<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Muhammed Acar Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kudüse Ağıt</title>
<description>Kudüs... Ey yerin göğe en yakın olduğu şehir! Ey gökte yaratılıp yere indirilmiş şehir!  İzlerin ne kadar da derin? İbrahim, İshak, Yakup, Yusuf, İsa, ve Muhammed. (s.a.a.)  Toprağın kanla sulandığı için mi, yoksa uğradığın ihanetlere ağladığın için mi böyle nemli? </description>
<link>https://www.antoloji.com/kuduse-agit-siiri/</link>
<guid>2350627</guid>
<pubDate>2017-05-08T15:23:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Düşler ve Umutlar</title>
<description>Düşlerim beni yoruyor rabbim. Sessiz bir gecede düşlerimi sana emanet etmenin teslimiyeti içinde yüreğime sonbahar dolduruyorum. Yeni bir başlangıç olması gerekirken her ilkbahar, neden güzleri yaşıyor gönlüm? Sevinçlerimin hüzne dönüştüğü bu mevsimin adı ne? Hüzün neden sevinç oldu? Ayrılıklar neden üzmüyor artık beni? Bu acımasız fikirler ne zaman girdi aklıma?  Bu puslu yüz bana mı ait rabbim? Her doğum günümde nefes nefese aynanın karşısına geçiyorum ve her yıl daha silik buluyorum yüzümü. Gözlerim acı acı gülümserken kaybolanlara, ellerimden sonsuzluk tutuyor. Yenilginin kekremsi tadını hücrelerime çekmeye hazırlanırken, cenneti hayal ediyorum. Ve ömrümün yalanlığını, aşkın tek gerçek olduğunu daha iyi anlıyorum...  Dün bir şarkı duydum, kalbim acıdı! Neden rabbim? Çehremi aydınlatan nurundan istiyorum şimdi. Ellerim sana açılırken gönlüm hep başka alemlerin türküsünü söyledi. Her şeye senin adınla başlarken, dilimden adın düşmezken, kalbim nurundan mahrum kaldı. Affet...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dusler-ve-umutlar-2-siiri/</link>
<guid>2350626</guid>
<pubDate>2017-05-08T15:21:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Ahir Zaman Duaları</title>
<description>Anlaşılamamanın verdiği mahcubiyetle yazıyorum...  İçime saklanan sessiz kelimelerim var. Söylesem dünya, sussam gönlüm şikayetçi. Konuşmanın susmaktan daha fazla zarar verdiği bir yerde yine de konuşmalımıyım? Ey kelimelerin kalbine anlam yerleştiren! Lafügüzaf etmekten sana sığınıyorum…  Boğuluyorum rabbim, tut dilimi. Tut ki doğrunun doğrusunu bilen ilhamın dolsun yüreğime. Tariflerin bile tahrif edildiği bir zamanda, sadece hakkı söyleyenlerden eyle dilimi. Sözleri riya kokan şovenistlerin meclislerinden, bakıp da görmeyen gözsüzlerin körlüğünden uzak eyle beni. Ayrıştırmak için değil, barıştırmak için döndür dilimi. Ve bozguncuların fitnelerini doğrayan bir kılıç eyle sözlerimi...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ahir-zaman-dualari-siiri/</link>
<guid>2350625</guid>
<pubDate>2017-05-08T15:20:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Çocuk Olmak</title>
<description>“Büyüklerin rant oyunlarında savaştan etkilenen çocuklara ithafen...  Bir zamanlar çocuk olmak, başının okşanması ve küçük bir şeker için nazlanmak demekti. Büyük mutlulukları küçük şeylerde bulmak, hayallerini özgürlük salıncağına oturtup, esen rüzgarla geleceğe doğru yollamaktı çocuk olmak. Sadece düştüğünde ağlamak, savaşı sadece filmlerde olan bir şey sanmak ve korkuyu karanlıkta yürümekten ibaret görmekti...  Bir zamanlar çocuk olmak, aynı zamanda yaşamak demekti. Doyasıya koşmak kırlarda... Senin için canını ortaya koyacak bir Annenin sevgi dolu gönlünde, seni tüm kötülüklerden koruyacak bir babanın güçlü kanatları altında gölgelenmek demekti...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocuk-olmak-59-siiri/</link>
<guid>2266146</guid>
<pubDate>2016-07-18T11:07:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Asırlık Hasret</title>
