
<title>Başlayamadığım ya da Bitiremediğim</title>
<description>Ey güzel!  Kimsin sen? Nesin? Bilmiyorum Yok yok, çok iyi biliyorum aslında. O zaman? </description>
<link>https://www.antoloji.com/baslayamadigim-ya-da-bitiremedigim-siiri/</link>
<guid>1484250</guid>
<pubDate>2010-11-29T00:32:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Emre Tulay</author>
</item>
 <item>
<title>Hayata Tutunmak</title>
<description>Gel, ey rüzgarların değdiği yapraklara Sesini gizleyen dilber. Gel, ey buğulu camlara hissini çizen güzel. Gel, bir damla gözyaşının karıştığı denizlerden Saf sular içtiğim. Gel, karanlık gecelerimin yakamozu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayata-tutunmak-6-siiri/</link>
<guid>1397074</guid>
<pubDate>2010-05-22T23:24:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Emre Tulay</author>
</item>
 <item>
<title>Yokluğundaki Ben</title>
<description>Yoksun, yine yollarına takıldı gözlerim Geleceğin günü beklemekteler. Yokluğunun nöbetinde zamanı eskitirken Senden kalan bir izi gözlemekteler.  Yoksun, deli gönül kaldırım taşlarında, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yoklugundaki-ben-3-siiri/</link>
<guid>1376125</guid>
<pubDate>2010-04-13T23:29:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Emre Tulay</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Gittin</title>
<description>SEN GİTTİN  Sen gittin, gittiğin an, gece ve hicran kaldı, Baharı hoştu aşkın, kimsesiz güzü kaldı.  Sen gittin, “yar” dediğin, yarine hasret kaldı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-gittin-110-siiri/</link>
<guid>1297886</guid>
<pubDate>2009-12-04T16:40:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Emre Tulay</author>
</item>
 <item>
<title>Bülbülü Şeyda</title>
<description>Bu sabah bir aşığın sedası kulağımda, Dinledim ki, maşuku bülbülün şeydasında. Bülbül küçük bağrında dikenli gül taşıyor Beyazına vurgunken kırmızıyı görüyor. Her kanat çırpışında ayrı bir özlemi var, Onun her ötüşünde aşkının namesi var. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bulbulu-seyda-siiri/</link>
<guid>1159049</guid>
<pubDate>2009-04-10T10:28:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Emre Tulay</author>
</item>
 <item>
<title>Leyla</title>
<description>Yârim oldun, rüzgarımdın, Leyla'mdın sevginle, Rüzgarımdın, bir estin, sen de gittin gönlünle, Leyla'mdın, sen de gittin, yok oldun her şeyinle, Sevginle, gönlünle, her şeyinle; dönme geri! </description>
<link>https://www.antoloji.com/leyla-142-siiri/</link>
<guid>1019957</guid>
<pubDate>2008-09-09T12:49:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Emre Tulay</author>
</item>
 <item>
<title>Toprakla Hasbihal</title>
<description>Toprak misk kokmaktasın, hafiften de ıslaksın, Ne bu halin mest ettin, bu kez biraz farklısın. Toprak dedi: Yağmurdu, yağmurdu buluştuğum, Bana dokunuşunda, bu halimi bulduğum. Dedim ki: Ey toprağım, biçareyi avutma, Bican iken canımı daha aciz bırakma. </description>
<link>https://www.antoloji.com/toprakla-hasbihal-siiri/</link>
<guid>999199</guid>
<pubDate>2008-08-06T17:47:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Emre Tulay</author>
</item>
 <item>
<title>Felek</title>
<description>FELEK  Unut artık bir zaman “yarim” diyen dilberi, Unut, boş hayalinden, sök çıkar o güzeli. Gönlüme yol verseydim hep o yari severdim, Bir ziya umut olsa, ne güfteler düzerdim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/felek-67-siiri/</link>
<guid>815659</guid>
<pubDate>2007-09-20T15:23:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Emre Tulay</author>
</item>
 <item>
<title>Yol</title>
<description>YOL  Gittim yar diyarından, gülü dalda bıraktım, Gittim yar diyarından, miski tende bıraktım, Gittim; ama gönlümü başka elde bıraktım. Bir can kaldı bedende, bedenim gayri eksik, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yol-221-siiri/</link>
<guid>815657</guid>
<pubDate>2007-09-20T15:21:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Emre Tulay</author>
</item>
 <item>
<title>Nazire</title>
<description>NAZİRE Yarim dedik maşuka, bu aşık giryan oldu, Gönlüm sanki boş idi, gayri çeşmim de doldu. Bir kelamım dökülse, yarim kaçar kollanır Niye böyle yapar ki, buna can mı dayanır? Bilmez misin halimi, gönlün demi amadır? </description>
<link>https://www.antoloji.com/nazire-22-siiri/</link>
<guid>769526</guid>
<pubDate>2007-07-03T11:01:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Emre Tulay</author>
</item>
 <item>
<title>Pencere Arkadaşım</title>
<description>Sen gittin ya yağmurlu güz gecesi, Çiğler yere değil, gönlüme düştü. Vakitsiz akşamların çilekeş eşi Derin uçurumlara ansızın düştü.  Şimdi oda boş, içim aynı ahenkte </description>
<link>https://www.antoloji.com/pencere-arkadasim-siiri/</link>
<guid>446415</guid>
<pubDate>2006-05-05T16:24:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Emre Tulay</author>
</item>
 <item>
<title>On Yıl</title>
<description>	Vapurdan indim elimde bavulumla Üstümde kokuşmuş siyah bir ceket. Yürüdüm yollarında çürümüş postalımla Yıllardır hasretinde boğulduğum memleket.  Hızla ezberimde aştım dik yokuşları, </description>
<link>https://www.antoloji.com/on-yil-2-siiri/</link>
<guid>440069</guid>
<pubDate>2006-04-28T15:32:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Emre Tulay</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgiliye Ağıt</title>
<description>	Bir roman, bir sancı, bir şiirdi gidişin, Hayatıma konulan son noktaydı gidişin, Hasretinde boğulduğum ummanımdı gidişin, Bu sabah yalnızlıkla baş başa uyandım Oturdum bir köşede sevgilime ağladım.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgiliye-agit-6-siiri/</link>
<guid>438239</guid>
<pubDate>2006-04-26T17:50:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Emre Tulay</author>
</item>
 <item>
<title>Kadim İstanbul</title>
<description>Dünyada yok bir ram ola ki kul, Kucak açmış duruyor kadim İstanbul. Boğaza dolanmış, kıvrılmış Marmara' da Ahengini gizlemiş, tepede; Çamlıca' da. Çepeçevre surların başında süslü fesi, Entari sallamakta sulara Kızkulesi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kadim-istanbul-siiri/</link>
<guid>432666</guid>
<pubDate>2006-04-21T16:00:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Emre Tulay</author>
</item>
 </channel>
</rss>
