<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Mehmet Moroğlu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sensiz hayat zehir oldu</title>
<description>Gözlerime yaşlar doldu Bahçemde güllerim soldu Üzülmemek elde değil Sevdügüm yer elin oldu  Onsuz hayat zehir oldu </description>
<link>https://www.antoloji.com/sensiz-hayat-zehir-oldu-siiri/</link>
<guid>2927499</guid>
<pubDate>2018-12-14T19:25:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Moroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ela gözlerin</title>
<description>Bilinmez yolların adresi benim Kaybolur musun yaralı gönlümde Bitmez dertlerinin dermanı benim Kahrolur musun bensizliğinde  Amansız gönlünün sahibi benim </description>
<link>https://www.antoloji.com/ela-gozlerin-41-siiri/</link>
<guid>2922023</guid>
<pubDate>2018-12-01T23:46:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Moroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Devr-i tevekkel-i</title>
<description>Bir kaç hayal kırıklığı Hala kendimi anlamış değilim. Nasıl bir devirde yaşadığımı, nasıl bir toplumda bulunduğumu ve nasıl bir hissiyatı taşıdığımı bilmiş değilim. Bundan 15-20 yıl öncesi belkide hayatın en güzel evreleriydi. Yaklaşık 50 yıl öncesini söylemiyorum bile. Bir takım zorluklar vardı elbet lakin nasıl başa çıkılması gerektiğini bilen insanlar vardı. Aynı zorluğa mutluluğu da sığdırabilen insanlar. Belki de kafamda ki gelgitlerin en büyük sebepleridir onlar. Keşke 50 60 yıl önce doğmuş olsaydım. O yıllarda yaşamış olmanın zorluğu ama aynı zamanda mutluluğunu mu yoksa şimdinin gereksizliğini ve anlamsızlığını mı yaşardım bilemiyorum. Ama şundan eminim ki kesinlikle eskiyi tercih ederdim. Çünkü eskinin kitabında muhabbetin ve sosyal hayatın baş düşmanı olan akıllı (bence kurnaz) telefonu yoktu. Belki hiç telefon yoktu ama görüşebilmek kaidesiyle kilometrelerce yol kat edilen ziyaretler, birlikteliğine doyum olmayan dostluklar vardı. Şimdi ise neredeyse kendi akrabasını dahi görmek istemeyen hayattan soğumuş insanlar var... Yolda birbirimizi görsek selam vermek o kadar zor geliyorki biz kuklalara, acınacak durumdayız gerçekten. Bu yüzden eskinin insanlarını her zaman şanslı bulmuşumdur. Söylenecek o kadar söz var ki bazan sadece içime ağlamak yetiveriyor bana. Çaresizce ve yıpranmışcasına... Çoğu duygularımızı yitirdik bile. Bilmem ne zaman farkına varırız. Her zaman söylerim şu sözü;" dilimin dili olsa da konuşsa". Hülasa dostlar kendime mi yanayım, benden sonraki gelecek nesile mi yanayım bilemedim. Tek bildiğim bazı şeyleri kendi elimizle kaybettiğimiz. Kalın sağlıcakla.! Mehmet MOROĞLU </description>
<link>https://www.antoloji.com/devr-i-tevekkel-i-siiri/</link>
<guid>2905436</guid>
<pubDate>2018-10-26T14:53:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Moroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Okumak nedir?</title>
<description>  Okumak insanı belki de rahatlatmıyor, içine hapsediyordu. Bir hazdır okumak. Örneğin, bir parkta torunu ile vakit geçiren falan dedenin o an hissettiği memnuniyetti okumak. Ya da filan teyzenin hiç beklemediği anda çıkagelen oğlunu görmesiydi okumak. Belki de beraat eden bir mahkumun özgürlüğü hatırlamasıydı. Kim bilir okurken neler girer beynimize. Bunun gibi bir çok benzetme var. Örneğin, okumak; Ahmet Bey'in işyerinde terfi edindiği başarıydı belki. Veya Mert'in istediği dişçilik fakültesini kazanmasıydı. Ya da Merve Hanım'ın hayalini kurduğu pastanesini açabilmekti okumak. Uzun yol kat etmiş bir arabanın deposunun dolmasıydı belki de. Bayram ziyaretinde unutulmayan huzurevi sakinlerinin duygularıydı okumak. Bir köpeğin delilerce şefkate boğulmasıydı. Eşinin doğumuna yetişmeye çalışan  Kerem Bey'in endişesiydi okumak. Fatma teyzenin kanseri yenen kızıydı okumak. Hasan amcanın zor durumdayken oğlu Efeye ayakkabı alabilmesiydi okumak. Okuldan çıkınca babasının onu almaya geldiğini gören Buse nin coşkusuydu okumak. Ve daha anlatamadığım bir çok hazzın tarifiydi okumak. Bir hüzündü okumak, bir aşk... Mehmet MOROĞLU  </description>
<link>https://www.antoloji.com/okumak-nedir-siiri/</link>
<guid>2905435</guid>
<pubDate>2018-10-26T14:49:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Moroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ne ağlarsın Gürünüm</title>
<description>Gürün her zamanki terkedilmişliğini üstünde tutuyor yine bir gün. Babam annem ve ben önce Eskibektaşlı( bizim köy) daha sonra sarıca ve aşağı çatkara olmak üzere köyleri ziyarete çıktık Bilirim eski heveslerin, mutlu oluşların hiç bir tadı kalmadı ama yine benim biçare gönlümde bir parçacık da olsa heyecan vardı. Hep oldu. Hep olmak istedi. Önce bizim köye vardık; hısım, akraba, eş dost gözetmeksizin hepsine uğradık, bir kaç içi bozulmuş hariç. Onlar dünyacıdır. Neyse.. Babam emmizadeleri ile sohbet halindeyken ben her zamanki bağrı yufkalığımı ve hiç bitmeyen vefa borcumu niyaz ettim. Ayaküstü dedeme uğradım. Bir bidon su ile. Her zamanki gibi yeller esiyor bıraktığı miraslarda: köyünde, kerpiçten evinde, ustalık eserleriyle ve geride bıraktığı torunuyla.. içeri girdim ve selam verdim. Rüzgar her zamanki gibi yabancıladı, Ali emminin eşeğide... Evin yolu ot dolu ve engebeliydi. Ve sonunda vardım. Dedem