<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Mevlani Ulusoy Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Eğitim ve Öğretmen Üstüne Düşünceler</title>
<description>Yurt ve dünya sorunları üzerinde düşünmek, düşündüklerimizi sözlü ve yazılı olarak açıklamak ve toplumun çeşitli kesimlerine yaymak yasal, meşru bir haktır. Çağdaş, demokrat, Atatürkçü bir insan, yurttaş ve öğretmen olmanın gereğidir. Bu yurt ve ulusa sevdalı olmamızın sonucudur. Türk öğretmeni de bir insan ve yurttaştır. Düşünüp fikir, görüş ve projeler üretecektir, üretmek zorundadır. Çünkü, öğretmenin yaptığı kamu hizmeti, yetiştirdiği öğrenciler ve geliştirdiği ilişkiler ağı yani eğitim dinamik bir süreçtir. Öğretmenin düşünmesinden asla korkulmamalı, aksine onu destekleyerek yüreklendirip özendirilmelidir. Öğretmenin düşünmesinden; en başta çocuklarımız, ülkemiz, toplumumuz ve demokrasimiz kazançlı çıkar. Cumhuriyetimiz ve demokrasimiz öğretmenle gelişir, derinleşir, güzelleşir ve yeni boyutlar kazanır. Eğitbilim (Pedagoji)  diye bir bilim vardır. Eğitimin amaçlarını, ilkelerini, yöntem ve düzgülerini inceleyen ve eğitim çalışmalarını kurallara bağlayan bir bilim olduğu doğrudur. Hatta, öğretmenlik sanatı, uygulaması ya da mesleği için gerekli bilgi ve becerileri kazandıran bilim dalı olması yönünden de çok önemlidir. Ancak, dünyanın her ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de eğitim, devleti yöneten bürokratik ve siyasal kadroların rengini taşır, sosyal, ekonomik ve kültürel yapılardan soyutlanıp ele alınamaz. Eğitim olgusu, ülkemizin içinde bulunduğu genel düzenin bir uzantısıdır. İçinde yaşadığımız bu genel düzene temelden çatıya kadar bağımlıdır. Genelde eğitimin sorunları, özelde ise öğretmenlerin ve öğrencilerin sorunları, toplumun genel sorunlarıyla iç içe olup kaynaşıktır. Toplumun genel sorunlarına akılcı, gerçekçi ve doğru çözümler getirildikçe bizim sorunlarımız da kolayca çözülecektir. Yapılan bunca çalışmalar geniş halk kitlelerinin yararına ve toplumsal adalete uygun olacaktır. Çağımız ve ülkemiz hızlı bir değişim yaşamaktadır. Bilim ve teknoloji sınır tanımamakta ve çağa damgasını vurmaktadır. Daha önce elde edilen bilgiler hızla eskimekte ve yeni bilgiler üretilmektedir. Yarın öğreneceğimiz daha az şey kalacaktır. Televizyon, video, CD, bilgisayar ve internet toplumsal yapı ve kurumları değişime zorlamaktadır. Toplumumuz bilgi bombardımanına tutulup, büyük bir şok dalgasıyla karşı karşıya kalmıştır. Oysa, çağımızda buna rağmen, eğitim yine de evrensel değildir. Çünkü, toplumlar birbirinden çok farklı siyasal, sosyo-ekonomik  ve kültürel düzeylerde bulunmaktadır. Dünya ölçeğinde ülkelerin eğitim sistemleri farklı özellikler taşımaktadır. Henüz bütün insanlığı kucaklayan evrensel bir eğitim sistemi de ortaya çıkmamıştır. Bunun içindir ki; eğitim evrensel olmadan önce ulusal ve toplumsal bir olgudur. Bu nedenle yurt ve insan gerçeğine dayanmak zorundadır. Gerçeklere gözümüzü kapayarak Fransız değil Japon eğitim modelini de alsak boşunadır. Eğitim tarihimiz bunun olumsuz örnekleriyle doludur. Her sorunumuzda olduğu gibi çağın gelişmelerini dikkatle izleyerek, eğitim sorununda da hareket noktamız Türkiye gerçekleri olmalı, Türk insanı ve toplumunun gereksinimleri temel alınmalıdır. Bugün Türk Eğitim Sistemi