<description>Bir adın kaldı senden geriye. Sen gittin, her şey gerçekçiliğini yitirdi. Yokluğunda boynunu büktü güller. Laleler, menekşelerde sensiz şimdi. Bastığın yerleri bir görebilsem, her kum zerresine adını yazıp, aşk diye, sevda diye, yalnız senin adın diye gönlüme basardım…  Fani sevmelere ve yalan aşklara inat, seni bitimsiz bir sevdayla seveceğim sevgili… İnsan görmeden sever mi? Seviyor işte... Bir adın kalmıştı geriye, ona sevdalandım. Adın adım oldu, canım yoluna feda oldu, bas geç diye üstüne...  Yokluğunun varlığı bitsin istiyorum artık! Ağır geliyor sensizlik... Öyle ki, içimde yanan ateşin rengi siyaha döndü. Evet doğru! Sadece cehennem alevleri siyahtır. Sende bilesin ki ey sevgili; ayrılığın cehennem bana, vuslatın cennet. O halde cennet hicran olur sensiz, yarım kalır mutluluklar, aydınlanmaz geceler...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/asirlik-hasret-3-siiri/</link>
<guid>2266145</guid>
<pubDate>2016-07-18T11:05:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Yol Ve Yolcu</title>
<description>Her yeni yol yeni bir hikaye demek. Ama yeniden başlamak istiyorsan önce yazdıklarını silmelisin. Önce yüreğinin yettiğince söylediğin onca sözü bir kenara bırakıp yeni bir hikayeye başlamalısın. Çünkü bazen kelimeler kaçıp durur senden. Kalem düşer ve cümlelerin dili lal olur. Sadece düşünürsün, sorgusuz sualsiz...  Yeni bir yola çıkmak istiyorsan her şeye hazırlıklı olmalısın. Çünkü her yolculuk bir öncekinden daha fazla yorar yolcuyu. Unutma ki, aynı yoldan ikinci defa geçerken ilk geçişin anılarını da yeniden yaşar, belki yeniden ağlar belki de yeniden gülersin. Ve yine unutma ki, canını en çok yakan yaşayacakların değil yaşadıklarındır…   Eskiden kurtulup kendine yeni bir rota çizmek istiyorsan, omuzlarını eskiten yüklerden kurtulma zamanı gelmiş demektir. Önünde durduğun, bir yol ayrımıdır artık. Ve sen, yeni yürümeye başlayan bir çocuk gibisin şimdi. İlk yapman gereken sağlam bir adım atmak. Eğer bu yeni yolculukta koşmak istiyorsan önce düşmeden yürümeyi öğrenmelisin, yada kalkmayı öğrendikten sonra yürümelisin. İki ayak üzerinde durmak sana dengeyi öğretecek birazda. Tek kanatlı kuşun uçamayacağını, tek taraflı bakışların aydınlığa engel olduğunu, gamsızlığın neşe değil vefasızlık olduğunu... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yol-ve-yolcu-12-siiri/</link>
<guid>2204593</guid>
<pubDate>2015-12-25T17:13:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Sadece Hüzün</title>
<description>Yüreğinin mevsimi sonbahar olanlara...  Ah dostum... Hayat göz kırpıp yüz vermeyen bir sevgili gibi değil mi? Bir yanı gel derken bir yanı hüzünlere itiyor hep ümitlerimizi. Heyecan ve hüsranı birlikte yaşıyoruz her gün. Yaşam damla damla tükenip akarken, her geçen saniye hüzün damıtıyor yüreğimize. Kendimizi bulmaya çalışırken, yitirdiğimiz umutlar çıkıyor karşımıza ansızın. Her başlangıç ardında bitişleri saklıyor. Her kavuşma yeni bir ayrılığın haberini getiriyor. Yarının ne getireceğini bilmeden koşuyoruz geleceğe ümitle. Bugün yüzümüze yerleşen tebessüm, yarın derin bir iç yanmasıyla dökülen gözyaşlarına dönüşecek belki de...  Belki de hiç hayal kurmamamız, sadece yaşadıklarımızla yetinmemiz lazım. Ama o zamanda hayatın anlamını kaybedeceğiz değil mi? “Hayal etmeden yaşamak hiç yaşamamak gibi” diyorsun şimdi, biliyorum. Evet öyle... O halde dönelim içimize yeniden! Savaşlar sarmışken etrafımızı, silah gürültüleri gittikçe daha çok yaklaşırken civarımıza, bu kirli dünyanın velvelesinden sıyrılıp kendi içimize dönelim haydi! Orada bulabiliriz çünkü beyazın en güzel tonunu, temiz kalmışlığın son izini ve yeniden başlamanın verdiği heyecanı yüreğimizde bulabiliriz sadece... </description>
<link>https://www.antoloji.com/sadece-huzun-3-siiri/</link>
<guid>2168742</guid>
