<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Muammer Bilim Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ya Kabzet Bu Ruhu, Ya Aç Bu Rahı! ..</title>
<description>Ağlıyordu... Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Arada bir; bittiğinden habersiz yanan sigarasından, parmaklarını yakışından habersiz derince bir ' Ah! ' edip nefes çekerken, ' Allah`ım! Aşıklarını yaktığın hicran ateşiyle yakmandan sana sığınırım. ' diye yalvaran cehennemi bile korkutan ateşin gönlündeki ızdırabından kurtulmak istercesine başını kaldırıp, baharın gelişini müjdeleyen ovalara bakıyordu.  Bakıyordu da... Öylesine manâsız ve boş bakıyordu. Zira; önündeki simidi yumuşatıp yemesi için, her on dakikada bir çay getirip götüren garsonu bile farketmiyordu...  Kendi kendine konuşurken, neler mırıldandığını duyabilmek için, rahatsız edermiyim endişesi ve korkusuyla yavaş yavaş yanına sokuluyordum usulca ben de...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ya-kabzet-bu-ruhu-ya-ac-bu-rahi-siiri/</link>
<guid>998703</guid>
<pubDate>2008-08-05T22:28:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Ezelden Cilvesi Böyle...</title>
<description>Ballar balı, canlar canı, bu arzın canısın sen!  Karanlığın Şems’i Mah-ı, aşkın misbahısın sen!  Ferhat’a en Şirin iken, Kerem’e Aslı’sın sen! Yusuf’a Zeliha iken, Mecnun’a Leyla’sın sen!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ezelden-cilvesi-boyle-siiri/</link>
<guid>894080</guid>
<pubDate>2008-02-04T16:46:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Yasemen</title>
<description>O gün telefonda, hatırlarmısın?  Sesin titriyordu, merhaba derken. Ya ben ne haldeydim, bir sorar mısın? Kalbim duracaktı, seni dinlerken.  Sus diyordu bana, sus gül aşkına, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasemen-14-siiri/</link>
<guid>894049</guid>
<pubDate>2008-02-04T16:02:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Yağmur Suyu</title>
<description>Hikâye bu ya! .. Yaşadığı devrin Dede Korkut’u gibi şefkatli, merhametli, aşk  ehli bir Türkmen kocası Pir’i faniye rüyasında denir ki; “Efendi! Bir ay sonra, yaşadığın beldeye   çok şiddetli yağmurlar düşecek ve bir hafta hiç kesilmeden aralıksız devam edecek. O yağmur suyundan her kim içerse delirecek, aklını zayi edecek.” Uyandığında; “ Allah Allah! Vardır bir hikmeti, hele bekleyeyim. Bu gece de aynı rüyayı görecek miyim acep? Yok değilse, telaş edip ortalığı ayağa kaldırmanın ne manâsı var? ” diye akşamın olmasını gözler. “Salihlerin gördüğü doğru rüyalar, nübüvvetimin kırk altı cüzünden bir cüzdür.” buyuran iki cihan serverinin (s.a.v.)  fermanından Hakkel yakın haberdar olan Türkmen kocası Dede Korkut’un, evladı iyali ve diğer insanlar adına duyduğu endişesi yersiz değildir. Zira ikinci ve onu takip eden üçüncü gece de aynı haber gelince, hane halkını başına toplayıp sanki vasiyetini söylüyormuşçasına başlar nasihate, ferman buyurmaya. “Evlatlarım! Hikmetinden sual edilmez. Allah; bu necip milletin hamurunu, gönül mayasını aşk fırınında yakıp pişirmiştir. O yüzden ruhumuzun tek gıdası olup onu doyuran, yedirip içiren annemizdir aşk. Bizlerde tecelli edip görünen adalet, asalet, şefkat, merhamet, nezaket, letafet, zerafet ve fedakârlık gibi sıfatlar ise, işte o kutsal annemizin yani aşkın çocuklarıdır. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yagmur-suyu-siiri/</link>
<guid>885715</guid>
<pubDate>2008-01-21T17:54:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Yârim Keskin Bıçak...</title>