örgün ve yaygın eğitim alanında küçümsenmeyecek bilgi, deneyim ve birikime sahiptir. Okulöncesi Eğitimden Sekiz Yıllık Kesintisiz Zorunlu Temel Eğitime (İlköğretim) , Ortaöğretimden Yükseköğretime ve Çıraklık Eğitiminden Halk Eğitimine çok önemli mesafeler almıştır. Sorunlarımız yok mudur? Elbette vardır. Bazı sancılar içinde kıvransak da, çıkmazları yaşasak da gelecekten asla umutsuz olmayalım. Eğitimin yönünü her yıl biraz daha çağa, ileriye ve halka doğru çekmeli, Atatürkçü eğitim anlayışından uzaklaşmalara fırsat verilmemelidir. Eğitim kurumlarımızda bilimin ve aklın aydınlığında eğitim yapılmalıdır. Öğretmenler mesleki, ekonomik ve moral açısından güçlendirilmeli, öğrencilerimizle birlikte baskıdan uzak, özgürlükçü, barışçı ve demokratik bir ortama hızla kavuşturulmalıdır. Öğrenciler eleştiri ve tartışma ortamına çekilerek edebi, sanatsal ve bilimsel yapıtları okumaya alıştırılmalıdır. Ezbercilik ve aktarmacılık yönteminden süratle vazgeçilmelidir. Gözleme, araştırmaya, incelemeye, yaratıcılığa ve üretkenliğe dönük eğitim-öğretim süreçlerine ağırlık verilmelidir. Yaratıcı toplum yolunda eğitim için etkinlik gösteren bütün öğretmen ve öğrenciler çeşitli şekillerde eğitsel amaçlarla ödüllendirilmelidir. Bu yönde de olumlu çabaların olduğunu mutlaka izleyip görmekteyiz. Dünya ve ülkemiz nereye doğru gidiyor? Çağımızda ve ülkemizde neler yapılmak isteniyor? Bu sorular kapalı değil elbet. Nereye gidildiği ve ne yapılmak istendiği açıkça bellidir. Eğitimciler dünya ve yurt sorunlarını doğru anlamaya çalışmalı, insanımızı haksızlıklara, yolsuzluklara, adaletsizliklere tavır koyan, kendisi ve toplumuyla barışık, gerçekleri ve hakkını arayan bireyler durumuna getirmelidir. Akıl, bilim ve çağa ters düşmeden eğitim daha da geliştirilip, derinleştirilmelidir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/egitim-ve-ogretmen-ustune-dusunceler-siiri/</link>
<guid>2281947</guid>
<pubDate>2016-09-26T21:35:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Ekim Sabahında</title>
<description>Güzel yurdumun Bitlis ilinin Tatvan ilçesindeyim. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde Şube Müdürü olarak görev yapıyorum. Buraya geleli beş ay kadar oldu. Henüz yöreye ve insanına pek alışamadım. Açıkçası Tatvan’ı beklediğim gibi bulamadım. Kim bilir, belki ilerde zamanla severim. Asla önyargılı değilim. Şimdilik bunun nedenlerini irdelemek istemiyorum. Her şey zamanla değişime uğrar. Yaşamın dinamiğidir değişim. Buna içtenlikle inanıyorum.   Ekim ayının son günleriydi. Cumhuriyet Bayramı yaklaşmıştı. Bir sabah saat 6.00 da kalktım. Elimi, yüzümü yıkayıp tıraş oldum. Takım elbisemi giydim. Çantamı alarak öğretmenevinin oyun salonuna indim. Çay ve simitle kahvaltımı yaptım. Üşümüştüm. Bir çay daha içip ısınmaya çalıştım. Öğretmenevinin penceresinden bir süre Van Gölü’nü seyrettim. Göl, hafif dalgalı, ışıl ışıl ve sakindi. Gölde yaban ördekleri yüzüyor, martılar uçuyordu. Nasılsa dalıp gitmişim. Aradan ne kadar zaman geçti, bilemiyorum. Feribotun uzaktan çalan düdüğü ile kendime geldim. Radyoda yanık bir uzun hava çalıyordu. Ses sanatçısı türküyü çok güzel söylüyordu. Bir sigara yakıp türküyü dinlemeye başladım. Ne zaman bir türkü duysam, hemen dinlemeye başlarım. Nedense türkülere vurgunumdur.  Çok geçmeden öğretmenevi hareketlendi. Resepsiyonda adını bilmediğim bir görevli oturuyordu. Bir başka görevlide lobide temizlik yapıyordu. Kimi öğretmenler okula yetişme telaşı içinde acele ediyorlardı. Bazılarıyla selamlaştık, birbirimize iyi mesailer diledik. Bu sırada birkaç öğretmen çay ve açmayla kahvaltısını yaptı. Az sonra onlarda öğretmenevinden ayrıldılar. Öğretmenevi giderek tenhalaştı, artık yapayalnızdım.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-ekim-sabahinda-siiri/</link>
