<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Mehmet Esat Hala&#231;oğlu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Azerbaycan Destanı</title>
<description>Bakarsak geçmişe görürüz
Karabağ’da ölen şehitler bizim.
Nasıl yanmasın buna özümüz
Dünya tarihindeki imzalar bizim.

Karabağ’da ne çok katliam oldu
Kadınlar, yaşlılar, çocuklar öldü
Nice evlerin gülü, açmadan soldu
Orada tüm yanan yürekler bizim.

Ne insan hakları gördü, ne başka biri
Atalım içimizden bu vahşetten kiri
Kimi tecavüz gördü, kimi gömüldü diri
Orada akan kanlı gözyaşı bizim.

Azerbaycan’da yaşar Türklüğün özü
Hala durur Yavuzun atının izi
Bölmek isterler kanmayalım bizi
Üç kıtada sızlayan kemikler bizim.

İnsanlıktan çıkmış çocuk öldüren
Düşmanın ta kendisi yurda saldıran
Yok olacak elbet bizi kızdıran
Düşman üstüne yağan beddua bizim.


Türkün Türk’ten başka dostu olamaz
Birlik olsak önümüzde kimse duramaz
Uyan artık Türk Dünyası, artık uyunmaz
Şehit olan insanlar, yok edilen soy bizim.

Bakın şöyle dünyaya kim çekiyor acı
Müslüman Türk ölür, onlar takar tacı
Birlik olmaktır bilin, bunun tek ilacı
Karabağ, kurutulan Urmu gölü bizim.

Halaçoğluyum da kalmadı halim
Azerbaycan’da açan ey gonca gülüm
Semalara yükselir elim, Allah der dilim
Bundan gayri kabul olacak, dualar bizim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/azerbaycan-destani-siiri/</link>
<guid>1701025</guid>
<pubDate>2012-04-05T09:14:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Anlamsız</title>
<description>Sen gittin buradan ay yüzlü yarim,
Bu yollar anlamsız, şehir anlamsız.
Ne uykumun tadı var ne yemek yerim
Nefesim anlamsız, gülmem anlamsız.

Gonca güller benzerdi kızıl dudağına
Her sevda çıkardı, sevgi durağına
Dalınca uykuya girip yatağına
Gerçekler anlamsız, rüya anlamsız.

Senmişsin meğer hayatın; tadı, tuzu
Bakışın eritir kayayı, buzu
Seninle yaşadım  baharı, yazı
Sensiz hayat anlamsız, ölüm anlamsız.

Kalbimde aşkın var, dilimde adın
Doyulmaz kokunla benzersiz tadın
Ömrüme yoldaş olan ey güzel kadın
İnsanlar anlamsız, sevgi anlamsız.

Senmişsin hayatıma anlamı veren
Yalansız bir aşkla kalbime giren
Aniden bir sabah yanımdan giden
Gitmeler anlamsız, gelmen anlamsız.

Son kez yazdı kalemim, konuştu dilim
Boşluğa uzandı bu yorgun elim
Seni hep sevdim, seveceğim balım
Senle her şey anlamlı; Sensiz anlamsız.

08.06.2010 </description>
<link>https://www.antoloji.com/anlamsiz-89-siiri/</link>
<guid>1701023</guid>
<pubDate>2012-04-05T09:12:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Vazgeçmem</title>
<description>Üç günlük dünya da mal mülk için
Vazgeçmem sevdamdan vazgeçmem! 
Vatanım uğruna durdurulsa geçim
Vazgeçmem bayrağımdan vazgeçmem…

Kalbim bayrak aşkına çarpar
Gün geçtikçe çilelerim artar
Birilerine sözlerim çok batar
Vazgeçmem dilimden vazgeçmem! 

Ambarımı erzak ile doldursalar
Evime tonlarca kömür yığsalar
Bana makam verecek olsalar
Vazgeçmem ülkümden vazgeçmem! 

Oğuzlardan gelme Türk oğlu Türküm
Kırkı geçti yaşım kalmadı korkum
Halaçoğlu soyum Avşardır ırkım
Vazgeçmem aslımdan vazgeçmem! 

04.04.2012 </description>
<link>https://www.antoloji.com/vazgecmem-17-siiri/</link>
<guid>1701022</guid>
<pubDate>2012-04-05T09:10:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Bana Bir Merhaba De Ağzın Yorulmaz…</title>
<description>Ey ay yüzlü yar geldim uzaktan
Bana bir merhaba de, ağzın yorulmaz.
Kurtulurum belki yanlış tuzaktan
Bana bir merhaba de, ağzın yorulmaz.