<description>Sayıları parmakların adedini geçmeyecek kadar az bir kaç ehli aşk ile geceleri nerede içip demlendiği belli olmayan, seher vakitlerine kadar sokaklarda pervasızca 'Hu! Hu! ' diye bağıran kasabanın hırpani delisinin dışında, herkes onu kasap olarak bilir, usta diye çağırırdı. Asalet, letafet, zerafet, şefkat ve merhamet gibi kemal sıfatlar da öyle ileri gitmişti ki; Aşk Peygamberi Hz. Mustafa`ya (S.A.V.) , şüphe götürmez varis oluvermişti sanki... Bir seferinde ağlayarak dükkândan çıkan deliye;  - Ne oldu, niye ağlıyorsun? Aziz baba sana et vermedi mi yoksa? diye sorduklarında; - Be Allah`ın körleri! .. Meyhanede etin ne işi var? Sonra ben sizler gibi ölü eti yiyenlerden değilim ki... Şarap içirip aklımın geri kalanını da aldı benden, ona ağlıyorum. Sevdiğim dilberi gösterip, beni derde saldı ona ağlıyorum, dediği kasabanın diline bir günde sakız olmuştu da, o günden beri 'Aziz Baba' diye ünlenirdi yıllardır... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yarim-keskin-bicak-siiri/</link>
<guid>885318</guid>
<pubDate>2008-01-20T23:25:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Gitti Ömrü Nazeninim...</title>
<description>Ne doya doya kokladım, ne bir deste gül derdim, Hatırası olmasaydı, bu şehri terkederdim. Ya bir yerde sızar kalır, ya da ölür giderdim, Ben ölmeyi istedikçe, arttı gönülde derdim.  Hani bir şarkı vardı ya, saymadım kaç yıl oldu, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gitti-omru-nazeninim-siiri/</link>
<guid>882659</guid>
<pubDate>2008-01-16T16:07:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Meyimiz, Gönül Meyhanemizdir! ..</title>
<description>Dünya ki gam yurdu, gamhanemizdir,   Dava ki beyhude, bahanemizdir. Bir yer ki yâr orda, demhanemizdir, Aşk meyimiz, gönül  meyhanemizdir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-meyimiz-gonul-meyhanemizdir-siiri/</link>
<guid>876599</guid>
<pubDate>2008-01-05T02:22:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Doğru Mecnun</title>
<description>Duyulmazken feryadı, Arş'a çıkan ahıdır, Yârdan ayrı bir anı, en büyük günahıdır. Bitmeyen sermayesi gözyaşı, gün ahıdır, Doğru Mecnun olanın, Leyla kıblegâhıdır. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dogru-mecnun-siiri/</link>
<guid>869494</guid>
<pubDate>2007-12-23T22:11:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Sır Küpü</title>
<description>Üstü çamur, fırınlanmış sır küpü!  En meşhurun, bilinmezin sır küpü! Sır vermeden, sen parçala kır küpü! Cevher al, ver! Sırrı verme sır küpü! </description>
<link>https://www.antoloji.com/sir-kupu-5-siiri/</link>
<guid>857696</guid>
<pubDate>2007-12-02T00:50:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Varlık! Gölge Varlık! ..</title>
<description>Varlığım dert, perde, en kutsal derde, Gölgem ki, aslına galip içerde. Bir Zaloğlu Rüstem, sanki her yerde, Dava asil, kavga büyük bu ser'de... </description>
<link>https://www.antoloji.com/varlik-golge-varlik-siiri/</link>
<guid>855018</guid>
<pubDate>2007-11-27T18:48:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Bedelini Sorarlar</title>
<description>Her ne ki aşktan gayrı, kapımızı kapattık, Ağyarı gönülden de, dilden de söküp attık. Ten yurdunu toprağa, canı canana sattık, Bedelini sorarlar; zakkum-u zehir tattık. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bedelini-sorarlar-siiri/</link>
<guid>853975</guid>
<pubDate>2007-11-25T21:07:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Gıdamız Aşktır Bizim</title>
