<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Muammer Erkul Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ölüme dair</title>
<description>Yaşayanlara yazılır “ölüme dair” yazılar... Ölüme dair yazılar “yaşayanları” arar durur; çünkü ölülerin, ölüme dair yazıları okumaya ihtiyacı yoktur!  Yaşayanlara yazılır “ölüme dair” yazılar... Ve bütün ölüme dair yazıları “diriler” yazar; ölmemişlere ölüme dair bir kaç söz söylemek için! * * * Dirilerin “ölmemiş olanları” anlamaya çalışır ölüme dair yazıların anlattıklarını... Ve ölülerin “yaşayanları”dır aslında bizlere suni teneffüs yaptıran! .. </description>
<link>https://www.antoloji.com/olume-dair-6-siiri/</link>
<guid>87731</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:57:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Üşüdüğüm zaman</title>
<description>Üşüdüğüm zaman... Üşüdüğüm zaman kimin hayaline sokuluyorum zannediyorsun? Kimin... kimin parmaklarını hissediyorum arasında saçlarımın? .. § Üşüdüğüm zaman... Üşüdüğüm zaman, katı bir mum gibiyken yani; tam ortamdan geçen ipin ucunda kim yanıyor titreyerek? </description>
<link>https://www.antoloji.com/usudugum-zaman-siiri/</link>
<guid>87729</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:54:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Sisin arkasındaki sesler (...yahut, “essmergüzeli” ahşap iskele!)</title>
<description>Biliyorum ki, işte bu sisin arkasında uzaklar... Bu sisin ardında özlediğim herşey... Ve sen; Sen bu sisin arkasındasın... § Sis basardı bir zamanlar uzakları... ..... </description>
<link>https://www.antoloji.com/sisin-arkasindaki-sesler-yahut-essmerguzeli-ahsap-iskele-siiri/</link>
<guid>87728</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:52:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Öperken koklamayı 'senden' öğrendim! ..</title>
<description>Ben, 'koklanmayı' senden öğrendim;  Ve de koklamayı! .. ..... Ben, koklamayı; senin koklamalarından öğrendim... § Ben, seni duymayı; beni dinleyişinden öğrendim... </description>
<link>https://www.antoloji.com/operken-koklamayi-senden-ogrendim-siiri/</link>
<guid>87724</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:49:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Ne mümkün?</title>
<description>Veya; Zehirli Su... Yahut; Senli Ben... Ya da; Benli Sen... Her ne ise, ismi önemli değil zaten! (BİR KÂSE SUYA DÜŞEN BİR DAMLA ZEHİR GİBİ; GAYRI SENİ İÇİMDEN SÖKÜP ATMAK NE MÜMKÜN? ..) § Nasıl damlarsa zehir bir kâse suya; İçime, öyle damladın... ..... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-mumkun-3-siiri/</link>
<guid>87725</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:49:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Güzelliklerin yıldönümü</title>
<description>Bugün, kâinatın gördüğü en güzel günün yıldönümü! .. § Bugün, gülümsemelerin bir mânâ kazanmasının yıldönümü... Bugün bütün güllerin, niye açtıklarını... Ve niçin böyle güzel koktuklarını anlamalarının yıldönümü. ..... </description>
<link>https://www.antoloji.com/guzelliklerin-yildonumu-siiri/</link>
<guid>87723</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:46:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Mavi damla (deverân)</title>
<description>Mavi gökten bir damla düştü denize; Su ile buluşan suyun oluşturduğu iç içe dalgalar, dış dışa halkalar halinde koşuştular müjde taşıyan denizatları gibi... Mavi gökten bir damla düştü denize; Deniz maviye kesti! .. § Mavi gökten bir damla düştü yere; Çatlamıştı toprak, dudaklarım gibi... </description>
<link>https://www.antoloji.com/mavi-damla-deveran-siiri/</link>
<guid>87720</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:43:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Düşmemiş yağmur damlası</title>
<description>Husule gelmiş; Ama orda... Bir bulutun “hayalden beden”ine tutunmuş... Ve bırakmak için ellerini en küçük ısı farkını bekleyen, düşmemiş bir yağmur damlası gibi bakıyordun ya bana;  Pırıl pırıl titreyerek! .. § Hani koşuyordum ya, yağmur altında sırılsıklam; ve bir yandan da ağırlaşan giysilerimden kurtulmaya çalışarak... Hani seni görmeye çalışıyordum ya zaten, yere düştüğümde; Başım havadaydı, gözüm yukarıdaydı, ve canım avucumdaydı hani! .. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dusmemis-yagmur-damlasi-siiri/</link>
<guid>87719</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:42:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Sevginin kökü olur!</title>
<description>(Yani, anla ki; sen beni sevmiyordun! ..)   ....... Sen, kendin için, hoşuna giden bir oyuncağı seviyordun ve onu ele geçirmeye çalışıyordun, başkalarından evvel... Sen, kendini seviyordun, beni değil! .. § Şimdi, başka birine daha “onu sevdiğini” zannettirmeye çalışıyorsun, değil mi; </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevginin-koku-olur-siiri/</link>
<guid>87718</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:40:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Gölgeni gördüm...</title>
<description>(Ben, saymayı Arnavut kaldırımlarında öğrendim)   Siniyordu şehir ve sis gibi yumuşacık ama kararlı bir şekilde iniyordu akşam... Akşam iniyor, şehir siniyor ve herşey siliniyordu sanki! .. ..... Sayısız evler vardı rengarenk, güneş altında parlayıp duran... Peki, soğuyan bir ölü gibi matlaşıyorken şehrin yüzü, renkler nereye gidiyordu? .. § Ben, şimdi derin sokakların içine, çamur rengi havayı soluyarak; sanki kaybolmak için, ve sanki boğulmak için giriyordum! .. </description>