<guid>2280134</guid>
<pubDate>2016-09-19T22:58:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Ardahan Mektubu</title>
<description>19.01.1999 Tarsus  Sayın Ayhan NASUHBEYOĞLU Ardahan Valisi  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ardahan-mektubu-siiri/</link>
<guid>2279679</guid>
<pubDate>2016-09-17T23:34:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Ovakışla Günlüğü</title>
<description>(Ovakışla İlköğretim Okulu’nun 2 aylık yayını)   Gözlem, Tespit ve İletişim  Tatvan İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Mevlani ULUSOY’un mektubundan “… Baskı ve içerik yönünden çok başarılısınız. Hepinizi yürekten kutlarım.” Ulusoy’un gönderdiği “Yüreğim Kıpır Kıpır” başlıklı şiiri okurlarımızla paylaşıyoruz:  YÜREĞİM KIPIR KIPIR </description>
<link>https://www.antoloji.com/ovakisla-gunlugu-siiri/</link>
<guid>2279675</guid>
<pubDate>2016-09-17T23:07:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Okur Mektubu 2</title>
<description>(Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi)  İMECE  Milli Eğitim Bakanlığımızın mart ayında “Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim” adlı bir dergi çıkaracağını öğrendim. Çok sevindim. Bu dergiye her düzeyde destek ve katkı vermeyi bir görev biliyorum.  “Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim” adlı bir derginin yayımlanacağı Milli Eğitim Bakanımız Sayın Metin BOSTANCIOĞLU tarafından eğitim çevrelerine, sivil toplum örgütlerine ve kamuoyuna duyuruldu. Derginin oluşumuna demokratik ve çoğulcu bir katılımın ve desteğin beklendiği vurgulandı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/okur-mektubu-2-siiri/</link>
<guid>2278954</guid>
<pubDate>2016-09-15T11:57:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Okur Mektubu 1</title>
<description>Sayın Hilmi Şahin, Kamışlı Fatih İlköğretim Okulu Müdürü  Okul gazetenizin Mart 2002’de çıkan 5. Sayısını aldım. Gazetenizi baştan sona eleştirel bir gözle okuyup inceledim. Yolun başında sayılırsınız. Gazetenizin, deneyim kazandıkça daha iyi noktalara varacağına yürekten inanıyorum. Bu aşamada bile, ortak bir çabanın güzel bir örneği. Gazetenizde emeği geçen herkesi kutlar, bundan sonraki çalışmalarınızda başarılar dilerim.  Hilmi Bey, gazetenizdeki “Velilere Dikkat! ” adlı, ana babalara seslenen yazınızı dikkatle okudum. Önemli bir noktaya dikkatleri çekmek istemişsiniz. Sanıyorum, bunda da çok haklısınız. Çünkü, okul olgusunun en önemli ayağından birisi de velilerdir. Okul çalışmalarında velilerin desteğine ve yardımına ihtiyacımız olduğu bir gerçektir. Velilerini motive edemeyen bir okulun çabası her zaman eksik kalır. Okuldaki çalışmalara velilerin katılımını sağlayıcı yol ve yöntemleri arayıp bulmalıyız, devreye sokmalıyız. Bunu başardığımızda okulumuzun çıtası yükselecektir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/okur-mektubu-1-siiri/</link>