<pubDate>2015-09-01T19:57:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Biraz Sevgi</title>
<description>Büyüdükçe başka bir dünyanın çocukları oluyoruz. Aynı dünyanın yaşayanlarıyız ama ayrı düşüncelerin, ayrı telaşların içinde yitip gidiyoruz. Farklı beklenti ve hayallerimiz oluşmaya başlıyor. Sürekli büyümek isteyen bir çocukken bir zamanlar, küçülmek isteyen büyüklere dönüyoruz sonraları. Elimizden kayıp giden ömrü, en kıymetli sermayemiz olan zamanı nasılda hoyratça savurduğumuzun farkına varıyoruz pişmanlıkla...  Öyle ki büyümek bazen insanın canını acıtabiliyor, yaralayan birşeye dönüşüyor. Yeniden çocuk olsam diyoruz iç geçirerek. Ama o zamanda büyümek isteyecektik değil mi? Aslında bir çocuğun büyümek istemesi ve bir yetişkinin küçülmeye çalışması dünya hayatının acımasız çarklarının bizi nasıl öğüttüğünü, an gibi geçen yılların ne kadar kıymetsiz olduğunu anlatıyor bize. Zamanı kıymetli yapacak olanın, söze "iyi ki" ile başlayabileceğimiz anılarımızın çokluğuyla ilgili olduğunu anlayamıyoruz çoğu kez...  Büyüdükçe ölümden değil de yaşamın kendisinden korktuğumuzu, sahibi olmadıklarımıza sahip olamayacamızdan değil, sahip olduktan sonra kaybedeceğimizden korktuğumuzu anlıyoruz şimdi. Gerçek bir hayatın içini sahteliklerle doldurduğumuzu, maskelerimizi çıkarmaktan değil maske takmaktan utanmamız gerektiğini anlıyoruz. Ve anlıyoruz, özünü kaybetmiş bir insanın et ve kemik torbasından ibaret olduğunu, bize lutfedilen en büyük hediyenin gönül olduğunu ve onu "insan" olabilmek için kullanmamız gerektiğini...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/biraz-sevgi-3-siiri/</link>
<guid>2124135</guid>
<pubDate>2015-05-09T11:15:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Çocukluğum</title>
<description>Musallaya bakarken hayatımız, olmayacak düşlerin hayalindeyiz...  Dünya değişti, biz tuhaflaştık! Seksek oynayan çocukları özlüyoruz şimdilerde... Olmadık düşlerin peşinde yitmemeyi, olması muhtemel küçük mutlulukları hayal etmeyi düşlüyoruz. Belki de büyümemeliydik değil mi? Öyle çocuk kalmalıydık... </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocuklugum-302-siiri/</link>
<guid>2120067</guid>
<pubDate>2015-04-28T18:46:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Ağlayan Gülüşler</title>
<description>Ağlatılmışlara...  Gözlerim kalbimin sızısı ile ağladığı için ondan şikayetçi. Kalbimse “sen gördün ben yandım” diyerek gözlerimden davacı. İçimdeki bu savaş yakıp yıkıp biçare kıldı gönül yurdumu. Ben ise bu savaşın tam ortasında kalmış, sağır ve dilsiz bir görgü tanığıyım...  Gözlerimi suçlayamam! Çünkü o gördüğü güzellik karşısında aklımın köleliğini terk edeli beri eli kolu bağlı bir mahkuma dönüştü. Kalbimi de suçlayamam! Çünkü yarin gözlerindeki alevden bir kıvılcım sıçramıştır ona. O ise o bir kıvılcımın üzerine ah'lar çekerek cehenneme çevirdi ateşini...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/aglayan-gulusler-2-siiri/</link>
<guid>2108272</guid>
<pubDate>2015-03-26T09:20:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Yusufa Mektup</title>
<description>Artık kabullendim! Siyah beyazı örtünce, gece gündüzü istila edince, elinizdekilerin bile elinizde olmadığını görünce ve anılar sadece eski defterlerde kalmış eski yazılara dönüşünce sizde eskiyorsunuz... Saatin tiktakları çalarken ömrümüzü saniye saniye, biz sadece geçmişe bakıp gülümsemekle yetiniyoruz... Oysa gel demesini beklediğimiz ne çok gidenimiz olmuştu...  Beklemek bazen derin bir kuyuya dönüşüyor, beklenenin ipinden başkası çare olmuyor. Zaman geçtikçe yüzümüze daha bir soluk bakıyor hayat... Eski heyecanlarımız, hercai aşklarımız, dilimize takılan o unutulmaz şarkımız çok uzaklarda şimdi. Artık yaşamak, sessiz bir sahil kenarında, martıların çığlıklarını fon yapıp hayata, bir bardak çay yudumlamaktan ibaret... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yusufa-mektup-siiri/</link>