Yaşadıkça insan aşktan vazgeçmez
Seven kalp sevdiğini bilerek üzmez
Bizim elde karşılaşan selamı kesmez
Bana bir merhaba de, ağzın yorulmaz.

Sen söyleme, gözlerinden anlarım seni
Dudak kızıl, saçlar sarı,mehtap gibi teni
Sende şayet bir bakışta anlarsan beni
Bana bir merhaba de, ağzın yorulmaz.

Hayatta iki ayrılık vardır ki, acısı kesin
Biri aşktır, biri vatan, bunu da bilesin
Bu kadar dil döktüm daha ne beklersin
Bana bir merhaba de, ağzın yorulmaz.

Halaçoğlu’luyumda sesimi duymayın
Şeytan güzel der amma ona uymayın
Gelemem, yoluna döşenmiş mayın
Bana bir merhaba de, ağzın yorulmaz.

04.04.2012 </description>
<link>https://www.antoloji.com/bana-bir-merhaba-de-agzin-yorulmaz-siiri/</link>
<guid>1701021</guid>
<pubDate>2012-04-05T09:08:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Rize’nin Hali</title>
<description>Rize’ye gelince gönlüm şad oldu,
Yeşili bir başka, yağmuru başka.
İçime hüzünle yorgunluk doldu
Özlemi bir başka, hasreti başka.

Dört gün geçti aradan yağdı hep yağmur
Yağdı ama etrafa dolmadı çamur
Çayı, bezi hem de satılır hamur
Güneşi bir başka, havası başka.

Dostluklar oluştu, kültür birleşti
Edirne, Kars, Adana hepsi eşleşti 
Öğretmenler kursta bilgi paylaştı
Rize’nin halleri, dilleri başka.

Hizmet içi dedik toplandık burada
Fayda olsun dedik, memleket yurda
Çok şeyler öğrendik güzel diyarda
Kursiyeri, hocası, müdürü başka.
 
Halaçoğludur namım bilin
Mutlu olun, şad olun, gülün
Niğde diyarına buyurup gelin
Çayeli bir başka, dostluğu başka.


Mehmet Esat HALAÇOĞLU
16/07/2009 </description>
<link>https://www.antoloji.com/rize-nin-hali-siiri/</link>
<guid>1694326</guid>
<pubDate>2012-03-19T19:03:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Niğdem</title>
<description>Çevresi bağlarla dolu
Şirin ilim Niğdemsin
Geçmişten geliyor yolu
Şirin ilim Niğdemsin.

Tarih yüklü dağın taşın
Soğuk geçer kara kışın
Bulunmaz ki senin eşin
Şirin ilim Niğdemsin.

Tarih kokar yelin senin
Anlatırdın olsa dilin
Gelişiyor hergün bilim
Şirin ilim Niğdemsin.

İnsanları sıcak kanlı
Haksızlıkta delikanlı
Onurlu ve de şanlı
Şirin ilim Niğdemsin.

Sözcüklere sığdıramam
Hiç kimseyi kandıramam
Roman yazsam anlatamam
Şirin ilim Niğdemsin.

Eğitimde atak yapan
Tarımıyla destek katan
Toprağında şehit yatan
Şirin ilim niğdemsin.

Halaçoğlu benim ünüm
Çiçeklerden sensin gülüm
Hem gecemsin hemde günüm
Şirin ilim Niğdemsin.

15.09.2011 / 00:20

M. Esat HALAÇOĞLU </description>
<link>https://www.antoloji.com/nigdem-siiri/</link>
<guid>1694325</guid>
<pubDate>2012-03-19T19:02:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Çanakkale’nin Şanlı Destanı</title>
<description>Çanakkale,
Savaşlar içinde ey şanlı derya,
Zaferinle duydu kahramanlığı dünya! 
Adında saklı gizemin, aşılmaz kale
Bir destandır tarihte Çanakkale…

Dedem anlatırken izlerim gözlerinde,
Heyecanla kavrulmuş sözlerinde; 
Birer birer batar mayına çarpan gemi
Anlatırken görmelisiniz dedemi.
Gözünde canlanır birden Seyit Onbaşı,
“Yarab mahçup etme” derken gözünden akan yaşı! 
Sırtına almış da bir dağ gibi mermiyi
Vuruyor karşısında duran gemiyi.

Şanlı asker etten duvar olmuş siperde
Kapanıyor gözleri, onlar için son perde.
Onbeş yaşındaki çocuk savaştan ne anlar demeden,
Sesi yükseliyor aslan gibi cepheden! 

