<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Mehmet Er Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Diyet </title>
<description>elif lam mim  doğu’ya...    </description>
<link>https://www.antoloji.com/diyet-62-siiri/</link>
<guid>2335163</guid>
<pubDate>2017-03-24T01:07:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Er</author>
</item>
 <item>
<title>Çargah  </title>
<description>sonra bir masal olarak başlayabilirdik  masumiyetini yitirdiğimiz şeylerin ezbere alınamayan alfabesinde ki gerçek kılardı ancak, dibine kadar kirlenmişlik taşıyan bu kara illüzyon anlatısında bizi özgürlüğe okur-yazar </description>
<link>https://www.antoloji.com/cargah-siiri/</link>
<guid>2334418</guid>
<pubDate>2017-03-23T00:03:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Er</author>
</item>
 <item>
<title>Jazz Takvimi </title>
<description>ok hoşnut olma zamanı değil yerel rüzgarlardan alkolün damıtılmamış hallerini reaksiyon sıfatlarında yine esrik isimlerin önüne getirerek frijit tamlamalar yaratmak için kapitalist kokuları parfüme eden ereksiyonlardan sermaye kazanmadan sevebilmek adına atm kuyruğunda bekleşen kadınların kasıklarında esen yıldız ve lodostan kurtarılmış özgür takıntılarını </description>
<link>https://www.antoloji.com/jazz-takvimi-siiri/</link>
<guid>2333299</guid>
<pubDate>2017-03-21T18:52:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Er</author>
</item>
 <item>
<title>Zamirler İmparatora </title>
<description>ölü bir tanrı-kral sırtüstü yatıyordu yeşil bir höyüğün rahminde saçları boğulmuş kadınları ve çakır dikenleriyle sepyalanmıştı mermer sütunları kurtlu bir alıç olarak doğuyordu yeniden unutulmuş bir takvimin gündönümünde </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamirler-imparatora-siiri/</link>
<guid>2333067</guid>
<pubDate>2017-03-21T02:21:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Er</author>
</item>
 <item>
<title>Siyaha Beyaz Çağrışımlar  </title>
<description>sadece gecenin siyah bir pozuydu cüzdanda kalan fotoğrafların yitik çağından firariydi sözlüklerin hapishanesinden müebbet, bir kaç ölü kelime hiç bir iz yoktu </description>
<link>https://www.antoloji.com/siyaha-beyaz-cagrisimlar-siiri/</link>
<guid>2333066</guid>
<pubDate>2017-03-21T02:20:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Er</author>
</item>
 <item>
<title>Epik Savrulmalar Usta Yalanlara </title>
<description>zaman baslıyor tum ihtisamıyla bilmedigimiz bir yerden/tum ihtisamıyla sarıyor merhabalı olumleri!/ omrunun son gununu cansız olarak yasayan bir lale kadar buruk gokyuzu/aska kehanetlerden ruhunu deltalara veren bir sizofren kadar eskiyiz simdi aşka/ neden yokluktan geciyor varlıgın en delişmen yanları?/ sevismeler kadar anlamı derin tenezzuller biriktiriyor bilincim/ usumda ayrılıkların altı cizilmis sahaf baskıları/ yıllarca acılmamıs bir kitap olarak gelmek ölümden sonra yeniden ve yine, kokusunu ve tozlarını emmek zamanın en dişi yerinden/ onulmaz yaralara oylum dertler ekleyerek varolus sancısına bagırmak duvarlara: yalnızlık; ustaca yasamaktır zamanı tek başına.  belleğim, sevgili belleğim, o kadar yok ki hersey aslında şehvani arsızlıklar kadar namuslu ben olabilmek farz olan tüm ayrıntılarda </description>
<link>https://www.antoloji.com/epik-savrulmalar-usta-yalanlara-siiri/</link>
<guid>2332941</guid>
<pubDate>2017-03-20T19:44:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Er</author>
</item>
 <item>
<title>Geçmiş Zaman Ağıdı</title>
<description>Senin yoktu kara saçların Atını koyvermiş bir rüzgarda savurduğun yolumu Nerde yitirdiğimi bilemedim-di Birikinti ve tuzlu ay gecelerde Yırtıcı ve atmaca Bir alem konardı </description>
<link>https://www.antoloji.com/gecmis-zaman-agidi-siiri/</link>
<guid>1651959</guid>
<pubDate>2011-12-21T23:26:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Er</author>
</item>
 <item>
<title>Olimpos</title>
<description>benzer bir yaraydı kabuğunun içinde
sedef krizalit ve sarhoşluk
rastın modern alaşımı
bilmiyorum… sirrus saçlarına benzer bir mevsimde
oriondan bir puzzle sunuyordu vitrinler
metropol gökadalar ve yerelliğini kimyasallamış cüce galaksiler
yıllanmış metallerin arasından sarhoş pegasuslarla göçüyordu bazıları
sarışındılar evet kara benizli
düşlerimde saf tutardılar
azılı bir saç avcısıydım o zamanlar
beş dakikalık mahlaslar takınırdım
kuyucu karanlık paşa ve geveze göçerlerle koyuluklar arardım
bildirmezdim içimdeki kaçağı
bilirdim peşimdeydi eylül –ekim, haziran pazartesi ve salı 
deri ceketlerle uçardım helyuma karşı 
anladınız mı? 