<link>https://www.antoloji.com/golgeni-gordum-siiri/</link>
<guid>87716</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:38:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Gökte ay var yerde yar...</title>
<description>Yer göğün neresinde, gök yerin neresinde... Her yer, heryerin içinde; Nerde yâââr? § Gökte ay var, yerde yar... ..... </description>
<link>https://www.antoloji.com/gokte-ay-var-yerde-yar-siiri/</link>
<guid>87715</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:36:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Gideceksen...</title>
<description>Haydi git! Beyaz atın üstünde doludizgin; çiçeklerin boynunu ezerek, kırarak git...  N’olur işkence etme... Mahmuzla şu atını; hadi git gözlerimden, ufkumu yırtarak git! .. ..... Haydi git! Beyaz atın üstünde doludizgin, Çiçeklerin boynunu ezerek, kırarak git! .. Gideceksen, hadi git beyaz atın üstünde doludizgin; kırarak, ezerek git boynunu çiçeklerin! .. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gideceksen-siiri/</link>
<guid>87714</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:35:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Dilinden tutuşmak(!)</title>
<description>Sıyrıldım derinlerinden yalanların; yılanların derilerinden sıyrıldığı gibi! .. ..... Geride kaldı herşey, dün gibi! .. Ama gün gibi, aşikârdı; seni sevdiğim! .. Eyy, sevdiğim... § Ve, boyanmak ister gibi kanından, kınından çekilmişim; sana doğru! .. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dilinden-tutusmak-siiri/</link>
<guid>87713</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:33:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Yüreğimiz konuşur</title>
<description>Sarmaşık güller dolanmıştır başına hani... İncecik dikenleri vardır, çizer ya ellerini cam kırıkları gibi; canın kırılır! .. § Canın kırılır; Senle ben arasındaki camın kırıldığı gibi! § Can ve cân arasındaki cam çekildiğinde aradan, kan sızar yaradan... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuregimiz-konusur-siiri/</link>
<guid>87712</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:32:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Papatya’m...</title>
<description>Israrla emdiği sigarasının dumanı henüz içindeyken öksürük tutan, kara kuru illetli bir adam gibi; her tarafından sesler ve dumanlar çıkartarak gelir kara trenler... Bembeyaz papatya tarlalarının arasından geçerek... Yahut ekşi suratlı kara kuru adamlar “kara trenler gibi” gelirler insanlar arasından; Sevdalarıma doğru! .. § Sevdalarım nedir mi benim? .. </description>
<link>https://www.antoloji.com/papatya-m-siiri/</link>
<guid>87711</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:31:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Ölüm; gülümdür!</title>
<description>Bir insanın ölümü; bir kızıl goncanın içini açmasına, âlemi öpmesine benzer yaprak yaprak ve satır satır! .. Ve bir insanın ölümü; Bir goncanın açması kadar, beklenendir! .. § İnsan, tohumdur; her şey gibi! ... Tohum; ayağını aşağı, elini yukarı uzatıp çeker kendini... </description>
<link>https://www.antoloji.com/olum-gulumdur-siiri/</link>
<guid>87709</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:29:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Uzakta mı sanıyorsun? ..</title>
<description>Halbuki geldim! .. Ordayım, iyi bak; uzanıver içine, tut elimden al beni! .. ..... Uzakta mı sanıyorsun? Değilim... Uzakta mı sanıyordun? Değildim! </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzakta-mi-saniyorsun-siiri/</link>
<guid>87708</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:28:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Yol mu, sana çıkmayan! ..</title>
<description>Bazı duyguları ifade edebilmek; Seni sevmek gibi güzel! .. Yani ben, kanatları zamklanmış bir kelebek gibiyim; parmaklarım bulamadığında seni, kağıdın-klavyenin üstünde... Ve zihnim soyulmadığında sana! .. Zihnim, soyunmuş bir elma gibi; Dişlediğin! .. § Esiri, 'eseri'dir efendinin! ..... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yol-mu-sana-cikmayan-siiri/</link>
<guid>87707</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:26:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Düşler dökülür gülüşlerinden</title>
<description>Biliyor musun; Düşler dökülür... Düşler üşüşür... Düşler doluşur kulaklarıma;  Gülüşlerinden! .. § Üstüme yağan düşler ile, başıma üşüşen düşler ile, ve içime doluşan düşler ile serpilirim ben, bahara dokunmuş bir filiz gibi! .. ..... Biliyor musun; </description>
<link>https://www.antoloji.com/dusler-dokulur-guluslerinden-siiri/</link>
<guid>87705</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:24:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 <item>
<title>Aşka kılıf aranmaz! ..</title>
<description>Bulutlara dolaşmış bir uçağın, rüyalarında “hava limanlarını” görmesinden ne farkı var ki; burnunun, sabahları “kızkulesi” diye sızlamasının? .. Kızkulesi, , , mıknatısındır; Seni bana bağlı kılan! .. § Kaybolmuş gemiler için; uzaak, zayııf, cılıız, titreek, soluuk ve soğuuk bile olsa, bir deniz feneri ışığının ne demek olduğunu anlıyor musun şimdi? .. Duyuyor musun, soğuğu? .. </description>
<link>https://www.antoloji.com/aska-kilif-aranmaz-siiri/</link>
<guid>87702</guid>
<pubDate>2003-05-04T13:21:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Erkul</author>
</item>
 </channel>
</rss>