Düşman anladı ki; Çanakkale geçilmez,
Bu vatan için kefen biçilmez! 
Tek Türk kalıncaya kadar durmaz nefesler
Tek karış toprak için kesilmez sesler.

Kalemleri doldurdu atalarımın şerefli kanı
Silinmez şekilde yazıldı Çanakkale’nin şanlı destanı…


M.Esat  HALAÇOĞLU </description>
<link>https://www.antoloji.com/canakkale-nin-sanli-destani-siiri/</link>
<guid>1694324</guid>
<pubDate>2012-03-19T18:44:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Figan</title>
<description>Çocuk, Sessiz çığlıklarını haykırdı gözlerinden; “Hani biz çocuktuk… ne anlarız savaştan? ” Dumanlar arasına karıştı figanı Silahın namlusundan çıkan kurşunun Sesine karıştı hıçkırıkları.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/figan-33-siiri/</link>
<guid>1598562</guid>
<pubDate>2011-08-15T01:21:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 <item>
<title> Şehidim</title>
<description>Aziz ülkem, Türkiye’m, cennetim, Atalardan yegane emanetim. Senin için dökülen kanlarımız bayraktır Leş desem PKK’ya, müstahaktır. Vatanın dört yanında yüreklerde ateş O yanan yüreklerde sen yaşıyorsun kardeş. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sehidim-106-siiri/</link>
<guid>1412671</guid>
<pubDate>2010-06-23T21:52:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Her On Kasımın Gelişinde</title>
<description>Senin Gök mavisi Gözlerinde saklıydı deniz. Saçlarının sarısında Çukurova’mın buğdayları…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/her-on-kasimin-gelisinde-siiri/</link>
<guid>1097505</guid>
<pubDate>2009-01-09T00:50:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Elinde Pembe Gül Mehmedim</title>
<description>Yürüyorsun Mehmedim Bu sonbahar gününde. Kafanda düşüncelerin, Kalbinde sevgin Ve elinde pembe gülünle.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/elinde-pembe-gul-mehmedim-siiri/</link>
<guid>1097504</guid>
<pubDate>2009-01-09T00:48:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Alışılmamış Vaktin Sevdası</title>
<description>Bu gece Akşamın eşsiz karanlıkları sevdalı Bu gece Bütün duygularımın horat ettiği bir gece bu. Yaşanmış acıların yapışkan tutkusu Birer birer terk ediyor saçlarımın telini </description>
<link>https://www.antoloji.com/alisilmamis-vaktin-sevdasi-siiri/</link>
<guid>1097503</guid>
<pubDate>2009-01-09T00:46:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Türk Kadını</title>
<description>Tarihten unutulmaz bir yaprak Kağnı başındaki Türk Kadını. Her aklıma gelişinde ağlayarak Defalarca tekrarlarım adını.  Bir yerde 'Şerife Bacı'dır adın </description>
<link>https://www.antoloji.com/turk-kadini-9-siiri/</link>
<guid>1097500</guid>
<pubDate>2009-01-09T00:44:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Filistin Yanıyor,Yurdum Ağlıyor</title>
<description>Bir yangın çıkmış Müslim ellerde Filistin ağlıyor, gönlüm ağlıyor. Dualar yükselsin aman dillerde Filistin ağlıyor, gönlüm ağlıyor.  Güneş doğmaz oldu, her yer karanlık, </description>
<link>https://www.antoloji.com/filistin-yaniyor-yurdum-agliyor-siiri/</link>
<guid>1097499</guid>
<pubDate>2009-01-09T00:40:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Beni Sorarsan</title>
<description>Beni sorarsan Ben yine eski benim. Anadolulu çocuğu ruhumla, Öz mü öz, aynı duyguyla köylüyüm. Hiç bir şey kaybetmedim eskilerden Yine düğünlerim davullu zurnalı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/beni-sorarsan-2-siiri/</link>
<guid>706997</guid>
<pubDate>2007-04-03T20:55:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Annemin Ardından</title>
<description>1994 yılında vefaat eden Canım Anama ithaf olunur.  Dilinde dua, gözünde yaşla Kalk anne mezarından bak oğlun geldi. Sana feda ettiği bu çileli başla Kalk anne mezarından bak oğlun geldi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/annemin-ardindan-3-siiri/</link>
<guid>706992</guid>
<pubDate>2007-04-03T20:48:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Esat Halaçoğlu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