oysa ne kadar onursuzdu empatlar 
ve obruklar ne kadar da yardımcı
tanrımın yüzü damlardı kalkerden
argosuydu hayatın iyi giyimli agorakorkaklar
ülker derdim onlara Kervankıran
başsız üçgenler,yıldızı yitmiş beşgenler,beli kırık dik-dörtgenler
daha neler…
ergenliğinde bir kentin en karanlık yeri desem bilir misiniz? 
realist rüyaların bilerekten görüldüğü o hacimli mekanı
istemiyorum sözlerimin üstünü
farz-ı misal bir impala toynağından yaralı
iyi niyetini giymiş günahının üstüne
kana kana benzin içmiş
vardı bunda da bir oyun
boş verin! 


biliyordun korkuyordunuz hemofiliden 
dikeni batırmak değildi marifet
kanayacak bir gün demiştim boşluğun o muazzam tanrısına

kanadınız mı? </description>
<link>https://www.antoloji.com/olimpos-4-siiri/</link>
<guid>1638163</guid>
<pubDate>2011-11-20T17:09:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Er</author>
</item>
 <item>
<title>Sağrısında Dumanın</title>
<description>Ağır yaralıydı işte ciğerinden o çelebi peygamber
moteller arayan ulaklar 
kaygusuz havarilerle
vaat edilmiş uykuların toprağından  geçiyordu 
o sayısal ayet

köşebaşları beton obaların 
kaldırımların kanserli dokusu
arsız bir unutkanlığa tutulmuştu
sarışın epidemi –zehir elementi
yalnızlığın o ilk arkesi
evlerle birlikte evriliyordu ataları duyguların
elleri ne kadar büyüktü çocukların

eşsesli cümleler kuruyordu hiçiz kardeşler
bendirler vurulurken uyku girişlerinde
içmişken o nikotinli badeyi
duygusal ilaçlarla intihar ederdi her gece
karasal musonları ay takvimlerinde
ve ağır ağır sürerdi ıssızlarda
radyo-televizyonun  titrek savaşları
gözlerinden vurgun yerdi derinliğinde görüntülerin
hızır sendromlu
o soylu mimarları saydam tonozların
takke ve kasketlerle korunurdu bu migrenden
o dinlendirici karanlıklar yoktu…
hızlandıkça semahı arabaların
biraz daha yavaştı zaman
bilseydim hangi iklimlerin ürünüydü? 
terra rossa ve Kızılırmak
ışığın dikitleri 
toprağın kırkıncı yası kırkikindileri
filizkıranlar ayazların bakıları
yoksunluğun ebced hesabı
ve var olması zerdali ile bademin

yatağanıyla birlikte uyuyordu o veli
ezgisizliğe mahkum ediliydi-
düşlerinde kol  gezen yeşil aztek medeniyeti

Özlemek? 
bir damla kanlı parmak izi iki kaşımın arasında
büyük toprak soykırımı
gelinciklerin krematoryumu
siktir edilmiş anızlar
anızlar ki karaşın anızlar ki mitoloji
büyük tutulmaların diğer yarısında
ulu ve uslu 
kafa derisine çizilmiş bir Orta Anadolu

hatırlanmayan rüyalarda görülmüş yüzü yaradanın 
belleğin amel defteri 
safkan eylüllerde batmıştır artık
o paslı Hitit güneşi </description>
<link>https://www.antoloji.com/sagrisinda-dumanin-siiri/</link>
<guid>1638155</guid>
<pubDate>2011-11-20T16:39:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Er</author>
</item>
 </channel>
</rss>