yatıyordu. Hiç ses etmedim ve yanına çöküp anlatmaya başladım. Dede, hayatın; varlığın ve yaşanmışlıkların hevesini, üzüntüsünü, yokluğunu ama bir o kadar da gerçek mutluluğunu yaşamış adam! Ne kadar şanslısın bir bilsen. O eski güzel günlerin şuan yerini kin ve nefretin aldığını bilsen, ah dede, çok şey kaybedildi.. saygı, hürmet, düzen, heves, mutluluk ve hazlar, terbiye ve sayamadığım bir yığın miras! Fazla yormak istemedim dedemi, belki üzülmüş olabilir. Ve ağladım.. sadece ağladım ve baktım. Neredeyse yarım saat ağladım. Daha fazla rahatsız etmek istemedim dedemi.. Kalktım ve toprağını suladım. Ve ayrıldım mezarının başından, Allahaısmarladık dedim ve yıkık değirmene gittim, orada devam ettim;çaresizliğe ağlamaya... Mehmet MOROĞLU </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-aglarsin-gurunum-siiri/</link>
<guid>2905434</guid>
<pubDate>2018-10-26T14:47:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Moroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Sen , ben ve olmayan biz</title>
<description>Beni böyle bırak bu mecrada Yine yalnız kaldım bu sevdada Anlaşamadım deli gönlümle Garipser bir eda ve soğuk havayla  Yine yazdım işte döktüm dertlerimi </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-ben-ve-olmayan-biz-siiri/</link>
<guid>2648257</guid>
<pubDate>2018-06-22T18:39:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Moroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kır atlı öksüz</title>
<description> Gözlerim kan ağlar şefkatten yoksun Kalamam bura da gör ki ne zulüm bekler Kimseler duymasın, sen burda yoksun Yüreğim merhametin nicesini ister  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kir-atli-oksuz-siiri/</link>
<guid>2485313</guid>
<pubDate>2018-05-11T13:59:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Moroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Gurbet elde Sivas</title>
<description>Gurbet elden dönemedim Ben köyümü göremedim Yar uzakta sevemedim Bir aşk mıydı bilemedim  Anadolu'yu tadamadım </description>
<link>https://www.antoloji.com/gurbet-elde-sivas-siiri/</link>
<guid>2480094</guid>
<pubDate>2018-04-29T10:53:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Moroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Koca dağlar ağlar ise</title>
<description>Kızıl bir sevgi vardı burada, Güller soldu bela doldu. Ne buhrandı koca dağlarda, Aşk öldü, duman doldu.  Bir satırdı sonu geldi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/koca-daglar-aglar-ise-siiri/</link>
<guid>2480088</guid>
<pubDate>2018-04-29T10:44:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Moroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Sor beni</title>
<description>Seher gülü geçti benden Yar ömrümü aldı benden Sen gideli düştüm dilden Beni dağlara sor şimdi  Sordum seni dala güle </description>
<link>https://www.antoloji.com/sor-beni-106-siiri/</link>
<guid>2480087</guid>
<pubDate>2018-04-29T10:34:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Moroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Yoldan gayrı</title>
<description>Bir garip mecrada düşünedurdum İsmim, benliğim dahi hatırlamaz oldum Vazgeçtim benden deviredurdum Şimdi benden neyim kaldı?  Hasbihal ettim yolunan kendiminen </description>
<link>https://www.antoloji.com/yoldan-gayri-siiri/</link>
<guid>2480078</guid>
<pubDate>2018-04-29T10:09:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Moroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kim senin yerin tutar?</title>
<description> Düşler dünyasında ben sana vuruldum Garbın ahvalinde ben sana tutuldum Sevginin  ortasında savruldum durdum Ne bir vefa gördüm ve yandım durdum  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kim-senin-yerin-tutar-siiri/</link>
<guid>2480064</guid>
<pubDate>2018-04-29T09:12:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Moroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kayıp Ecdad</title>
<description>Çehreler kan dolu neferler yürek Ansızın kurtuluş Anadoluya gerek Ne şehitler verildi ne bin bir emek Allah yolunda canlar,can vermek gerek Kurtuluş biletin kanından geçer Kal burda desem kılıçtan geçer </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayip-ecdad-siiri/</link>
<guid>2479281</guid>
<pubDate>2018-04-27T09:02:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Moroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Koca Reis 2</title>
<description> Üşüştü başına çakal sürüsü Şeref timsali dava törpüsü Üstüne büründü soğuk örtüsü Yanımda kal üşüyorum reis Onu hatırlar soğuk rüzgarlar </description>
<link>https://www.antoloji.com/koca-reis-2-2-siiri/</link>
<guid>2479220</guid>
<pubDate>2018-04-26T23:50:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Moroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Koca Reis 1</title>
<description>KOCA REİS 1  Mert bir adam tanıdım yüreği güzel Unutulanlar köprüsünde onu da gördüm Hilal uğruna can veren yiğit bir bayrak idi Sinalar da kayboldu nurlar içinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/koca-reis-1-siiri/</link>
<guid>2479190</guid>
<pubDate>2018-04-26T22:07:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Moroğlu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