<guid>2278948</guid>
<pubDate>2016-09-15T11:37:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Aklın ve Bilimin Işığında Düşünmek</title>
<description>“Bilgine her gün yeni bir şey eklemiyorsan, gün geçtikçe azalır.” (Çin Atasözü)  GİRİŞ  Birkaç yıl yöneticilik yaptım ama asıl mesleğim öğretmenlik. Kırklı yaşları bitirdim, ellili yaşlara merdiven dayadım. Daha ne kadar yaşarım bilemiyorum. Yaşamımı sorguladığımda başımdan geçen olayları, olguları yeniden yaşıyor gibi oluyorum. Geriye dönüp baktığımda herkes gibi benimde acı tatlı birçok anılarım, gözlemlerim ve tespitlerim olduğunu düşünüyorum. Bunları sizlerle paylaşmayı çok isterim. Bugüne kadar böyle bir fırsatım olmadı. Ancak şimdi Antoloji.com’la tanıştım ve bu fırsatı yakaladığımı sanıyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/aklin-ve-bilimin-isiginda-dusunmek-siiri/</link>
<guid>2278809</guid>
<pubDate>2016-09-14T22:27:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Atatürk ve Karacaoğlan</title>
<description>Karacaoğlan; 17. Yüzyılda Orta Anadolu ve Toroslarda, özellikle Gâvur Dağları yöresinde yaşamış, Türk Halk Edebiyatı’nın en önemli temsilcisi ve ekolüdür. Türk Halk Şiir’inin köklü bir damarı, rengi, tadı, güzelliğidir. Türkçe sevgisi ve anadil bilinci yüksek, halkçı bir eğitimci, Anadolu ereni ve aydınlanmacısı olan ünlü bir halk ozanıdır. Türküleriyle halkın gönlünde taht kurmuş, yüreği yanık bir halk adamıdır. Karacaoğlan bir türküsünde halka şöyle seslenmektedir: “Koyun meler, kuzu meler/Sular hendeğine dolar Ağlayanlar bir gün güler/Gamlanma gönül gamlanma Naçar Karacaoğlan naçar/Pençe vurup göğsün açar Kara gündür gelir geçer/Gamlanma gönül gamlanma” </description>
<link>https://www.antoloji.com/ataturk-ve-karacaoglan-siiri/</link>
<guid>2274899</guid>
<pubDate>2016-08-28T22:26:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Sen De Kimsin?</title>
<description>Doğruyu öğrenince gerçeği sindir, Tarihinden çıkardığın dersi bildir, Amerikan uşaklığı yapan kimdir? Bunu görmüyorsan, sen de kimsin?  “Benim manevi mirasım ilim ve akıldır.” </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-de-kimsin-siiri/</link>
<guid>2273391</guid>
<pubDate>2016-08-22T08:34:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Deli Kız, Deli Kız...!</title>
<description>Başını almış, nereye gidiyorsun?  Vay deli kız, vay deli kız…! Kul hakkını tanımayıp çiğniyorsun, Vay deli kız, vay deli kız…!  Başkasının aklına uyarak yarışma, </description>
<link>https://www.antoloji.com/deli-kiz-deli-kiz-siiri/</link>
<guid>2272944</guid>
<pubDate>2016-08-20T10:02:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Beni Beni...!</title>
<description>Mevlâ’m yarattı; şu âleme yollandım!  Toprağında belenip, beşiğinde sallandım. Derdimi sunarken, acı içinde kıvrandım. Cahilin birisi incitti beni beni…!  “Vay dünya, dünya yalansın dünya </description>
<link>https://www.antoloji.com/beni-beni-47-siiri/</link>
<guid>2272267</guid>
<pubDate>2016-08-17T14:04:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Kırmızı Giysili Kadın</title>
<description>Çoğu zaman, Sabah çok erken kalkarım. Elimi, yüzümü yıkar Evimin sokağa bakan pencere yanına oturur, Yeni başlamakta olan güne, Merhaba derim… </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirmizi-giysili-kadin-siiri/</link>