<guid>2106275</guid>
<pubDate>2015-03-20T00:20:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Düş Saydım Seni</title>
<description>Hani bir zamanlar beni bir uçurumun kenarından kurtardığını söylerdim. Buna karşın sende, ne diyeceğini bilemez, sol yanımda bir şeyler kıpırdıyor derdin. Yaşananlardan ders çıkarmaya çalışan, tüm acılarına rağmen aşk için umudunu kaybetmemiş, birazcık deli, çokça çocuk, gözleri yeşile çalan bir kadının tesellisiydi seninki. Beni gerçekten kurtardığına inanmıştım...  İyi başlayan her aşk gibi heyecanlıydık, bekliyorduk... Ayrı geçen her gün için duvara bir çentik atan mahkumlar gibiydik... Cesaretini ilk toplayan ben oldum, döküldü dudaklarımdan o iki kelime. Sen ise duyduklarının gerçek olmasından korkan ama içi kıpır kıpır taze bir yürektin...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dus-saydim-seni-siiri/</link>
<guid>2103787</guid>
<pubDate>2015-03-11T18:12:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Umuda Özlem</title>
<description>Bulutların ardından üşümüş şehirleri okşuyor güneş. Rahmet bekliyor sabırla toprak. Devrilir birazdan gün yorgun anılarla yarının omuzlarına...  Yitirilmiş umutların kandilini yakıyor bir adam! Dışarıda mevsim zemheri. Ayrılık şarkıları söylüyor mutsuz insanlar, arz semanın dudağında yitirilmiş bir hazan...  Yarına dair gözyaşları biriktiriyorum nicedir, hayat dilimde yavan bir kelime. Acıların kırılmaz kanatlarıyla geçmek istiyorum bu dünyadan. Ayrılık böyle olmasaydı, payımıza düşen hicran olmasaydı...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/umuda-ozlem-5-siiri/</link>
<guid>2103185</guid>
<pubDate>2015-03-09T17:49:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Yağmurumdun</title>
<description>Bugün hüzün dolu gözlerim, Gittin yetim kaldı sözlerim, Rüyalarda bile seni özlerim, Asırlardır yolunu gözlerim...  Sen yağmurumdun her an ıslandığım, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-yagmurumdun-siiri/</link>
<guid>2103183</guid>
<pubDate>2015-03-09T17:38:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Aşka Serenat</title>
<description>Yüreğimde bir yara, feryadım da bir dua, geldim sana Ah günahkar! Bu günahkar gözlerim, baksın sana...  İçimde bir ateş yanar, hasretin beni yaralar Yanındayım dilim susar, utanırım gönlüm ağlar...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/aska-serenat-siiri/</link>
<guid>2103142</guid>
<pubDate>2015-03-09T13:31:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Sabreyle Kardeşim</title>
<description>Bir çocuğun gözü toprak dolarken, Bir ana evladım diye yanarken, Bacımın feryadı yürek yakarken, Neredesin kardeşim?  Mazlumların ahı çıkar zalimden, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sabreyle-kardesim-siiri/</link>
<guid>2103139</guid>
<pubDate>2015-03-09T13:22:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Gibi</title>
<description>Aynaya bakıyorum her yan sessiz, Gözlerim doluyor her gün sensiz, Bilmem ki yapabiliyor musun bensiz, Bu zalim ayrılık nede densiz...  Bu akşam çayım yine buz gibi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-gibi-48-siiri/</link>
<guid>1071643</guid>
<pubDate>2008-11-27T21:17:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Kırık Sözler</title>
<description>Katlettiler kalemimi, Feryadını duyan olmadı, Soldurdular güllerimi, Bir halini soran olmadı...  Hüzün sardı gözlerimi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirik-sozler-3-siiri/</link>
<guid>1001111</guid>
<pubDate>2008-08-10T11:37:00+03:00</pubDate>
<author>Muhammed Acar</author>
</item>
 </channel>
</rss>