<description>Gönül damak lezzetimiz, vallahi aşktır bizim, Hem sıfatı meşrebimiz, billahi aşktır bizim. İtikadı mezhebimiz, tillahi aşktır bizim, Günahımız; sevgiliyle dem be dem meşktir bizim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gidamiz-asktir-bizim-siiri/</link>
<guid>853970</guid>
<pubDate>2007-11-25T21:01:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Gül Bitsin Sende</title>
<description>Elenmiş toprak ol, bir 'püf'te savrul!  Bir kaç damla yağmur düşsün üstüne. Ey taş kalbim eri, tüken, yan kavrul! Basan gül çiğnesin, başın üstüne. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gul-bitsin-sende-siiri/</link>
<guid>849661</guid>
<pubDate>2007-11-18T14:11:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Sarmaşık</title>
<description>Yağ satarız,  bal satarız, bağban verir biz satarız, Tellalız gül pazarında, gülü verirse satarız.  Bağı bostan bağbanındır, gül gözleriz gül bağında, Dikenine karşı öten, bülbülüz gül budağında.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sarmasik-35-siiri/</link>
<guid>843028</guid>
<pubDate>2007-11-06T18:33:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Ahmak</title>
<description>Bilgine demişler ki, hazırlan gideceksin!  Nereye diyeceksin? ..  Nereye olacak ki, idam edileceksin, Cezanı çekeceksin...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ahmak-9-siiri/</link>
<guid>767747</guid>
<pubDate>2007-06-29T19:48:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Karınca</title>
<description>Küçülmeden sığıverir, sanki olur karınca, Gönlüne arz-ı semavat, canana dost olunca. Varlığını yoka verip, yokluğuyla varınca, Denir  'Mülke Süleymansın', bir dost bir post kalınca.  Haddini bilip sussa da mütevazı karınca, </description>
<link>https://www.antoloji.com/karinca-30-siiri/</link>
<guid>710989</guid>
<pubDate>2007-04-06T21:23:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Arzıhâl</title>
<description>Ebrehe ordu salar her gün yüzlerce filden, Taş üstünde taş koymaz, Kâbemiz olur harap. Yaşlı gözlerle haber beklerken Ebabil'den, Baykuşlar tünedirsin viranemizde ya Rab!  Gönlümün otağına mancınıklar kuruldu, </description>
<link>https://www.antoloji.com/arzihal-siiri/</link>
<guid>700072</guid>
<pubDate>2007-03-27T19:04:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Kahrını Lütfundan Ayrı Bilirsem...</title>
<description>Nasıl vasfedeyim, nasıl diyeyim, Kaleme gelmez ki, düşsün satıra. Benzetmekten gayrı ne söyleyeyim, Hayali gönlümde kaldı hatıra.  Haşa! Nasıl derim dalgınlığıyla, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kahrini-lutfundan-ayri-bilirsem-siiri/</link>
<guid>667277</guid>
<pubDate>2007-02-21T19:54:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Biz Geldik Anneciğim</title>
<description>Bu sefer yol çok uzadı, bitmiyor gibi geldi, Rüyamın heyecanından, yaşla göz arasında. Uçamazdı ya otobüs,gitmiyor gibi geldi, 'Yavrum, kalk geldiniz' dedin, kaşla göz arasında.  Yorgunluğumdan olacak, yana düşen başımı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/biz-geldik-annecigim-siiri/</link>
<guid>664759</guid>
<pubDate>2007-02-18T22:07:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 <item>
<title>Aşka Ermeye, Aşkta Bitmeye Geldik</title>
<description>Erdik ki bir demhaneye, saki hoş, bizler hoşuz,  Gönlümüz meyhanesinde, sevgiliyle serhoşuz.  Abı hayat iksirini, içince dudağından, Yay gerilen oklar gibi, can uçtu sadağından.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/aska-ermeye-askta-bitmeye-geldik-siiri/</link>
<guid>658257</guid>
<pubDate>2007-02-11T22:23:00+03:00</pubDate>
<author>Muammer Bilim</author>
</item>
 </channel>
</rss>