<guid>2271602</guid>
<pubDate>2016-08-14T11:42:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Bulamadım...!</title>
<description>Ay yıldızlı al bayrağımızı görünce!  Dilim Türkçe’nin kıymetini bilince, Hep birlikte kapılırız ortak sevince, Anadolu’dan özge yâr bulamadım…!  Bazen dalgalandım, bazen duruldum </description>
<link>https://www.antoloji.com/bulamadim-240-siiri/</link>
<guid>2269884</guid>
<pubDate>2016-08-06T10:27:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Kitap!</title>
<description>Yıl 2016, “galat-ı meşhur” “Doğru Bildiğiniz Yanlışlar” Adlı kitap yayın dünyasında, Okurları ile buluştu. Hepimize merhaba dedi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-kitap-9-siiri/</link>
<guid>2269372</guid>
<pubDate>2016-08-03T22:34:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Rüzgâr Bebek!</title>
<description>Komşumuz Sinan Bey Ve eşi Fatoş Hanım’ın, Çok güzel bir bebeği oldu. Adını Rüzgâr koydular Sevimli mi sevimli… Allah; analı ve babalı büyütsün. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruzgar-bebek-siiri/</link>
<guid>2267519</guid>
<pubDate>2016-07-26T10:54:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Bacım Kadriye!</title>
<description>Çok küçük yaşta yetim kaldı, Yaşlı bir kadının kapısın çaldı, Boyundan büyük işlere daldı, Bahtı kara bacım Kadriye!  Elin kapısında aç susuz yatan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bacim-kadriye-siiri/</link>
<guid>2265769</guid>
<pubDate>2016-07-15T12:31:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Türk Öğretmeni!</title>
<description>Bilimin ışığında düşünerek soracak, Ulusal Eğitim’den yana dik duracak, Öğrencinin yarasını dostça saracak, Türk Öğretmeni, Türk Öğretmeni!  Yurduna yönelen tehditleri görünce, </description>
<link>https://www.antoloji.com/turk-ogretmeni-4-siiri/</link>
<guid>2264948</guid>
<pubDate>2016-07-11T22:37:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Fikret Otyam</title>
<description>Damarlarda dolanan al kandı, Canların içinde özge bir candı, Yüreği halkından yana vurandı. Vay, hangi birinize yanayım! Fikret gibisini nasıl bulayım?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/fikret-otyam-siiri/</link>
<guid>2163484</guid>
<pubDate>2015-08-11T21:15:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Çağlarım</title>
<description>Toroslar’dan Akdeniz’e bir yel esince, Yağmur, kar yağıp toprağa naz edince! Kırda açan çiçeği hoyratın birisi ezince, Yurdum insanına içten içe yanarım, Sevgiden, dostluktan yana çağlarım.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/caglarim-3-siiri/</link>
<guid>2153426</guid>
<pubDate>2015-07-13T20:47:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 <item>
<title>Atasözü</title>
<description>Görüş, inanış, gelenekten süzülerek gelmiş Kestirme anlatımın en hoş örneğini vermiş, Tutulacak nasihat ve uyarıların altını çizmiş, Halkın ortak aklı, yaratıcı gücü! Sözün özü: Atalar sözü, atasözü…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/atasozu-24-siiri/</link>
<guid>2146537</guid>
<pubDate>2015-06-30T23:37:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlani Ulusoy</author>
</item>
 </channel>
</rss>
